İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1071 E. 2026/745 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1071
Karar No
2026/745
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1071 Esas KARAR NO : 2026/745

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/12/2024 KARAR TARİHİ : 18/09/2026

Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıdan olan alacağının sabit olduğunu, davalı/borçlu ile müvekkilinin arasında geçmişten gelen ticari ilişkinin mevcut olduğunu, müvekkilinin bu ilişki boyunca her daim basiretli bir tacirden beklenildiği şekilde cari hesap ekstresini düzenli olarak tuttuğunu, sunulan ... cari kodlu, davalı ... Şirketi adına olan Stoklu Cari Hesap Ekstresinde müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunun açık olduğu, müvekkil davalı/borçluya hizmet sağladığını ve buna ilişkin ödemeler davalı tarafından yapılmadığını bu nedenle müvekkili şirketin davalıdan alacaklı olduğunu, işbu sebeple müvekkilinin alacağının tahsili için açılan takibe davalı/borçlu tarafından itiraz edilmesinin haksız olduğunu, yapılan bu itirazın iptalinin gerektiğini, bu sebeplerle öncelikle talepleri doğrultusunda teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesini, Mahkeme aksi kanaatte olunması durumunda uygun teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesini, davalı borçlunun ... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyasında borca, faize, ve takibe tüm ferilerine yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamını, davalı aleyhine yüzde yirmiden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin davalı taraf üzerinde bırakılmasını ve müvekkilinin lehine vekalet ücretine hükmedilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde müvekkilinin borçlu olmadığının sabit hale geleceğini, haksız ve mesnetsiz yere açılan davanın reddini, davacının, takip konusunu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davacı tarafından davalı aleyhine ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile cari hesap alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. -Mahkememizin 10/10/2025 tarih, ... Esas -... Karar sayılı ilamı ile davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin ...Esas ... Karar sayılı ilamı ile; "Kesin süreye uyulmadığı takdirde bilirkişi deliline başvurmaktan vazgeçmiş sayılacağının davacı vekiline ihtar edildiği, davacı vekilince bilirkişi ücretinin kesin sürede yatırılmadığı, ancak davacının dosyada mevcut gider avansı bulunup bulunmadığı ve varsa miktarının ne olduğunun davacı vekiline bildirilmediği anlaşılmaktadır. Delil avansı kapsamında mahkemece davacı tarafa bilirkişi ücreti yatırması için kesin süre verilmişse de; dava açılırken davacı tarafça 2.150-TL gider avansı yatırıldığı, ara karar tarihi itibariyle harcanmayan miktarın da mahsubu gerekir. Mahkemece verilen kesin süre geçerli şekilde verilmediğinden, buna bağlı olarak davanın reddine karar verilmesi de yerinde değildir." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. -Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. -... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 36.991,88-TL asıl alacak, 6.372,74-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 43.364,62-TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "cari hesap alacağı" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. -2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. -İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. ... Esas - ...Karar sayılı ilamı). -Somut olayda davacı tarafın iddiası "yemek satış hizmeti verildiği" hususuna dayanmakta iken davalı tarafın fatura ve ticari ilişkiye konu ürünlerin teslim edilmediğini iddia etmektedir. -Davaya konu alacağın incelenmesinde; alacağın taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisine dayandığı anlaşılmaktadır. -Satış sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 207 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında bedelin alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. 6100 sayılı HMK'nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir. -Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi "Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması" başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. -Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih ...E....K. sayılı ilamı). -Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). -Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. -Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). -Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih ... Esas ...Karar sayılı ilamı). -Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 11/04/2026 tarihli raporda özetle; davacı ile davalı arasında 16.11.2023 tarihi itibarıyla ticari ilişkinin başladığı, bu kapsamda davacı tarafından davalı adına “fason hizmet bedeli” açıklaması ile faturalar düzenlendiği, düzenlenen faturaların alt kısmında cari hesap bakiyesine yer verilmesi ve ödeme kaydını içermemesi nedeniyle ticari teamül gereği açık fatura niteliğinde olduğu, dosya kapsamındaki faturalar ve sevk irsaliyeleri incelendiğinde, davalı tarafça bu faturalara karşı Türk Ticaret Kanunu’nun 21/2. maddesinde öngörülen süre içerisinde herhangi bir itirazda bulunulmadığı, bu nedenle faturaların içeriğinin kabul edilmiş sayılması gerektiği, • Davacı tarafın ticari defter ve belgelerini ibraz etmemiş olması nedeniyle bu defterler üzerinde inceleme yapılamadığı, bu hususun HMK 220 ve devamı maddeleri kapsamında Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, davalı şirkete ait 2023, 2024 ve 2025 yıllarına ilişkin ticari defterlerin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun şekilde tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı ve bu nedenle HMK 222. maddesi kapsamında delil niteliği taşıdığı, tarafların ticari defter ve cari hesap kayıtlarının karşılaştırmalı incelenmesi sonucunda; ödeme emri tarihi olan 05.07.2024 itibarıyla, dava tarihi olan 26.12.2024 itibarıyla davalı şirketin, davacı şirkete 36.991,88 TL borçlu olduğu, bu hususun her iki taraf kayıtlarıyla da örtüştüğü, davalı tarafça 05.04.2026 tarihinde düzenlenen 37.000,00 TL tutarlı reklamasyon faturası ile cari hesabın kapatılmaya çalışıldığı, ancak bu işlemin dava ve takip tarihinden sonra gerçekleştirilmiş olması nedeniyle uyuşmazlık konusu alacağa etkisinin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, davacı tarafından başlatılan icra takibinin, davacı kayıtları ile uyumlu olduğu ve davalının borca itirazının, dosya kapsamındaki ticari kayıtlar ile desteklenmediği, dava ve takip tarihi itibarıyla davacı şirketin davalıdan 36.991,88 TL alacaklı olduğu yönünde kuvvetli mali kanaat oluştuğu, davalının borca itirazının ticari kayıtlarla doğrulanamadığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Mahkememiz dosyası kök raporda daha önce belirtildiği şekilde BA-BS formları yönünden kök raporda inceleme yapılmadığından bu hususta inceleme yapılması ve davalı tarafın hukuki nitelikte olmayan beyan ve itirazlarının değerlendirilmesi amacıyla dosya yeniden bilirkişi tevdi edilmiş, düzenlenen 14/06/2026 tarihli ek raporda özetle; ... 2. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı takip dosyasında davacının 36.991,88 TL cari hesap alacağına dayanarak 05.07.2024 tarihinde ilamsız takip başlattığı, icra Takip tarihi olan 05.07.2024 tarihine göre tarafların cari hesap ekstereleri dikkate alındığında Davacının 36.991,88 TL Alacaklı olduğu; Davalının ise 36.991,88 TL Borçlu olduğu, davacı şirkete ait ticari defterler incelemeye ibraz edilmediğinden, davacı taraf nezdinde ticari defter incelemesi yapılamadığı, davacı ticari defterleri incelemeye ibraz edilmemiş olmakla birlikte, davalı şirket ticari defterlerinde dava konusu faturaların ve cari hesap hareketlerinin kayıtlı olduğu, ayrıca Vergi Dairesinden temin edilen Karşılaştırmalı Alış-Satış Analiz Raporlarının da taraf kayıtları ile uyumlu bulunduğu görülmüş olup, taraf kayıtları arasında dava konusu işlemler yönünden bir uyumsuzluk tespit edilemediği, davalı şirkete ait ticari defter ve muhasebe kayıtlarının incelenmesinde, davacı ile olan ticari ilişkinin muhasebe kayıtlarında takip edildiği, davacıya ait faturaların ve ödeme hareketlerinin kayıtlara işlendiği görülmüştür. dosya kapsamında bulunan davacı cari hesap kayıtları ile davalı ticari defter kayıtlarının karşılaştırılmasında, takip tarihi olan 05.07.2024 tarihi itibarıyla 36.991,88 TL tutarındaki bakiyenin taraf kayıtlarında uyumlu şekilde yer aldığı, Dava tarihi olan 26.12.2024 tarihi itibarıyla da taraf kayıtlarında söz konusu bakiye yönünden farklı bir tespitte bulunulmadığı, Davalı tarafın ticari defter ve Davacı tarafın cari hesap kayıtlarının karşılaştırmalı incelenmesi sonucunda; ödeme emri tarihi olan 05.07.2024 itibarıyla, dava tarihi olan 26.12.2024 itibarıyla davalı şirketin, davacı şirkete 36.991,88 TL borçlu olduğu, bu hususun her iki tarafın cari hesap kayıtlarıyla da örtüştüğü, davalı şirket tarafından 05.04.2026 tarihinde 37.000,00 TL tutarlı reklamasyon faturası düzenlendiği görülmüş olup, söz konusu faturanın takip ve dava tarihlerinden sonra düzenlenmiş olduğu, temin edilen Vergi Dairesi Karşılaştırmalı Alış-Satış Analiz Raporlarının incelenmesinde, taraflar arasındaki ticari ilişkiye konu belge adedi ve tutarlarının karşılıklı olarak uyumlu olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Bilirkişi kök ve ek raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. -Mahkememizce davacı tarafa ticari defterlerini ibraz etmek üzere usulüne uygun bildirim yapılmasına rağmen davacı tarafın ticari defter ve belgelerini incelemeye esas olmak üzere mahkemeye ibraz etmediği görülmüştür. -Davalı tarafın incelenen kayıtlarında ise davalı yanın ticari defterlerine göre dava ve takip tarihi itibariyle 36.991,88-TL borçlu olduğu görülmektedir. Yine kayıtlara göre davalı tarafın dava tarihinden sonra reklamasyon faturası düzenleyerek işbu miktar borç yönünden iade faturası düzenlendiği görülmektedir. -Davacı taraf ticari defterlerine ibraz etmediğinden tek başına davalı kayıtları ile takip konusu borcun varlığının ispatı mümkün değildir. -Ancak bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere davacı tarafça takip konusu edilen faturaların ba-bs bildirimleri ile karşılıklı olarak vergi dairesine bildirildiği tespit edilmiştir. Takibe ve davaya konu faturanın davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması ve davalı tarafın teslime ilişkin kabulü nazara alındığında fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin ve davalı yanın sözleşme kapsamında bu teslime bir itirazının bulunmadığının kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD'nin...E.,... K. ve ... E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.) -Buna göre davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin varlığı, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan fatura ve cari hesap bedellerinin 36.991,88-TL'lik kısmının usulüne uygun olduğu hususlarının; vergi dairesi kayıtları ile davacı tarafından ispat edildiğinin kabulü gerekmiştir. -Her ne kadar davalı tarafça yukarıda belirtildiği şekilde reklamasyon faturası ile takip ve dava konusu edilen borç yönünden iade faturası düzenlenmiş ise de davalı tarafın itiraz olmaksızın alacağı ticari defterlerine kaydettiği, vergi dairesine bildirimde bulunduğu, faturanın düzenlenme tarihi, takip tarihi ve dava tarihi üzerinden uzun bir zaman geçmesinden sonra makul olmayan bir sürede iade faturası düzenlendiği, takibe itiraz dilekçesinde ve davaya cevap dilekçesinde işbu faturaya dayanak herhangi bir delil ibraz etmediği anlaşılmakla, işbu iade faturasının içeriğinin ispat edilemediği Mahkememizce kabul edilmiştir. -Davalı tarafın takip konusu alacağın yukarıda belirtilen miktarını ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından davanın kabulü ile takibe yapılan itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir. -Her ne kadar davacı taraf takip talebinde asıl alacakla birlikte işlemiş faiz talebinde bulunmuşsa da davalı borçlunun icra takibinden önce temerrüde düşürülmemiş olduğu anlaşıldığından, takip talebindeki işlemiş faize ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir. -Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. -Buna göre davalı borçlu tarafından fatura, vergi dairesi kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; -... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 36.991,88 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faiz üzerinden devamına, -Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 7.398,37 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Fazlaya ilişkin taleplerin reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.526,92-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 523,76-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.003,16- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 523,76-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 8.000,00 TL bilirkişi ücreti, 930,00-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 9.357,60-TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına (%85,30) göre hesap edilen 7.982,43-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yargılama sırasında sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 36.991,88-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddine karar verilen miktar üzerinden hesap edilen 6.372,74-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Büyükçekmece Arabuluculuk bürosunun 2024/163822 numaralı arabuluculuk dosyasında suç üstü ödeneğinden karşılanarak ödenen 4.600,00 TL'nin davanın kabul red oranına (%85,30) göre hesap edilen 3.070,95-TL'sinin davalıdan, 529,05-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/09/2026

Katip e-imzalıdır

Hakim e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1071, K. 2026/745, T. 18.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1071-e-2026-745-k-7cf8fcf3ea78