İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/883 E. 2026/732 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/883
- Karar No
- 2026/732
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/883 Esas KARAR NO : 2026/732
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/12/2025 KARAR TARİHİ : 16/09/026
Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı-boçlu şirket arasında ...Hastanesi...İnşaatı Yapım İşi Telefon Santrali Malzeme Temin ve Devreye Alma İşleri Sözleşmesi 05.02.2022 tarihinde akdedildiğini, bu sözleşme neticesinde müvekkil-davacı sözleşmeden gerekli üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, davalı yana 25.01.2024 tarihli 264.000-USD miktarlı e-fatura oluşturduğunu, faturaya davalı tarafından itiraz edilmediğini, davalının faturaya rağmen müvekkile gerekli ödemeyi yapmadığını, müvekkili tarafından ... 24 İcra Müdürlüğü ... E sayılı dosyasından icra takibine geçildiğini, icra takibine davalının kalan borcunu gösteren hesap tablosunun eklendiğini, ... 24 İcra Müdürlüğünün... E sayılı icra dosyasındaki itirazın iptaline ve icra takibinin devamına, davalının haksız ve kötüniyetle yaptığı itirazı nedeniyle İİK m.67 hükmü kapsamında hükmolunacak alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap: Davalıya dava dilekçesi ve ekleri tebliğ edilmiş, ancak cevap dilekçesi sunulmamıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: ... 24. İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyası, BA-BS formları, fatura sureti, taraflar arasında imzalanan 05/08/2022 tarihli sözleşme celp edilmiş incelenmiştir. SMMM bilirkişi ...' in 15/05/2026 tarihli raporunda özetle ve sonuç olarak; "taraflar arasında 05.02.2022 tarihinde ... Hastanesi ...İnşaatı Yapım İşi Telefon Santrali Malzeme Temin ve Devreye Alma İşleri Sözleşmesi akdedildiği, davalı şirket tarafından Keşif bedeli olarak 220.000,00-USD fiyat çıkarıldığı,Sözleşmenin Fiyat ve Ödeme başlıklı 6. Maddesinin 4. Bendinde ise sözleşme bedelinin KDV dahil 264.000,00.-USD olarak belirlendiği, davacı şirket tarafından davalı şirkete 25.01.2024 Tarih, ... Numaralı, ...ve aksamları içerikli KDV hariç 220.000,00.-USD * 44.000,00.USD KDV ile birlikte KDV dahil 264.000,00.-USD tutarlı e-ticari fatura düzenlenerek Gelir İdaresi Başkanlığı elektronik portalı üzerinden davalıya tebliğ edildiği, (Kur 30.269.-TLx 220.000,00.-USD 6.659.180,00.-TL), bilindiği gibi e-ticari faturaların elektronik ortamda düzenlenen ve alıcısına elektronik ortamda iletilen faturalar olduğu ve re'sen tarafların ba-bs formlarına işlendiği, ticari faturada; fatura alıcısının, sistem üzerinden tebliğ edilen faturayı 8 gün içerisinde reddetme hakkının bulunduğu, e-ticari faturanın alıcısı tarafından reddedilmesi durumunda ilgili faturanın ba-bs formlarına yansımayacağı, aksi halde ba-bs formuna yansıyacağı, ... Vergi Dairesi ve Büyük Mükellefler Vergi Dairesinden celp edilen taraflara ait karşılaştırmalı ba-bs formlarına göre; davalı şirketin davacı şirketten 2024/Ocak ayında belge karşılığı KDV hariç 6.659.180,00.-TL mal/hizmet faturası aldığı, davacı şirketin davalı şirkete 2024/Ocak ayında belge karşılığı KDV hariç 6.659.180,00.-TL mal/hizmet faturası düzenlediği ve bu faturanın e-ticari fatura olması neticesinde davalı şirket tarafından faturaya itiraz edilmemesi neticesinde kesinleştiğinin kabul edilmesi gerektiği, Davacı şirketin 2024 yılında ticari defterlerini TTK 64/3 hükümleri doğrultusunda e- defter uygulaması ile elektronik ortamda tuttuğu, defter yüklemelerinin zamanında yapıldığı, dönem beratlarının alındığı, envanter defteri noter açılış tasdiklerinin süresi içerisinde yaptırıldığı, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı bu nedenlere davacı şirket ait 2024 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği, Davacı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre: 13.06.2024 tarihinden itibaren davacı şirketin davalı şirketten 233.102,90.-USD alacaklı olduğu, 09.04.2026 tarihli duruşma tutanağının, 7 bendine taraf ticari defter ve belgelerinin mahkeme kaleminde 15.05.2026 tarih saat 11.00 incelenmesi yönünde karar kurulduğu, HMK'nın 219-222 maddeleri uyarınca taraflara inceleme gün ve saatinde ticari defter ve kayıtları hazır edilmesi hakkında ihtarda bulunulduğu, duruşma tutanağının 25.04.2026 tarihinde davalı şirketin ... elektronik adresine tebliğ edildiği ancak davalı şirket ticari defter ve belgelerinin inceleme günü ve saatinde incelemeye sunulmadığı yerinde inceleme talebinde de bulunulmadığı, bu nedenlerle davalı şirkete ait defter ve dava konusu kayıtlar incelenemediği, davalı şirket vekili tarafından ... 24. İcra Dairesi ... Esas Sayılı dosyasına edilen itirazın 07.10.2024 takip tarihinden itibaren; 233.102,90.-USD asıl alacak, temerrüt faizinin kabulü halinde 1.321,98.-USD işlenmiş faiz ile birlikte 234.424,88.-USD üzerinden iptali, 07.10.2024 takip tarihinden tahsil tarihine kadar 233.102,90.