Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/536 E. 2026/831 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/536
Karar No
2026/831
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2026/536 - Karar No:2026/831 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ

(İnceleme Aşamasında Kararın Kaldırılarak Dosyanın Mahkemesine Gönderilmesi HMK 353/1-a.6 md)

ESAS NO : 2026/536 KARAR NO : 2026/831

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KONYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/04/2026 NUMARASI : 2024/820 E-2026/261 K

ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA DAVACI : VEKİLLERİ : Av. E-TEBLİGAT Av. E-TEBLİGAT ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Tapu İptali- Tescil-Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ :17/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 29/09/2026

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil-alacak istemine ilişkin davada mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili;davacı şirket ile davalı kooperatif arasında 07/09/2006 tarihli inşaat yapım sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile malzeme bedeli davalı kooperatife ait olmak üzere konya, selçuklu, dikilitaş mahallesi, 20883, 20884, 20885, 20886, 20887, 20888, 20889, 20890, 20891,20892, 20893, 20894, 20896 ve 208097 ada üzerindeki parsellerin inşaat yapım işinin davacı şirkete verildiğini, sözleşme ile inşaat maliyetinin %10'unun ücret olarak davacıya verilmesinin ve davacıya verilmesi gereken ücretin %70'ine kadar olan kısmının da yapılacak binalardaki işyeri veya daire olarak ödenebileceğinin kararlaştırıldığını, davalı kooperatif tarafından 26/03/2010 tarihli yönetim kurulu kararı ile 4 dükkanın davacıya verilmesini kararlaştırdığını ancak, tapuda devrinin yapılmadığını beyan ederek, dava konusu konya, selçuklu, dikilitaş mahallesi, 20892 ada, 14 parsel sayılı taşınmazdaki a blok 1 ve 2 bağımsız bölüm nolu dükkanlar ile aynı yer, b blok 1 ve 2 nolu bağımsız bölüm dükkanların davalı kooperatif adına olan tapu kaydının iptali ile sözleşmeden doğan ücret karşılığı olarak davacı şirket adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini, tapu tescili mümkün değil ise dava konusu dükkanların rayiç değerleri karşılığında şimdilik 200.000 tl.'nin 26/03/2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı kooperatiften alınarak davacıya verilmesini dava ve talep etmiştir. açılan dava konya 5. asliye ticaret mahkemesinin 2013/191 e. sırasına kaydedilmiştir. Davacı vekili birleşen davada; davacı şirket ile davalı kooperatif arasında 07/09/2006 tarihli inşaat yapım sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile inşaat maliyetinin %10'unun ücret olarak davacıya verilmesinin ve davacıya verilmesi gereken ücretin %70'ine kadar olan kısmının da yapılacak binalardaki iş yeri veya daire olarak ödenebileceğinin kararlaştırıldığını, davalı kooperatif tarafından 26/03/2010 tarihli yönetim kurulu kararı ile 4 dükkanın davacıya verilmesini kararlaştırdığını ancak, tapuda devrinin yapılmadığını bu konuda ayrıca dava açtıklarını, davalı kooperatifin kayıtları üzerinde maliye tarafından yapılan incelemede davalı kooperatifin davacı şirketten haksız olarak 190.000 tl. tahsil ettiğinin belirlendiğini beyan ederek, davalı kooperatif tarafından davacı şirketten haksız olarak tahsil edilen 190.000 tl.'nin ticari faizi ile davalı kooperatiften alınarak davacıya verilmesini dava ve talep etmiştir. açılan dava konya 