İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/818 E. 2026/804 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/818
Karar No
2026/804
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/818 Esas KARAR NO : 2026/804

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/11/2025 KARAR TARİHİ : 23/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalıya danışmanlık hizmet sözleşmesi kapsamında derin dondurucu tasarımı hizmeti verdiğini, müvekkilinin ürün tasarım hizmetini verdikten sonra fatura tanzim ederek davalıya gönderdiğini, ancak davalı tarafından müvekkiline ödeme yapılmadığını, müvekkiline olan borcunu ödemesi için davalıya yapılan tüm müracaatlar sonuçsuz kaldığından; ... 8. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası tahtında ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın yetkiye ve borca itirazı üzerine icra takibinin durduğunu, davalı tarafın itirazlarının iptali gerektiğini, taraflar arasında akdedilen sözlemenin 14. maddesi ile taraflar arasında çıkabilecek uyuşmazlıkların çözümünde İstanbul Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığını, sözleşmede yer alan yetki şartı uyarınca icra takibinin yetkili yerde açılmış olup davalının yetki itirazının haksız olduğunu, davalı tarafından sözleşme kapsamında müvekkiline 03.11.2022 tarihinde 30.000 USD karşılığı 558.948,00 TL tutarında ön ödeme yapıldığını, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirdikten sonra tarafların ilave 10.000 USD + KDV ödenerek sözleşmenin sonlandırılması konusunda mutabakata vardıklarını, bu mutabakat kapsamında müvekkilinin 40.000 USD + KDV karşılığı olarak 01.11.2023 tarih ve 1.344.000,00 TL. tutarlı faturayı tanzim ederek davalıya gönderdiğini, bilahare taraflar arasında 18.02.2025 günü hesap mutabakatı yapılmış olup davalı firmanın müvekkiline 785.052,00 TL tutarında borçlu olduğunu teyit ettiğini, davalının borca itirazının da haksız ve yersiz olduğunu, davalının icra dosyasına yaptığı itirazda borcun ferilerine de itiraz ettiğini, ferilere yönelik itirazının da haksız ve yersiz olduğunu, zira dava konusu uyuşmazlıkta uygulama alanı bulacak Türk Ticaret Kanununun 1530. maddesinde yer alan emredici hukuk kuralı gereği davalı firmaya gönderilen ve davalı tarafça kayıtlarına işlenen 01.11.2023 tarih ve 1.344.000,00 TL tutarlı faturada vadenin 1 ay olduğu açıkça yazılı olduğundan ve davalı firmaca faturaya yasal süre içinde itiraz edilmediğinden davalının vade sonunda temerrüde düştüğünün kabul edilmesi gerektiğini, yürütülen arabuluculuk sürecinden de sonuç alınamadığını iddia ederek; davalının ... 8. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına yaptığı itirazının iptaline ve takibin devamına, müvekkili lehine alacağın % 20' sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından cari hesap alacağından kaynaklandığı iddia edilen alacak için ... 8. İcra Müdürlüğünün ...E. Sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, mezkur takibe taraflarınca itiraz edilmesi üzerine davacı tarafça huzurdaki itirazın iptali davasının ikame edildiğini, Mahkemenin yetkisiz olduğunu, İİK.’nın 50. maddesinin atfı neticesinde uygulanacak olan HMK’nın yetkiye ilişkin hükümlerinden 6 maddesinde yer alan; “Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir” şeklindeki genel yetki kuralı gereğince icra takibinin borçlunun ikametgahının bulunduğu yer icra dairelerinden başlatılmasının zorunlu olduğunu, müvekkili şirketin ticari ikametgahının "..." olup, anılan bölgenin Tekirdağ adli yargı çevresine dahil olduğunu, bu sebeple müvekkili hakkında açılan davada yetkili mahkemenin de ... Asliye Ticaret Mahkemesi olacağını, ortada geçerli bir yetki sözleşmesinden bahsedilemeyeceğinden davanın yetkisiz Mahkemede açıldığının kabulü gerektiğini, bu nedenle yetki ilk itirazında bulunmak zorunluluğu doğduğunu, dava dilekçesinde hiçbir açıklamaya yer vermeksizin davacının taraflar arasında mevcut ticari ilişki nedeniyle alacağı olduğundan bahisle huzurdaki davayı ikame ettiğini, ancak davacı tarafın haksız ve gerçeğe aykırı iddialarının reddi gerektiğini, müvekkili şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu olmadığı gibi davacı tarafça alacağını ispat eder nitelikteki