İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/684 E. 2026/747 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/684
Karar No
2026/747
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/684 Esas KARAR NO : 2026/747

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) iken Islah Edilmiş Haliyle Alacak DAVA TARİHİ : 10/06/2024 KARAR TARİHİ : 16/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) iken Islah Edilmiş Haliyle Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili davanın tamamen ıslahına ilişkin HMK 180.maddesi kapsamında sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın her ne kadar itirazın iptali davası olarak açılmışsa da işbu tam ıslah dilekçesi ile davanın alacak davasına dönüştürülmesini ve alacak davası olarak karara bağlanmasını talep etme zorunluluğu doğduğunu, müvekkili şirketin elektrik ve trafo alanında hizmet verdiğini, davalının ticari faaliyetleri kapsamında müvekkilinden çeşitli ürün ve hizmet satın ve teslim aldığını, bu kapsamda müvekkilinin davalı borçluya 11.01.2024 tarihli, ... numaralı, 400.000,00-TL bedelli faturadan görülen trafo satış bedelini içerir e-Arşiv fatura düzenlediğini ve tebliğ ettiğini, davalının satın ve teslim aldığı ürün ve hizmetlere ilişkin faturaları teslim aldıktan sonra faturalara itiraz etmediğini, iade faturaları düzenlemediğini ve borcu kabul ettiğini, süresinde itiraz edilmeyen faturanın aksinin ancak yazılı veya kesin delillere ispatlanabileceğini, kanun hükümleri ve yerleşik yargıtay içtihatlarına göre, bir faturayı teslim alanın herhangi bir ticari ilişkiden kaynaklanmasa dahi faturaya itiraz etmez ise veya iade faturası düzenlenemez ise faturanın içeriğini kabul etmiş sayıldığını, 24/02/2026 tarihli bilirkişi raporunda da davalının hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz iddialarını ispatlayamadığı ve davalının borçlu olduğu, müvekkilinin ise alacaklı olduğu haklı kanaatine varıldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı taraf savunmasının temelini oluşturan 240.000,00 TL tutarındaki faturanın sayın bilirkişice "iade faturası" olarak değil, "FİYAT FARKI BEDEL" açıklamalı fatura olarak tespit edildiğini, iade faturası ile fiyat farkı faturasının aynı şey olmadığını, bir belgenin üstüne "fiyat farkı" yazılmış olmasının otomatik olarak fiili iade gerçekleştiği anlamına gelmeyeceğini, fiili iade iddiasının iade irsaliyesi, teslim tesellüm tutanağı, sevk kaydı, depoya giriş kaydı, ürün değişim protokolü, yazılı mutabakat, teknik servis kabul kaydı gibi objektif delillerle ispatlanması gerektiğini, oysaki dosyada bunların hiçbirinin bulunmadığını, buna rağmen tek taraflı muhasebe kurgusuyla oluşturulmuş bir "fiyat farkı" kaydına dayanarak 400.000,00 TL’lik ana borcun 240.000,00 TL azaldığını ileri sürmenin açıkça hakkaniyet ilkesine aykırı olduğunu, raporda söz konusu 240.000,00 TL’lik belgenin BA/BS formlarında bildirildiğinin belirtildiğini, ancak BA/BS bildiriminin vergisel bir bildirim yükümlülüğü olduğunu, ifa, ödeme, mahsup, iade veya borcun sona ermesi sonucunu doğurmadığını, iş bu hususlara ilişkin tüm itirazlarının devam etmekle birlikte herhangi bir hak kaybı yaşamamak adına davanın ıslah edilmesi zarureti hasıl olduğunu iddia ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; tam ıslah taleplerinin ve yeni dava dilekçesinin kabulü ile itirazın iptali davası olarak ikame edilen davanın alacak davasına dönüştürülmesini ve bu şekilde sonuçlandırılmasına, davanın kabulü ile 160.000,00-TL'nin temerrüt tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilerek davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesine, lehlerine yargılama giderleri ile vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketçe davacıdan trafo satın alındığını, ancak bu ürünün ayıplı ve kusurlu çıkması sebebiyle ürünün iade edildiğini ve yerine başka bir ürün teslim edildiğini, teslim edilen ürüne ilişkin ödeme yapıldığını, ayrıca davalı şirkete 240.000,00 TL değerinde iade faturası kesildiğini, bahse konu ayıbın ve ürün teslimine ilişkin hususların tanık beyanları ile ispatlanacağını, ayrıca ticari defterlerinde incelenmesi ile iadeye ve ödemeye ilişkin hususların da ispatlanabileceğini, müvekkilinin davacıya borcu olmadığını, davacının ıslah talebinin usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, davanın esasına yönelik iddiaların da dosyaya sundukları deliller, dinlenen tanık beyanları ve emsal Yargıtay/Bölge Adliye Mahkemesi kararları karşısında tamamen çöktüğünü, davacı tarafın 400.000,00 TL bedelli faturaya dayalı olarak başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali için huzurdaki davayı şimdilik 1.000,00 TL üzerinden kısmi dava olarak açtığını, ardından eksik ve hatalı bilirkişi raporuna dayanarak talebini ıslah ettiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca, alacağın miktarının taraflar arasındaki fatura ve ticari defter kayıtlarıyla tam ve kesin olarak belirlenebilir (likit) olduğu durumlarda kısmi dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesi gereken bir davada, sonradan yapılan ıslah işleminin de hukuken geçersiz olduğunu, ayrıca davacının ıslah talebinin usulen hüküm kurmaya elverişli olmayan, sadece matematiksel bir sağlamadan ibaret olan ve teknik inceleme barındırmayan bir bilirkişi raporuna dayandığını, hukuka aykırı bir rapora dayanılarak yapılan ıslah talebinin kabulünün mümkün olmadığını savunarak; davacı tarafın usul ve yasaya aykırı, zamanaşımına uğramış ıslah talebinin reddine, tanık beyanları ve ticari defter kayıtları ile ayıplı ifa ve iade olgusu sabit olduğundan haksız ve mesnetsiz davanın tümden reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMANIN ÖZETİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki trafo alım satımı nedeniyle ticari fatura kaynaklı alacak istemine ilişkindir. Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır. Taraf vekilleri karşılıklı olarak delillerini bildirmişler, bildirdikleri deliller toplanılmıştır. Uyuşmazlığın; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafça fatura alacağına dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın haklı olup olmadığı, davacının itirazın iptali ile icra inkar tazminatı taleplerinin kabul edilip edilemeyeceği; davalı savunması kapsamında taraflar arasındaki ticari ilişkiye konu trafonun ayıplı olup olmadığı, iade edilip edilmediği, yerine başka ürün teslim edilip edilmediği, teslim edilen ürüne ilişkin ödeme yapılıp yapılmadığı hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir. ... 2.İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyası UYAP Bilişim Sistemi üzerinden celp edilmiş olmakla incelenmesinde; alacaklısının ... Şirketi, borçlusunun ... Şirketi olduğu, faturadan kaynaklı alacak borç sebebi gösterilerek toplam 400.000,00-TL'nin tahsili için icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 29/02/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin 29/02/2024 tarihli dilekçesi ile icra takibine, borca, borcun dayanağına, faize, KDV ve tüm ferilerine itirazı üzerine 01/03/2024 tarihinde icranın durdurulması kararı verildiği, işbu itirazın iptali davasının yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı görüldü. ... Ticaret Sicil Müdürlüğünden; davalı şirketin sicil kayıtları celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır. ... ve ... Vergi Dairesi Müdürlüklerinden; tarafların 2023 ve 2024 yıllarına ait BA/BS formları celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır. Taraf vekilleri tarafından bildirilen tanıklar gerek talimat yolu ile gerekse Mahkememizce bizzat olmak üzere dinlenilmişlerdir. Mahkememizce talimat yoluyla dinlenen davacı tanığı ... beyanında, "kendime ait şimdi plakasını hatırlamadığım ... marka kamyonet ile davacı ... şirketinden aldığım yaklaşık çalışma masası büyüklüğünde trafoyu ...'ne götürdüm, trafonun markası..'dur, davalı ...'e götürdüm, burada çalışan şirket yetkililerine teslim ettim, hatırladığım kadarı ile 2023 yılının sonlarına doğru idi, eski trafoyu da bana davacı şirkete teslim etmek üzere verdiler markası ... idi, onu alıp ...'ya getirdim, davacı şirkete teslim ettim, nakliye ücretimi davalı ... şirketi verecekti, trafoyu teslim ettiğim halde peşin vermediler 2-3 ay sonra hesabıma gönderdiler" demiştir. Mahkememizce dinlenen davalı tanığı ... beyanında, "Ben davalı şirkette şoför olarak 11 - 12 yıldır çalışmaktayım. Ben ... ilinde bulunan ... isimli şirkete arızalı bir ürün götürmüştüm. Hatırladığım kadarıyla götürdüğüm ürün bir trafoydu. Ben tamir olmak üzere götürmüştüm. 3 - 4 gün götürdüğüm ürün bu adreste kaldı. Beni şirketten aradılar ürünün arızasının giderildiğini söyledikleri için ürünü teslim almaya gittim. Ürünü teslim ettiğim yerden alıp ...'ne çalıştığım firmaya geri götürdüm. Ben arızalı trafonun çalıştığım şirketten tamiri için diğer şirkete götürme ve geri getirme işlemlerini yaptım başkaca bir olayı ben bilmiyorum. Sonra duyduğum kadarıyla ürün yeniden arıza yapmış ve bu sefer başka bir arkadaşım tekrar geri götürmüş benim olaya ilişkin bilgim ve görgüm bundan ibarettir" demiştir. Mahkememizce dinlenen davalı tanığı ... beyanında, "Ben şu an emekliyim daha öncesinde... firmasında idari işlere bakıyordum, 2022 yılında çalıştığım şirket ... mevkinde bir taş ocağı kurma kararı aldı, oraya elektrik tesisatı kurduk, trafo lazım oldu trafoyu ... isimli bir firmadan aldık, trafoyu taktıktan sonra tesis yavaşlamaya başladı ve trafo ses çıkarmaya başladı, biz trafoyu yangın olur endişesi ile hem de düzgün çalışmadığı için ...'ya geri gönderdik, 10 gün içinde tamir olup bize geri gönderdiler, gönderildiğinde 1 2 saat çalıştıktan sonra yine aynı sesi çıkartıp yağ kaynatmaya başladı, biz trafoyu tekrar söküp ...'ya gönderdik, ancak bu işlemleri yaparken vinç çağırmak zorunda kaldık ocak durmak zorunda kaldı normalde ocak faaliyetine başlamıştı, 2. Kez gönderdiğimizde trafoyu tamir edip tekrar gönderdiler, biz bu trafoyu 2. Kez tamire gelip sorun çıkardığında kendimiz başka bir firmaya gösterdik, yapılan incelemede trafonun sıfır olmadığı içindeki parçaların orijinal olmadığı 2. El bir trafo olduğu bize söylendi, yöneticilerimiz davacı şirket ile görüştü 3. Kez trafoyu geri gönderdik bu sefer başka bir trafo geldi, şu an mevcut da bu trafo çalışmaktadır, ben trafoya ödeme yapıldığını iyi biliyorum, benim olaya ilişkin bilgim ve görgüm bundan ibarettir" demiştir. Mahkememizce dinlenen davalı tanığı ...beyanında, "Ben davalı şirket de 3 yılı geçkin bir süredir taş kırma eleme tesis ustası olarak çalışıyorum,... şantiyesine davacı taraftan bir trafo alındı, bu şantiye taş ocağıydı, çalışması için trafoya ihtiyaç duyuldu, gelen trafo çalıştırıldığında arıza verdi, içinden yağ çıkıyordu, daha doğrusu üst kapağından yağ çıkıyordu uzman bir elektrikçi çağırdık, bunun burada yapılamayacağını trafonun yandığını söyledi, kendi imkanlarımızla bu trafoyu söküp patronumuz aldığımız firmaya geri göndereceğimizi söyledi, trafoyu kendi arabamızla beraber davacı şirketin ...'da ki yerine şoför arkadaş götürdü, tamir sürecinde 4 - 5 gün kadar mağdur olduk, şoför arkadaşımızda bu 4 - 5 gün trafonun yapılmasını bekledi orada bekledi, sonra trafo geri geldi, tekrar vinç çağırıp yerine koyduk, akşam enerjiyi verdik sabah gelip baktığımızda yine aynı arızayı verdiğini gördük, patronumuz tekrar trafoyu sökmemiz gerektiğini söyledi, trafoyu tekrar ...'ya gönderdik, kendi imkanlarımızla trafo gönderildi, arkadaşımız bu süreçte tekrar ...'da bekledi, trafoyu alıp geri geldi, tekrar çalıştırdığımızda yine çalışmadı, arıza verdi, bunun üzerine trafoyu tekrar söktük, bu sefer davacı firma farklı bir markayla yeni bir trafo gönderdi, trafonun geldiği araçla da eski trafoyu alıp döndüler, gelen yeni trafo halen çalışmaktadır onda bir sıkıntı yoktur, ücret konusunu ben bilmem, elektrikçi arkadaş bu trafonun yeni bir trafo olmadığı içindeki bobinlerin sarıldığı orijinal olmadığı gibi söylemlerde bulundu hatta ben elektrikçi arkadaşı davacı firma yetkilileri ile görüştürdüm, kendi aralarında konuştular, elektrikçi arkadaş onlara bu trafonun 1600 watt olmadığını 1200 watt olduğunu söyledi, trafo bozuk olduğu için yaklaşık 15 güne yakın çalışamadık, jeneratör kiralamak zorunda kaldık, trafo büyük olduğu için vinç yardımıyla söküm işlemlerini yaptık, bu benim olaya ilişkin bilgim ve görgüm bundan ibarettir" demiştir. Mahkememiz dosyası, tarafların iddia ve savunmaları, sunulan ve toplanan deliller, tanık beyanları, ....2. İcra Müdürlüğünün ...sayılı takip dosyası, BA/BS formları ve tüm dosya kapsamına göre; HMK'nun 273. Maddesi gereğince DAVALI ŞİRKETİN ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığının, açılış ve kapanış tasdiklerinin olup olmadığı, lehe veya aleyhe delil olma durumunun olup olmadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, davalı şirketin ticari ilişkiyi hangi hesaplarla izlediği, davaya esas dayanak faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, dava konusu fatura nedeni ile davacının davalıdan bakiye alacağının bulunup bulunmadığı, davalı şirket ticari defterlerinde 240.000,00-TL iade faturasının kayıtlı olup olmadığı, iade faturasının BA/BS formlarında bildirilip bildirilmediği, davalı tarafça davacı şirkete ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ödeme miktarının ne olduğu, ödemenin şekli ile dava ve takip tarihi itibariyle davalının davacı şirkete borçlu olup olmadığı hususlarında rapor düzenlenmek üzere SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından24/02/2026 tarihli rapor tanzim edilerek mahkememiz dosyasına ibraz edilmiş; 24/02/2026 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde özetle; ''... Davalının 2024 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davalının ticari defterlerine göre; takip tarihi itibariyle davalının davacıya 160.000,00 TL borcunun bulunduğu, takip konusunun davacı şirketin davalı şirkete düzenlemiş olduğu 11.01.2024 tarihli ... nolu 400.000,00 TL bedelli faturadan kaynaklı olduğu, davalı şirket ticari defterleri incelendiğinde; takip konusu faturanın davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı ve kabulünde olduğu ancak sonrasında davalı şirket tarafından davacı şirkete 11.01.2024 tarihli ... nolu “FİYAT FARKI BEDEL” açıklamalı fatura düzenlendiği, Davalı şirket ticari defterlerinde 240.000,00-TL fiyat farkı faturasının kayıtlı olup olmadığı, iade faturasının BA/BS formlarında bildirilip bildirilmediği hususu ile ilgili olarak; söz konusu faturanın iade faturası olarak değil FİYAT FARKI BEDEL faturası olarak düzenlendiği, her iki tarafa ait dosyaya sunulu BA/BS formları incelendiğinde ise mezkur faturanın hem davacı hem de davalı tarafından bildirildiği, davalı tarafça davacı şirkete ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ödeme miktarının ne olduğu hususu ile ilgili olarak; davalı tarafça ödeme yapıldığı ileri sürülmüş ise de, ibraz edilen ticari defter kayıtlarında davacıya yapılan ödeme mahiyetinde bir hareket görülmemiş; dosya kapsamında ödeme belgesi/dekont sunulmadığının anlaşıldığı, bu itibarla, ödeme iddiasının somutlaştırılması bakımından banka dekontu, hesap ekstresi, çek/senet bordrosu veya mahsup protokolü gibi belgelerin ibrazı halinde ayrıca değerlendirme yapılması mümkün olabileceği, bu itibarla; hem dava hem de takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 160.000,00 TL talep edebileceği" değerlendirme ve tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekilleri tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını içerir dilekçeler sunulmuştur. 6100 Sayılı HMK 'nın 190/1 ve 191. Maddeleri ile 4721 Sayılı TMK'nın 6. Maddesi incelendiğinde; İspat yükü MADDE 190- (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Karşı ispat MADDE 191- (1) Diğer taraf, ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz. İspat yükü MADDE 6- (1)Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Demek sureti ile herkesin dayanmış olduğu vakıaların ispatıyla mükellef olduğunu belirtmiştir. "Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli ... E. ...K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli ... E....K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli ... E. ... K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli ...E. ... K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir. Mahkememizce yapılan yargılama, iddia, savunma, sunulan ve toplanan deliller, tanık beyanları, 24/02/2026 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafça ... 2.İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyası ile davalı borçlu şirket hakkında 11/01/2024 tarihli fatura dayalı olarak alacak için icra takibi başlatıldığı, ödeme emri tebliğine bağlı olarak yasal süresi içinde davalı/borçlu tarafından icra takibine/borca faturaya herhangi bir borçları bulunmadığı gerekçesiyle tüm faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiği, bunun üzerine icra takibinin durdurulduğu ve davacı-alacaklı tarafından bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu ilk davanın açıldığı, davacı vekilinin yargılama aşamasında 22/06/2026 tarihli dilekçesi ile davasını tümden ıslah ederek bilirkişi raporunda belirlenen değer üzerinden alacak davasına çevirdiği, taraflar tacir sıfatına haiz olup uyuşmazlığın ticari nitelik arz ettiği, davada basit yargılama usulünün uygulandığı, delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, her ne kadar davacı tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş ise de davacı tarafça bilirkişi ücreti yatırılmadığından davacı defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılamadığı, davalının cevap dilekçesi ile taraflar arasındaki ticari ilişkiyi kabul ettiği, ancak malın ayıplı olması nedeniyle iade edilerek yeni ürün alındığı, fiyat farkının davacı tarafa fatura edildiği ve kalan miktarın ise ödendiği savunulduğundan ödeme iddiasına ilişkin olarak davalı ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine karar verildiği; davalı ticari defter ve kayıtları ile dosya kapsamı incelenerek düzenlenen ve yukarıda özetlenen bilirkişi raporuna göre; davalı şirket ticari defterleri incelendiğinde; takip konusu faturanın davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı ve kabulünde olduğu ancak sonrasında davalı şirket tarafından davacı şirkete 11.01.2024 tarihli ... nolu “FİYAT FARKI BEDEL” açıklamalı fatura düzenlendiği, söz konusu faturanın iade faturası olarak değil FİYAT FARKI BEDEL faturası olarak düzenlendiği, her iki tarafa ait dosyaya sunulu BA/BS formları incelendiğinde ise mezkur faturanın hem davacı hem de davalı tarafından bildirildiği, davalı tarafça ödeme yapıldığı ileri sürülmüş ise de, ibraz edilen ticari defter kayıtlarında davacıya yapılan ödeme mahiyetinde bir hareket görülmediği, dosya kapsamında ödeme belgesi/dekont sunulmadığının anlaşıldığı, bu itibarla, ödeme iddiasının somutlaştırılması bakımından banka dekontu, hesap ekstresi, çek/senet bordrosu veya mahsup protokolü gibi belgelerin ibrazı halinde ayrıca değerlendirme yapılması mümkün olabileceği, bu itibarla; hem dava hem de takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 160.000,00 TL talep edebileceği hususlarının tespit edildiği, taraf tanıklarının anlatımlarıyla da sabit olduğu üzere taraflar arasında trafo alım satımından kaynaklı ticari ilişki bulunduğu, satılan ilk trafonun ayıplı olması nedeniyle davacı tarafça davalı şirkete başka bir trafonun gönderildiği, buna ilişkin davalı tarafça fiyat farkı bedeli açıklamalı fatura düzenlendiği, bu faturanın davacı tarafça BA/BS formlarında bildirildiği dikkate alındığında faturanın davacı tarafın kabulünde olduğu, dolayısıyla ayıp iddiasının ayrıca araştırılmasına ve teknik inceleme yapılmasına gerek bulunmadığı, davalı vekilinin iddiasının aksine bilirkişi raporunda 240.000,00-TL'nin toplam fatura bedelinden düşülerek alacağın hesaplandığı, cevap dilekçesinde davalı vekili bakiye bedelin ise ödendiğini iddia etmiş ise de bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere trafo satışından kaynaklı davalı tarafça davacıya ödenen bir bedel bulunmadığı, kaldı ki bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde davalı vekilinin bu sefer trafonun ayıplı olduğundan bahisle ödeme yapılmadığını beyan etmesi karşısında davalı tarafça herhangi bir ödemenin yapılmadığı anlaşılmakla; dosya kapsamında yapılan inceleme ve alınan bilirkişi raporundaki davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarındaki tespitler ile dosyaya ibraz edilmiş olan faturalar, BA/BS formları ve davalı taraf ticari defterlerindeki kayıtlarla hep birlikte göz önünde bulundurulduğunda denetime uygun ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu da dikkate alınarak; davacının davalıdan 160.000,00 TL alacaklı olduğu, borcun ödenmediği, davalının kısmi dava yönünden icra takibi ile temerrüte düştüğü sonuç ve vicdani kanaatine varılmakla; davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde tüm hususları içerir hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; Davanın KABULÜ ile, 160.000,00-TL alacağın; 1.000,00-TL'sinin icra takip tarihi olan 26/01/2024 tarihinden; 159.000,00-TL'sinin ıslah tarihi olan 22/06/2026 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 10.929,60-TL karar ve ilam harcı peşin harcından 427,60-TL peşin harç ve 2.716,00-TL ıslah harcından mahsubu ile noksan kalan 7.786,00-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, Arabuluculuk aşamasında devlet hazinesinden karşılanan 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, Davacı tarafça yapılan ve ayrıntıları UYAP'ta belirtilen 427,60-TL başvurma harcı, 427,60-TL peşin harç, 2.716,00-TL ıslah harcı, 2.175,00-TL posta masrafı olmak üzere toplam 5.746,20-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa İADESİNE, HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin e duruşma sistemi ile yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/09/2026

KATİP ¸¸

HAKİM ¸¸

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/684, K. 2026/747, T. 16.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-684-e-2026-747-k-c2498289eb0a