5. asliye ticaret mahkemesinin 2013/190 e. sırasına kaydedilmiştir. Birleşen her iki davada davalı kooperatif vekili, taraflar arasındaki sözleşme gereğince davacının ifa etmesi gereken edimlerini ifa etmediğini, belirsiz alacak davası da açamayacağını, yapılan işin davalıdan kabul edilmesi beklenemeyecek kadar ayıplı ve kötü olduğunu, davacının hiçbir alacağının bulunmadığını, yapılan inşaatlar yönünden oturma ruhsatı dahi alınamadığını beyan ederek davanın reddini istemiştir. Davacı vekili 11/07/2017 tarihli ıslah dilekçesiyle; nolu bağımsız bölümün davalı kooperatif adına alınan tapu kaydının iptali ile davacı şirket adına tescilini, dava konusu diğer 3 taşınmazın el değiştirmiş olması nedeniyle 3 taşınmazın bedeli olarak 1.439.849 TL.'nin 26/03/2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı kooperatiften tahsilini istediklerini beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece;" dava, "tapu iptali ve tescil veya alacak (birleşen dava ise: alacak)" davasıdır. Somut olayda ; davacı şirket tarafından asıl davada, taraflar arasındaki 07/09/2006 tarihli inşaat yapım sözleşmesine istinaden, iş maliyetinin %10'u esas alınmak suretiyle yapılan işlerin bedeli olarak, davalı kooperatif tarafından davacıya verilen 10 dairenin mahsubundan sonra kalan alacak karşılığında, dava konusu 4 bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili, terditli olarak da tapu kaydının iptali ve davacı adına tescili mümkün değil ise şimdilik bu bağımsız bölümlerin rayiç bedeli karşılığında 200.000 tl.'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsili istenilmiş, yargılama aşamasında bağımsız bölümlerden 3 tanesinin el değiştirdiğinin belirlenmesi nedeniyle 11/07/2017 tarihli ıslah dilekçesiyle dava konusu b blok 2 nolu bağımsız bölümün davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili, diğer 3 bağımsız bölümün rayiç bedeli olarak 1.439.849 tl.'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsili istenilmiş, tapu iptali ve tescil yönünden dava değeri ise (önceki kararda da açıklandığı üzere) 137.500 tl. olarak kabul edilmiştir. birleşen dava ile de, davacı şirket tarafından davalı kooperatife gereksiz ödendiği ileri sürülen 190.000 tl.'nin faizi ile birlikte tahsili istenilmiştir. Davalı taraf ise, davacının ifasının aşırı şekilde ayıplı ve kötü olduğunu, inşaatın bir kısmının yapıldığını, yapılan kısımlar için iskan (oturması ruhsatı) alınmasının dahi mümkün olmadığını, inşaatın sözleşme ve projelere aykırı yapıldığını, davacının edimlerini yerine getirmediğini, davacıdan haksız tahsilat yapılmadığını beyan ederek, birleşen her iki davanın reddini istemiştir. Davalı kooperatif vekili, kooperatifin eski yönetimine ilişkin suçlayıcı beyanlarda bulunmuş ise de; bunun kooperatifin iç ilişkisi niteliğinde olduğu, önceki yöneticilere karşı şartları varsa ve yasal süreler geçmemişse sorumluluk davası açılabileceği, eski yöneticilere isnat edilen eylemler nedeniyle mahkumiyet kararının da bulunmadığı, eski yöneticilere isnat edilen eylemlerin davacı şirketin alacağını istemesine engel teşkil etmeyeceği sonucuna varılmıştır. Daha önce verilen kararlar nedeniyle istinaf incelemesi yapan ankara bam 31. hd'nin 24/12/2020 gün ve 2020/1167 e. 2020/293 k. sayılı ilamına göre de "taraflar arasındaki sözleşme tapu devri yükümlülüğü içermesine rağmen adi yazılı şekilde düzenlendiğinden esasen şekil yönünden geçersiz ise de; sözleşmede devri kararlaştırılan bazı bağımsız bölümlerin iş bedeline mahsuben tapuda davacıya