Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/491 E. 2026/1572 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/491
- Karar No
- 2026/1572
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/491 - 2026/1572 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/491 KARAR NO : 2026/1572
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ...(...) ÜYE : ...(...) ÜYE : ...(...) KATİP : ...(...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/12/2024 NUMARASI : 2023/606 Esas - 2024/929 Karar
DAVACI : .... (T.C. NO:...) - ..... İzmit/KOCAELİ VEKİLİ : Av. ... - ...İzmit/KOCAELİ DAVALI : ... MAKİNA ENDÜSTRİYEL KROM KAPLAMA İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. ... - ... İzmit/KOCAELİ
DAVA TÜRÜ : Alacak DAVA TARİHİ : 30/12/2021
KARAR TARİHİ : 18/09/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 05/10/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı yan ile davacı bir süredir ticaret yaptığını, davalı yan davacıdan mal alımı yapmış ancak bir kısım borcunu ödemediğini, davalı yan kendi ticari defterlerine işlediği ve teslim aldığı fatura bedellerini davacıya ödemediğini, davacının bir süre işçisi olarak çalışan ve müşterilere mal alım - satım - teslimi ile ilgilenen ... 2019 yılında davacıyı dolandırarak kaçtığını, davacının bu konuda savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, (Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı 2019/16946 Sor No) Davalı taraf da işbu dosyada şüpheli sıfatı ile ifade verdiğini, davalı yan ifadesinde özetle mal teslim almadığını iddia etmişse de, davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda faturaları ve malları teslim alıp defterlerine işlediği ortaya çıkacağını, yine davalı taraf davacıya hitaben her ne kadar Gebze 4. Noterliğinin 05.07.2019 tarih ve 08551 yevmiye numarası ile iade faturası düzenleyerek taraflarına göndermişse de, işbu iade faturası süresi içinde kesilmediğini, ayrıca taraflarına teslim edilen mallar da iade edilmediğini, davacının da davalıya hitaben Kocaeli 6. Noterliğinin 15477 yevmiye no 04.07.2019 tarihli cevap ihtarnamesi ile cevap verdiğini, takibe konu faturalara ilişkin davalı tarafça yasal süresi içerisinde itiraz edilmediğini, TTK 21/2 ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. '' şeklinde olup davalı yan yasal süresi içinde hiçbir itirazda bulunmayarak fatura içeriklerini kabul ettiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydı ile Gebze İcra Müdürlüğünün 2019/41673 E sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, takip konusu borcun takip dosyasında belirtilen faiz oranı üzerinden davalıdan tahsiline, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu davanın 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olup süresinde açılmadığını, davacı tarafın davaya sunmuş olduğu faturalara dayanarak alacağı olduğunu iddia etse de bu alacaklar, 5 yıllık zamanaşımına uğradığını, icra takibinde takibe dayanak belge sunmayan davacı, itirazın iptali davasında icra dosyasında var olan belgeler dışında başka belgelere dayanamayacağını, davalının, davacıya borcu bulunmadığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin her türlü talep, dava ve başvuru hakları da saklı kalmak üzere, usul ve yasaya aykırı davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; işbu dava 15.08.2024 tarihinde sundukları ıslah dilekçesi ile itirazın iptali davasından alacak davasına dönüştürüldüğünü, ancak yerel mahkemenin davanın reddine gerekçe gösterilen kısmında "itirazın iptali" davasına ilişkin gerekçeler yazılarak davanın red kararı açıklandığını, dosyada mevcut olan ısah dilekçesinden bahsedilmemiş, dava dosyası alacak davası gibi değil, itirazın iptali davası gibi değerlendirildiğini, işbu sebep dahi kararın kaldırılmasını gerektirdiğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER: Gebze 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/12/2024 Tarih - 2023/606 Esas - 2024/929 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; alacak istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; taraflar arasında bir süre ticari ilişki olduğu, davalının, davacıdan aldığı malların bedellerini ödemediği, bunun üzerine davacı tarafından davalı aleyhine Gebze İcra Müdürlüğünün 2019/41673 E sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından başlatılan takibe itiraz edilmesi üzerine yapılan itirazın hükümden düşürülmesi için eldeki davanın açıldığı, ilk derece mahkemesince açılan davanın reddine karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 07/07/2023 Tarihli 2022/1226 Esas - 2023/1161 karar sayılı karar ilamı ile; " ... Eldeki davada, yerel mahkemece; alacaklı ...'ın borçlu ... Makine Şirketine karşı ilamsız icra takibi başlattığı, başlatılan takibin tarihinin 03/09/2019 olduğu ,52.164,38.-TL "suçtan kaynaklanan zarar sebebiyle" yapılan takipte ödeme emrinin davalıya 11/09/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalının süresinde 18/09/2019 günü borcun tümüne itiraz ettiği, 19/09/2019 günü müdürlüğün takibin durdurulmasına karar verdiği 24/12/2019 tarihinde davacının arabuluculuğa müracaat ettiği, 27/01/2020 tarihinde tarafların anlaşmaya varamadıklarına dair tutanak tutulduğu, sonrasında, davacının, mahkememize 30/12/2021 tarihinde itirazın iptali için eldeki davayı açtığı, bilindiği gibi İcra İflas Yasası gereği ilamsız takipte itirazın kaldırılması için müracaat süresi 6 aydır, itirazın iptali için dava açma süresi 1 yıldır, dava konusu olayda 1 yıllık süre geçirildikten sonra dava açıldığı anlaşıldığından davanın reddine şeklinde karar verilmişse de verilen kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı yanılgılı kanaatle verildiği anlaşılmıştır. İİK 67/1 maddesi "Takip talebine itiraz eden alacaklı, itirazın tebliğ tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağın varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir" şeklinde düzenlemiştir. Emsal Yargıtay kararlarında itirazın iptaline ilişkin davaların İİK'nın 67. maddesi uyarınca itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıl içerisinde açılması gerektiği, itiraz dilekçesi tebliğ edilmediği sürece 1 yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlamayacağı ifade edilmiştir. "Bir yıllık itirazın iptali davası açma süresi ve altı aylık icra mahkemesine başvurma süresi borçlu itirazının alacaklıya tebliğden itibaren başlar. Alacaklı icra dosyasında işlemler yapması tebliğ anlamına gelmez"(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 18/06/2019 tarih 2017/19-1651 Esas 2019/707 Karar sayılı ilamı). Eldeki davada; mahkemece her ne kadar davanın 1 yıllık hak düşürücü süresi içerisinde açılmadığından bahisle davanın hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle reddine karar verilmişse de; somut olayda, davalı borçlunun ödeme emrine yaptığı itirazın davacı alacaklıya tebliğ edildiğine ilişkin her hangi bir bilgi veya belge icra takip dosyasında bulunmadığından, İİK’nın 67-(1) maddesinde düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü sürenin henüz işlemeye başlamadığı ve itirazın iptali davasının süresinde açıldığı anlaşıldığından verilen kararın kaldırılması gerektiği anlaşılmıştır. ... " şeklindeki gerekçeyle kararın kaldırılmasına karar verildiği, ilk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Eldeki davada; davanın, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya teslim edilen malların bedelinin ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine dairemizin 07/07/2023 tarihli 2022/1226 Esas - 2023/1161 karar sayılı karar ilamı ile "davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle verilen ret kararının davalı tarafından icra ödeme emrine yapılan itirazın davacı alacaklıya tebliğ edildiğine ilişkin dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, bu nedenle bir yıllık hak düşürücü sürenin henüz başlamadığı gerekçesiyle" kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma kararı sonrasında ilk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın, yeniden, farklı bir gerekçeye dayalı olarak reddine karar verildiği görülmüştür. Eldeki davada dosyanın yapılan incelemesinde; Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/957 E. 2022/724 karar sayılı dosyasında; davacının ..., davalının ... olduğu, bu itirazın iptali davası sonucunda mahkemece verilen davanın kabulüne yönelik kararın dairemizce incelenerek verilen kararın kaldırılması ile davanın reddine karar verildiği, yine, eldeki dava davacısının, davalı olarak ... Makina Ends Krom Kaplama İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'yi gösterdiği, bu davada Gebze İcra Müdürlüğünün 2019/41673 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptalinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği, dairemizce yapılan değerlendirmede ise icra takip dosyasındaki takip talebine yazılan ibare ile davacının isteminin birbirini tutmaması nedeniyle takibin usule uygun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın çözümü için ıslahın hukuki niteliğinin açıklanmasında yarar bulunmaktadır. Islah; taraflardan birinin yapmış olduğu usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesine denir.(HMK m. 176) (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, C: IV, İstanbul 2001, s. 3965). Islah müessesesi, davayı değiştirme, başka deyişle iddia ve müdafaanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağını bertaraf eden bir imkandır. Zira bu suretle, aslında yasal itiraz ile karşılaşılabilecek olan herhangi bir taraf muamelesi, ıslah kurumu yardımı ile artık bu itirazı davet etmeksizin yapabilmektedir (Üstündağ, S.: Medeni Yargılama Hukuku, Cilt: I-II, 5. Baskı, İstanbul 1992, s. 534). Islahın konusu tarafların yapmış oldukları usul işlemleri olduğu için, ıslahla düzeltilecek usul işlemlerinin neler olduğundan da söz etmek gerekir. Gerek öğreti, gerekse Yargıtay uygulaması davanın değiştirebileceğini ve genişletilebileceğini aynı şekilde savunmanın genişletilebileceğini ilke olarak kabul etmektedir. 6100 sayılı HMK’nın 176. maddesine göre; ıslah, tamamen (kamilen) veya kısmen olmak üzere iki şekilde yapılabilmektedir. Tamamen ıslahta davacı, davasını baştan (dava dilekçesinden) itibaren ıslah eder ve bir hafta içerisinde yeni bir dava dilekçesi verir (HMK m. 180). Davanın tamamen ıslahı yoluna, dava dilekçesinden (dava dilekçesi dahil) itibaren (HMK m. 179/2 de sayılanlar hariç) bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması için başvurulur (HMK m. 179/1). Bu hâlde dava dilekçesinden itibaren yapılmış olan usul işlemlerinin (HMK m. 179/2 de sayılanlar hariç) tamamının yapılmamış sayılması (ıslah edilmesi, düzeltilmesi) söz konusu olduğu için buna davanın tamamen ıslahı denir. (Kuru, B.: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, Ankara 2019, s. 424). Başka bir anlatımla davacı tamamen ıslah ile yeni bir dilekçe vererek davasını baştan itibaren usule müteallik bütün işlemlerini değiştirebilir. Yani davacı bu yolla dava sebebini ve talep sonucunu tamamen değiştirip genişletebileceği gibi, davalı da tam ıslah ile savunmasını tamamen değiştirip genişletebilecektir. Bunun doğal sonucu olarak, dava dilekçesinde yer alan ilk talep içeriği değil, ıslah yoluyla açıklanan talep içeriği nazara alınarak araştırma ve inceleme yapılması ve mahkemece verilecek hükümde de ıslahla ileri sürülen istemin karşılanması gerekecektir. 6100 sayılı HMK'nın 181. maddesinde düzenlenen davanın kısmen ıslahında ise; davada yapılmış olan belli bir usul işlemi ıslah edilir (düzeltilir) ve bundan sonraki usul işlemlerinin (ıslah edilen usul işlemi ile ilgili oldukları ölçüde) yapılmamış sayılması sağlanır (Kuru, s. 4014). Davacının talep sonucunu (müddeabihi) arttırması, talep sonucunu terditli dava hâline dönüştürmesi ve talep sonucunun daraltılması gibi işlemler kısmen ıslaha örnek olarak sayılabilecek usule müteallik işlemlerdir. Islahın amacı, yargılama sürecinde, şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmak olduğundan, hak ve alacağı bu sürecin dışında ortadan kaldırmış olan işlemlerin, yani maddi hukuk işlemlerinin ıslah yoluyla düzeltilebilmesi elbette ki mümkün değildir. Bir başka deyişle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemez. Feragat, kabul, sulh gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyetini de taşımaktadır ve bu sebeple, bu işlemlerin ıslah yoluyla düzeltilmesi imkânsızdır; çünkü ıslah, yargılama hukukunun şekle ve süreye bağlılığından kaynaklanan zımni hak kayıplarının telafisi için öngörülmüş bir müessesedir. Açık bir irade beyanı ile terk edilen haklar, maddi gerçeğin şekle feda edilmesi gibi bir sonuç doğurmadığı için, ıslahın konusu olamaz. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 07/06/2017 tarihli ve 2017/17-1093 E. 2017/1090 K.; 07/06/2017 tarihli ve 2016/9-1212 E. 2017/1078 K. ile 02/04/2019 tarihli ve 2017/22(7)-2168 E. 2019/395 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir. Somut olayda; Davacı dava dilekçesinde davalı tarafından ödenmeyen faturalar nedeniyle alacaklı olduğundan bahisle davalı aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmişken, 14.08.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile dayandığı maddi vakıaları değiştirerek bu sefer davalının borçlu olduğunu ileri sürdüğü miktarda alacağının tahsilini talep etmiş ve itirazın iptali istemli davayı açarken harç yatırdıklarını belirterek yeni bir harç yatırma gereği duyulmadığını belirterek ıslah harcını yatırmadıklarını beyan ettiği anlaşılmıştır. Az yukarıda açıklandığı üzere; davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi hâlde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir. (HMK m. 180) Davasını tamamen ıslah etmiş olan davacı, ıslah dilekçesinde aynı zamanda ıslah ettiği işlemi açıkça belirtmişse (yani ıslah dilekçesi aynı zamanda yeni bir dava dilekçesi niteliğinde ise) davacının artık HMK m. 180'e göre bir hafta içinde yeni (ikinci) bir dava dilekçesi vermesine gerek yoktur. Eldeki olayda da, davacı taraf dayandığı maddi vakıaları değiştirmiş olup, bunu verdiği ıslah dilekçesinde açıkça belirttiğinden ve anılan ıslah dilekçesinden önce davayı ıslah edeceklerine dair ayrıca bir taleplerinin de bulunmadığı anlaşıldığından artık ayrıca bir dava dilekçesi vermesine gerek yoktur. Bu nedenle davacı tarafından yapılan ıslahın usulüne uygun olduğu anlaşılmıştır Az yukarıda da belirtildiği gibi itirazın iptali davaları kural olarak icra takibine sıkı sıkıya bağlı olup takipte talep edilmeyen bir alacağın itirazın iptali davasında hüküm altına alınması mümkün değildir. Ne var ki somut olayda, davacının yargılama sırasında usulüne uygun olarak sunduğu ıslah dilekçesiyle dava türünü alacak davasına dönüştürdüğü anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 176 ve devamı maddeleri uyarınca usulüne uygun şekilde yapılan tam ıslah ile davacı dava dilekçesinde ileri sürdüğü talep sonucunu değiştirebileceğinden, mahkemece ıslahının hukuki sonuçlarını gözetilerek uyuşmazlığın alacak davası niteliğinde olduğunun değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince yalnızca icra takip dosyası kapsamındaki talep ve takip konusu alacak esas alınarak davanın reddine karar verilmesinin isabetli olmadığı ve ıslahın geçerli olduğunun kabulü karşısında davacının ıslah dilekçesiyle ileri sürdüğü talep ve buna karşı davalı tarafça ileri sürülen savunmalar çerçevesinde uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Öte yandan; HMK'nun 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkıyla 6100 sayılı HMK'nın 31. maddesinde öngörülen hakimin davayı aydınlatma ödevi ve 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesinde düzenlenen hükmün kapsamına ilişkin ilkeler gereğince tarafların dayandıkları delillerin eksiksiz biçimde toplanıp değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi zorunludur. Oysa eldeki davada dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda yalnızca davacı tarafın ticari defterlerinin incelendiği, davalı tarafın ticari defter ve kayıtların ise incelenmediği, bu haliyle de tarafların karşılıklı ticari ilişkilerinin dava konusu faturaların ve bu faturalara konu mal veya hizmetlerin teslim ve ifasını taraf kayıtlarındaki karşılığının ve varsa yapılan ödemelerin tam olarak belirlenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle tarafların ticari defter ve kayıtlarının karşılaştırmalı olarak incelenmesi, dava konusu faturaların davacı ve davalı defterlerinde kayıtlı olup olmadığının, faturaların içeriğine konu mal veya hizmetlerin teslim ve ifasının bulunup bulunmadığının, varsa ödeme ve mahsup kayıtlarının ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin bütünüyle değerlendirilmesi suretiyle, gerektiğinde konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi heyetinden tarafların tüm delilleriyle ticari defter ve kayıtlarının birlikte değerlendirilmesi yapılarak denetime elverişli, gerekçeli ve somut tespitleri içeren ek veya yeni bir rapor alınmasının gerektiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, ilk derece mahkemesince davacının usulüne uygun ıslahı gözetilerek, davanın alacak davası niteliğiyle esasının incelenmesi, tarafların ileri sürdükleri tüm iddia ve savunmaların değerlendirilmesi, özellikle davalı tarafa ait ticari kayıtların da incelenmesi suretiyle eksik bilirkişi incelenmesinin tamamlanması ve sonucuna göre uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince ESASTAN KABULÜNE, a-Gebze 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/12/2024 Tarih - 2023/606 Esas - 2024/929 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, b-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-İstinaf Karar Harcının, talebi halinde ve ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 3-İstinaf eden tarafından yapılan İstinaf başvuru giderlerinin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesine, 4-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362-(1)-g) maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/09/2026
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*