İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/966 E. 2026/790 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/966
Karar No
2026/790
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/966 Esas KARAR NO : 2026/790

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/02/2026 KARAR TARİHİ : 22/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davalı borçlunun ... İcra Dairesi nezdindeki ... Esas numaralı icra dosyasında borçlu konumunda bulunduğunu, müvekkil şirketin davalıya et ve tavuk ürünleri satışı gerçekleştirdiğini, bu satışlara istinaden 64.743,02TL 20.10.2025 tarihli ... 10.10.2025 tarihli ... bedelli 27.05.2025 tarihli ... bedelli 9.10.2025 tarihli ... 20.06.2025 tarihli ... bedelli 27.05.2025 tarihli ... bedelli 3.06.2025 tarihli ... ve 46.195,38TL 17.07.2025 tarihli ... numaralı faturaların düzenlendiğini, toplamda 418.857,10TL tutarında ürün teslim edildiğini, davalının 07.08.2025 tarihinde 100.000,00 TL ve 17.09.2025 tarihinde 64.891,50 TL tutarında kısmi ödeme yaptığını, bakiye borcun ödenmediğini, müvekkilin ödeme taleplerinin karşılıksız kaldığını, toplam borcun 253.965,6 TL olduğunu, arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını, davalının ... İcra Dairesi ...sayılı dosyasına yaptığı itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, alacağın likit nitelikte bulunduğunu, davalının itirazının takibi durdurarak müvekkili mağdur ettiğini, bu nedenle itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi gerektiğini, ayrıca alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini ve fazlaya dair hakların saklı tutulmasını talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava dilekçesinde müvekkilinin davalı şirkete et ve tavuk ürünleri sattığını, 07/08/2025 tarihinde 100.000,00 TL ve 17/09/2025 tarihinde 64.891,50 TL tutarında ödeme yapıldığını, ancak 253.965,60 TL bakiye alacağın ödenmediğini iddia ettiğini, davacının ayrıca %20 oranında icra inkar tazminatı talep ettiğini belirttiğini, davacının iddialarının soyut, haksız ve gerçek dışı olduğunu, Davacı Taraf ... İcra Dairesi nezdindeki ... Esas sayılı takip dosyasında davacının kötüniyetli hareket ettiğini, takip başlatıldıktan kısa süre sonra geçmiş tarihli ödemelerin yapıldığını beyan ettiğini, müvekkil şirketçe alınan mallara yönelik ödemelerin zaten yapıldığını, bakiye borç bulunmadığını, fatura içeriğinde belirtilen malların müvekkil şirket yetkilisine teslim edilmediğini, teslim olgusunu ispat yükünün davacıda olduğunu, faturanın tek başına akdi ilişkinin varlığını kanıtlamayacağını, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27/06/2003 tarihli E: ...sayılı kararında faturanın temel bir borç ilişkisine dayanması gerektiğinin vurgulandığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Sayılı Kararı Ve Yargıtay19. Hukuk Dairesi kararları uyarınca teslim savunmasının yazılı delille ispatlanması gerektiğini, davacı tarafın faturaları mallar gönderilmeden düzenlediğini, müvekkil şirketin cari ilişki güvenine dayanarak faturalara itiraz etmediğini, ancak teslim edilmeyen mallar için haksız icra takibi başlatıldığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2005 tarihli E..., K: ... sayılı kararında faturaya itiraz edilmemesinin sadece verilerin doğruluğuna karine teşkil ettiğini, işin yapıldığını kanıtlamadığını, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 27/06/2002 tarihli E: ..., K: ...sayılı kararında sözleşmeye dayanmayan faturanın kesinleşmeyeceğini, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin E: ..., K: ... sayılı kararında alacaklının teslimi yazılı belge ile kanıtlaması gerektiğini, davacının ticari ilişkiyi, sözleşme şartlarını ve mal teslimini ispatlayamadığını, bu nedenlerle haksız ve kötüniyetli davanın reddini, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Mahkememizce toplanan ve İncelenen Deliller: 1-Taraflara ait BA BS formları vergi dairesinden celp edilerek incelenmiştir. 2-İcra takip dosyası UYAP sistemi arasından dosya arasına alınarak incelenmiştir. 3-Tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılmış, tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmiştir. 4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile taraflar arasındaki ticari alım satım ilişkisine istinaden malların davalıya teslimine rağmen davalı tarafından bedellerin ödenmediğini iddia etmiştir. Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; takibe konu edildiği gibi bir borcun söz konusu olmadığını, davacının malların tamamını teslim etmediğini borcunun bulunmadığını iddia ederek itiraz etmiştir. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi görevlendirilmiş olup, tarafların ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir. Davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; taraflar arasında 2025 yılı içerisinde ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından kesilen faturalara karşılık davalı tarafından kısmi ödemeler yapıldığı, takip tarihi itibariyle 242.858,20 TL davalıdan alacaklı göründüğü tespit edilmiştir. Davalının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; taraflar arasında 2025 yılı içerisinde ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından kesilen faturalara karşılık davalı tarafından kısmi ödemeler yapıldığı, davalının ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle 453.985,00 TL davacının davalıdan Davacı tarafından düzenlenen faturaların e-fatura niteliğinde olduğu, sistem üzerinden kendiliğinden davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre faturalara yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmıştır. 