Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1219 E. 2026/1902 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1219
Karar No
2026/1902
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1219 KARAR NO : 2026/1902

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/02/2023 NUMARASI : 2022/593 Esas 2023/53 Karar DAVANIN KONUSU : Alacak BAM KARAR TARİHİ : 16/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 16/09/2026

Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ..... Şti.'nin İzmir 7. İcra Dairesi 2021/6822 E. sayılı dosyasının borçlu tarafı olduğunu, işbu icra dosyasının alacaklısı olan dava dışı ... .. Şti.'nin haciz ihbarnamesi gönderilmesine ilişkin talepleri doğrultusunda davacı müvekkil şirkete sırasıyla 89/1, 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnameleri gönderildiğini, müvekkil şirket tarafından sehven söz konusu haciz ihbarnamelerine cevap verilmediğini ve itiraz edilmediğini, sonuç olarak İzmir 7. İcra Dairesi 2021/6822 E. sayılı dosyası kapsamında alacaklı tarafın, davacı müvekkil şirketin işlettiği ...&....'inde bulunan menkullerin haczedilmesini talep ettiğini, İzmir 7. İcra Dairesi tarafından fiili haciz yapmak amacıyla 17.02.2022 tarihinde, ....mevkii PK:..../Muğla adresinde yer alan davacı müvekkil şirketin işlettiği .... & ...'ine gidildiğini, söz konusu otelin müşterilerinin bulunması ve ticaret hayatındaki adının zedelenmemesi için dosya borcu olan 132.093,38-TL'nin 17.02.2022 tarihinde dava dışı alacaklı vekiline müvekkil şirket tarafından ödendiğini, yapılan ödeme sonucunda dava dışı alacaklı vekili söz konusu icra dosyasına borcun davacı müvekkil şirket tarafından ödendiğine ilişkin ibraname sunduğunu, müvekkil şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki mevcut olduğunu, taraflar arasında yapılan sözleşme gereğince davalı şirket tarafından yapılması gereken işlerde ayıplar tespit edildiğinden davalı şirkete bu ayıplı işlerin giderilmesi ihtarlı Ankara 24. Noterliğinin 06.05.2019 tarih ve 16658 nolu ihtarnamenin keşide edildiğini, anılan ihtarnameye rağmen ayıplı işlerin davalı şirketçe giderilmediğini, bu ayıplı işlerin davacı müvekkil şirket tarafından giderilmiş olduğunu, davacı müvekkil şirketin davalı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığı gibi aksine davalı şirketten alacağı bulunduğunu, bu nedenlerle fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla İzmir 7. İcra Dairesi 2021/6822 E. sayılı dosyasına ödenen 132.093,38-TL'nin sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda davalıdan alınarak davacı müvekkil şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı tarafın dava dilekçesi ile tensip tutanağının kendilerine usulüne uygun tebliğine rağmen davaya karşı herhangi bir cevap vermediği, duruşmaları da takip etmediği anlaşılmıştır. MAHKEMECE: "...Açılan dava, davacı şirketin, dava dışı alacaklı .... Şirketi tarafından İzmir 7. İcra Dairesinin 2021/6822 Esas sayılı dosyasında davalı .... Şirketi aleyhinde başlatılan icra takibi kapsamında kendisine gönderilen haciz ihbarnamelerinde yer alan ve ödediğini iddia ettiği 132.093,38-TL tutarındaki bedelden davalı .... Şirketine borçlu olmadığının tespiti ile icra tehdidi altında dava dışı alacaklı .... Şirketine ödendiği iddia olunan 132.093,38-TL'nin sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu (818 sayılı BK)’nun konuya ilişkin 61 ve devamı maddelerindeki (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (Benzer hüküm 6098 sayılı TBK)’nun m. 77 vd.yer almıştır.) düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Bu genel açıklamadan sonra sebepsiz zenginleşmenin gerçekleşmesi için aranan şartların açıklanmasında yarar görülmüştür. Birinci şart; taraflardan birisinin malvarlığında bir eksilmenin vukubulmasına karşı, diğerinin malvarlığında bir çoğalmanın gerçekleşmiş olmasıdır. Bir malvarlığındaki eksilme, aktifin azalması ya da pasifin çoğalması şeklinde olabileceği gibi, aktifin çoğalmasına ya da pasifin azalmasına engel olma yoluyla da gerçekleşebilir. İkinci şart; sözü edilen eksilme ile çoğalma arasında bir illiyet bağının bulunmasıdır. Üçüncü şart, yine sözü edilen azalma ile çoğalmanın haklı bir sebebe dayanmamasıdır. Taraflardan biri, diğerine hükümsüz bir sözleşme gereğince misli mahiyette bir şey vermişse muteber olmayan sebebe dayanan bir iktisap söz konusudur. Sözleşmedeki şekil noksanlığı, fiil ehliyetsizliği, imkansızlık, hukuka veya ahlaka aykırılık, muvazaa gibi sebepler, butlan nedeniyle kazandırmayı geçersiz kılan sebepler olduğundan bu durumlarda kazandırma geçerli hukuki sebebe dayanmamaktadır. Dördüncü şart; vukubulan iktisabın (çoğalmanın) sebepsiz iktisap kuralları dışında, özel bir hukuk kuralına dayanılarak iadesi mümkün olmamalıdır. Zira böyle bir imkan varsa artık sebepsiz iktisap kuralları değil, sözü edilen özel kurallar uygulanır. İadenin; istihkak davası, haksız inşaat sebebiyle tazminat davası, sözleşmenin ifası davası, sözleşmeden dönme sebebiyle iade davası, vekaletsiz iş görmeye dayanan iade davası gibi yollarla gerçekleştirilmesi mümkünse, artık sebepsiz iktisap kurallarına başvurulamaz (Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7.Baskı, İstanbul 1993, s. 734-738). Bu tür işlemlerde amaç; davalının edindiği çoğalma sonucu, tüm malvarlığında meydana gelen artışın iadesinden ibarettir. İzmir 7. İcra Dairesinin 2021/6822 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının .... Şirketi olduğu, borçlunun ... Şirketi olduğu, alacaklı vekilinin borçlu aleyhine 85.000,00-TL asıl alacak, 15.872,87-TL işlemiş faiz olmak üzere 100.872,87-TL toplam alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, takibin kesinleştiği, akabinde davacı ... . Şirketi adına 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 89/1., 89/2. ve 89/3. maddeleri kapsamında çıkartılan tebligatlarda yer alan haciz ihbarnameleri neticesinde dosya borcu 132.093,38-TL'nin davacı şirket tarafından 17/02/2022 tarihinde alacaklı tarafa ödendiği, ödeme neticesinde alacaklı vekili tarafından dosyaya 17/02/2022 tarihli ibranamenin sunulduğu görülmektedir. Dava dilekçesindeki iddialar çerçevesinde menfi tespit talebi hakkındaki yasal düzenlemelere de değinmekte fayda görülmüştür. Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit ve istirdat davalarına ilişkin hususlar 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesinde; ''Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. (Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur.'' şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki yararın bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen, borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması hâlinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında, icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür. Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Ancak, borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamaz. Bu hâlde, borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde, hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra, ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki, bu da istirdat davasıdır (Pekcanıtez, H./ Atalay, O./ Sungurtekin Özkan, M./ Özekes, M.: İcra ve İflas Hukuku, s.156- 164). Menfi tespit davası, normal bir hukuk davası gibi açılır. Borçlu, itirazın kaldırılması sırasında icra mahkemesinde (m. 68-68a) ileri sürüp ispat edemediği itiraz ve def’ilerini menfi tespit davasında yeniden ileri sürebilir; çünkü itirazın kaldırılması kararı, menfi tespit davasında kesin hüküm teşkil etmez. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 tarihli ve 2010/19-123 E. 2010/154 K; 07.12.2011 tarihli ve 2011/13-576 E., 2011/747 K. sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak .... Şirketine ait ticaret sicil kayıtlarının eksiksiz olarak mahkememize gönderilmesi istenilmiş, gönderilen kayıt ve belgeler dosya arasına alınmıştır. İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak ... . Şirketine ait ticaret sicil kayıtlarının eksiksiz olarak mahkememize gönderilmesi istenilmiş, gönderilen kayıt ve belgeler dosya arasına alınmıştır. Ankara Kurumlar Vergi Dairesine müzekkere yazılarak ... Şirketine ait vergi sicil kayıtları ile 2019, 2020, 2021 ve 2022 yıllarına ilişkin BA/BS formlarının eksiksiz olarak mahkememize gönderilmesin istenilmiş, gönderilen kayıt ve belgeler dosya arasına alınmıştır. Kordon Vergi Dairesine müzekkere yazılarak ..... Şirketine ait vergi sicil kayıtları ile 2019, 2020, 2021 ve 2022 yıllarına ilişkin BA/BS formlarının eksiksiz olarak mahkememize gönderilmesi istenilmiş, gönderilen kayıt ve belgeler dosya arasına alınmıştır. Ankara 24. Noterliğine müzekkere yazılarak 26/05/2019 tarih ve 16658 yevmiye numaralı ihtarnamenin ve ihtarnamenin muhataba tebliğini gösterir tebligat evraklarının onaylı suretlerinin eksiksiz olarak mahkememize gönderilmesi istenilmiş, gönderilen kayıt ve belgeler dosya arasına alınmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219. maddesinde; ''Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir. Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.'' hükmü bulunmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220. maddesinde ise; ''İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir. Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir. Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.'' hükmü düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde de; ''Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir. 22/10/2022 tarihli duruşma tutanağının 5 numaralı ara kararında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davacı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davacı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş, davacı vekilinin davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri bildirir dilekçesini verilen kesin süre içerisinde mahkememize sunmuş olduğu görülmüştür. 22/02/2022 tarihli duruşma tutanağının 6 numaralı ara kararında ise duruşmada hazır bulunmayan davalı .... Şirketi adına ticari defter ve belgelerini ibraz etmek ya da ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca; "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca bilirkişi incelemesine esas olmak üzere dava konusu ticari defter ve belgeleri iki haftalık kesin süre içerisinde sunmanız veya bulundukları yeri bildirmeniz, verilen kesin süre içinde ticari defterlerin sunulmaması veya bulunduğu yerin bildirilmemesi durumunda söz konusu ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağınız ihtaren bildirilir." şerhini içeren tebligat çıkartılmasına karar verilmiş olup, tebligatın usulüne uygun şekilde tebliğine rağmen davalı şirkete ait ticari defter ve belgeleri verilen kesin süre içerisinde mahkememize sunulmadığı gibi davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yer verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirilmemiştir. Mahkememizce her ne kadar Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmasına karar verilmiş ise de ticari defterlerin Muğla ilinde olduğu bildirildiğinden Muğla Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak dosyanın re'sen belirlenecek Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler, İzmir 21. İcra Dairesinin 2021/6822 Esas sayılı dosyası, icra dosyası kapsamında davacı şirket adına gönderilen haciz ihbarnameleri, dava dışı alacaklı ....Şirketi vekili Av. ... tarafından düzenlenen 17/02/2022 tarihli İbraname, taraflara ait ticaret sicil kayıtları, taraflara ait vergi sicil kayıtları, Ankara 24. Noterliğinin 26/05/2019 tarih ve 16658 yevmiye numaralı ihtarnamesi ve ihtarnamenin muhataba tebliğini gösterir tebligat evrakları ve sair deliller birlikte değerlendirilerek; davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulup tutulmadığı, davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun şekilde yaptırılıp yaptırılmadığı, davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin sahibi lehine delil vasfı taşıyıp taşımadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, var ise hangi sebeplerden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu, davalı şirketin davacı şirketten 132.093,38-TL tutarında alacağı bulunup bulunmadığı, davacı şirketin davalı şirkete 132.093,38-TL tutarında borcu bulunup bulunmadığı, var ise hangi sebepten kaynaklı olarak alacaklı veya borçlu olduğu, dava dışı alacaklı .... Şirketi tarafından İzmir 7. İcra Dairesinin 2021/6822 Esas sayılı dosyasında davalı.. .. Şirketi aleyhinde başlatılan icra takibi kapsamında kendisine gönderilen haciz ihbarnamelerinde yer alan 132.093,38-TL tutarın davacı şirket tarafından ödenip ödenmediği, ödenmiş ise hangi tarihte ödendiği hususlarının belirlenerek düzenlenecek raporun mahkememize gönderilmesi istenilmiş, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi 05/12/2022 havale tarihli raporunda sonuç olarak; davacı .....A.Ş 'nin 2019 ve 2022 yıllarında Elektronik ortamda (E-defter) tuttuğu,2019 yılı e-defter açılış tasdiki yerine geçen Ocak-2019 E-defter beratları ile E-defter kapanış tasdiki yerine geçen Aralık-2019 ayı e-defter beratları ve 2022 yılı e-defter açılış tasdiki yerine geçen Ocak-2022 E-defter beratlarının yasal süresi içinde Gelir idaresi başkanlığı(GİB) sistemine elektonik ortamda yüklendiği, (İnceleme tarihi itibariyle Aralık/2022 ayı e-defter beratlarının gönderilmesi için belirlenen yasal süre henüz dolmadığı için sisteme yüklenmediği) ticari defter kayıtlarının birbirini teyid ettiği, davacı şirket ticari defterlerin sahibi lehine delil vasfına haiz bulunduğu, taraflar arasında 01/03/2019 tarihinde imzalanan "çocuk kulübü zemin uygulaması sözleşmesi" ile .. ...&....merkezi.....-Muğla adresinde bulunan oyun parkı zemin uygulaması işinin yüklenici sıfatıyla davalı şirket tarafından yapılması konusunda anlaştıkları, işin teslim süresinin 12 gün, işin toplam bedelinin 16.425,00-Euro+KDV olarak belirlendiği, sözleşme çerçevesinde davalı şirkete 15/03/2019 tarihinde ... aracılığıyla 30.000,00-TL avans mahiyetinde ödeme yapıldığı, davalı şirketin 03/04/2019 tarihinde işin toplam bedeli üzerinden (TL karşılığı olarak) 125.954,00-TL'lik fatura düzenlendiği, taraflar arasında sözleşme imzalanmış olması ve davalı tarafından düzenlenen fatura ve avans tutarının davacı şirket defter kayıtlarında yer almış olmasının, her iki yan arasında ticari bir ilişkinin varlığına açıkça işaret ettiği, dava dışı .... ..şirketi tarafından İzmir 7. İcra Dairesinin 2021/6822 Esas sayılı dosyası kapsamında 17/02/2022 tarihinde davacı şirket merkezinde gerçekleşen haciz işlemi esnasında, davalı .... Şirketi'nin davacı şirketten 91.051,36-TL alacaklı bulunduğu bir başka deyişle davacı şirketin davalı şirkete 91.051,36-TL borçlu olduğunun görüldüğü, davalı şirketin üstlendiği iş karşılığında davacı şirket adına 125.954,00-TL'lik fatura düzenlediği, davacı şirketin borcuna karşılık 30.000,00-TL havale yoluyla ödeme yaptığı, davacı şirketin ayrıca 2.266,19-TL'lik kargo faturası, 1.700,00-TL'lik iade faturası ve 936,45-TL'lik sözleşme damga vergisini davalı şirketin borcuna yazdığı böylelikle davalı şirketin haciz tarihi olan 17/02/2022 tarihi itibariyle davacı şirketten [125.954,00 (30.000,00+2.266,19+1.700,00+936,45)] 91.051,36-TL alacaklı bulunduğunun tespit olunduğu, dava dışı .... Şirketi tarafından İzmir 7. İcra Dairesinin 2021/6822 Esas sayılı dosyasında davalı .... Şirketi aleyhinde başlatılan icra takibi kapsamında kendisine gönderilen haciz ihbarnamelerinde yer alan 132.248,38-TL+35,00-TL Eft masrafı olmak üzere toplam 132.283,38-TL banka havalesinin, davacı şirket tarafından 17/02/2022 tarihinde dava dışı şirket vekili Av ... ... nolu hesabına "2021/6822 esas dosya borcu kapama" açıklamasıyla gönderildiği, davacı şirket ticari defter kayıtlarından hareketle hazırlanan ve raporun "inceleme" bölümünde yer alan cari hesap ekstresinde görüleceği üzere; haczin uygulandığı 17/02/2022 tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirkete 91.051,36-TL borçlu göründüğü, girişilen icra takibi sonucunda dava dışı şirket vekilinin hesabına 132.248,38-TL+35,00-TL Eft masrafı olmak üzere toplam 132.283,38-TL banka havalesi yoluyla ödeme yapıldığı, davacı şirket tarafından yapılan bu ödemeden sonra davacı şirket defter kayıtlarında davalı şirketin (132.283,38-TL-91.051,36-TL) 41.232,02-TL borçlu göründüğü kanaatinin oluştuğunu mütalaa etmiştir. Davacı vekilinin Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 05/12/2022 havale tarihli raporuna karşı itirazlarının, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan inceleme neticesinde taraflar arasındaki alacak-borç durumunun tespit edildiği, ayıplı işlerin giderilmesine yönelik talepler açısından ihtarname keşide edilmiş ise de bu talep yönünden dava ikame edildiğine dair herhangi bir iddia bulunmadığı gibi, ayıplı işlerin giderilmesi iddiası çerçevesinde davacı şirket tarafından ticari defter ve belgelerine davalı şirket adına herhangi bir borç kaydı yapılmadığı, belirtilen gerekçeler dahilinde ayıplı iş iddiası ile ayıp sebebiyle davacı şirketin uğradığı zarar bedelinin bu davada incelenmesinin mümkün olmadığı dikkate alınarak reddine karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun 2022/1937 Dosya 2022/35436 Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde .... Şirketine ait olarak bulunan ticaret sicil kayıtları, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde ... Şirketine ait olarak bulunan ticaret sicil kayıtları, Ankara Kurumlar Vergi Dairesi nezdinde .... Şirketine ait olarak bulunan vergi sicil kayıtları ile 2019, 2020, 2021 ve 2022 yıllarına ilişkin BA/BS formları, Kordon Vergi Dairesi nezdinde ... Şirketine ait olarak bulunan vergi sicil kayıtları ile 2019, 2020, 2021 ve 2022 yıllarına ilişkin BA/BS formları, İzmir 7. İcra Dairesinin 2021/6822 Esas sayılı dosyası, Ankara 24. Noterliği nezdinde 26/05/2019 tarih ve 16658 yevmiye numaralı ihtarname ve ihtarnamenin muhataba tebliğini gösterir tebligat evraklarının onaylı suretleri, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 05/12/2022 havale tarihli raporu ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın davacı şirketin, dava dışı alacaklı ..... Şirketi tarafından İzmir 7. İcra Dairesinin 2021/6822 Esas sayılı dosyasında davalı ... . Şirketi aleyhinde başlatılan icra takibi kapsamında kendisine gönderilen haciz ihbarnamelerinde yer alan ve ödediğini iddia ettiği 132.093,38-TL tutarındaki bedelden davalı .... Şirketine borçlu olmadığının tespiti ile icra tehdidi altında dava dışı alacaklı ...Şirketine ödendiği iddia olunan 132.093,38-TL'nin sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, İzmir 7. İcra Dairesinin 2021/6822 Esas sayılı dosyasında alacaklının ... Şirketi olduğu, borçlunun ....Şirketi olduğu, alacaklı vekilinin borçlu aleyhine 85.000,00-TL asıl alacak, 15.872,87-TL işlemiş faiz olmak üzere 100.872,87-TL toplam alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, takibin kesinleştiği, akabinde davacı ..... Şirketi adına 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 89/1., 89/2. ve 89/3. maddeleri kapsamında çıkartılan tebligatlarda yer alan haciz ihbarnameleri neticesinde dosya borcu 132.093,38-TL'nin davacı şirket tarafından 17/02/2022 tarihinde alacaklı tarafa ödendiği, davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin incelenmesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda davacı şirketin davalı şirketten 41.232,02-TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davacı vekilinin bilirkişi raporunda belirttiği itirazları kapsamında davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan inceleme neticesinde taraflar arasındaki alacak-borç durumunun tespit edildiği, ayıplı işlerin giderilmesine yönelik talepler açısından ihtarname keşide edilmiş ise de bu talep yönünden dava ikame edildiğine dair herhangi bir iddia bulunmadığı gibi, ayıplı işlerin giderilmesi iddiası çerçevesinde davacı şirket tarafından ticari defter ve belgelerine davalı şirket adına herhangi bir borç kaydı yapılmadığı, belirtilen gerekçeler dahilinde ayıplı iş iddiası ile ayıp sebebiyle davacı şirketin uğradığı zarar bedelinin bu davada incelenmesinin mümkün olmadığı kanaatine varıldığı, açıklanan gerekçeler dahilinde davacı şirketin davalı şirketten 41.232,02-TL tutarında alacaklı olduğu anlaşılmakla,, açılan davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' gerekçesi ile; HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Açılan davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, 1-Sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak talebinin KISMEN KABULÜNE, 41.232,02-TL'nin davalı ... Şirketinden alınarak davacı... . Şirketine verilmesine, 91.051,36-TL alacağa yönelik fazlaya ilişkin talebin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasalara aykırı olduğunu, davacı müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki mevcut olup, taraflar arasında yapılan sözleşme gereğince davalı şirket tarafından yapılması gereken işlerde ayıplar tespit edildiğinden davalı şirkete bu ayıplı işlerin giderilmesinin ihtarlı Ankara 24. Noterliğinin 06.05.2019 tarih ve 16658 nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini, anılan ihtarnameye rağmen ayıplı işlerin davalı şirketçe giderilmediğinden, bu ayıplı işlerin davacı müvekkili şirket tarafından giderilmiş olup, davacı müvekkili şirketin davalı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığı gibi aksine davalı şirketten alacağının bulunduğunu, davacı müvekkili tarafından 89/1-2-3 haciz ihbarnamelerine cevap verilmediği gerekçesiyle söz konusu dosya borcuna ilişkin İzmir 7. İcra Dairesi 2021/6822 E. sayılı dosyası kapsamında alacaklı tarafın, davacı müvekkili şirketin işlettiği ... .. & ...'inde bulunan menkullerin haczedilmesini talep ettiğini, İzmir 7. İcra Dairesi tarafından fiili haciz yapmak amacıyla 17.02.2022 tarihinde, ... mevkii PK:..../Muğla adresinde yer alan davacı müvekkili şirketin işlettiği ... & ...'ine gidildiğini, söz konusu otelin müşterilerinin bulunması ve ticaret hayatındaki adının zedelenmemesi için dosya borcu olan 132.093,38 TL.nin 17.02.2022 tarihinde dava dışı alacaklı vekiline ödendiğini, yapılan ödeme sonucunda dava dışı alacaklı vekilinin söz konusu icra dosyasına borcun davacı müvekkili şirket tarafından ödendiğine ilişkin ibraname sunduğunu, davacı müvekkilinin borçlu olmadığı halde dosya borcunu ödemiş olması nedeniyle Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına ve doktrine uygun şekilde alacak davası açtığını fakat İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 02.02.2023 tarih ve 2022/593 E. - 2023/53 K. sayılı kararı ile müvekkilinin alacaklı olduğunu belirttiği ticari ilişkinin işbu sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacak davasına konu edilemeyeceği, davacı müvekkilin hali hazırda derdest olan alacak davasında talep ettiği alacaklarının başka bir davaya konu edilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı müvekkilin 91.051,36-TL alacağa yönelik talebinin reddine karar verdiğini, Yargıtay'ın benimsediği usul doğrultusunda davacı müvekkilinin borçlu olmadığı halde ödeme yaptığı 132.093,38 TL için alacak davası açması gerektiğinin sabit olduğunu, mahkemenin gerekçesini kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı müvekkilinin, 41.232,02-TL alacağı ve 91.051,36-TL alacağı için iki ayrı dava açmış olsaydı bile söz konusu iki davanın "Davaların Yığılması" başlıklı HMK'nın 110. maddesi kapsamında birleştirilebilmesinin söz konusu olacağını beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: Alacak istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; mahkemece aldırılan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve açık olmasına, açılan davanın sebepsiz zenginleşme davası olmakla, davacının davalıya ayıp nedeniyle bir dava açtığını ya da ayıbı kendisinin gidermesi nedeniyle davalıya bir borç kaydı yaptığının ticari defterlerde kayıtlı olmamasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/02/2023 tarih, 2022/593 Esas ve 2023/53 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 705,00 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 27,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 16/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1219, K. 2026/1902, T. 16.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1219-e-2026-1902-k-8fe8ccff6a87