Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1178 E. 2026/1900 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1178
- Karar No
- 2026/1900
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1178 KARAR NO : 2026/1900
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/11/2022 NUMARASI : 2019/529 Esas 2022/1055 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BAM KARAR TARİH İ: 16/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/09/2026
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin davalıya vermiş olduğu kargo hizmeti tarihlerinin 02/01/2014 - 06/01/2015 arasında olduğu, bu dönemlere ait toplamda 218.639,31-TL kargo hizmet bedelinin 96.024,73-TL'sinin ödenmediği, 11/02/2015 tarihinde davacı tarafından düzenlenen ihtar ile bu bedelin davalı kurumdan istendiği, bu ihtarın ekinde davacıya ait borcu yoktur yazılarının davalı kuruma sunulduğunu, davalı kurum tarafından davacı şirketin prim borcu olduğu iddiası ile bu fatura alacaklarının bir kısmını ödemediğini, sistemlerinde borç göründüğü için ödemenin borca karşılık mahsup edildiğini beyan ettiklerini, ancak davacının ...'ya herhangi bir borcunun olmadığını, çalışma yöntemi itibariyle sigorta primlerinin davalı kuruma süresinde ödemesine rağmen süre gelmeden önce davalı kurum tarafından yapılan kesintiler nedeniyle alacağın tamamının ödenmediğini, ancak davacı tarafından da yeniden prim ödemesi yapılması üzerine bir sonraki ayın prim ödemesinin gerçekleştirildiğini, hakedişten kesilen bedelin iade edilmediğini, yapılacak olan mahsuplar sonrasında ödemenin gerçekleşebileceğinin beyan edildiğini, sonuç olarak davacının takibe konu 52.245,49-TL davalı kuruma borcu olmadığı halde bu bedeli alamadığını, bu bedel yönünden davalı aleyhine başlatılan icra takibine haksız şekilde itiraz edildiğini, İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2017/3543 Esas sayılı takip dosyasında davalının haksız itirazının iptaline, takibin devamına, borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi talep ve dava edilmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; söz konusu davada görevli mahkemenin İzmir İş Mahkemesi olduğu, icra müdürlüğü nezdinde bildirilen borcun sebebi olarak gösterilen faturaların büyük kısmının hak ediş olarak davacı şirkete ödendiğini, sadece Ağustos, Eylül, Ekim 2014 dönemine ait toplam 15 adet fatura tutarının davacının ilgili dönemlerde Türkiye çapındaki iş yerlerinin sigorta prim borçlarına karşılık, davalı kurumun ödeme sistemi MOSİF tarafından otomatik olarak mahsup edilmesi nedeniyle kısmi ödeme gerçekleştiğinin anlaşıldığını, mahsup işlemlerinin mükerrer olup olmadığına ilişkin yapılan yazışmalar sonucunda bu tutarların önemli bir kısmının davacıya iade edilmesinin sağlandığını, bu itibarla ödeme emrine itiraz edildiğini, davacının hak edişlerinden prim alacağı nedeniyle yapılan kesintilerden davacının itirazı üzerine yersiz olduğu belirlenen meblağların iade edildiğini, haksız ve yersiz şekilde davalı kurum tarafından bir kesintinin yapılmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesinin istendiği görülmüştür. MAHKEMECE: "...İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2017/3543 Esas sayılı takip dosyası celp edilerek dosyamız içine konmuş, yapılan incelemede alacaklının dosyamız davacısı şirket olduğu, borçlunun dosyamız davalısı ... olduğu, takip talebinde numara ve tarihleri gösterilen faturalara dayalı olarak genel haciz yolu ile başlatılan icra takibine davalı tarafça süresinde itiraz edildiği ve takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür. Dava, davalı kurum ile davacı şirket arasında hizmet alım sözleşmesine ilişkin davacı şirketin verdiği hizmet karşılığı hak edişlerinden davalı kurum tarafından yapılan prim kesintilerinin haksız olduğu ve hak edişlerin haksız şekilde kısmen ödenmediği gerekçesi ile davalı aleyhine başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır. Mahkememizce 2018/258 Esas, 2018/810 Karar sayılı kararı ile; Davacı şirket nezdinde çalışanlar yönünden davalı kurum tarafından prim kesintilerinin sözleşmeye dayalı olarak davacının alacağından gerçekleştirildiği