Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/930 E. 2026/1452 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/930
Karar No
2026/1452
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2026/930 Esas

KARAR NO: 2026/1452

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 25/03/2026

NUMARASI : 2026/148 E. - 2026/233 K.

DAVANIN KONUSU: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile ....Ltd. Şti. arasında 10.09.2015 tarihli protokol yapılarak müvekkile teslim edilecek mallar karşılığında 08.10.2015 tarihli 120.000, 00 TL tutarlı... Şubesi ... no.lu hesaba havaleli ... no.lu çek, 10/11/2015 tarihli 90.000,00 TL... Şubesi ... no.lu hesaba havaleli ... nolu çek, 25.11.2015 tarihli 90.000,00 TL... Şubesi ... no.lu hesaba havaleli ... nolu çek verildiğini, Protokolde çeklerin ....Ltd.Şti'nin ... Ltd.Şti..ne 2015 yılı içinde peyder pey teslim edilecek ticari mallara karşı teminat olarak verildiğini ve mal tesliminde aksaklık olması durumunda, teslim edilen mal miktarı dışındaki bedelsiz kalan çekin karşılığı olan mallar teslim edilene kadar ciro edilemeyeceği gibi tahsil edilemeyeceğini kabul ettiğini, ancak protokole konu mallar şirketin mali durumunun bozulması nedeniyle ... söz verdiği malları teslim edemediğini ve çeklerin bedelsiz kaldığını, 31.10.2015 tarihli protokolle davalı .... Ltd. Şti. söz konusu 3 adet çeki, kullandıkları kredilerin teminatı olarak ..., ... Bankası ve ...'a verdiğini, bankalar ile kredi borçları yapılandırma sürecince olduğunu, kredi borcunun protokol ile yapılandırmasını takiben çekleri bankadan alarak müvekkilim şirkete teslim etmeyi kabul ve taahhüt ettiğini, ... müvekkiline söz verdiği malları teslim etmediğinden çekler bedelsiz kaldığını ancak çeklerin iade edilmediğini, dava konusu 10/11/2015 tarihli 90.000,00 TL tutarlı... Şubesi ... nolu hesaba havaleli ... nolu çek davalı ... A.Ş 'ye Kredi borcunun teminatı olarak verildiğini, Davalı ..., dava konusu çeki kredi borcunun teminatı olarak yani rehin cirosu ile aldığını, teminat olarak verilmiş olan çek kambiyo senedi vasfında olmadığını, ve onu elinde bulunduran davalı banka da yetkili hamil olmadığını, çeklerin bankaya rehin teminat cirosu ile devredilmesi yasaya aykırı olduğunu, rehin teminat cirosunun bir hükmü olmadığından çeki elinde bulunduran davalı banka meşru hamil olmadığını, davalı bankanın çeki verdiği krediye teminat olarak yani rehin amacıyla ciro aldığının şüphesiz olduğunu, çekte rehin cirosunun batıl olduğunu, banka çekin yetkili hamili olamayacağından taraflarından alacağı talep hakkı da olmadığını, delil listesi ekinde ibraz edilen protokollerden açıkça davaya konu çekin davalı bankaya teminat olarak verildiği ve siparişlerin zamanında teslim edilememesi yüzünden bedelsiz kaldığı anlaşıldığını, Yargıtay'ın Yerleşik İçtihatlarına göre davalı banka yetkili hamil olmadığını, çekte Rehin cirosunun batıl olduğunu, müvekkili şirketin, halen aktif olarak ticaret yapan orta ölçekli bir şirket olduğunu, karşılığında sipariş ettiği malları teslim alamaması nedeniyle bedelsiz kalan çekleri ödemek zorunda kaldığı takdirde tamiri imkansız zararlar ortaya çıkacağını, müvekkilin 90.000,00 TL borçlu bulunmadığının tespitine, dava konusu çekin tarafımıza iadesine, dava konusu çekin iadesine, yatırılacak teminat mukabilinde çekin tahsilinin, icra takibine konu edilmesinin, 3. kişilere devir, temlik ve cirosunun önlenmesi zımnında ihtiyatı tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin yetkili hamil olup, dava konusu çekin kambiyo senedi vasfında olduğunu, dava konusu çek incelendiğinde çekte gerekli unsurların tamamının bulunduğu ve çekin kambiyo senedi vasfının taşıdığını görüleceğini, çekin müvekkili tarafından teminat/rehin amacıyla ciro alınmamış , temlik cirosuyla temlik alınmış olduğunu, müvekkili ile diğer davalı arasında kredi sözleşmesi olup, kredi borcuna mahsuben müvekkiline ciro ve temlik edildiğini, çekin müvekkili tarafından takibe konulmuş ve davacı tarafça açılan takibin iptali davasının reddedilmiş olduğunu, müvekkilinin iyi niyetli 3. kişi konumunda olup mücerretlik ilkesi uyarınca davacının beyan ve iddialarına bağlı olmadığını, bildirerek davacının tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesinin 18/12/2019 tarihli 2016/176 E. 2019/1168 K. sayılı kararı ile; davacı, davalı bankanın kötüniyetini kanıtlamadıkça, bedelsizlik iddiası ile davalı bankaya karşı talepte bulunamayacak olup huzurdaki davada davalı bankanın bile bile borçlu zararına çeki iktisap ettiği hususunun yemin deliline de dayanılmayan dava kapsamında ispatlanamadığı anlaşılmakla; davanın kısmen kabulü ile, davalı ... bankası yönünden açılan davanın reddine, davalı ... şirketi yönünden davanın kabulü ile, davaya konu ... Bankası ... Şubesi'ne ait 10/11/2015 tarihli 90.000,00-TL bedelli çek yönünden davacının davalı ... şirketine borçlu olmadığının tespitine, davalı banka aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir.