hiçbir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığını, tarafların defter ve ticari kayıtları üzerinde inceleme yapılması talepleri bulunduğunu, davacı tarafça taraflar arası hizmet bedeline konu ilişkiyi ispatlayan veya şartları ortaya koyan geçerli bir sözleşme ibraz edilmediğini, bu bağlamda faiz konusundaki talebin dayanağının belli olmadığı keza icra takip dosyasına yapılan itirazın haklı olduğunun ortada olduğunu, davacı taraftan herhangi bir mal ve hizmet alınmadığını, davacı firmanın tek taraflı ve keyfi uygulamasıyla tanzim ettiği veya edeceği faturalarla alacak talebinde bulunamayacağını, alacağının varlığının ispat yükünün davacıda olduğunun tartışmasız olduğunu, her ne kadar davacı tarafından mal-hizmet alımı karşılığında fatura düzenlendiğinden söz edilmişse keyfiyetle düzenlenebilecek faturaların ispata haiz belge olarak değerlendirilemeyeceği izahtan vareste olduğunu, davacı tarafından gerçekte var olmayan borçların haksız yere tahsiline çalışıldığının anlaşıldığını, her ne kadar davacı taraf takibe konu faturalar ile takip başlatmış ise de; faturaya konu hizmetin ifa edilmediğini, fatura içeriği hizmet verilmeksizin ticari kayıtlarda fatura tanzim edilmiş olmasının da borç doğuran bir işlem olmadığını, dosya kapsamında sunulan tüm faturalar incelendiğinde yalnızca takibe konu fatura üzerinde kaşe imza olup kim tarafından imzalandığının belli olmadığını, taraflar arasında hesap mutabakatı dahi sunulmadığını, alacağı kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın takip tarihinden önce müvekkili şirketi temerrüde düşürmediğinden faiz talep etmesinin mümkün olmadığını, takibe konu alacak likid alacak olmadığından icra inkar tazminatı talebinin hukuka uygun bir nitelik arz etmediğini savunarak; müvekkili şirketin davacı tarafa hiçbir borcu bulunmaması nedeniyle, hukuki dayanağı bulunmayan haksız davanın reddine, haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle davacı aleyhine takip tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMANIN ÖZETİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı tarafça bakiye fatura alacağına dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır. Taraf vekilleri karşılıklı olarak delillerini bildirmişler, bildirdikleri deliller toplanılmıştır. Uyuşmazlığın; taraflar arasında geçerli danışmanlık hizmet sözleşmesi bulunup bulunmadığı; mahkememizin yetkili olup olmadığı, yetkili olduğu takdirde takip kapsamında davacının sözleşme uyarınca fatura ve cari hesap alacağının bulunup bulunmadığının tespitine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Dosyaya ibraz edilen danışmanlık hizmet sözleşmesi uyarınca taraflar arasında yetki sözleşmesi bulunduğu anlaşılmakla davalı vekilinin icra müdürlüğüne ve mahkemenin yetkisine itirazının reddine karar verilmiştir. ... 8.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası UYAP Bilişim Sistemi üzerinden celp edilmiş olmakla incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine bakiye fatura alacağı borç sebebi gösterilerek 785.052,00-TL asıl alacak, 580.170,00-TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 1.365.222,00-TL'nin tahsili için icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 07/07/2025 tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığı, borçlu vekilinin 07/07/2025 tarihli dilekçesi ile takibe konu borcun tamamına, hesaplanan faiz miktarına, faiz oranına ve borcun ferilerine itirazı üzerine 08/07/2025 tarihinde icranın durdurulması kararı verildiği, işbu itirazın iptali davasının yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı görüldü. Mahkememiz dosyası, bilirkişiye tevdi edilerek uyuşmazlık konusunda rapor alınmasına karar verilmiş; taraf şirketlerin faaliyet adresleri itibariyle Manisa ve ... Asliye Ticaret Mahkemelerine talimat yazılmış; bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlar mahkememiz dosyasına ibraz edilmiş; Davacı şirket ticari defter ve kayıtları incelenerek düzenlenen 06/05/2026 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde özetle; "... Davacı firmanın 2023-2024-2025 yıllarına ait yevmiye defterleri ile defteri kebir defterlerinin e-defter kapsamında tutulduğu, açılış ve kapanış beratlarının yasal sürelerinde