Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1591 E. 2026/1702 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1591
- Karar No
- 2026/1702
- Karar Tarihi
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1591
KARAR NO: 2026/1702
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/02/2026
NUMARASI: 2023/1162Esas- 2026/124Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİH: 16/09/2026
İSTİNAF KARAR YAZIM
TARİHİ: 16/09/2026
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2023/1162 Esas 2026/124 Karar sayılı ilamına karşı , davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili şirket ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, aralarındaki ticari ilişki dolayısıyla müvekkili şirketin davalı tarafa muhtelif zamanlarda mal sattığını ve satılan ürünlere ilişkin birden fazla fatura düzenlendiğini, düzenlenen faturalara karşılık muhtelif zamanlarda ödeme yapıldığını ancak yukarıda belirtilen icra dosyası bedeli kadar mal karşılığı bedelin müvekkiline ödenmediğini, ödenmeyen bedel karşılığında Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının haksız yere itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalı tarafın müvekkiline borçlu bulunduğunu ve yaptığı itirazın haksız ve kötü niyetli olduğundan bahisle davanın kabulü ile davalının Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına ve %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde: muhasebe defter hesapları incelendiğinde müvekkili şirketin davacı tarafa bir borcunun bulunmadığının anlaşılacağını, davacının talep ettiği bütün bedellerin ödemesinin yapıldığını, müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı tarafın icra takibi başlatmakta haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu nedenlerle haksız ve kanuna aykırı davanın reddine, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı ... tarafından davalı ... aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyası üzerinden 317.500,00-TL asıl alacak talebi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, alacaklının yasal 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde eldeki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmaktadır.Davalı vekili cevap dilekçesinde davalı firmanın davacıya hiçbir borcunun bulunmadığını, yapılan takibin haksız olduğunu, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.Mahkememizin 19/07/2024 tarihli ön inceleme duruşmasında taraf ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiştir. Taraf ticari defterlerinde yapılan inceleme sonucunda mali müşavir bilirkişiden alınan 06/10/2024 tarihli raporda; davacı ticari defterlerinin vergi müfettişleri tarafından incelendiğinden bilirkişiye ibraz edilemediği, icra takibine konu edilen ... tarihli, ... ... ... seri numaralı, 474.832,00-TL bedelli faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, bu fatura ile tutar olarak aynı olup seri numarası ve tarihi farklı olan başka bir faturanın bulunduğu tespit edilmiştir. Bu rapora istinaden davacı vekiline ticari defterlerin hangi vergi dairesinde bulunduğunu bildirmek üzere süre verilmiş, davacı vekilinin talebi ile ... Vergi Dairesi'ne müzekkere yazılmış ve ticari defterlerin bilirkişi incelemesi yaptırılmak üzere incelenmesi talep edilmiştir. Vergi Dairesi ise mahkememize vermiş olduğu 06/05/2025 tarihli cevapta ticari defterlerin kendilerinde olmadığını bildirmiştir. Bilirkişi tarafından düzenlenen ek raporda da faturanın davalı ticari defterlerinde kaydı bulunmadığı belirtilmiştir. Netice itibariyle davacı takibe dayanak fatura uyarınca karşı yana mal teslim ettiğini usulünce yazılı delillerle ispat edememiş, kendi defterlerini sunamadığı gibi bildirmiş olduğu vergi dairesinden de defterlerin kaydı çıkmamış, faturanın davalı defterlerinde kaydına rastlanmamıştır. İtirazın iptali davasının takip ile sıkı sıkıya bağlı olması ilkesi de nazara alındığında davalı ticari defterlerinde miktar olarak takip konusu fatura ile aynı olan ancak seri numarası ve tarihi farklı olan bir fatura bulunmasının davanın ispatı için yeterli olmadığı kabul edilmelidir. Öte yandan davacı taraf dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmamıştır. Bu nedenle davacının ispatlanamayan davasının reddine karar vermek gerekmiştir.Davalı taraf cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuştur.İcra İflas Kanunun 67/2.maddesi uyarınca itirazın iptali davasının kısmen veya tamamen reddi halinde, borçlu lehine hükmedilecek tazminat kötü niyet tazminatı olup, borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının kötü niyetli olması gerekir. Alacaklı icra takibi başlatmakta kötü niyetli değilse aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilemez.Somut olayda reddedilen dava açısından alacaklının kötü niyetli olduğuna ilişkin dosya kapsamına yansıyan bir delil bulunmadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiş ..." gerekçesiyle Davanın REDDİNE, 2-Şartları oluşmamakla davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine, karar verilmiştir.
İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalı tarafın defterleri incelendiğinde icra dosyasına takip konusu ettiği ... tarihli ve 474.832,00 TL bedelli faturanın işlenmediğini, sadece aynı bedelli farklı tarih ve numaralı faturanın bulunduğu belirtildiğini, TTK m.21/2 hükmüne göre, faturanın alındığı tarihten itibaren fatura içeriğine 8 gün içinde itiraz edilmemesi halinde faturanın içeriği kabul edilmiş sayıldığını, davalı taraf faturanın kesildiği tarihten itibaren 8 gün içerisinde itiraz etmediğini, etmediği gibi ticari defterlerine de işletmediğini, dosyadaki çek görüntüleri incelendiğinde ... numaralı 474.832 TL bedelli çekin davalı tarafça davacıya keşide edildiği, davacının cirosunun olduğu ve sonrasında iptal edildiği görüldüğünü, dosyadaki diğer çek görüntüsü incelendiğinde ... numaralı 1.080.000 TL bedelli olduğu; keşidecisinin davalı, lehdarının davacı ve davacının cirosunun bulunduğu, sonrasında iptal edildiği görüldüğünü, çekler davalı tarafında keşide edildiğini, ancak ödenmediğini, davalı tarafın, müvekkil şirkete borcu halen bulunduğunu, davalı şirket borcu ödemekten kaçtığını, anlatılan sebeplerden dolayı tarafın aleyhine verilen kararı kabul etmediğini, belirtilen sebeplerden dolayı (müvekkil şu anda ceza evinde olması sebebiyle öncelikle adli yardım talebin kabul edilmesini) istinaf talebinin kabulü ile Kayseri 1. ATM.'nin 2023/1162E. 2026/124K. Sayılı kararının kaldırılarak yeniden yargılama yapılmasını ve talepler doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.Dava; 2004 sayılı İİK madde 67'ye göre açılmış itirazın iptali davasıdır. Davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ilamsız icra takibinin dayanağı 317.500,00 TL bedelli.... ... numaralı fatura olarak gösterildiği görülmüştür. Davaya ve takibe konu faturanın satım akdi nedeniyle düzenlendiği ve fakat davalının mal teslimini kabul etmediği görülmüştür.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.Ayrıca bu durum HMK 222/5’te taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacağı şeklinde ifade edilmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. Maddesine göre; bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.Fatura düzenlenebilmesi için taraflar arasında bir akdi ilişkinin bulunması gereklidir. Bunun yanı sıra fatura tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı kabul edilmekte ve faturada yer alması olağan sayılan malın cinsi veya yapılan işin adedi, türü ve bedeli gibi fatura mündericatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine karine teşkil etmektedir. Ancak bu karinenin aksi elbetteki her türlü delil ile ispatlanabilir.E- faturanın malın teslim edildiğine delil teşkil ettiğine yönelik iddiaların değerlendirilmesinde ise; "Salt fatura yada e-fatura düzenlenmesi ve elektronik ortama muhatıbına iletilen e- faturada irsaliye yerine geçer ibaresinin bulunması fatura içeriği malın teslim edildiğinin ispatı için yeterli olmayıp, alacağın varlığının başka delillerle alacaklı tarafından kanıtlanması gerekir."(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2023/840 esas 2023/648 karar sayılı kararı,)"Takibe konu edilen faturaların davacı tarafından düzenlenen e-faturalara dayalı olduğu anlaşılmaktadır. E-fatura, her iki tarafın da elektronik fatura kullanıcısı olduğu durumlarda kullanılan elektronik fatura çeşididir; Gelir İdaresi Başkanlığı'nın sunucuları üzerinden alıcı ve satıcıya iletilir. E- fatura uygulamasında itiraz işlemleri, ticari fatura senaryosunda düzenlenen faturalara, faturanın alıcıya iletildiği tarihten itibaren 8 günlük süre içinde e- fatura sistemi içinden red uygulama yanıtı ile ya da harici yöntemlerle yapılmaktadır. Buna göre taraflar arasındaki akdi ilişki nedeniyle E-Fatura düzenlenmesi, faturanın karşı taraf gönderildiği anlamında olup, malın teslim edildiğini ispatlamaya yönelik bir kayıt değildir." (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 2022/513 esas 2023/1376 karar sayılı kararı)
"Fatura tek taraflı olarak düzenlenen belge olup tek başına alacağın varlığını ispata yeterli değildir. Salt fatura ve e-fatura düzenlenmesi yada elektronik ortamda muhatabına iletilen e- faturada irsaliye yerine geçer ibaresinin bulunması fatura içeriği malın teslim edildiğinin ispatı için yeterli olmayıp, alacağın varlığının başka delillerle alacaklı tarafından kanıtlanması gerekir. Davacı tarafından alacağa konu e-fatura dosya sunulmuş ise de faturaya konu malların davalıya teslim edildiğine ilişkin karşı taraftan sadır olmuş bir kayıt sunulmamıştır. "(Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2023/88 esas 2023/46 karar sayılı kararı)"Davada ispat külfeti davacıda olup davacı takibe konu fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğini ispatlamalıdır. Tek başına fatura düzenlenmesi ve söz konusu faturaya süresinde itiraz edilmemesi fatura içeriği malların teslim edildiğine delil teşkil etmez." (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2019/1955 Esas 2021/1273 Karar sayılı kararı,)Fatura üzerinde alıcıya ait ıslak veya hazır imza bulunmadığı, kaldı ki fatura üzerinde bu satış faturasının bağlı bulunduğu irsaliye bilgilerinin ayrıca yazılı olmadığı, irsaliyenin sunulmadığı, HMK'nun 222/3 fıkrası uyarınca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmamasının zorunlu bulunması, davacının tek taraflı düzenlediği satış faturalarının alacağı ispata yeterli olmaması, faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olup olmadığına ve faturaya konu malın davalıya teslim edildiklerinin davacı tarafından ispatlanması gerekmekte olduğu göz ardı edilmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada davacının defterlerini ibraz etmediği, yemin deliline dayanmadığı, bu faturanın davalı tarafın defterinde de kayıtlı olmadığı anlaşılması sonucu davanın reddi yönünde hüküm tesisi usul ve yasaya uygun bulunmuştur.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davacının yukarıda yazılı söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2023/1162 Esas 2026/124 sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacıdan peşin olarak alındığından harçla ilgili yeniden karar verilmesine yer olmadığına,
Davacı tarafından yapılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına , İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına ,
Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde , 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi. 16/09/2026