İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/2040 E. 2026/106 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/2040
Karar No
2026/106
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 26. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/2040 Esas KARAR NO : 2026/106

DAVA : 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 17/09/2026 KARAR TARİHİ : 28/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit davasında yapılan yapılan inceleme sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili mahkememize sunduğu 17/09/2026 tevzi tarihli ve aynı tarihte harçlandırdığı dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete, davalı alacaklı tarafından yürütülen icra takibi kapsamında İİK’nın 89. maddesi uyarınca birinci, ikinci ve üçüncü haciz ihbarnamelerinin gönderildiğini, müvekkilinin söz konusu tebligatlardan yeni haberdar olduğunu ve süresinde itiraz edemediğini beyan etmiştir. Müvekkil şirketin nezdinde takip borçlusuna ait herhangi bir hak, alacak veya mal bulunmadığını, icra takibine konu alacağın gerçek bir hukuki ilişkiye dayanmadığını, alacaklı ile borçlu arasında müvekkili gibi üçüncü kişilerin malvarlığına haksız şekilde el atmak amacıyla kurgulanmış muvazaalı bir ilişki mevcut olduğunu ileri sürmüştür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları doğrultusunda takibin kesinleşmiş olmasının alacağın gerçek olduğunu göstermediğini, alacağın gerçekliğinin davanın ön koşulu olduğunu ve mahkemece resen araştırılması gerektiğini savunmuştur. Müvekkilinin takip borçlusuna hiçbir borcu bulunmadığını, İİK’nın 89/3. maddesi kapsamında açılan menfi tespit davalarında normal şartlarda ispat yükü üçüncü kişide görünse de somut olayın özellikleri ve Yargıtay içtihatları gereği, olumsuzun kanıtlanmasının mümkün olmaması ve HMK'nın 29. maddesindeki dürüstlük kuralı uyarınca, davalı alacaklının takip borçlusu ile üçüncü kişi arasındaki temel borç ilişkisinin varlığını ve kaynağını ispat etmesi gerektiğini iddia etmiştir. Bu nedenlerle, müvekkili şirketin takip borçlusuna borçlu olmadığının ve nezdinde borçluya ait mal veya alacak bulunmadığının tespiti ile haksız ve kötü niyetli ihbarnamelere dayanan işlemlerin iptalini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK 89/III maddesine istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Borçlunun üçüncü kişideki parası, birinci haciz ihbarnamesinin üçüncü kişiye tebliğ edildiği tarihte haczedilmiş sayılır. Üçüncü kişi, birinci haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren 7 gün içinde itiraz etmez ise, borç üçüncü kişinin zimmetinde sayılır. Üçüncü kişiye ikinci haciz ihbarnamesi gönderilerek, 7 gün içinde itiraz edebileceği, aksi halde zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi istenir. Üçüncü kişi, ikinci haciz ihbarnamesine de itiraz etmez ise, borcun zimmetinde sayılması kesinleşir. Bu durumda kendisine, üçüncü haciz ihbarnamesi gönderilerek, zimmetinde sayılması kesinleşen borcu, 15 gün içinde banka hesabına ödemesi veya aynı onbeş gün içinde takip alacaklısı aleyhine menfi tespit davası açması, aksi halde, zimmetinde sayılan borcu ödemeye zorlanacağı bildirilir. Üçüncü kişi 15 gün içinde dava açmaz ve zimmetinde sayılan borcu ödemez ise, icra dairesi, üçüncü kişinin zimmetinde sayılan borca yetecek kadar mal veya parasını haczeder, satar ve elde edilen para ile takip alacaklısının alacağını öder. İİK'nun 89/3-4. maddesine göre, üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse, mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır ve kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmediği, bu nedenle de malın yedinde veya borcun zimmetinde sayıldığı ikinci bir ihbarname ile bildirilir. Bu ikinci ihbarnamede ayrıca, üçüncü şahsın ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ikinci fıkrada belirtilen sebeplerle itirazda bulunması, itirazda bulunmadığı takdirde zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmesi istenir. İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur. 2004 sayılı Kanunun İİK'nun 89/5 maddesine göre, "Üçüncü şahıs, kusuru olmaksızın bir mani sebebiyle müddeti içinde haciz ihbarnamesine itiraz etmediği takdirde 65 inci madde hükmü uygulanır. (Değişik cümle: 17/07/2003 - 4949 S.K./22. md.) Her halde üçüncü şahıs, borçlu ile kötü niyetli alacaklıya karşı dava açarak ödemek zorunda kaldığı paranın veya teslim ettiği malın iadesini isteyebilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi' nin ... Esas, ... Karar sayılı BAM Daire kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin içtihadında, 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında, görevli mahkemenin; davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının görevin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığına karar verilmiş ve kararlar arasındaki farklılık bu şekilde giderilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı ... 29. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasından İİK 89 maddesi gereğince borçlunun müvekkilinden doğmuş doğacak hak ve alacağı olduğundan bahisle 1-2 ve 3 haciz ihbarnamesi çıkarıldığını, müvekkilinin borçlu ile hiçbir alacağa dayılı ilişkilerinin bulunmadığını beyan etmiş olup davacı tarafından İİK 89/III maddesine istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle menfi tespit davası açıldığı anlaşılmış olup her ne kadar daha önceki yerleşik kararlarda farklı yönde değerlendirmeler yapılmış ve aksi yönde kararlar verilmiş ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı BAM Daire kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin içtihadında, 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında, görevli mahkemenin; davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının ve yahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının görevin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığına karar verilmiş ve kararlar arasındaki farklılık bu şekilde giderilmiştir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamları ile de benzer yönde karar verilmiş olup uyuşmazlık takip hukukundan kaynaklanmakta olup TTK'nın 4. ve 5. maddeleri kapsamında "ticari dava" olarak nitelendirilemeyeceğinden ve dava konusunun asliye hukuk mahkemelerinin görevi kapsamında olduğu anlaşıldığından Mahkememizin görevsizliğine, dosyanın görevli İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine dair aşağıda yazılı şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1.Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın 115/2. Maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından davanın usulden REDDİNE, 2-Taraflardan birinin, karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, 3-Yasal süre içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde, Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin iş bu kararın tefhim/tebliği ile İHTARINA, 4-Dava dosyasının talep üzerine gönderilmesi halinde yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine, Dair, tarafların yokluğunda verilen gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde kararın istinaf edilmemesi halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/09/2026

Katip e-imzalıdır

Hakim e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/2040, K. 2026/106, T. 28.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-2040-e-2026-106-k-14e420f0a224