Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/484 E. 2026/1649 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/484
Karar No
2026/1649
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2024/484 Esas

KARAR NO:2026/1649 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ(Kapatılan)Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

NUMARASI:2022/663 Esas- 2023/1084 Karar

TARİH :27/11/2023

BİRLEŞEN DAVA:İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)

KARAR TARİHİ:24/09/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

DAVA:Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından 15/10/2018 tarihinde... (ABD) şirketine gönderilmek üzere 1 kap içerisinde 10 adet orkestra zilinin davalı şirkete teslim edilmesi gerekirken sehven 3 kap, 2 zil kolisi ve 1 taşıma çantasından oluşan çuvalın teslim edildiğini, davalı tarafından konşimentoya 3 kap yazılarak teslim alındığını, kolilerin üstünde varış noktası Polonya olarak yazmasına rağmen ve taşıma faturasında ürünün içeriği ile taşınan ürün adedi, mal bedeli farklı olmasına rağmen davalı şirket görevlisinin dikkatli davranmadığını ve 1 kap eşya yerine 3 kap eşyayı teslim aldığını, bu durumun fark edilmesi üzerine davalı şirkete haber verildiğini, söz konusu malların ... Şirketine (ABD) yollanmaması ve iadesinin talep edildiğini, davalı tarafından bu talep olumlu karşılanmasına rağmen malların ... Şirketinin (ABD) posta kutusuna bırakılarak teslim edildiğini, malların bu şirketten kendilerine iade edildiğini, dava şirketin müvekkiline hizmet bedeli olarak 5.846,44 TL fatura kestiğini, müvekkilinin faturayı kabul etmediğini, Polonya'ya teslim edilmesi gereken ve özel üretim olan zillerin iade edildikten sonra Türkiye'ye geldiğini ancak malların çıkışı davalı tarafından usulüne uygun şekilde yapılmadığından gümrükte kaldığını ve Devlet malı sayıldığını, sonuç olarak bu müzik aletlerinin geri alınamadığını ve yeniden üretilerek Polonya'daki alıcısına teslim edildiğini, bu süreçte ... Şirketi ile müvekkilinin ilişkisinin zedelendiğini ve söz konusu müşterisini kaybettiğini beyanla söz konusu mallların bedeli olan 17.703,15 TL bedelin olay tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin “...“ logosu ile yurt içi ve yurt dışı paket ve kargo taşımacılığı işi ile iştigal etmekte olduğunu, müvekkili şirket ile davalı/borçlu şirket arasında 07.06.2016 tanzim tarihli taşıma sözleşmesinin akdedilmiş olduğunu, müvekkili şirketin, işbu taşıma sözleşmesine istinaden davalı borçlu şirkete ait gönderileri, paketleri ve kargoları taşıdığını, müvekkili şirketin hak kazandığı taşıma ücretinin müvekkili şirket tarafından tanzim edilen navlun faturaları ile tahakkuk ettirilmiş olduğunu, davalı borçlu şirketin, müvekkili şirketin tanzim ettiği taşıma ücreti faturaları tutarından 34.345,11 TL'sini ödemediğini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından davalı borçlu şirkete gönderilen 01.03.2019 tarihli e-mail ekindeki 01.03.2019 tarihli yazı ile bakiye borcun ( 3 ) iş günü içinde ödenmesi aksi takdirde tahsilini temin bakımından yasal yollara başvurulacağı, icra takibine girişileceği, bu durumda tekmil yargılama gideri ve avukatlık ücretinin kendilerine yükletileceği hususları belirtilerek bakiye borcun ödenmesi talep ve ihtar edilmesine rağmen bakiye 34.345,11 TL'nin ödenmediğini, bu nedenle alacağın tahsilini teminen 27.03.209 tarihinde Bakırköy 12. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile davalı borçlu şirket aleyhine icra takibine girişildiğini, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini, icra kılınacak yargılama neticesinde, müvekkili şirketin icra takip tarihi itibarı ile davalı borçlu şirketten icra takibine konu edilen 34.345,11 TL tutarında bakiye taşıma ücreti alacağının bulunduğunun sübut bulacağını beyanla davalı borçlu şirketin Bakırköy 12. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takibine vaki itirazının iptaline, icra takibinin aynen devamına, icra takibine haksız yere itiraz eden davalı borçlu şirketin icra takip tutarının % 20'si oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı borçlu şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketin taşımasını üstlendiği gönderilerin, gönderen davacı tarafından ürün / mal olarak değil, paketlenmiş / ambalajlanmış, kargo haline getirilmiş olarak müvekkili şirkete teslim edildiğini, uluslararası bir taşıma söz konusu olduğundan uygulanması gereken Montreal Sözleşmesi maddeleri uyarınca belge içeriğinin ve taşınan kargoyu takip eden diğer belgelerin doğruluğundan gönderenin sorumlu olduğunu, taşıyıcının bu sebeplerle zarar görmesi halinde zararın gönderen tarafından karşılanacağını, müvekkilinin paketleri açıp içindeki ürünler ile gönderiyi takip eden mal faturasını karşılaştırmak gibi her hangi bir yükümlülüğünün bulunmadığını, davacı tarafından hatanın kendilerinden kaynaklandığının açık bir şekilde ikrar edildiğini, davacı şirket tarafından yapılan hatanın fark edildiği ve müvekkiline bildirildiği tarihte gönderinin Türkiye'den çıkmış olduğu ve Almanya aktarma merkezinde tutulmaya çalışılmış ise de, burada tutulamadığını ve ABD'ye gönderildiğini, ABD Gümrüğü'nden geçirilerek teslim edildiğini ve bundan sonra alıcı, davacı ve müvekkili arasında yapılan görüşmeler neticesinde gönderinin yeniden Türkiye'ye müvekkili tarafından taşındığını, Türkiye Gümrüğü'ne getirildiğinin davacıya bildirildiğini, tahakkuk ettirilen gümrük vergilerinin davacı tarafından ödenmediğini, bu hususta müvekkiline herhangi bir sorumluluk yüklenemeyeceğini ve davacının talep ettiği tutarın haksız olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:Mahkemece; adıl davanın, davalının hatalı taşıma yaptığı iddiası ile taşımaya konu malların bedelinin tahsili talebine, birleşen davanın ise, ticari ilişki olduğu iddiası ile taşıma sözleşmesinden kaynaklı alacağa dair yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı talebine ilişkin olduğu, asıl davada, davacı yanlış taşıma ve yanlış taşınan ürünlerden kaynaklı zarar ziyanının tazminini talep etmişse de, esasen, taşımadaki hatanın, yük senedinin hatalı düzenlenmesinden kaynaklandığı, taşıma konusu malların Polonya’ya gönderilmesi gerekirken, hatalı olarak ABD yükü olarak sevk edildiği, davaya konu taşımanın 1999-Montreal Konvansiyonu hükümlerine tabi olduğu, Konvansiyon m.7/4 hükmü incelendiğinde, taşıma senedi kayıtları ve yükün kayıtlarla uyumluluğunun gönderen davacının yükümlülüğü altında olduğunun anlaşıldığı, davacı yanca beyan ve kabul edildiği üzere; 15.10.2018 tarihinde ... şirketine (ABD) gönderilmek üzere 1 kap içerisinde 10 adet orkestra zilinin davalı şirkete taşıma için teslim edilmesi gerekirken, sehven 3 kap, 2 zil kolisi ve1 taşıma çantası çuvalının davalıya teslim edildiği, davalı yetkilisinin ... nolu konşimentoya kendi el yazısı ile 3 kap yazarak malları teslim aldığı ve taşımayı da buna göre yürüttüğü, bu durumda, taşıma senedinin içerik itibarı ile yanlış düzenlenmesi ve yanlış yükün ABD’ye gönderilmesinden kaynaklı zararların davalının sorumluluğunda olmayacağı, davacının kendi kusuru ile oluşan zarara katlanması gerektiği;Birleşen davada ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde olup, tarafların iddiaları doğrultusunda delilleri toplanarak defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı ve rapor alındığı,raporda incelenen davacı defterlerine göre davacının davalıdan faturalar karşılığında 34.345,11 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalı tarafın ticari defterlerini incelemeye sunmadığı ve defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK'nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğu, bu nedenle sunulmayan ticari defterlerde davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığı,davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının lehine delil oluşturduğunun kabulü gerektiği, davacının ticari defter kayıtları ile alacağın varlığını ispatladığı, fatura teslim olgusunun artık ispatının gerekmeyeceği gerekçesi ile asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı-birleşen davada davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

DAVACI- BİRLEŞEN DAVADA DAVALI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;Mahkemece alınan bilirkişi raporunda müvekkilinin alacağı konusunda herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı, yalnızca birleşen davada davacının talepleri yönünden inceleme yapıldığı, bilirkişi raporunun Mahkeme ara kararına ve HMK'nın 279/4 maddesine aykırı olduğu, bilirkişi heyetince raporda hukuki değerlendirme yapıldığı, Mahkemece rapora itirazlarının dikkate alınmadığı, Mahkemece asıl davanın reddine dair verilen kararın gerekçesinin kabul edilemeyeceği, müvekkili tarafından yanlış malların yanlış kişiye gönderildiğinin fark edilmesi üzerine davalı-birleşen davada davacı ile iletişime geçildiği ve defalarca malların ABD'ye gönderilmemesi ve iade edilmesinin talep edildiği, bu taleplere rağmen Almanya'da bulunan malların davalı-birleşen davada davacı tarafından ABD'ye taşındığı, davalı -birleşen davada davacının bu konuda kusurlu olduğu, bilirkişi raporunda bu hususun değerlendirilmediği ve Mahkemece de dikkate alınmadığı, birleşen davada verilen kararın da hatalı olduğu, davalı-birleşen davada davacının müvekkilinin ikaz ve talimatlarına rağmen taşımayı durdurmadığı, bu uyarı ve ikazları dikkate almadığı, bu nedenle taşıma ücreti talep edemeyeceği, bu sebeplerle kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Asıl dava, davalı taşıyıcının, taşıma sırasında verilen talimatlara aykırı davrandığı ve taşıma konusu malların zayi olduğundan bahisle tazminat, birleşen dava, taşıma sözleşmesinden doğan bakiye alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiş, karara karşı asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosya kapsamından; taraflar arasında 09/06/2016 tarihli taşıma sözleşmesinin imzalandığı ve bu şekilde ticari ilişkininin başladığı, asıl davada davacı tarafından; davalı taşıyıcıya, ABD'deki alıcı şirkete gönderilmek üzere taşınması için teslim edilen malların esasen Polonya'daki başka bir alıcıya gönderilecek mallar olduğu ve ABD'deki alıcı şirkete bir kap mal gönderilmesi gerekirken yanlışlıkla 3 kap mal gönderildiği, bu hususun fark edilmesi üzerine davalı taşıyıcıdan taşımanın durdurulması ve malların iadesinin talep edildiği, davalı taşıyıcının talimat ve ikazlara rağmen taşımayı tamamladığı ve ABD'deki alıcıya malları teslim ettiği, ABD'deki alıcı şirket tarafından malların iade edildiği ve davalı tarafından taşınarak Türkiye Gümrüğü'ne getirildiği ancak davalının gümrükten çıkış işlemlerini hatalı yapmış olması sebebiyle malların gümrükten alınamadığı ve aynı malların yeniden üretilerek Polonya'daki alıcısına teslim edildiği, davalının zayi olan mal bedelinden sorumlu olduğu iddia edilerek tazminat talep edildiği, birleşen davada ise; davacı taşıyıcının, taraflar arasındaki taşıma ilişkisinden doğan bakiye hesap alacağının tahsilini talep ettiği, Mahkemece Dairemizin kaldırma kararından önce davalı-birleşen davada davacı şirketin ticari defterleri ve sunulan taşıma belgeleri ile faturalar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alındığı, düzenlenen heyet bilirkişi raporunda; davacı-birleşen davada davalının ticari defterlerini incelemeye ibraz etmediği, davalı-birleşen davada davacının kendi defterlerine göre takip tarihinde davacı-birleşen davada davalıdan 34.345,11 TL alacaklı olduğu, alacağın ödenmeyen 5 adet taşıma faturasından kaynaklandığı ve davalı-birleşen davada davacı tarafından sunulan taşıma belgelerinden söz konusu faturalara konu hizmetlerin yerine getirildiğinin anlaşıldığı, bu taşımalardan ikisinin asıl davaya konu olan Türkiye'den ABD'ye ve ABD'den tekrar Türkiye'ye yapılan taşımalara ilişkin olduğunun tespit edildiği, Dairemizin kaldırma kararından sonra alınan heyet bilirkişi raporunda, asıl davada davacının Montreal Konvansiyonu hükümleri uyarınca tazminat talep hakkının bulunmadığının değerlendirildiği, Mahkemece her iki rapor hükme esas alınarak asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.Asıl ve birleşen davaya konu uyuşmazlığın çözümünde, öncelikle taraflar arasında imzalanan taşıma sözleşmesi hükümlerinin, bu sözleşmede hüküm bulunmayan hallerde ise asıl davaya konu taşıma Türkiye ile ABD arasında havayolu ile yapıldığı, yani uluslararası bir taşıma söz konusu olduğundan, her iki ülkenin de taraf olduğu Montreal Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Taraflar arasında, asıl davaya konu taşımanın davacı tarafından düzenlenen taşıma senedine göre yapıldığı, yani davacının bizzat düzenlediği taşıma senedinde alıcıyı, taşınacak kap adedini belirttiği, taşıma senedinde belirtilen malların ABD'ye taşındığı ve taşıma senedinde gösterilen alıcısına teslim edildiği, alıcısı tarafından iade edilmesi üzerine davalı tarafından yeniden ABD'den Türkiye'ye taşındığı ve ...'ne getirildiği konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı taraf, malların ...'nden alınamadığını, yeniden üretilerek Polonya'daki alıcısına teslim edildiğini, bu şekilde malların bedeli kadar zarara uğradığını ve bu zarardan, hata fark edilmesine ve kendisine bildirim yapılmasına rağmen taşımayı gerçekleştiren davalı taşıyıcının sorumlu olduğunu iddia etmiş ise de, öncelikle davacının ...'nde bulunan malların davalıya atfedilebilecek bir kusur nedeniyle geri alınamadığını, malların tamamen zayi olduğunu, yeniden üretildiğini ve alıcısına teslim edildiğini, yani zarara uğradığını, ikinci olarak da bu zararın davalı taşıyıcının eylemlerinden doğduğunu ispat etmesi gerekmektedir.Asıl davada davacı tarafından zararın ispatı konusunda dosyaya herhangi bir delil sunulmamıştır.Taraflar arasındaki mail yazışmalarından; davacının taşımanın durdurulmasını talep etmesi üzerine, davalı taşıyıcının aynı gün davacıya, malların Köln'deki aktarma merkezinde olduğunu ve iade talimatlarının alınması için varış ülkesine varış yapmış olması gerektiğini, talimatın yurtdışına iletildiğini ancak garanti verilmediğini bildirildiği, taraflar arasındaki sözleşmede, davacı göndericinin kendi düzenlemiş olduğu taşıma senedine göre başlayan uluslararası bir taşımanın durdurulmasını talep etmesi üzerine, davalı taşıyıcının bu talimatı derhal yerine getirmekle yükümlü olduğu ve aksi halde doğacak zarardan sorumlu olacağına dair bir düzenleme olmadığı,uyuşmazlığın çözümünde başvurulacak olan Montreal Konvansiyonu'nun 12. maddesi ile; taşıma kontratındaki bütün yükümlülüklerini yerine getirme sorumluluğuna tabi olarak gönderenin, kargoyu kalkış ya da varış havaalanında geri çekmek, ya da herhangi bir inişte kargoyu sefer istikametinde durdurmak, ya da kargonun varış yerinde veya sefer istikametinde daha önceden tayin edilen bir alıcıdan başka birisine verilmesi için istekte bulunmak, ya da kalkış havaalanına geri getirilmesini istemek suretiyle kargoyu nizam hakkına sahip olduğunun, gönderenin talimatlarını yerine getirmek mümkün değilse taşıyıcının göndereni derhal bilgilendirmesi gerektiğinin kabul edildiği, davacı gönderenin nizam hakkını, söz konusu maddede açıklanan zamanlarda değil mallar aktarma merkezinde iken kullandığı ve davalı taşıyıcı tarafından da talebin aktarma merkezine iletildiğinin davacıya bildirildiği, davalı taşıyıcının aktarma merkezine ilettiği talebin gerçekleştirilememesinden sorumlu tutulamayacağı ve açıklanan yasal düzenleme uyarınca da kusurlu olmadığı, bu itibarla asıl davada davacının tazminat talebinin haksız ve birleşen davadaki bakiye alacak talebinin ise, yerine getirdiği taşıma hizmeti nedeniyle taşıyıcı navlun talep edebileceğinden haklı olduğu anlaşılmış, davacı-birleşen davada davalı vekilinin her iki davaya yönelik istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı-birleşen davada davalının asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacı-birleşen davada davalının asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince asıl davaya yönelik alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince birleşen davaya yönelik alınması gereken 2.346,11 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 586,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.759,56 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,

6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/09/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/484, K. 2026/1649, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-484-e-2026-1649-k-7130046e710e