Dairemiz 14/12/2023 tarihli 2020/2021 E. 2023/1605 K. sayılı kararı ile; davaya konu çekin ön ve arka yüzünün okunaklı sureti ile kredi sözleşmesinin tüm sayfaları getirtilerek ve bankacı bir bilirkişiye banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak, davaya konu çekin davalı ... Şti. ile davalı banka arasında düzenlenen bir sözleşmenin teminatı için alınıp alınmadığı, çekin alınma sebebinin banka kayıtlarında ne şekilde yer aldığı, tahsil cirosu için verilip verilmediği hususlarında ayrıntılı rapor alındıktan sonra, yapılan tespitlerin sonucuna göre değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken, davacının rehin cirosu ile temlik iddiası yönünden eksik inceleme ile deliller toplanmadan ve bu hususlar yerine getirilmeden karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca, davacı vekilin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesinin 15/10/2025 tarihli 2024/134 E. 2025/679 K. Sayılı kararı ile; Davacı tarafın davaya konu çekin davalı ... Şti. ile davalı banka arasında imzalanan sözleşmenin teminatı amacıyla verildiğini iddia ettiği ve bu iddiasını ispat hususunda banka tarafından düzenlenen çek tevdii bordrosuna dayandığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2514 Esas, 2022/3982 karar sayılı ilamında, çeklerin teminat olarak bankaya verildiği ve bankanın da bu suretle çekleri aldığı hususlarının çek tevdii bordrolarında yer alması nedeniyle çekin teminat olarak verildiğinin kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Her ne kadar davalı banka tarafından çek tevdii bordrosunun bulunmadığı bildirilmiş ise de çekin bankaya tevdiinde çek tevdii bordrosunun düzenlenmemiş olmasının davalı bankanın iştigal ettiği iş ve işlemler düşünüldüğünde hayatın olağan akışına ve basiretli tacir gibi davranılması yükümlülüğüne uygun olmadığı, davacı tarafından iddiasını ispata yarabilecek nitelikte delil olan çek tevdii bordrosunun bulunmadığının bildirilmesini davacı lehine yorumlamak gerektiği mahkemece benimsenmekle sorumluluğun davalı bankaya ait olduğu kanaatine varılarak çekin bankaya sözleşmenin teminatı amacıyla verildiği kabul edilmiştir. Bu kapsamda da bir çekin teminat amaçlı verilmesi halinde görünüşteki temlik cirosunun esasında gizli rehin cirosu olduğu, çekte gizli rehin cirosunun geçerli olmadığından çeki devralan davalı bankanın meşru hamil olamayacağı, uygulamada bankaların müşterilerine kullandırdıkları krediler kapsamında teminat amaçlı kambiyo senetleri aldıkları, davacının iddiasını ispat amacıyla dayandığı delil çek tevdii bordrosunun davalı taraflarca sunulmadığı anlaşılmakla davalı bankanın meşru hamil kabul edilemeyeceği kanaatine varılmakla davalı ... ... Bankası A.Ş aleyine açılan davanın da kabulüne karar verilmiştir. Davalı ... .... Ltd. Şti. Bakımından mahkemenin 2016/176 esas 2019/1168 karar sayılı ilamında davanın kabulüne karar verildiği, İstanbul BAM 44. Hukuk Dairesinin 2020/2021 Esas ve 2023/1605 Karar sayılı ilamı ile Davalı ... .... Ltd. Şti. Bakımdan kararın kaldırılmadığı bu nedenle bu davalı bakımından verilen kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.

Dairemiz 02/02/2026 tarihli 2026/36 E. 2026/169 K. Sayılı kararı ile; Dairemizce yargılamada eksiklik bulunması nedeniyle, 6100 Sayılı HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince verilen kaldırma kararlarında, hükmün bölünmezliği ilkesi gereği, mahkeme hükmünün tüm taraflar yönünden hüküm doğuracak şekilde tümüyle kaldırılarak, kaldırma kararı doğrultusunda yargılamaya devam olunarak hüküm tesis etmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerekmektedir. Bölge adliye mahkemeleri tarafından, temyiz incelemesinde Yargıtay ilamlarındaki gibi kısmen onama, kısmen bozma kararı verilemeyeceği, kaldırma kararlarının içerik itibarıyla, istinaf edenin sıfatına ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, taraflar lehine usuli kazanılmış hak teşkil etmesi mümkünse de, sonuç olarak ilk derece mahkemesi kararı tümüyle ortadan kaldırıldığından taraflardan biri yönünden kesinleşmesinin mümkün olmadığı, mahkemece ilk kararın Dairemizce tümüyle kaldırıldığı gözetilerek, davalılardan ... ... şirketi yönünden de hüküm kurulması gerekirken, önceki kararın kesinleştiğinden bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı, bu husus kamu düzeniyle ilgili olduğundan HMK 355. Madde gereğince resen dikkate alınması gerektiği kanaatiyle, davalı banka vekilinin esasa yönelik istinaf sebepleri incelenmeksizin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK 355. Madde ve 353/1-a-4-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemizin kararında işaret edilen hususlarda yargılamaya devam olunmak üzere mahkemesine gönderilmesi karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesinin 25/03/2026 tarihli 2026/148 E. 2026/233 K. Sayılı kararı ile; "...Davacı tarafın davaya konu çekin davalı ... Şti. ile davalı banka arasında imzalanan sözleşmenin teminatı amacıyla verildiğini iddia ettiği ve bu iddiasını ispat hususunda banka tarafından düzenlenen çek tevdii bordrosuna dayandığı görülmüştür. Emsal nitelikte görülen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2514 Esas, 2022/3982 karar sayılı ilamında çeklerin teminat olarak bankaya verildiği ve bankanın da bu suretle çekleri aldığı hususlarının çek tevdii bordrolarında yer alması nedeniyle çekin teminat olarak verildiğinin kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Her ne kadar davalı banka tarafından çek tevdii bordrosunun bulunmadığı bildirilmiş ise de çekin bankaya tevdiinde çek tevdii bordrosunun düzenlenmemiş olmasının davalı bankanın iştigal ettiği iş ve işlemler düşünüldüğünde hayatın olağan akışına ve basiretli tacir gibi davranılması yükümlülüğüne uygun olmadığı, davacı tarafından iddiasını ispata yarabilecek nitelikte delil olan çek tevdii bordrosunun bulunmadığının bildirilmesini davacı lehine yorumlamak gerektiği mahkemece benimsenmekle sorumluluğun davalı bankaya ait olduğu kanaatine varılarak çekin bankaya sözleşmenin teminatı amacıyla verildiği kabul edilmiştir. Bu kapsamda da bir çekin teminat amaçlı verilmesi halinde görünüşteki temlik cirosunun esasında gizli rehin cirosu olduğu, çekte gizli rehin cirosunun geçerli olmadığından çeki devralan davalı bankanın meşru hamil olamayacağı, uygulamada bankaların müşterilerine kullandırdıkları krediler kapsamında teminat amaçlı kambiyo senetleri aldıkları, davacının iddiasını ispat amacıyla dayandığı delil çek tevdii bordrosunun davalı taraflarca sunulmadığı anlaşılmakla davalı bankanın meşru hamil kabul edilemeyeceği kanaatine varılmakla davalılar aleyhine açılan davanın kabulüne" karar verilmiştir.

Davalı ... A.Ş.vekili istinaf dilekçesinde özetle;

-Keşideci ile lehtar arasındaki şahsi definin müvekkili bankaya karşı öne sürülebilmesi ancak TTK 687 uyarınca bilerek borçlunun zararına hareket edilmesi durumunda mümkün olduğunu, borçlunun zararına hareket edildiğinin bilinmesinin ise kendi başına yetmeyeceğini, aynı zamanda borçlunun zararına kasten hareket edildiğinin ispat edilmesi gerektiğini, Davacının, davalı bankanın kötüniyetini kanıtlamadıkça, bedelsizlik iddiası ile davalı bankaya karşı talepte bulunamayacağını, ancak davacı taraf bu durumu ispat ile ilgili herhangi bir delil sunamadığını, Çek tevdi bordosunun ibraz edilememiş olması müvekkili bankanın kötüniyetli olduğunu ispatlamayacağını, Mahkemenin, ispat yükünü hukuk dışı bir şekilde ters çevirerek davacı tarafın soyut iddialarını hiçbir somut delile dayanmaksızın doğru kabul etmesinin, 'müddei iddiasını ispatla mükelleftir' ilkesini ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini,

