İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/882 E. 2026/650 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/882
- Karar No
- 2026/650
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/882 Esas KARAR NO : 2026/650
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/12/2025 KARAR TARİHİ : 16/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA VE TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı borçlu şirket arasında hizmet sözleşmesi akdedildiğini, işbu sözleşme kapsamında 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca iş sağlığı ve güvenliği hizmeti verildiğini, müvekkili firma tarafından davalı yana hizmet kapsamında teklif formu iletildiğini, söz konusu teklifin davalı firma tarafından onaylandığını, bu onayın akabinde müvekkilince emisyon ölçümü hizmetinin sunulduğunu ve ilgili ölçümlerin gerçekleştirildiğini, verilen hizmete uygun şekilde icra takibine konu edilen faturaların keşide edilerek davalı tarafa tebliğ edildiğini, ayrıca söz konusu faturaların icra dosyasında “takibe dayanak belge” olarak yer aldığını, tebliğ edilen faturalara davalı tarafça herhangi bir itirazda bulunulmadığını, itiraz edilmeyen fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine davalı şirket aleyhine ... 12. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının süresinde itiraz ettikten sonra takibin durduğunu ancak davalının icra takibinden sonra 103.822,15 TL tutarında ödeme gerçekleştirdiğini ancak yapılan ödemenin takip çıkışı olan 114.274,05 TL kapatmaya yetmediği diğer bir anlamda yapılan ödemenin asıl alacağın tamamını ve fer'ilerini karşılamadığını, bakiye alacak ile birlikte işlemiş faiz, icra masrafları, harçlar, icra vekâlet ücreti ve diğer fer'iler bakımından takibin devam etmesi gerektiğini ifade ederek, davalının ... 12. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı şirketçe davaya cevap dilekçesi sunulmamıştır. DELİLLER : ... 12. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası, ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan inceleme ile alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davacı tarafından açılan dava, İİK 67.maddesine dayalı itirazın iptali davasıdır. Taraflar arasındaki ihtilaf, Davacının ... 12. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında davalıdan alacaklı olup olmadığı ve miktarı hususundadır. ... 12. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine fatura alacağından kaynaklanan 103.822,15 TL asıl alacak 10.451,90 işlemiş faiz olmak üzere toplam 114.274,05 TL alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun yasal süresi içerisinde sunduğu itiraz dilekçesi ile takibin durduğu, davacı alacaklının iş bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu, takibin yetkili icra dairesinde yapıldığı, geçerli haciz yolu ile ilamsız genel takip bulunduğu, borçlu tarafından yasal süresi içerisinde yapılmış ve takibi durdurmuş geçerli bir itiraz olduğu, davanın bir yıllık yasal süresi içerisinde açıldığı, itirazın iptali davasının koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır. İtirazın iptali davası yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İspat yükü kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda ön görülen istisnalar dışında karşı taraf kanuni karinenin aksini ispat edebilir. (HMK M.190). İtirazın iptali davasında ispat yükü kural olarak davacı alacaklıdadır. Ancak borçlunun itirazındaki beyana göre ispat yükü yer değiştirebilir. Borçlu itirazın iptali davasına karşı vereceği cevapta ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olduğu itiraz sebepleri ile bağlı değildir, borçlu her türlü borca itirazını ödeme emrine itirazından bağımsız olarak ileri sürebilir. Deliller toplandıktan sonra ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapılmak suretiyle rapor düzenlemesi için dosya mali müşavir bilirkişi ...'ya tevdi edilmiş, bilirkişi mahkememize sunmuş olduğu raporunda özetle; " ...Davacı şirketin ticari defterlerinin Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca usulüne uygun tutulmuş sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı ancak taraflar arasında “emisyon ölçümleri teklif ve sözleşme formu “ na dayalı ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturaların ticari defter kayıtlarında yer aldığı ve takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 103.822,15 TL asıl alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalı borçlu tarafından icra dosyasına 28.11.2025 tarihinde yapılan 103.822,15 TL tutarındaki ödemenin, TBK 100. madde kapsamında öncelikle işlemiş faiz, icra vekâlet ücreti, tahsil harcı ve diğer fer'ilere mahsup edilmesi gerektiği, bu mahsup sonucunda davacının 68.183,95 TL bakiye asıl alacaklı olduğu hesaplanmıştır. Bu bakiye alacağa, 28.11.2025 ödeme tarihi ile 05.12.2025 dava tarihi arasında işlemiş 552,48 TL avans faizi eklendiğinde, davacının dava tarihi itibarıyla toplam 68.736,43 TL alacaklı olduğu hesaplanmıştır..." yönünde görüş ve kanaate varıldığını bildirmiştir. Bilirkişi Raporu dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, açıklayıcı ve hüküm kurmaya elverişlidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (HMK 222/4) Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. Ayrıca bu durum HMK 222/5’te taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacağı şeklinde ifade edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. Maddesine göre; bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Tüm dosya kapsamı değerlendirilmekle; Uyuşmazlık kapsamında taraflar arasında Emisyon Ölçümleri Teklif Ve Sözleşme Formu' na dayalı ticari ilişkinin bulunduğu, davacı şirketin ticari defterlerinin Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca usulüne uygun tutulmuş sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davalı tarafa yapılan ihtaratlı tebligata rağmen defter ve kayıtların sunulmadığı, bu kapsamda HMK madde 220 gereğince ibrazdan kaçınmış sayılacağı, ödemeyen bakiye alacak istemi yönünden yapılan ve hükme esas alınan bilirkişi raporuyla da davalı borçlu tarafından icra dosyasına 28/11/2025 tarihinde yapılan 103.822,15 TL tutarındaki ödemenin, TBK 100. madde kapsamında öncelikle işlemiş faiz, icra vekâlet ücreti, tahsil harcı ve diğer fer'ilere mahsup edilmesi gerektiği, bu mahsup sonucunda davacının 68.183,95 TL bakiye asıl alacaklı olduğu hesaplandığı bu haliyle davacının dava açmakta haklı olduğu gözetilerek; davanın kabulü ile; ... 12. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı takip dosyasına, davalının itirazının iptali ile takibin 10.451,90 TL alacak üzerinden aynı koşullarla devamına, hükmedilen alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; ... 12. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına, davalının itirazının iptali ile takibin 10.451,90 TL alacak üzerinden aynı koşullarla devamına, 2-Hükmedilen alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanununca alınması gerekli 732,00 TL ilam harcından peşin yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14. Maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 10.451,90 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvuru harcı, 615,40 TL 8.000,00 TL bilirkişi ücreti, 105,00 TL tebligat ve müzekkere giderleri olmak üzere toplam 9.335,80 TL yargılama giderlerinindavalıdan alınarak davacıya verilmesine, kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 16/09/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır