İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/2183 E. 2026/105 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/2183
Karar No
2026/105
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 28. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/2183 Esas KARAR NO : 2026/105

DAVA : Zayi Belgesi Verilmesi DAVA TARİHİ : 18/09/2026 KARAR TARİHİ : 22/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Zayi Belgesi Verilmesi davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı dava dilekçesinde özetle; ... İli ... İlçesi ...'nin aktif yönetim kurulu başkanlığı görevini ...'un yürüttüğü, değeri bünyesinde tutulması zorunlu olan ve dernek faaliyetlerinin işlendiği işletme defteri ile evrak kayıt defterinin derneğinin denetim hazırlıkları esnasında muhafaza edildikleri yerde bulunmadığı ve kaybolduğu fark edildiği, söz konusu defterlerin bulunması için dernek merkezinde arşivinde ve ilgili olabilecek tüm alanlarda geniş çaplı ve titiz bir arama yapılmasına rağmen defterlere ulaşılamadığı, defterlerin iyi niyetli olmayan üçüncü kişilerin eline geçmesini önlemek, deneği yasal yükümlülüklerini yerine getirebilmesini sağlamak ve mevzuat gereği mağduriyet yaşamamak adına zayi belgesi verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, derneğe ait kaybolan işletme defteri ve evrak kayıt defteri için zayi belgesi verilmesi talebine ilişkindir. Bilindiği üzere; Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 4. maddesi de sulh hukuk mahkemelerinin görev alanını belirlemektedir. 4. maddenin (ç) bendi “Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hakimini görevlendirdiği davaları, görürler.” şeklindedir. Zayi Belgesi verilmesine ilişkin 5237 sayılı Dernekler Kanunun 32. Maddesi özel bir düzenleme içermekte olup derneklerin kurulması ve devamı için zorunlu belgelerin zayi olması halinde Sulh Hukuk Mahkemesi özel görevli mahkeme olarak tayin edilmiştir. Bunun dışındaki zayi belgesi istemine ilişkin davalarda Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu söylenilemez. 6102 sayılı TTK nun 16/2 maddesine göre " ....(2) Devlet il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlası kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eli ile işletsinler kendileri tacir sayılmazlar .... " hükmü gereğince; Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; davacı derneğe ait kaybolan işletme defteri ve evrak kayıt defteri olduğu, davacı derneğin tacir sayılmasının mümkün olmadığı,bahsedilen belgelerin de ticari defter olmadığı, bu nedenle uyuşmazlığın ticari dava olmadığı, bu nedenle Sulh Hukuk Mahkemesi görevli olduğu anlaşılmakla ve görev hususunun kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından resen dikkate alınması gerektiği gözetilerek, Mahkememizin görevsizliği ile 6100 sayılı HMK'nun 114/1.c ve 115 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Nitekim Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 'nin ...E.,...K ve 13/03/2024 tarihli ilamı da bu yöndedir) HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davada HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen "Mahkemenin görevli olması" dava şartının yokluğu nedeniyle, HMK nun 115/2 maddesi gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, görevli mahkemenin İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesi olduğuna, 2-Görevsizlik kararının istinaf yasa yoluna başvurulmadan kesinleşmesi durumunda, kesinleşmesinden itibaren 2 HAFTALIK SÜRE içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde, dosyanın görevli İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE; -Görevsizlik kararının istinaf yasa yolundan geçmek suretiyle kesinleşmesi durumunda, istinaf başvurusunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren 2 HAFTALIK SÜRE içerisinde talep edilmesi halinde, dosyanın görevli İstanbul Sulh Hukuk Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için mahkememize süresinde müracaat edildiği takdirde, yargılama giderlerinin HMK 331/2 maddesi uyarınca görevli mahkemece karara bağlanmasına, 4-Dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi için mahkememize süresinde müracaat edilmemesi halinde, HMK 20 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği ile HMK 331/2 maddesi gereği talep edilmesi halinde dosya üzerinden davaya bir başka mahkemede devam edilmediği tespiti yapılıp davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edileceğinin İHTARINA, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/09/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/2183, K. 2026/105, T. 22.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-2183-e-2026-105-k-f1a34e976885