-USD asıl alacak üzerinden 3095 Sayılı Kanunun 4-a maddesinde belirtilen oranlar üzerinden hesaplanacak faiz ile birlikte tahsili ve icra inkar tazminatı hükmünün mahkemenin takdirine olduğu" şeklinde tespit edilmiştir. Dava, ticari satım sözleşmesi uyarınca açık hesap usulü işleyen bakiye cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. ... 24. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası celp edilip incelendiğinde; davacının takip alacaklısı davalının takip borçlusu olduğu, davacının 233.102,92 USD asıl alacak, 1.321.98 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 234.424,90 USD alacağı için davalı hakkında ilamsız icra takibinde bulunduğu, davalı tarafından süresi içinde icra takibine itiraz edildiği ve takibin durdurulduğu, duran takibe devam edilmesi amacıyla 2004 s. İİK m.67/1 uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde işbu itirazın iptali davasının açıldığı açıldığı anlaşılmakla, davanın esasının incelenmesine geçilmiştir. Davacı, (bakiye) cari hesap sebebiyle alacaklı olduğunu ileri sürmektedir. Davalı, süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadığından davacı tarafından ileri sürülen vakıayı inkar eden konumundadır. (HMK 128) Ticari satım ilişkisi kapsamında davacının fatura düzenlendiği, dosya kapsamında bulunan ve dava dilekçesi ekinde ibraz edilen fatura incelendiğinde faturanın "e-fatura" şeklinde tanzim edildiği, dolayısıyla davalıya tebliğ edildiği hususunda duraksama bulunmadığı, davalının faturayı tebliğ almasına rağmen yasal süresi içinde herhangi bir itirazda bulunmadığı ve faturayı davacı tarafa iade de etmediği, bu itibarla taraflar arasında imzalanan 05/08/2022 tarihli sözleşme, özel ve teknik şartname, malzemelere ilişkin imzalı keşif özeti raporu, 05/08/2022 tarihli taahhütname, yazılı zeyilnameler ile dava konusu fatura hakkında davalının BA formu bildiriminde bulunması da göztilerek taraflar arasında akdi ilişkinin varlığı sabit görülmüş, davacının faturalara konu malları davalıya teslim ettiği kabul edilmiştir. Uyuşmazlık, davacının cari hesap sebebiyle davalıdan alacaklı olup olmadığı, varsa takip tarihi itibariyle alacağının miktarı noktasında toplanmaktadır. Davacı, vakıa kapsamında delil olarak ticari defter ve belgelere dayanmıştır. Mahkememizce, tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Alacak miktarının tespiti ve takip tarihi itibariyle tarafların alacaklı - borçlu durumlarının araştırılması amacıyla tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, HMK 222. maddesi hükmü uyarınca tayin edilen inceleme günü için ticari defterler ibraz edilmediği ya da bu konuda mazerete yönelik açıklamada bulunulmadığı takdirde ibrazdan kaçınmış sayılacakları ve karşı tarafın ticari defterlerine göre karar verileceğinin taraflara ihtaratla bildirilmiştir. Bu hususta duruşma zaptının ekli olduğu meşruhatlı davetiye davalı şirkete e-tebligat yoluyla 25/04/2026 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Ancak, davalıya yeterli süre ve imkanın tanınması ve meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen davalının ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği gibi inceleme gününde herhangi bir mazeret beyanında dahi bulunmadığı, açıklanan nedenlerle HMK' nın 222. maddesi gözetilerek davacı defterlerine itibar edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222.maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m.222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m.222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (HMK m.222/4). 22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle, HMK m.222/3'de yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “DİĞER TARAFIN TİCARİ DEFTERLERİNİ İBRAZ ETMEMESİ” şeklinde değiştirilmiş, tarafların ticari defterlerini sunmaması hali de usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için yeterli görülmüştür. Nitekim, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi ... Esas,... Karar sayılı ilamı ile şu şekilde değerlendirmelerde bulunulmuştur: "...Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." demiştir. Bu itibarla, yukarıda yer verilen ilam ve özellikle gerekçesi ile HMK 222/3.maddesi hükmü uyarınca davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı anlaşılmakla; davacı şirketin ticari defterlerinin TTK 69 ve 213 sayılı Kanunun 216. md gereğince açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, usulüne uygun şekilde tutulduklarından TTK 85. ve HMK 222. maddesi gereğince sahibi olan davacı lehine delil niteliğine haiz olabileceği kanaati oluşmuştur. Nitekim, mali bilirkişi tarafından sunulan 15/05/2026 tarihli raporda belirtildiği üzere, davacının ticari defter ve belgelerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış onaylarının yaptırıldığı, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, davacı lehine delil olma niteliğini taşıdığı, ticari defter ve belgeler uyarınca davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 233.102,92 USD alacaklı olduğu, davacı defterinde cari hesap alacağının davalı tarafça kısmen veya tamamen ödendiğine yönelik muhasebesel yönden davalı lehine