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir: "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." Bu kapsamda davacı tarafından davalıya kesilen faturalara davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi davacı tarafından kesilen tüm faturaların davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, bu suretle faturaların içeriğinin davacı lehine kesinleştiği sabittir. Taraflara ait vergi kayıtları incelendiğinde davacı tarafından kesilen tüm faturaların davacı ve davalı tarafından BA BS formları ile vergi dairesine bildirildiği anlaşılmıştır. Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu satış sözleşmesindeki malı teslim ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı satıcı tarafından kesilen faturaların davalı borçlu tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi ve ticari defterine işlenmesi halinde faturaya konu malın teslim edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin kesinleştiği bu suretle alacaklı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü davalı - borçluya geçmektedir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi ... E., ...K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ise ... E.,... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı Erdal Karahan'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir." Yargıtay 17. Hukuk Dairesi de... E., ...K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi." Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi ... E., ...K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve Yargıtay'ın yerleşik hale gelmiş emsal kararlarına göre; faturayı alan tarafın söz konusu faturayı ticari defterlere ve muhasebe kayıtlarına işlemesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına ilişkin olarak lehine delil teşkil eder. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp sözleşmenin ifası safhasıyla ilgili olduğundan, faturanın sözleşmeyi değiştirir nitelikte olmaması ve sözleşmeye uygun biçimde düzenlenmesi gerekir. Bu nedenle, sözleşmeye aykırı düzenlenmiş faturaya itiraz edilmemesi aleyhe sonuç doğurmaz. Ancak fatura kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş ise, faturadaki miktar kadar iş bedeli bulunduğunu iş sahibi kabul etmiş sayılacağından ticari defterlere itibar edilerek iş bedeli miktarı belirlenir. Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir. Zira, faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. Fatura karşı tarafça ticari defterlerine kayıt edilmiş ise burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir. Ticari defterler uyumlu olmadığı için lehe delil değeri bulunmasa dahi, karşı çıkılan faturanın ticari deftere kayıt edilmiş olması halinde ticari defter aleyhe delil oluşturacaktır. Bu durumda ,takip konusu faturaların davalının ticari defterlerine işlenmesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına karine teşkil ettiği kabul edilmelidir. Zira, Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacakla illgili olarak sonradan iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Bu haliyle davalı tarafın icra takibine konu faturadan kaynaklı borcu olmadığı yönündeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir." Yargıtay 6. Hukuk Dairesi de ...E.,... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması ise birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse ise, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde; davacı tarafından davalının faturalarına itiraz edilmediği, davalının faturalarının tamamının davacının ticari defterlerine işlendiği, protokol tarihi itibariyle tarafların ticari defterleri incelendiğinde ise, protokol kapsamında yer alan çeklerin davalı şirket kayıtlarında 05.10.2016 tarihinde kayıt altına alındığı, davalı kayıtlarında protokol tarihi itibariyle görülen borcun protokol tutarı ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Dosyanın tetkikinde; sözleşmede imalat bedelinin malzeme + %22,5 kâr şeklinde belirlendiği, cari hesaba göre davalı tarafından düzenlenen faturaların davacıya gönderildiği, bu faturaların her iki tarafın defterlerine kaydedildiği, 04.10.2016 tarihli protokolde de bakiye borcun 1.457.000 TL olarak taraflarca kabul edildiği tespit edilmiştir. Bu durumda davacının borçlu olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olmuş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir." Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya kesilen takibe konu faturaların davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafından faturalara yönelik olarak 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği gibi davalı tarafından faturaların kendi ticari defterlerine işlendiği bu suretle fatura içeriklerinin ve alacağın davacı lehine kesinleştiği, yine davalı tarafından BA formu ile faturaların vergi dairesine bildirilmiş olması ve davalının kendi defterlerine işlenmiş olması gözetildiğinde malların teslim edildiğinin ve alacağın miktarının davacı lehine kesinleştiğinin karine kabul edilmesi gerektiği ve davacının alacağını ispatladığı değerlendirilmiştir. Tarafların defter kayıtları arasındaki fark incelenerek değerlendirildiğinde; davalı tarafından; ... numaralı 88.768,90 TL bedelli ve ... numaralı 46.359,00 TL bedelli faturaların kendi defterlerine sehven iki defa kaydedildiği, yine davacı tarafından kesilen 10.10.2025 tarihli ... numaralı faturanın; Davacı kayıtlarında 10.709,70 TL, Davalı kayıtlarında ise 89.253,70 TL olarak yer aldığı görülmüş olup, taraf defter ve kayıtları arasındaki farkın bu miktarlardan kaynaklandığı anlaşılmıştır. Yine taraf defterlerine göre; Davacı tarafın toplam 97.454,90 TL ödeme kaydı bulunduğu, Davalı tarafın ise 100.000,00 TL ödeme kaydı bulunduğu, tespit edilmiş olup aradaki 2.545,10 TL farkın davalı kayıtlarında fazla ödeme işlendiğinden kaynaklandığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda davacı tarafından davalıya kesilen ve davalı tarafından defter ve kayıtlarına işlenen faturaların toplam 8 tane olduğu anlaşılmakta olup, dava dilekçesinin ekinde delil olarak sunulan 8 ayrı fatura miktarının toplamının; 418.857,10-TL olduğu anlaşılmakta olup, davalının davacı defterleri ile ispat edebildiği ödeme miktarının 97.454,90 TL olduğu anlaşılmaktadır. Davalı defterlerinde yapılan ödeme toplamı 100.000,00-TL olarak gösterilmiş ise de 100.000,00-TL toplam ödemeye ilişkin olarak davalı tarafından herhangi bir dekont veya ödeme belgesinin sunulmadığı anlaşılmakla davalının ödeme toplamının davacı defterleri ile ispat edilen 97.454,90 TL miktarı kabul edilmiştir. Davacı tarafından kesilen tüm faturalar toplamı 418.857,10-TL'den davalının ödemeleri toplamı olan 97.454,90 TL mahsup edildiğinde davacının davaya konu faturalardan kalan alacak toplamının 321.402,20-TL olduğu anlaşılmaktadır. Davalı bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde; davacının faturalara konu malları göndermeden faturaları gönderdiği, taraflar arasındaki güven ilişkisine dayalı olarak faturalara itiraz edilmediğini ancak malların teslim edilmediğini iddia etmiş ise de yukarıda detaylıca açıklandığı üzere davalı tarafından tebliğ alınan faturalara itiraz edilmediği gibi BA formu ile de vergi dairesine bildirildiği ve faturaların davalı defterine işlendiği teslim alınmadığını ispat yükünün davalı üzerine geçtiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafından teslim alınmadığını ispata yönelik olarak davacıya yemin teklif edilmiş olup, davacı tarafından 22.09.2026 tarihli celsede yeminin de eda edildiği ve yeminin kesin delil niteliğinde olduğu anlaşılmakla davalının bu suretle de iddiasını ispat edemediği anlaşılmıştır. Bu bağlamda tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; takip tarihinde davacının davalıdan 321.402,20-TL alacaklı olduğunu ispatladığı, davalının ise borcun tamamının ödendiğine dair aksini ispatlayan herhangi bir delil veya belge sunmadığı anlaşılmakla ve davacının dava dilekçesinde çelişki bulunmakla birlikte dava dilekçesinin talep sonucunda davaya konu icra takip dosyasındaki davalı itirazının kısmi değil tamamının itirazının iptalinin istendiği ve takip talebindeki alacak miktarının toplamının 418.857,10-TL olduğu gözetilerek 321.402,20-TL asıl alacak üzerinden davalının itirazının iptali ile takibin devamına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacı tarafından avans faiz talep edildiği, davalı tarafından daha düşük oranda bir akdi faizin kararlaştırıldığının ispat edilememesine göre davacının işleyecek faiz oranı talebinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalının 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranına itirazının da iptaline karar vermek gerekmiştir. Takibe konu alacağın faturaya dayalı likit olduğu bu suretle tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 64.280,44-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından yapılan davacı defterindeki ödemenin mahsup edilmeden tüm fatura bedelleri üzerinden takibe geçildiği anlaşılmakla tazminata koşullarının oluştuğu değerlendirilmiş itirazın iptali talebinin reddine karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 19.490,98-TL tazminatın da davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE, Buna göre; Davaya konu .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı takip dosyasında 321.402,20-TL asıl alacak ve işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 64.280,44-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-İtirazın iptali talebinin reddine karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 19.490,98-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Harçlar yasası uyarınca davanın kabul edilen kısım yönünden alınması gereken 21.954,98 TL harçtan peşin alınan 4.337,10 TL harcın mahsubu ile bakiye 17.617,88 TL karar harcının davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA, 5- Harçlar yasası uyarınca davacı tarafından yatırılan 4.337,10 TL peşin harç ve 732,00 TL başvurma harcı davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 51.424,35 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 8-Davacı tarafından yapılan 8.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 432,90 TL posta gideri olmak üzere toplam 8.432,90 TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre belirlenen 6.470,82 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, geri kalan bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9- Kabul red oranına göre belirlenen 3.529,58 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına, Yine Kabul red oranına göre belirlenen 1.070,42 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına, Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.22/09/2026

Katip ... ¸e-İmzalıdır.

Hakim ... ¸e-İmzalıdır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/966, K. 2026/790, T. 22.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-966-e-2026-790-k-27d166aef850