verildiği, envanter defterinin açılış Noter onayının Türk Ticaret Kanunu 64/3 maddesine uygun bir şekilde yapıldığı, dolayısıyla yasal ticari defterlerin sahibi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, davacı tarafın 2023-2024-2025 yıllarına ait yasal defter kayıtlarına göre,davalı taraftan, davacı tarafça düzenlenen fatura bakiyesi olarak 785.052,00 TL. alacaklı olduğu ve söz konusu tutarın taraflar arasında karşılıklı imza altına alınmış olan mutabakat mektubunda da teyid edildiği, davacı tarafından düzenlenen faturaya itiraz edilmediği, iade faturasının bulunmadığı" değerlendirme ve tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır. Davalı şirket ticari defter ve kayıtları incelenerek düzenlenen 25/07/2026 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde özetle;"...Davalı ... TİC.A.Ş.’nin dava dosyasına sunulan belgeler ve davalıdan temin edilen belgelerin incelemesi neticesinde; e-defter dökümleri ve bunları süresi içerisinde gönderilmiş defter beratları, Muavin Defter / Cari Hesap Dökümleri, ticari defterlerinin kayıtlama sistemi olarak Tek Düzen Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’ne ve Muhasebe İlke ve Kurallarına uygun olarak tutulduğu, sahibi lehine delil olabilecek özellikte olduğu, davacı tarafın merkezinde ve dosyada mevcut bilgi ve belgeler nezdinde yapılan incelemeler neticesinde taraflar arasında mal ve hizmet tesliminden kaynaklanan bir ticari ilişkinin bulunduğu, davacı şirketin 2022-2023-2024-2025 yıllarına ait resmi defter ve belgelerinde düzenlenen belgelerin kayıtlı olduğu, mal ve hizmet teslim alan davalının satın alıma ait fatura itirazı ya da alış iade faturası olmadığı, davalı şirketin iç kontrol sisteminde faturanın kabul edildiği, davalının defter belgelerinde yukarıda açıklandığı üzere; davacı ile 11/11/2025 tarihli mutabakat mektubu ile mutabakatı karşılıklı imza altına alınmış ve dava tarihi itibariyle davacının fatura bakiyesi olan 785.052,00 TL alacaklı olduğu'' değerlendirme ve tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır. Bilirkişi raporları taraf vekillerine tebliğ edilmiş, davalı vekili tarafından bilirkişi raporlarına karşı beyan ve itirazlarını içerir dilekçeler sunulmuştur. 6100 Sayılı HMK 'nın 190/1 ve 191. Maddeleri ile 4721 Sayılı TMK'nın 6. Maddesi incelendiğinde; İspat yükü MADDE 190- (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Karşı ispat MADDE 191- (1) Diğer taraf, ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz. İspat yükü MADDE 6- (1)Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Demek sureti ile herkesin dayanmış olduğu vakıaların ispatıyla mükellef olduğunu belirtmiştir. İİK'nun 67. maddesinde "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." hükmüne yer verilmiştir. İcra ve İflas Kanunu'un 67/2.maddesinde "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." hükmüne yer verilmiştir. 6102 sayılı TTK'nin 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır. "Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli ... E....K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli ...E. ... K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli ... E... K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli ...E. ... K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir. Mahkememizce yapılan yargılama, iddia, savunma, sunulan ve toplanan deliller, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler, ... 8.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası, bilirkişi raporları, taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtları ile tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından faturadan kaynaklı bakiye alacaklı olduğu iddia edilerek davalı hakkında icra takibine girişildiği, davalı tarafça borca ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine işbu itirazın iptali istemli davanın açıldığı, taraflar tacir sıfatına haiz olup uyuşmazlığın ticari nitelik arz ettiği, davada basit yargılama usulünün uygulandığı, delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, yukarıda özetlenen ve denetime uygun davacı şirket ticari defter ve kayıtları incelenerek düzenlenen 06/05/2026 tarihli bilirkişi raporunda; davacı ticari defterlerinin yasal