devredildiği anlaşılmakla, artık geçersiz olduğunun ileri sürülmesi iyi niyetli kabul edilemeyeceğinden, uyuşmazlığın sözleşmede öngörülen hükümler doğrultusunda çözümünde zorunluluk bulunmaktadır (yibk, 30.09.1988 t. 1987/2 e.,1988/2 k)." Tarafların tacir olması nedeniyle ticari defterlerinde inceleme yaptırılmak istenilmiş, davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, davalı tarafında defterlerini süresinde ibraz etmediği (ibrazdan kaçındığı) anlaşılmıştır. Davacının ticari defterlerine göre, davalı şirketten 588.345 tl. tahsil ettiği anlaşılmış, davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmaması nedeniyle kendisi lehine delil teşkil etmeyecek olmasına rağmen, 6100 s. hmk'nin 222/4. maddesi gereğince davacı aleyhine delil teşkil edeceği sonucuna varılmış, 588.345 tl.'nin davacı şirket tarafından davalı kooperatiften tahsil edildiği kabul edilmiştir. Davacı şirket tarafından bu bedelin 480.850 tl.'lik kısmının yapılan iş bedeli dışında danışmanlık bedelleri olarak tahsil edildiği iddia edilmiş ve kendi ticari defterlerine bu şekilde kaydedilmiş ise de; kendi ticari defterlerinin bu konuda davacı taraf lehine delil teşkil etmeyecek olması nedeniyle, davacı şirkete davalı kooperatif temsilcilerine yemin teklif edip etmeyecekleri sorulmuş, bu konuda kendilerine kesin süre verilmiş, davacı şirket tarafından yemin teklif etmeyecekleri bildirildiğinden davalı kooperatiften tahsil edildiği kayıtlı olan 588.345 tl.'nin tamamının iş bedeli karşılığında davalı kooperatiften tahsil edildiği sonucuna varılmıştır. Asıl dava yönünden yapılan değerlendirmede; Ankara Bam 31. HD'nin kararı gereğince selçuklu belediyesi'ne müzekkere yazılmış, selçuklu belediye başkanlığı'nın 26/05/2025 tarihli cevabi yazısı ile, taraflar arasındaki sözleşmeye konu olan taşınmazların bir kısmında hiç yapı ruhsatı bulunmadığı ve bir kısım taşınmazlardaki inşaatların da 5 yıllık ruhsat süresi içerisinde tamamlanmadığı tespit edilerek, bütün yapılar için güncel deprem yönetmeliğine göre deprem performansı analizi yaptırılması, deprem performansının sağlanamadığının anlaşılması halinde de güçlendirme yapılması gerektiği, bir kısım binaların proje tadilatı yapılarak, bir kısım binaların ise imalatlarının düzeltilerek projeye aykırılıkların giderilebileceği ancak bunun için ruhsat eki proje ve raporların belediyeye eksiksiz sunularak müracaat edilmesi halinde yapı ruhsatı düzenlenebileceği bildirilmiştir. Belediye cevabi yazısı gereğince mahkememizce konya'da bulunan ve performans analizi yapabileceği değerlendirilen üniversitelerden ve ayrıca piyasada bu amaçla çalışan lisanslı bir özel şirketten teklifler alınmış, teklif alınan üniversitelerin tercih edilmeme ve özel şirketin tercih edilme sebepleri 16/02/2026 tarihli ara kararında ayrıntılı olarak açıklanmış, mahkememizce tercih edilen özel şirketten fiyatları revize etmesi de istenilerek son fiyat ve teklifleri taraflara tebliğ edilmiş, 16/02/2026 tarihli ara kararı ile mahkememizce tercih edilen şirketin revize edilmiş haliyle performans analizi ve buna ilişkin raporun düzenlenmesi ücreti olarak kdv dahil 2.796.000 tl.nin (ileride ihtiyaç duyulursa zemin etüdü ve güçlendirme projesi maliyetleri hariç olarak) yatırılması için davacı vekiline (fiyat teklifinin geçerli olduğu süre de gözönünde bulundurularak) tebliğden itibaren 1 ay kesin süre verilmiş, davacı taraf kesin süre içerisinde performans analizi ve raporlama ücreti bedelini yatırmamıştır. Davacı vekili, davacının arsa maliklerine karşı sorumlu olmadığını, sorumluluğun ve yüklenici sıfatının davalı kooperatife ait olduğunu, belediye ruhsat ve kayıtlarında yüklenici olarak davacının değil kooperatifin kayıtlı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacının inşaat işinin takibi sorumluluğu dışında bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacının 2012 yılı itibariyle fiilen inşaattan çıkartıldığını, imar mevzuatının sonradan değiştiğini ve geriye dönük uygulanamayacağını beyan ederek, performans analizi ve raporlanmasına ilişkin ara kararlarından vazgeçilmesini istemiş, bu taleplerini teyit eder mahiyette akademisyen inşaat yüksek mühendisinden şubat 2026 tarihli uzman görüşü sunmuş ise de; Öncelikle, bu dava arsa sahipleri ile davacı arasında değil, 07/09/2006 tarihli inşaat yapım sözleşmesine dayalı alarak, arsa sahiplerine karşı işin yapımını üstlenen kooperatif ile davacı arasındaki ihtilafa dayalıdır. projelerde ve önceki ruhsatlarda davalı kooperatifin yüklenici sıfatını taşıması, bu kooperatif ile (taşeron olarak) sözleşme yapan ve kooperatife karşı yüklenici sıfatını taşıyan davacı şirketin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacak, davacının sorumluluğunun 07/09/0226 tarihli inkar edilemeyen sözleşmeye göre belirlenmesi gerekecektir. Davacının sonraki iddialarının aksine davacının sorumluluğunun; gerek dava dilekçesindeki bizzat davacının anlatımlarına ve gerekse taraflar arasındaki sözleşmeye göre, sadece işin takibi ile sınırlı olmayan, işin sözleşmede kararlaştırılan bedel karşılığında, teknik usullere, yönetmelik ve kanunlara ve ayrıca kooperatifin arsa sahiplerine karşı taahhüt ettiği sözleşmeye uygun yapılması sorumluluğu olduğu kabul edilmiştir. Davacı tarafından sunulan uzman görüşü, davacının sorumluluğunu uygulama takibi (müşavirliği) ile sınırlı görmesi, fiilen inşaattaki çalışmalarının davalı tarafça sonlandırıldığı ve davacının müteahhitlik faaliyetinden sorumlu olmadığı, projeye aykırılığın giderilmesi veya proje yenilenmesi için performans analizinin zorunlu olduğuna dair bir düzenleme bulunmayıp, sadece taşıyıcı sisteme müdahale veya statik bir tereddüt varsa performans analizinin gerekli olduğuna dair teknik değerlendirmelerin de dışına çıkarak hukuki değerlendirmeler içermesi, ankara bam 31. hd'nin kararı, selçuklu belediyesi cevabi yazısı ve toplanan diğer delillerle uyumlu olmaması karşısında, uzman görüşünün hükme esas alınamayacağı kabul edilmiş, davacı tarafın 24/12/2025 tarihli duruşma ara kararları ile 16/03/2026 tarihli gerekçeli arar kararlarından dönelmesi talebi de (son duruşmada) reddedilmiştir. Davacı taraf, 2012 yılı itibariyle davacının inşaattan çıkartıldığını (ve dolaylı olarak da davacının inşaatı o tarihten sonra yapmadığını) beyan etmiş, selçuklu belediyesi tarafından da, inşaat ruhsat sürelerinin dolması ve bir kısım taşınmazlar için hiç inşaat ruhsatının bulunmaması nedeniyle, yeni inşaat ruhsatı düzenlenebilmesi için bu taşınmazlara yönelik yeni deprem yönetmeliği hükümlerine göre performans analizi ve bu analize göre gerekli olduğu anlaşılırsa binalar için güçlendirme projesi hazırlanması gerektiği ve bu belgelerle ruhsat talebinde bulunulması gerektiği açıklanmıştır. Binaların inşaatlarının tamamen bitmemiş olması nedeniyle, güncel deprem yönetmeliğinin uygulanması, davacının iddialarının aksine kanunların geriye yürümesi anlamına gelmemektedir. aksi halin kabulü, inşaat edimlerini gereği gibi ve zamanında yerine getirmeyen yüklenicinin, daha fazla güvenlik getiren güncel deprem yönetmeliği yerine, önceki yönetmeliğe insanların razı olmasını beklemesi ve buna göre kalan alacağının ödenmesini istemesi sonucunu ortaya çıkarır ki, bu beklenti adalet ve hakkaniyet anlayışına da uygun düşmez. yönetmelik değişikliğinin ekonomik ve hukuki yönden külfeti; işverene değil, işi zamanında ve teknik usullerine uygun olarak tamamlamayan davacı yükleniciye ait olması adaletin gereğidir. Belediyeden yeniden inşaat ruhsatı alınabilmesi, buna göre inşaatların hangisinin proje değişikliği yoluyla, hangilerinin de inşaat ve imalatların düzeltilerek projeye uygun hale getirilebileceğinin ve bunların maliyetinin belirlenmesi için, bu taşınmazların tamamında performanz analizi ve raporlama yapılması, güncel yönetmeliğe göre de deprem performansı taşımayan binalar yönünden de güçlendirme projesi hazırlanması gereklidir. Davacının varsa alacağına kavuşabilmesi için, bu analiz ve projelerin maliyetlerine ve ayrıca bu analiz ve projelere göre gerekli ise proje değişikliği ve inşaat ve yapıların düzeltilmesi maliyetlerine de katlanması gereklidir. Davacı ise verilen kesin süre içerisinde ilk aşamada gerekli olan performans analizi ve raporlama maliyetlerine bile katlanmamış, kesin süre içerisinde mahkememizce belirlenen kdv dahil 2.796.000 tl.yi depo etmemiş, bu nedenle ispatlanamayan asıl davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Birleşen dava yönünden yapılan incelemede de; Davacı şirket tarafından, 16/01/2013 tarihli vergi inceleme tutanağı delil gösterilerek davalı kooperatife gereksiz olarak 190.000 tl. ödendiği gerekçesiyle 190.000 tl.'nin faizi ile beraber tahsili istenilmiştir. Davacı taraf 190.000 tl.'nin davalıya gereksiz yere ödendiğini ileri sürmüş ise de; bu iddiasını ispat edememiş, davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmaması nedeniyle davacı lehine delil teşkil etmeyeceği, davalı aleyhine delil teşkil edeceği sonucuna varılmış, davacı tarafa davalı kooperatiften 190.000 tl. alacaklı olduklarına dair davalı kooperatif temsilcisine yemin teklif edip etmeyecekleri sorularak kesin süre verilmiş, davacı taraf kooperatife bu konuda da yemin teklif etmeyeceklerini bildirdiğinden ispat edilemeyen (birleşen) davanın da reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının ayıplı işler için ihbar ve süre tanımadan seçimlik hakkını fesih yönünde kullandığını, birinci etabın teslim edildiğini, o tarihteki eksikliklerin fesih hakkını kılmadığını, dolayısıyla fesih hakkı olduğunu, bu hususların Konya 1 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/68 Esas sayılı dosyada tespit edildiğini ve kesinleştiğini, bu durumda taşınmazın tesciline veya bedelinin hükmedilmesinin zorunlu olduğunu, İnşaat ruhsatında yüklenici olarak kim kayıtlı ise ruhsat yenileme işlemlerinin onun tarafından yapılmasının mümkün olduğunu, müvekkilinin ruhsata başvurma, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre iskan ruhsatı alınması zorunluluğunun davalıya ait olduğunu, sözleşmenin 6. Maddesi dikkate alınmadan analiz raporu aldırılması için dava değerinden daha fazla bir bedelin müvekkili tarafa kesin süre verilerek ödenmesi istenmesinin HMK'ya aykırı olup etkili başvuru ve mahkemeye erişim hakkının ihlali olduğunu, ispat yükünün ters çevrilemeyeceğini, sözleşmenin haksız olarak feshedilmesinden önceki 2006-2007-2008 ve 2011 yılı beton basınç deney raporlarının dosyaya sunulduğunu, bu raporların müvekkilinin kusursuzluğunu kanıtladığını, uzman görüşü