-Mahkemece bozma ilamındaki hususlar çerçevesinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınmasına rağmen bu rapordaki tespitlerin tam aksi yönünde bir hüküm kurulduğunu, raporda belirtildiği üzere Banka kayıtları üzerinde detaylı inceleme yapıldığını, fiziki bir tevdi bordrosunun bulunmaması, çeke ilişkin hiçbir kaydın bulunmadığı ya da var olan belgeleri Bankanın dosyaya sunmaktan imtina ettiği gibi bir sonucu doğurmadığını, bilirkişi tarafından banka kayıtları üzerinde yapılan incelemeler neticesinde; çekin 28/05/2015 tarihinde "kayda alındığı", 09/11/2015 tarihinde takasa gönderildiği ve 10/11/2015 tarihinde takasın sonlandırıldığına ilişkin ekran görüntülerinin bulunduğu, ekstrede "Diğer banka TL çeki kayda alındı. Bordro no:..." açıklaması ile 90.000 TL tutarlı çek tutarının hesaba borç verildiği ve bir alt satırında "Çek No:... Müşteri no ... Ek No:2 Bordro No:0" açıklaması ile 90.000 TL tutarlı çekin hesaba alacak verildiğinin görüldüğü, bu kayıtların davacının kayıtlarıyla da örtüştüğü, davacı kayıtlarına göre 08/05/2015 tarihinde düzenlendiği anlaşılan 8128512 nolu 90.000 TL tutarlı çekin Bankadan alınarak 28/05/2015 tarihinde ileri (10/11/2015) vadeli olarak düzenlenen 90.000 TL tutarlı yeni çekle değiştirildiği, çekin kayda alındığı ve takasa gönderildiğine ilişkin ekran görüntülerinin mevcut olduğu, çekte aslolanın temlik cirosu olduğu, dava konusu çekin arkasındaki cironun da temlik cirosu olduğu, davacı tarafın aylar sonra düzenlenmiş bir ek protokol dışında delil sunamaması da nazara alınarak, çekin rehin cirosuyla teslim edildiğinin söylenemeyeceği, davacı tarafın dava konusu çekten dolayı sorumluluğunun bulunduğu net bir şekilde ifade edildiğini, Mahkemece her ne kadar Banka tarafından tevdi bordrosu sunulamamasının basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırı olduğu belirtilmekte ise de, bilirkişi raporunda da vurgulandığı üzere davacı taraf da tacir sıfatını taşımakta olup, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü davacı için de geçerli olduğunu, Banka kayıtlarında çek ile ilgili tüm bilgiler kronolojik olarak mevcut olduğunu, fiziki bir tevdi bordrosunun bulunmamasının tek başına Banka aleyhine değerlendirilemeyeceğini, istinaf bozma ilamında atıfta bulunulan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16/02/2023 tarihli 2023/426 Esas-2023/914 Karar sayılı kararında da "Çekin gizli rehin cirosuyla verildiğinin ancak ayrı bir yazılı belge ya da hamilin ikrarı ile kanıtlanabileceği" açıkça vurgulanmış iken, davacının bu yönde bir belge sunamadığını

-Dava konusu çek incelendiğinde; çekte gerekli unsurların tamamının bulunduğu, söz konusu çekin teminat olarak verilmediği ve dolayısıyla da çekin kambiyo senedi vasfının bulunduğunu, müvekkilinin yetkili hamil olduğunu,

-Davacı tarafça dava konusu çekin teminat/rehin amacıyla Müvekkili tarafından alındığı ileri sürüldüğünü, ancak bu iddia tamamen gerçeklikten uzak olduğunu, bir kambiyo senedinin teminat/rehin olarak alınması için aşağıdaki mevzuat hükmü uyarınca “bedeli teminattır” veya “bedeli rehindir” gibi bir ibarenin senet üzerinde bulunması gerektiğini, Dava konusu çek üzerinde, mevzuatta belirtilenler benzeri herhangi bir ibare bulunmamakta olup; Müvekkilinin, çeki temlik cirosu yoluyla iktisap etmiş son yetkili hamil olduğunu, dolayısıyla dava konusu çek kambiyo senedi vasfında olduğunu, teminat/rehin olarak alınmış olmadığını, Müvekkilinin bir ... bankası olup, üçüncü kişilerle ilişkisinin kredi sözleşmesi çerçevesinde olması gerektiğini, Müvekkili ile diğer davalı .... Ltd. Şti. arasında da kredi sözleşmesi yapıldığını; diğer davalı tarafça üçüncü kişilerden aldığı çekleri, kredi borcuna mahsuben, tahsilinde borca mahsup edilmek üzere, bir başka deyişle borcu ifa amacıyla Müvekkil’e temlik ve ciro edildiğini, bu noktada amaç teminat değil, kredi borcunun ödenmesi olduğunu,

-Müvekkili Banka tarafından, dava konusu 10.11.2015 tarihli, 90.000 TL tutarlı, ... Bankası ... Şubesi’nin ... nolu çeki için İstanbul 13. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasında icra takibi başlatılmış olup; huzurdaki davada ileri sürülen sebeplere istinaden, davacı tarafından takibin iptali amaçlı İstanbul 21. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2015/1380 E. sayılı dosyasında Müvekkili bankaya dava yöneltilmişse de söz konusu dava yerinde bir kararla reddedildiğini, huzurdaki davadaki gibi İstanbul 21. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2015/1380 E. sayılı dosyasına konu çekler de yine kredi borcuna mahsuben .... Ltd. Şti. tarafından temlik cirosu ile Müvekkil’e ciro edildiğini, Davacının söz konusu davadaki beyan ve iddialarının Müvekkil’e karşı ileri sürülemeyeceğini, iyi niyetli üçüncü kişi konumundaki müvekkili bankaya yönelik, ispat yükünün hukuka aykırı bir şekilde ters çevrilmesi ve müvekkili banka aleyhine yorumlanması kabul edilemeyeceğinden kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalı ... ... Bankasının, dava konusu çeki kredi borcunun teminatı olarak yani rehin cirosu ile aldığını, teminat olarak verilmiş olan çek kambiyo senedi vasfında olmadığını ve onu elinde bulunduran davalı banka da yetkili hamil olmadığını, çeklerin bankaya rehin teminat cirosu ile devredilmesi yasaya aykırı olduğunu, rehin teminat cirosunun bir hükmü olmadığından çeki elinde bulunduran davalı banka meşru hamil olmadığını, davalı bankanın çeki verdiği krediye teminat olarak yani rehin amacıyla ciro aldığının şüphesiz olduğunu, çekte rehin cirosunun batıl olduğunu, banka çekin yetkili hamili olamayacağından taraflarından alacağı talep hakkı da olmadığını beyanla dava konusu çekler nedeniyle davalılara borçlu olmadığımızın tespitine karar verilmesini talep ettiklerini, Davaya konusu çekin verilip karşılığında mal alınmadığı iddiasını ispat için taraflarınca davaya konu çeke karşılık taahhüt edilen mal tesliminin yapılmadığı hususlarını hüküm altına alan 31/10/2015 tarihli ek protokolü dosyaya ibraz edildiğini, bu protokolün davalı ... şirketine isticvap mahiyetinde tebliğ edildiğini, duruşmaya katılan şirket yetkilisinin protokol içeriğini doğruladığını, davaya konu çekin bedelsiz olduğunu kayıt altına alan davalı yanca imzalı ek protokol kapsamında davacının bedelsizlik iddiasının davalı ... şirketine karşı isticvap sureti ile sübut bulduğunu, davaya konu çekin davalı ... Şti. ile davalı banka arasında imzalanan sözleşmenin teminatı amacıyla verildiğini iddia ettiklerini ve delil listesinde de bu iddialarını ispat hususunda banka tarafından düzenlenen çek tevdii bordrosuna dayandıklarını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2514 Esas, 2022/3982 karar sayılı ilamında, çeklerin teminat olarak bankaya verildiği ve bankanın da bu suretle çekleri aldığı hususlarının çek tevdii bordrolarında yer alması nedeniyle çekin teminat olarak verildiğinin kabul edilmesi gerektiği vurgulandığını, her ne kadar davalı banka tarafından çek tevdii bordrosunun bulunmadığı bildirilmiş ise de çekin bankaya tevdiinde çek tevdii bordrosunun düzenlenmemiş olmasının davalı bankanın yaptığı işlemlerin bankacılık işlemleri olduğu düşünüldüğünde hayatın olağan akışına ve basiretli tacir gibi davranılması yükümlülüğüne uygun olmadığı açıkça ortada olduğunu, bu durumda iddialarını ispat edecek mahiyette delil olan çek tevdii bordrosunun bulunmadığının bildirilmesi davacı müvekkil lehine yorumlanması gerektiğini, bankanın müşterileriyle imzaladıkları belgeleri bulamaması da hayatın olağan akışına ve basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırı olup, bankanın kasıtlı olarak çek tevdi bordrosunu ibraz etmediğini, zira ibraz ettiği takdirde çeklerin teminat olarak alındığı ortaya çıkacağını, Yargıtay 11.H.D nin 2020/5967 E.2021/3724 K.sayılı 15.04.2021 tarihli kararında yine ... ve ...A.Ş davalı olup dosyaya ibraz ettikleri çek tevdi bordrosonda ''teminat '' açıklaması nedeniyle dava konusu çeklerin teminat olduğu kabul edilmiş dava kabul edilerek kesinleşmiş olduğundan aynı banka huzurdaki dosyaya çek tevdi bordrosunu sunmadığını, Delil listelerinde çek tevdi bordrosuna dayanılmış olup bankaya ibrazdan kaçındığı bordroyu sunması için kesin süre verildiği halde sunmamış olması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş olmasının doğru ve yerinde olduğunu, Bilirkişi raporunda ise çek tevdiat bordrosunun bulunmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtilmekle birlikte sunulmamış olması dikkate alınmadığını ve HMK 222/5 maddesine de değinilmediğini, Davalı şirketin güncel yetkilisi isticvap edilerek dinlenmiş protokolleri kabul etmiş olduğunu, protokoller altında imzası olan şirket yetkilisine ,isticvap davetiyesi gönderilerek davet edilmiş usulüne uygun tebligata rağmen mahkemeye gelmediğinden davetiyedeki açıklamayı kabul etmiş sayılacağı kuşkusuz olduğunu, ilk bilirkişi raporunda da davacı ve davalı şirket arasında mal teslimi yapılmadığı sabit olduğunu, Davalı banka ile davalı şirket arasındaki tek ilişki kredi ilişkisi olduğunu, bir banka ile bir deri firması arasında kredi ilişkisi dışında bir ilişki bulunamayacağını, Davalı banka diğer davalı ... ile arasında kredi sözleşmesi dışında bir ticari ilişkinin varlığını ispatlayamamıştır.Dolayısıyla bankanın ... ile hem genel kredi sözleşmesi imzaladığı hem de aynı tarihlerde kredi sözleşmesinin teminatı olarak dava konusu çekleri almış olduğu açıkça ortada olduğunu, 14.03.2025 tarihli bilirkişi raporunda ayrıntılı açıklaması yapılan örtülü rehin cirosunun mevcudiyeti buradan bile açıkça anlaşıldığını, bilirkişi çeklerin bankaya temlik cirosu ile teslim edildiğini beyan ettiğini, temlik cirosu alacağın temliki hükümlerine tabi olup tahsil cirosundaki mücerretlik ilkesini taşımadığını, temlik cirosunda çekin bedelsizliği ve teminat olarak verildiği iddiası kötü niyetli hamile karşı ileri sürülebileceğini, Banka kötü niyetli hamil olduğunu, Davalı şirket ile aralarında sadece kredi sözleşmesi olduğunu, çekleri ... imzalanırken teminat olarak aldığını, bankanın bilirkişiye tüm defter ve kayıtlarını sunup çek tevdi bordrosunu sunmaması da kötü niyetini açıkça gösterdiğini, davalı bankanın istinaf sebepleri yerinde olmadığından esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava, İİK'nın 72. Maddesi uyarınca açılan menfi tespit davasıdır.

Davacı taraf dava konusu çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemiş, davalı banka davanın reddini savunmuş, Yargılama sonunda banka yönünden ve diğer davalı şirket yönünden açılan davanın ise kabulüne karar verilmiş, kararı davalı Banka vekili istinaf etmiştir.

Somut olayda, davacının davalı şirkete avans mahiyetinde dava konusu çeki keşide ederek teslim ettiği, mal teslim edilmediğinden çekin bedelsiz kaldığı ihtilafsızdır. İstinaf incelemesi yönünden uyuşmazlık, dava konusu çekin davalı bankaca rehin ve/veya teminat cirosuyla iktisap edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.

Dosyanın incelenmesinde davacının dava konusu çeki mal alım karşılığı davalı ... ... Limited Şirketi'ne verdiği, çekin davalı tarafça, diğer davalı bankaya kullandığı kredinin teminatı olarak verildiğini iddia etmiştir.

Dava konusu uyuşmazlık, keşideci şirket aleyhine başlatılan İstanbul 13.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına dayanak 10/11/2015 tarihli 90.000-TL bedelli çekin bedelsiz olduğu iddiasının davalı ... şirketi ile davalı bankaya karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği, davacı yanın bedelsizlik ve rehin cirosu iddialarına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Dava konusu çekin 10.11.2015 tarihli, 90.000 TL tutarlı, ... Bankası ... Şubesi’nin ... nolu çeki olduğu anlaşılmıştır.

Dairemiz kaldırma kararı öncesi bilirkişi ...'den alınan 05/02/2019 tarihli raporda ''Dosya , davacı tarafa ait sunulan kayıtlar, sunulan deliller üzerinde yapılan incelemelerde tespit edilen hususların aksine davalı ... tarafından aksi kayıt sunulmamış olmakla davacının davaya konu çekten dolayı davalılardan ...' ye borçlu olmadığı, diğer davalı ... Bankasının sunmuş olduğu ... ile yapmış olduğu Kredi Sözleşmesi kapsamında çekin alındığı' beyan edilmiştir.

Bilirkişiler ... Prof.Dr.... heyet raporunda ''1.-Uyuşmazlık konusu ... Bankası A.Ş. ... Şubesi/İstanbul’da bulunan ... no’lu hesap üzerine, ... no’lu, 10.11.2015 vadeli ve 90.000.-TL tutarlı, keşidecisi ....LTD.ŞTİ. olan çek, .... LTD.ŞTİ. emrine düzenlendiği, .... LTD.ŞTİ. tarafından arkasına şirket kaşesi vurularak imzalandığı (1.ciro), bu cironun altında, ... Bankasına vekaleten ... A.Ş. ... Şubesi, “İş bu çek 10.11.2015 tarihinde takasa ibraz edilmiştir. İst.8.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından nolu karar ile ödeme yasağı konulduğundan iade edilmiştir” kaydını içeren kaşe ve imzası yer aldığı, ... A.Ş.’nin çekin son hamili (2.cirantası) olduğu,1.ciranta ile 2.ciranta arasında ... A.Ş.’nin çekin ait olduğu banka adına vekaleten düştüğü kayıt (aynı içerikli kaydın ‘ciro iptal edilmiştir’ yazısı ile iptal edilen) dışında, başka cirantanın bulunmadığı,2.- Banka tarafından çekin tahsile alındığı ifade edilmesine karşılık, düzenlenmiş ve bir sureti çeki teslim eden ... firmasına verilmiş olması gereken çek tevdi bordrosunun bulunamadığı,3.- Uyuşmazlık konusu çekinde aralarında bulunduğu üç adet çeki bankalara teminat amacıyla verdiğini ve geri alacağını davacıya 31.10.2015 tarihli Ek Protokolle taahhüt eden davalı ... firmasının, elinde olması gereken çek tevdi bordrosunun suretinin de dosyada bulunmadığı,4.- Banka kayıtlarında uyuşmazlık konusu çekin kredi müşterisi diğer davalı .... LTD.ŞTİ.’nin ... no’lu kredi hesabının ekstresinde ‘Diğer Banka TL Çeki Kayda Alındı. Bordro No:...’ açıklaması ile hesaba borç verilerek kaydedildiği, bu çekin alınması ile 08.05.2015 tarihinde keşidecisi davacı olan, 90.000-TL tutarlı ‘Çek No ... Müşteri no ... Ek No:2 Bordro No:0’ açıklaması ekstrede alacak olarak kaydedilen çekin kredi müşterisine, kredi müşterisi (...) tarafından da davacıya iade edildiği, Bankanın uyuşmazlığa konu kredi sözleşmesinde (genel bir tabir olmakla birlikte) ‘kıymetli evrakın borcun tahsili için alındığının (...-md.20) ve ...’nin eki ‘Hesap Rehin Sözleşmesinde çekin değil, bedelinin rehinli olduğunun belirtildiği, uyuşmazlık konusu çekin Bankanın krediler hesabında kayda alındığı ve takastan döndüğü, çekin arkasındaki cironun ‘temlik cirosu’ olduğu, çekin bankaya teslimine ilişkin ‘tevdi bordrosunun’ bulunamamış olması olağan gözükmese de, davacıya bu çekleri teminat olarak bankaya verdiğini ve geri alacağını taahhüt eden ...’nın tacir olmasına karşılık bir sureti ...’da olması gereken çek tevdi bordrosu yerine çekin Bankaya tesliminden aylar sonra düzenlenen 31.10.2015 tarihli Ek Protokol dışında bir delilin gösterilememiş oluşuna bağlı olarak çekin teminat olarak verildiği ve rehinli olduğunun söylenemeyeceği'' beyan edilmiştir.

TTK'da çekte rehin cirosu olabileceğine ilişkin düzenleme yoktur. TTK'nın 818. Maddesinde poliçeye dair bazı hükümlerin çekler hakkında da uygulanabileceği belirtilmiş olup, bu maddede rehin cirosu ile ilgili TTK'nın 689. Maddesine yapılan bir atıf bulunmadığından çekte rehin cirosunun yapılamayacağı, buna göre çekin sadece tahsil veya temlik cirosu ile verilmesinin mümkün olduğu, çekin açık veya gizli rehin cirosu ile devredilebileceği, bu hususun ayrı bir yazılı belge veya hamilin ikrarı ile kanıtlanabileceğinin (bkz Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16/02/2023 tarihli 2023/426 Esas-2023/914 Karar sayılı kararı) hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır. Davalı vekilince davaya konu çekin davalı bankaca davalı şirketin kredi borcuna karşılık ödeme amaçlı temlik cirosuyla alındığı beyan edilmiş, mahkemece alınan bilirkişi raporlarıyla da, davalı bankanın çeki kredi müşterisi ...'nın kredi hesabına kaydettiği, çek metninde “bedeli teminattır”, “bedeli rehindir” ibaresi veya rehnetmeyi belirten diğer herhangi bir kaydın bulunmadığı görülmüştür. Mahkemece davalı bankanın çek teslim/tevdi bordrosunu ibraz edememesinin davacı lehine yorumlanarak çekin gizli rehin cirosu ile davalı bankaya ciro edildiğinin kabulü yerinde olmamıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.04.2024 tarihli 2023/11-589 Esas 2024/212 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; "...bir kambiyo senedinin, kambiyo hukuku kapsamında rehnedilmesi yerine inançlı temlik yapılarak teminat tesisi amacıyla devri de mümkündür. Gerçekten de sözleşme özgürlüğü kapsamında inananın (itimat eden borçlu), kendisine ait bir malvarlığı değerini, idare edilmek veya bir borca teminat teşkil amacıyla belirli süre sonunda veya amaç gerçekleşince kendisine veya bir üçüncü kişiye iade edilmek üzere inanılana (itimat olunan alacaklıya) kazandırdığı hukuki ilişki "inançlı temlik" olarak adlandırılmaktadır (Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2017, s. 382). Bu kapsamda özellikle bankacılık uygulamasında başvurulan görünüşte temlik cirosu yapılarak kambiyo senedinin teminat amacıyla inançlı temlike konu olmasına öğreti ve uygulamada "teminat amacıyla inançlı temlik cirosu" denilmektedir (Öztan, s. 632). Bu itibarla teminat amacıyla inançlı temlik cirosu, taraflar arasında bir inanç anlaşması çerçevesinde var olan, borçlunun borcunu vadesinde ödediği durumlarda alacaklıya (hamile) kambiyo senedini iade, borçlunun senedi vadesinde ödememesi hâlinde ise alacaklıya kambiyo senedini tahsil yetkisi veren ciroyu ifade etmektedir.."

Bu durumda çekin inançlı temlik yada rehin cirosu ile devredilip devredilmediğinin tespiti sonuçları itibarıyla önemli olduğundan, bu iki tür ciroyu birbirinden ayırmak için tarafların iradesine bakılmalı, tarafların kambiyo sözleşmesinde veya ellerinde bulunan belgelerde veyahut da mahkemeye sundukları iddia ve savunmalarda ciroya ilişkin "teminat", "temlik", "rehin" gibi ifadelerin kullanılması yapılan cironun, teminat amacıyla inançlı temlik cirosu ya da gizli (örtülü) rehin cirosunun ispatı için tek başına yeterli olmamalıdır. Bu kapsamda bankaların kredi müşterileri ile düzenledikleri çek tevdi bordroları da tek başına çekin rehin cirosu olduğunu göstermemektedir. Çek üzerine yapılan görünüşte temlik cirosunun gizli (örtülü) rehin cirosu mu yoksa teminat amacıyla inançlı temlik cirosu mu olduğu hususunun tam olarak belirlenememesi hâlinde, sırf rehinde borçlunun durumunun daha avantajlı olduğu hususuna bakılarak değil, uygulamada (özellikle bankacılık uygulamasında) hangi işlemin tercih edilmekte olduğuna ağırlık verilerek karara varmak gerekir. bankacılık uygulaması kapsamında taraflar arasında yapılan teminat işleminin rehin mi yoksa inançlı temlik mi olduğu hususunda ihtilaf çıkması hâlinde, inançlı temlik lehine fiili bir karine bulunmaktadır (Fahrettin Aral, "Topyekün Temlik", Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 42/1, 1992, s. 98). (bkz Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.04.2024 tarihli 2023/11-589 Esas 2024/212 Karar sayılı ilamı)

Bu açıklamalardan yola çıkılarak, dava konusu çekin davacı tarafça kredi borcunun teminatı olarak (inançlı temlik) davalı bankaya temlik cirosu ile devredildiği yönünde karine bulunduğundan ve davacı tarafça karinenin aksi ispatlanamadığından, davacı tarafça TTK'nın 818/1.e maddesi atfıyla, aynı Kanun'un 687. maddesi uyarınca, davalı bankanın, çekin bedelsiz olduğunu bilerek ve davacıya zarar vermek kastıyla çeki iktisap ettiğini ispat edemediği, bu yönde dosyaya yansıyan bir delil bulunmadığı, göz önüne alınarak, davalı Banka yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle, davalı vekilinin istinaf sebebinin kabulüne, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesine göre İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davanın kısmen kabulüne dair yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,

2-İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/03/2026 tarih, 2026/148 E., 2026/233 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,

3/a- Davacının açmış olduğu menfi tespit davasının KISMEN KABULÜNE,

3/b- Davacının davalı ...Limited Şirketi'ne BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,

3/c- Davacının davalı ... ANONİM ŞİRKETİ'ne karşı açmış olduğu davanın REDDİNE,

4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.147,90 TL karar harcından peşin alınan 1.536,98 TL'nin mahsubu ile 4.610,92 TL harcın davalı ...Limited Şirketi'nden tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 29,20 TL başvurma harcı, 1.536,98 peşin harç, 4,30 TL vekalet harcı, 24.500,00 TL bilirkişi ücreti, 792,90 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 26.863,38 TL'nin, davalı ...Limited Şirketi'nden tahsiliyle davacıya verilmesine,

4/c-Davalı ... ANONİM ŞİRKETİ tarafından yapılan 300,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsiliyle davalı ... ANONİM ŞİRKETİ'ne verilmesine,

4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...Limited Şirketi'nden tahsiliyle davacıya verilmesine,

4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı ... ANONİM ŞİRKETİ' verilmesine,

5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı ... A.Ş. tarafından yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,

5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 2002,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 360,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2362,00 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalı ... A.Ş.'ne verilmesine,

5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/930, K. 2026/1452, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-930-e-2026-1452-k-308ab0379914