iddia edilmekle birlikte yapılan kesinti olup olmadığı, bu kesintinin neye istinaden yapıldığı, davacının iddia ettiği şekilde alacağının doğup doğmadığı hususlarının incelenmesi için davalı kurumun sıfatı dikkate alındığında tacir olmadığı ve davalı kurum aleyhine açılan ve prim kesintilerine ilişkin işlemlerin yerinde olup olmadığının değerlendirilmesine konu olan uyuşmazlıkların görülme yerinin Sosyal Güvenlik uyuşmazlıklarına bakmakla görevli İş Mahkemeleri tarafından çözülmesi gerektiği, davanın gerek tarafların sıfatları, gerek davalı kurum tarafından yapılan kesintinin niteliği dikkate alındığında mutlak ticari dava olmadığı, bu nedenle görev hususunun Mahkememizce doğrudan yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerektiği ve HMK md.114/1-c hükmüne göre davanın görevli mahkemede açılması ve görülmesinin dava şartı niteliğinde olduğu, görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerektiği, mahkememizin görevsiz olduğu, HMK md.115/2 hükmü uyarınca davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verildiği görülmüştür. Mahkememizce verilen kararın kesinleşmesi üzerine yasal süresi içinde başvuru üzerine dosyanın İzmir 9. İş Mahkemesine tevzi edildiği, 2018/488 Esas sayısını aldığı, Mahkemece verilen 219/189 Karar sayılı karar ile Mahkemeler arasında olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu gerekçesi ile uyuşmazlığın yargı yeri belirlenmesi yolu ile giderilmesi talebi ile dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesine gönderildiği, 6 Hukuk Dairesi 2019/2161 Esas 2019/2093 Karar sayılı kararı ile; " Dava, davalı kurum ile davacı şirket arasında hizmet alım sözleşmesine ilişkin davacı şirketin verdiği hizmet karşılığı hakedişlerinden davalı kurum tarafından yapılan prim kesintilerinin haksız olduğu, hakedişlerin haksız şekilde kısmen ödenmediği gerekçesi ile davalı aleyhine başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır. Davalı kurum ile davacı şirket arasında 02/01/2014 - 06/01/2015 tarihleri arasındaki döneme ait kargo hizmeti sözleşmesi bulunmaktadır. Davacı şirket hizmet alım sözleşmesine dayanarak kargo hizmeti ile ilgili alacağını talep etmektedir. Davacı şirket tacir olup aralarındaki çekişme sözleşme ilişkisine dayanmaktadır. Uyuşmazlığa bakma görevi Asliye Ticaret Mahkemesine aittir. " şeklinde gösterilen gerekçe ile Mahkememizin yargı yeri olarak belirlendiği, işbu karar ile dosyanın Mahkememize gönderildiği görülmüştür. Dava dosyasının Mahkememizin 2019/529 Esas numarasını aldığı anlaşılmıştır. Davacı şirket ile davalı kurum arasında imzalanan kargo hizmeti alımına ilişkin sözleşme, sözleşmeye ek teknik şartname ve kurum nezdinde davacı şirket tarafından davalı kuruma yapılan hizmeti gösterir kayıtlar davalı kurumdan celp edilerek dosyamız içine alınmış, sözleşme içeriğine göre yapılan hizmet bedeli karşılığında davalı kurum tarafından yapılacak ödemelerin davacı şirketi prim borcuna mahsup edilebileceği yönünde bir hükmün tespit edilemediği görülmüştür. Davacı tarafça ticari defter ve kayıtlara dayanıldığı görülmekle, davacı defterleri üzerinde inceleme yapılmak üzere davacı yan defterlerinin İstanbul da olduğu görülmekle dosyanın Nöbetçi İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiği, davacı defterleri üzerinde inceleme yapılmak üzere bilirkişi heyetine tevdi edildiği, 14/06/2021 tarihli raporun talimat yolu ile dosyamıza sunulduğu görülmüştür. Raporun yapılan incelemesinde; Davacı şirketin davalı kuruma borcunun olmadığı, davacı tarafından ibraz edilen; 2014-2015 yılına ilişkin ticari defterlerin T.T.K m.64,66, V.U.K. m.220-226 ve | Sıra No'lu Elektronik Defter Genel Tebliğine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı, dava konusu ile ilgili defter kayıtlarının birbirini doğruladığı ve davacı defterlerinin Kayıt nizamı bakımından V.U.K. m, 215-219 hükümleri ile Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerine uygun olduğu, davacı şirket lehine deli) kabiliyetinin bulunduğu, davacı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde; taraflar arasında ticari ilişkinin olduğu, davacı şirketin ticari defter ve dayanaklarına göre; davacı şirketin takip tarihi itibariyle davalı şirketten kaydi olarak 52.245,49.-TL. alacaklı olduğu, davacı şirketin davalı şirketten takip sonrası talep edebileceği faiz miktarının tutarının infaz aşamasında İcra Dairesi'nce hesap edilebileceği, davacı şirketin icra inkâr tazminatı taleplerine ilişkin takdirin ise Sn. Mahkeme' ye ait bulunduğu sonuç ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. Raporun taraflara tebliğ edildiği, davalı .... tarafından yapılan itirazlar doğrultusunda bilirkişilerce yanıtlanması gereken hususların tespit edildiği, dosyanın rapor düzenleyen bilirkişi heyetine yeniden tevdi edilmek üzere Nöbetçi İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiği, 11/09/2022 tarihli raporun talimat yolu ile dosyamıza sunulduğu görülmüştür. Raporun yapılan incelemesinde; Kök Rapora yönelik dosyasına sunulu belgeler üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda, davalı Taraf'ın itiraz ettiği MOSİP emanet hesabına aktarılan 22.753,97 TL tutarın ... A.Ş. hesaplarına havale yapıldığı bir önceki kök raporda muhasebe hesap hareketlerinde mevcut olduğu gibi, ihtilaflı bir durumun olmadığı, diğer tarafından davacı vekilinin ek itiraz raporunun devamında bahsettiği; kalan 22.358,145-TL'lik tutarın 02.12.2015 tarihinde ödendiğine dair muhasebe kaydının davacı defter kayıtlarında rastlanılmadığı, dava dosyasına sundukları Bilirkişi Kök Raporu hakkında sundukları vaki itirazları ile beyanlarının, Raporun neticesini değiştirecek hususları içermediği, şirketin ticari defter ve dayanaklarına göre; davacı şirketin takip tarihi ile davalı şirketten kaydi olarak 52.245,49.TL, alacaklı olduğu, raporun neticesini değiştirecek hususları içermediği kanaatinin bildirildiği görülmüştür. Raporun taraflara tebliğ edildiği, davalı ... vekili tarafından rapora itiraz dilekçesinin dosyaya sunulduğu, davalı kurum nezdinde bulunan kayıtlara göre kurumun Mali Hizmetler Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından davacı şirket hesaplarına ödeme yapıldığı, bu ödemenin dikkate alınmamasının hakkaniyete aykırı olduğu yönünde beyanda bulunulduğu ancak bilirkişilerden ayrıca rapor alınmasını gerektirir bir hususun bulunmadığı anlaşılmıştır. Dosyada yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; Davacı şirket ile davalı kurum arasında 02/01/2014 - 06/01/2015 tarihleri arasında kargo hizmetleri verilmesine ilişkin hizmet sözleşmesinin imzalandığı, bu konuda taraflar arasında herhangi bir ihtilafın bulunmadığı görülmüştür. Hizmet verilen süre içinde davacı tarafça davalı kuruma toplamda 218.639,31 TL bedelinde hizmet verildiği ve buna ilişkin kayıtların davacı taraf kayıtlarında ve davalı kurum kayıtlarında olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafça davalıya verilen hizmet bedelinin 52.245,49 TL'lik bedelin davalı kurum tarafından davacıya ödenmediği iddiası ile davalı kurum aleyhine icra takibi başlatıldığı, İzmir 8, İcra Müdürlüğünün 2017/3543 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından davalıya verildiği iddia edilen kargo hizmetine ilişkin düzenlenen faturaların ve kayıtların davacı defterlerinde usulüne uygun şekilde kayıtlı olduğu, ayrıca ... nezdinde bulunan kayıtların da dosyaya sunulduğu ve buna göre yapılan inceleme üzerine bilirkişiler tarafından düzenlenen rapora göre davacı şirketin takip tarihi itibari ile davalıdan icra takip dosyasında gösterilen bedel kadar alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı kurum tarafından bir kısım ödemenin yapıldığı belirtilmiş ise de iddia edilen ödemenin davacı şirkete ait defter muhasebe kayıtlarında ve defter kayıtlarında rastlanılmadığı, bu hali ile davalı tarafından yapıldığı iddia edilen havalenin davacı şirket kayıtlarında tespit edilememesi neden ile davalı şirketin bu iddiasının bu hali ile ispatlanamadığının kabulü gerektiği, davacı şirket kayıtlarına göre usulüne uygun düzenlenen fatura ve kayıtlara dayalı olarak ilgili hakediş bedellerinin davacı tarafından tahsil edilmediğinin kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Davalı tarafça davacı şirketin prim borçlarına mahsuben ödeme yapılmadığı yönündeki davacı tarafa bildirilen gerekçenin taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi yönünden dinlenemeyeceği, davacı şirketin prim borçlarının yapılan hizmet karşılığı hak edilen alacaktan mahsup edilebileceği yönünde bir hususun taraflar arasında imzalanan sözleşmede yer almadığı, bu durumda birbirinden ayrı değerlendirilmesi gereken hukuki ilişkiler olduğunun kabulü gerektiği, davacı şirketin çalışanı için davalı kuruma karşı yükümlülüğü ile davalı kurum ile aralarında mevcut hizmet sözleşmesi uyarınca verilen kargo hizmetine ilişkin hukuki yükümlülüklerin birbirinden ayırt edilmesi gerektiği, davalı kurumun bu şekilde kesinti yapma hakkının bu hali ile doğmadığı, bu nedenlerle davacı tarafça usulüne uygun tutulan ticari defterlerde görülen bedelin davalı tarafça ödenmesi gerektiği, bu konuda davalı aleyhine başlatılan takibe itirazında davalının haksız olduğu, alacağın niteliği itibari ile likit olduğunun kabulü gerektiği ve bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği anlaşılmış davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur.'' gerekçesi ile; HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davanın KABULÜNE, İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2017/3543 Esas sayılı takip dosyasında davalının itirazının iptaline, Takibin 52.245,49 TL asıl alacak üzerinden devamına, İcra inkar tazminatı isteminin kabulüne, Hükmolunan alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usül ve yasaya aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarına itirazlarında da belirtmiş oldukları gibi müvekkili kurumun İzmir İl Müdürlüğü ile bağlı birimlerin 2014 yılındaki ... gönderilerinin alıcılarına teslimi işi yüklenicisi olan davacı .... A.Ş.'ye, hizmet alım sözleşmesine istinaden Ocak 2014 ile Temmuz 2014 arasındaki hakedişlerinin (Temmuz 2014 dahil) yüklenici firmayla mutabık kalınarak MOSİP üzerinden düzenli şekilde ödendiğini, ancak Ağustos 2014 itibariyle MOSİP sisteminin iştirakçilerin 4A prim borçlarını hakediş vb. alacaklardan otomatik olarak kesmeye başlaması üzerine, .... A.Ş'nin Ağustos - Eylül, Ekim ve Kasım 2014 dönemi hakedişlerinin tamamının (63.065,98-TL), ilgili işverenin Türkiye genelindeki işyerlerinin HC işveren kart kayıtlarının güncellenmemiş olması nedeniyle, Kuruma ödenmiş olduğu halde 4A SGK primlerinin mükerrer olarak MOSİP tarafından prim borçlarına mahsup edilerek yüklenici firmaya ödenmediğinin anlaşıldığını, yüklenici.... A.Ş.'nin itirazı üzerine, güncellenmemiş işyeri HC kartlarının incelenerek güncellenmesi için ilgili Sosyal Güvenlik Merkezlerine yazı yazıldığını, igili merkez müdürlükleri tarafından güncellenen işyeri HC kartlarından borcu bulunmayan işyerleri için mahsup edilen hakediş tutarlarından, 25.200,26 TL'lik kısmının 88 çıkışı yapılarak MOSİP emanet hesabına aktarılmasının sağlandığını, MOSİP emanet hesabına aktarılan tutarın, yüklenici .... A.Ş'nin hesaplarına havale edilmesi için İl Müdürlükleri tarafından Mali Hizmetler Ssoyal Güvenlik Merkezine talimat yazısı yazıldığını, söz konusu yazı üzerine MOSİP emanet hesabında bekletilen tutarın 22.753,97-TL'lik kısmının Mali Hizmetler Sosyal Güvenlik Merkezince, 05.10.2015 tarih ve 34414901 numaralı muhasebe işlem fişi ile ... A.Ş'nin hesaplarına havale edildiğini, yüklenicinin gelişen süreç içerisinde, imzalamaktan imtina ettiği aralık 2014 dönemi hakediş tutarı 22.629,01-TL'nin 22.358,145-TL'lik kısmı ise mutabakat sağlanması üzerine 02.12.2015 tarihinde .... A.Ş'ye ödendiğini, davacının dava konusu ettiği alacak kalemlerine ilişkin müvekkili kurum tarafından davacıya yapılan iadeleri gösteren belgelerin müvekkili kurumdan temin edilerek dosyaya ibraz edildiğini, söz konusu ibraz edilen belgeler ve beyanları doğrultusunda ek rapor alınması için dosyanın yeniden bilirkişiye tevdiine yönelik itirazları üzerine itirazları doğrultusunda ek rapor alınması için dosyanın aynı bilirkişi heyetine tevdii edildiğini, bilirkişilerce hazırlanan ek rapor incelendiğinde itirazlarının dikkate alınmadığının, itiraz dilekçeleri ekinde ekledikleri ödeme belgelerinin incelenmediğinin, ödeme fişlerinin olmadığının beyan edildiğinin görüldüğünü, bilirkişilerin, davacının defter kayıtlarında yer almadığı için müvekkili kurumca yapılan ödemelerin dikkate alınmamasının hukuka ve hakkaniyete açıkça aykırı olduğunu, davacının defter kayıtlarında yer almayan bir ödemenin ödemeyi yapan müvekkili kurum aleyhine delil teşkil etmesinin hiçbir hukuki yönünün bulunmadığını, müvekkili kurumca davacıya yapılan 22.358,14-TL tutarındaki ödemenin yapılıp yapılmadığına ilişkin .... A.Ş'ye yazı yazılarak sorulması İlk Derece Mahkemesinden talep edilmiş ise de İlk Derece Mahkemesince bu yönde işlem yapılmadığını, eksik inceleme ve yanlış değerlendirmeler içeren bilirkişi raporu dikkate alınarak hakkaniyete aykırı olarak karar verildiğini, beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. Davalı vekili ayrıca 14.11.2023 tarihli ek istinaf dilekçesi ile de, 5510 Sayılı Yasanın 88. Maddesine Göre ; Kurumun 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen prim ve diğer alacaklarının amme alacağı niteliğinde olup, imtiyazlı alacak olduğunu, Kurumun taraf olduğu her türlü dava ve icra takiplerinin kısmen veya tamamen aleyhe neticelenmesi halinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununda yazılı tazminat ve cezaların Kurum hakkında uygulanamayacağını, "İlk Derece Mahkemesi kararında; İcra inkar tazminatı isteminin kabulüne, hükmolunan alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" karar verilmiş olup müvekkili kurum aleyhine icra inkar tazminatı ödenmesi yönünde verilen hükmün açıkça hukuka aykırı olduğunu, belirterek bu konuda da yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: İtirazın İptali istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Davacı taraf; davalı tarafa kargo hizmeti verdiğini, bir kısım faturaların bakiye bedellerinin ödenmediğini iddia emiştir. Mahkemece davacı defterleri üzerinde talimat yoluyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi kök raporunda; davacı defterlerine göre davacının davalıdan dava dilekçesinde talep ettiği kadar alacaklı olduğu belirtilmiş, bu rapora davalı tarafından itiraz edilmiş bilirkişi ek raporunda; dosya evrakları arasında davalı kurum vekilinin itirazında bahsettiği muhasebe kaydı ... kargonun bir önceki bilirkişi raporunda listelenen hesap hareketlerinde 22.753,97 TL lik tutarın 6.12.015 tarih 1760627 yevmiye no tahsilat banka havalesi olarak muhasebe kaydında zaten gözüktüğü akabinde diğer taraftan davacı vekilinin ilk itiraz raporunda bahsettiği kalan 22.358,145 TL'lik tutarın 02.12.2015 tarihinde ödendiğine dair muhasebe kaydının davacı defter kayıtlarında rastlanılmadığının tespit edildiği belirtilmiştir. Davalı vekili ek rapora itirazında; itiraz dilekçesi ekinde sundukları belgelerin altıncı sayfasında fosforlu kalemle işaretledikleri 2014 hak ediş ödemelerinin matematiksel toplamının 22.358,14 TL'ye tekabül ettiğinin açıkça görüldüğü halde bilirkişilerin aksi yöndeki beyanının abesle iştigal ettiğini, davacıya yapılan ödemeleri gösteren liste incelendiğinde 22.358,14 TL lik ödemenin yapılmış olduğu mahkemece gerekli görülmesi halinde bahsi geçen ödemelerin ....A.Ş ye yazı yazılarak bu ödemelere ilişkin kayıtların istenmesini farklı bir bilirkişiden rapor alınmasını talep etmiştir . Mahkemece rapor aldırılan bilirkişi, sadece davacı defterine bakarak ödeme yapılıp yapılmadığını tespit etmiş, davalının sunduğu ödemeleri gösteren listedeki ödemeler ... bankasından sorularak tekrar ek rapor alınmaması yerinde olmamıştır. Ayrıca kabule göre de davalı kurum harçtan muaf olup davalı kurum hakkında harç tahsiline karar verilmesi de doğru olmamıştır . Mahkemece yapılacak iş davalının ek rapora itirazında belirttiği ödemelerin ... bankasından sorularak davacıya ödenip ödenmediği tespit edilip bilirkişilerden yeniden ek rapor alınıp sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır. Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/11/2022 tarih, 2019/529 Esas ve 2022/1055 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davalı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuran davalı harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 16/09/2026