dosyaya sunulduğu halde ara kararından dönülmediğini, taraflar arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi bulunmadığını, kat karşılığı inşaat sözleşmesi yüklenicisinin davalı olduğunu, alma gibi hak ve yetkisinin kanunen bulunmadığını, mahkemece bu hususun gözardı edildiğini, müvekkilinin fiili olarak şantiyeden çıkarılmış olması nedeniyle inşaatlar üzerinde fiili hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, mahkemece 2018 yılından sonraki yasal değişikliklere göre inşaatın durumunun incelenmesinin yasal olarak imkanı bulunmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil-alacak istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dairemizin kaldırma kararından sonra ilgili belediyesince ayrıntılı olarak dosyaya ibraz edilen 26/05/2025 tarihli yazıda, sonuç olarak davalı kooperatifin malik durumunda bulunduğu, dava konusu tüm taşınmazlarda ruhsat süreleri içerisinde yapıların inşasının tamamlanmadığı, tüm yapılar için güncel deprem yönetmeliğine göre deprem performansı sağlayıp sağlamadığının anlaşılması için performans analizi yapılması gerektiğini, sağlamaması durumunda güçlendirme yapılması gerektiği, bazı aykırılıkların proje tadilatı yapılarak bazıların ise yerinde yapılan imalatların düzeltilerek giderilebileceğinin değerlendirildiği, ruhsat eki proje ve raporların eksik ve yanlışsız olarak belediyeye sunulması halinde müracaat tarihinden itibaren en geç 30 gün içinde yapı ruhsatı düzenlenebileceği belirtilmiştir. Sözü edilen bu yazıya göre, projeye aykırılıkların giderilebilmesi için öncelikle yapı ruhsatı alınması, yapı ruhsatının alınabilmesi için ise öncelikle deprem performans analizlerinin yaptırılması gerektiği anlaşılmaktadır. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 22. Maddesi gereğince yapı ruhsatları, yapı sahipleri veya kanuni vekillerince alınabilir. Bu durumda, mahkemece, taraflar arasında imzalanan sözleşmede yapı ruhsatı alınması veya yenilenmesi işinin ve bunların alınabilmesi için öncesinde yapılması gereken tüm iş ve işlemlerin yerine getirilmesi yükümlülüğünün taraflardan hangisine ait olduğunun belirlenmesi, sözleşmede bu hususlara ilişkin ayrı bir hüküm bulunmaması halinde ise yukarıda açıklanan yasa maddesi gereğince bu yükümlülüğün yapı sahibi davalıda olduğunun kabul edilmesi gereklidir. Bu hususta yapılacak inceleme sonrasında belirtilen yükümlülüklerin davalı yapı sahibinde olduğunun anlaşılması halinde, öncelikle ruhsat alma/yenileme, bunun öncesinde yapılması gereken deprem performans analizleri vb. iş ve işlemleri yapması için davalı tarafa makul süre verilmesi, verilen sürede yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde bu kez davacıya makul süre verilmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, bu konularda gerekli inceleme ve değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle; asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl ve birleşen davada Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/04/2026 gün ve 2024/820 Esas 2026/261 sayılı kararının HMK’nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan (732,00+732,00) 1.464,00 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 5- Davacı tarafından ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa ilgili icra dairesince iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 17/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/536, K. 2026/831, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-536-e-2026-831-k-4bbf525eb05b