süresi içinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, buna bağlı olarak defterlerinin lehe delil niteliği taşıdığı, davacının ticari defterlerine göre; davalı taraftan, davacı tarafça düzenlenen fatura bakiyesi olarak 785.052,00 TL. alacaklı olduğu ve söz konusu tutarın taraflar arasında karşılıklı imza altına alınmış olan mutabakat mektubunda da teyid edildiği, davacı tarafından düzenlenen faturaya itiraz edilmediği, iade faturasının bulunmadığı; davalı şirket ticari defter ve kayıtları incelenerek düzenlenen 25/07/2026 tarihli bilirkişi raporunda; davalı ticari defterlerinin yasal süresi içinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, buna bağlı olarak defterlerinin lehe delil niteliği taşıdığı, davalının ticari defterlerine göre; icra ve takip konusu faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, mal ve hizmet teslim alan davalının satın alıma ait fatura itirazı ya da alış iade faturası olmadığı, davalı şirketin iç kontrol sisteminde faturanın kabul edildiği, davalının defter belgelerinde yukarıda açıklandığı üzere; davacı ile 11/11/2025 tarihli mutabakat mektubu ile mutabakatı karşılıklı imza altına alınmış ve dava tarihi itibariyle davacının fatura bakiyesi olan 785.052,00 TL alacaklı olduğu hususlarının tespit edildiği anlaşılmakla; denetime uygun ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporları dikkate alınarak tarafların ticari defter kayıtları ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve 785.052,00 TL alacağın varlığının ispatlandığı; dosya kapsamında yapılan inceleme ve alınan bilirkişi raporlarındaki taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtlarındaki tespitler, taraflar arasındaki mutabakat ile dosyaya ibraz edilmiş olan fatura ve tarafların ticari defterlerindeki kayıtlarla hep birlikte göz önünde bulundurulduğunda denetime uygun ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporları da dikkate alınarak; davacının davalıdan faturadan kaynaklı bakiye 785.052,00 TL alacaklı olduğu, faturadaki 785.052,00 TL bedelin ödendiği hususunda ispat yükü üzerinde olan davalının fatura bedelinin ödendiğini ileri sürmediği gibi bu yönde delil de sunmadığı ve bu nedenle borcu ödediğini ispatlayamadığı, 785.052,00 TL borcun ödenmediği, faturada vade tarihinin 01/12/2023 vade gününün 30 gün olarak belirlendiği, faturada vade tarihi belirlendiğinden davacının vade tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz talep edebileceği sonuç ve vicdani kanaatine varılarak ve işlemiş faiz denetimi de yapılarak davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde tüm hususları içerir hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; Davanın KABULÜ ile; 1-Davalının ... 8. İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın İPTALİNE, takibin 785.052,00-TL asıl alacak ve 580.170,00-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.365.222,00-TL üzerinden takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle DEVAMINA, 2-Alacağın likit ve muayyen olduğu anlaşılmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20'si oranında (157.010,40-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 93.258,31 TL harçtan peşin alınan 16.488,47 TL harç ile icra dosyasından başlangıçta alınan 6.826,11 TL harcın mahsubu ile noksan kalan 69.943,73 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Arabuluculuk aşamasında Devlet Hazinesinden karşılanan 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Davacı tarafından yapılan 615,40-TL başvurma harcı, 16.488,47-TL peşin harç, icra dosyasına yatırılan 6.826,11-TL peşin harç, 16.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 807,00-TL posta masrafı olmak üzere toplam 40.736,98-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 209.131,08-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça yatırılan gider avansının karar tebliğ işlemleri tamamlandıktan ve karar kesinleştikten sonra kullanılmayan kısmının davacı tarafa resen iadesine, 8-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 23/09/2026

KATİP ¸

HAKİM ¸

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/818, K. 2026/804, T. 23.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-818-e-2026-804-k-dd69d1d9fecf