herhangi bir kaydın da bulunmadığı, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 233.102,92 USD alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Mali bilirkişinin 15/05/2026 tarihli bilirkişi raporu ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olup, muhasebesel yönden sunulan bilimsel mütalaanın isabetli ve dosya kapsamındaki belge ve delillerle uyumlu olduğu tespit edilmiş, mahkememizce raporun içeriği de denetlenerek hükme esas alınmıştır. Esasen, rapora karşı taraflarca herhangi bir itirazda da bulunulmamıştır. Önemle vurgulamak gerekir ki, mali bilirkişi raporunda temerrüt için ihtarname keşide edilmesi, dosya kapsamında ihtarname bulunmadığı tespit edildiği halde mahkeme takdirinde olmak üzere takip öncesi işlemiş faiz hesabı yapılmıştır. Ne var ki, icra takibinde yer alan işlemiş faize karar verilmesi için davalının takip öncesinde temerrüte düşürüldüğünün ispatlanması gerekir, Aksi halde, dava konu fatura alacağı yönünden davalının icra takibi ile birlikte temerrüte düşecektir. Zira, alacağın muaccel olması ile temerrüt birbirinden farklı olgulardır. VUK hükümlerince faturanın muhteviyatı belirlenmiş olup, fatura üzerinde yazılı vadenin alacağın muaccel olduğu tarihi göstermesi ve salt faturaya itiraz edilmeyerek ticari defterlere işlenmesi taraflarca kararlaştırılmış kesin vade olarak kabul edilemez. Somut olayda, icra takibinde fatura için vade tarihinden takip tarihine kadar faiz işletilmiş ise de, fatura için takip öncesinde bir temerrüt uyarısının bulunmadığı sabittir. Muaccel bir borcun borçlusu, ancak alacaklının ihtarıyla temerrüte düşer (TBK m.117). Öte yandan, ticari satım (ve devreye alma hizmeti) sözleşmelerinde TTK m.1530 uygulanmaz. Bu nedenle davacının faturaya işlettiği işlemiş faiz tutarı yerinde görülmemiştir. Bu çerçevede, davacının takip tarihi itibariyle ve ticari defter ve belgeler uyarınca davalı taraftan 233.102,92 USD alacaklı olduğu ispatlanmış olduğundan, mahkememizce hükme esas alınan 15/05/2026 tarihli mali bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalının ... 24. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyasına yönelik yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin 233.102.92 USD asıl alacak yönünden takip talebinde gösterilen şartlarla devamına, davacının fazlaya ilişkin ((işlemiş faiz)) talebinin reddine; yerleşik içtihatlarda yabancı para cinsinden yapılan icra takibinde, icra inkar tazminatına takip tarihindeki kur karşılığı Türk Lirası üzerinden hükmedilmesi gerektiğinden takip tarihindeki kur esas alınarak (bkz. Yargıtay 19. HD. ... E., ...K.) alacağın faturaya dayanması, likit bir alacak olması ve 2004 s. İİK 67/2. maddesi uyarınca yasal koşulları oluştuğundan davacı lehine icra inkar tazminatına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: (Ayrıntısı ve Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere); Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 1-Davalının ... 24. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yönelik yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile, takibin 233.102.92 USD asıl alacak yönünden takip talebinde gösterilen şartlarla DEVAMINA, davacının fazlaya ilişkin ((işlemiş faiz)) talebinin REDDİNE, 2-Alacağın likit ve muayyen olduğu anlaşılmakla, hükmedilen asıl alacak 233.102,92 USD'nin takip tarihindeki (1 USD = 34,24 TL) karşılığı olan 7.981.443,98 TL'nin %20'si oranındaki 1.596.288,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE 3-Kabul edilen dava değeri (233.102,92 USD x 42,4973 = 9.906.244,72 TL ) üzerinden alınması gereken 676.695,57 TL harçtan başlangıçta peşin alınan 129.985,02 TL harcın mahsubu ile eksik kalan bakiye 546.710,55 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 129.985,02 TL peşin harç, 145,00 TL posta ve tebligat masrafı ve 16.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 146.130,02 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 145.305,95 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kalan yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davacı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri (9.906.244,72 TL) üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT.nin 13/1. maddesi uyarınca belirlenen 1.005.312,24 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davalı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (56.180,58 TL) üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT.nin 13/1. maddesi uyarınca belirlenen 45.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 7-6183 sayılı Kanuna göre dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin tarafların haklılık durumlarına göre; a) 3.579,70 TL'sinin davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, b) 20,30 TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 8-HMK m.333 uyarınca taraflarca yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgili tarafa veya vekiline İADESİNE, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.16/09/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip