Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/733 E. 2026/1134 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/733
- Karar No
- 2026/1134
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/733
KARAR NO : 2026/1134
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (KAPATILAN)BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/01/2022
NUMARASI : 2021/597 Esas 2022/18 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 16/09/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin davalı şirkete seslendirme ve stüdyo hizmetleri sunduğunu, bu hizmete istinaden müvekkili tarafından düzenlenen faturaların davalı tarafa tebliğ edildiğini, ancak davalı tarafça fatura konusu borcun ödenmediğini, alacağının tahsili amacıyla davalı tarafa karşı Bakırköy 12. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlunun dosya borcuna itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına davalının %20 icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmesini rağmen cevap dilekçesi sunmamış, duruşmada kendisini vekil ile temsil ettirmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, "... Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davalı tarafça ibraz edilen defter ve belgelerin incelenmesinde, taraf defterleri arasında borç alacak durumu yönünden mutabakat bulunduğu, hiç bir tacirin kendi defterlerine aleyhe kayıt düşmeyeceğinden faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olması fatura içeriğindeki malın davalıya teslim edildiğine karine oluşturduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafça ispatlanması gerektiği, beyan bildirimi sınırında kalan 1 adet fatura yönünden de tarafların BA ve BS bildirimleri arasında mutabakat olduğu hususları dikkate alındığında davanın asıl alacak yönünden kabulüne karar verilmiştir.
İşlemiş faiz talebi yönünden ise takipten önce davalının temerrüde düşürüldüğü hususu ispatlanamadığından işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Davalının aleyhine girişilen icra takibinin tamamına haksız olarak itiraz ettiği, dava İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi faturadan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine" karar verilerek davanın kısmen kabulü ile 21.662,00 TL asıl alacak yönünden davalının Bakırköy 12. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibe vaki itirazın iptaline, takibin asıl alacak yönünden devamına; Asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı kanunun 2/2. Maddesi gereğince Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için ön gördüğü değişen oranlarda avans faiz oranı uygulanmasına, işlemiş faize ilişkin talebin reddine, asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 4.332,40 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde;Her ne kadar davacı yan, söz konusu faturalar verilen hizmetin karşılığında keşide edildiğini iddia etse de davacı yanın müvekkil şirkete vermiş olduğu herhangi bir hizmet bulunmadığını, bu nedenle fatura içeriğine açıkça itiraz ettiğini ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
Dava hizmet ilişkisinden kaynaklanan hizmet bedeli alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bakırköy 12. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası incelendiğinde; davacının davaya konu hizmet bedeli alacağından kaynaklanan muhtelif tarihli faturalara istinaden 21.662,00 TL asıl alacak ve 1.858,90 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 23.520,90 TL alacağın tahsili için takip başlattığı, davalının yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, alınan bilirkişi raporunda özetle; Davacı şirketin dava konusu döneme ait ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve lehine delil olma özelliğine haiz olduğu, davacı defterlerinde dava tarihi itibariyle davalıdan 21.662,00 TL alacaklı gözüktüğü, davalının dava konusu döneme ait ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve lehine delil olma özelliğine haiz olduğu, davalı defterlerinde dava tarihi itibariyle davalıdan 21.662,00 TL alacaklı gözüktüğü, davacı firmaya 21.662,00 TL borçlu gözüktüğü, dava tarihi itibariyle taraf defterlerinde borç alacak tutarı yönünden mutabakat bulunduğu, dava tarihinden sonra 08/04/2021 tarihinde davalının, davacı firmaya bankacılık sistemi üzerinden yapmış olduğu ödeme tutarı olan 2.500,00 TL davalı cari hesabından dikkate alındığında, borç tutarının 19.662,00 TL'ye düştüğü, davacının 2020 yılı BS formunda 1 adet belge karşılığı KDV hariç 13.500,00 TL bildirimde bulunduğu, davalınında aynı miktar ve adette BA formuyla bildirimde bulunduğu, tarafların BS ve BA formları arasında da adet ve belge toplamı kadar mutabakat bulunduğu, takibe konu diğer faturaların BA ve BS bildirim yükümlülüğünün altında kaldığı bildirilmiştir.
Somut olayda ispat külfeti davacı alacaklıda olup, alacağın dayanağını oluşturan faturaya konu malın teslim edildiğini edildiğini ispatlamakla yükümlüdür. Salt fatura düzenlenmiş olması alacağın varlığı için yeterli değildir.
HMK 222. Maddesi uyarınca ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği düzenlenmiştir.
Diğer yandan 6102 sayılı TTK'nun 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2015/1354 esas 2015/7562 karar sayılı ilamı)
Somut olayda; taraflara ait ticari defterler üzerinde yapılan incelemede, davacı tarafça takibe konu edilen faturaların davalının ticari defterlerine işlendiği, 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği, davacının itiraza konu bakiye 21.662,00 TL alacağın davalının ticari kayıtlarından da teyit edildiği tespit edildiğinden, yapılan açıklamalar ve emsal kararlar uyarınca, davacının faturalara konu hizmeti yerine getirdiği karine olarak kabul edilmiş olup aksi davalı tarafça ispatlanamamıştır. Bu durumda dava tarihinden sonra yapılan kısmi ödemeler infaz aşamasında dikkate alınacağından mahkemece, asıl alacak yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi dosya kapsamına uygundur.
Açıklanan gerekçelerle; incelenen mahkeme kararının istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı yapılan inceleme itibariyle usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b.1 gereğince esastan reddine dair karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf harcından, davalı tarafından yatırılan 389,94 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 342,06 TL harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.16/09/2026