İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/862 E. 2026/655 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/862
- Karar No
- 2026/655
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/862 Esas KARAR NO : 2026/655
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/11/2025 KARAR TARİHİ : 16/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA VE TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile ...A.Ş. arasında, müvekkil şirkete bağlı hastaneler ile sigorta şirketi arasındaki işlemlerin koordinasyonunun sağlanması amacıyla bir hizmet sözleşmesi akdedildiği, Bu sözleşmenin akabinde aracı kurum konumundaki ...A.Ş. tarafından müvekkil şirketin sigortacılık işlemlerinin yürütülmesi amacıyla ...A.Ş.'ye yönlendirildiği,Hizmet sözleşmesinin içeriği dikkate alındığında, ... A.Ş.'nin aracı kurum vasfıyla hareket ettiği, müvekkil şirkete bağlı hastaneler ile sigorta şirketi arasındaki poliçe teminatlarının işletilmesine yönelik koordinasyonu sağladığı, buna karşılık ödemelere ilişkin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, ödeme yükümlülüğünün yönlendirilen sigorta şirketine ait olduğunu, faturalaşma sürecinin ise doğrudan müvekkil şirket ile ... A.Ş. arasında yürütüldüğünü, Nitekim sözleşmenin “...” başlıklı bölümünde de...A.Ş.'nin ödemelere ilişkin bir sorumluluğunun bulunmadığının açıkça düzenlendiğini, Her ne kadar müvekkili şirket ile ... A.Ş. arasında doğrudan akdedilmiş bir sözleşme bulunmasa da, söz konusu hizmet sözleşmesi kapsamında yapılan yönlendirme doğrultusunda 2023 yılı Temmuz ayı itibariyle taraflar arasında fiili bir çalışma ilişkisinin başladığı, aracı kurum tarafından belirlenen ve hizmet sözleşmesi ekinde yer alan fiyat protokolü çerçevesinde müvekkil şirkete bağlı hastanelerden hizmet alan sigortalılar adına faturalaşma sürecinin yürütüldüğünü, bu kapsamda, sigorta poliçesi kapsamında müvekkili şirkete bağlı hastanelerde sağlık hizmeti alan sigortalılar adına düzenlenen faturalar karşılığında müvekkili şirketin... A.Ş. nezdinde 134.552,29 TL tutarında tahsil edilememiş alacak bakiyesinin bulunduğunu, söz konusu alacağa ilişkin toplam 864 adet faturanın bulunduğu, bu faturaların önemli bir kısmının e-arşiv fatura olarak düzenlendiğini, e-arşiv faturaların elektronik mali mühür ve zaman damgası ile oluşturularak elektronik ortamda saklandığı, bu nedenle ticari kayıtlar içerisinde yer alan faturaların asıl niteliğinde olduğunu, diğer yandan Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı kapsamında, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca gerekli sermayenin şirket hesaplarına intikal ettirildiği tevsik edilinceye kadar ... A.Ş.'nin tüm branşlarda yeni sigorta sözleşmesi akdetme ve temdit yetkisinin kaldırıldığını, akabinde 10.04.2025 tarihli basın duyurusu ile şirket faaliyetlerinin durdurulduğunun ilan edildiği, Bu süreçte müvekkil şirket tarafından söz konusu fatura alacaklarının tahsili amacıyla borçlu sigorta şirketi ile iletişime geçildiğini, grup şirketleri adına ihtarnameler gönderildiğini, buna rağmen borcun ödenmemesi üzerine icra takibine başvurulduğu, borçlu tarafından yapılan itiraz üzerine takibin durduğunu, müvekkili şirketin hizmet edimini yerine getirmesine rağmen bedelin ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine ... 1. İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının süresinde itiraz ettiğinden takibin durduğunu ifade ederek, borçlunun borca itirazının iptaline, icra takibinin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıya ödettirilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile müvekkili sigorta şirketi arasında, sigortalıların gördüğü tedavilere ilişkin olarak kurulan ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturalar nedeniyle davacı tarafça 141.472,18 TL alacak bulunduğu iddiasıyla ... 1. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirket tarafından söz konusu takibe itiraz edilmesi üzerine davacı tarafından işbu itirazın iptali davasının açıldığı, Ancak davacının açmış olduğu davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira müvekkil sigorta şirketinin davacıya olan borcunun tamamını ifa ettiğini, bu nedenle dava konusu edilen herhangi bir bakiye borcun bulunmadığını, davacının gerçekte mevcut olmayan bir alacağı varmış gibi ileri sürmesinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, bu kapsamda, borcun tamamen ödenmiş olması nedeniyle davacının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını, nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 20.02.2013 tarih ... E.... K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, borcun dava açılmadan önce tamamen ödenmiş olması halinde itirazın iptali davası açılmasında hukuki yarar bulunmayacağı, itirazın iptali davalarının, ilamsız icra takibine yapılan itirazın kaldırılmasına yönelik olup, bu davalarda yalnızca itirazın iptalinin talep edilebileceği, aynı dava içerisinde alacağın tahsiline yönelik hüküm kurulamayacağı, bu yönüyle davacının talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun ...tarihli ve ... sayılı kararıyla; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 20. maddesi kapsamında, gerekli sermayenin nakden Şirket hesaplarına intikal ettiğinin tevsikine kadar müvekkili ...A.Ş.'nin tüm branşlarda yeni sigorta sözleşmesi akdetme ve temdit yetkisinin kaldırıldığını, ... kararı kapsamında ödemelerin kamu otoritesi tarafından ...'nın izin verdiği ölçüde yürütüldüğünü ve müvekkili şirketin ödemeler konusunda karar alma yetkisi bulunmadığını dolayısıyla ödeme süreçlerinde yaşanan gecikmelerden müvekkil şirketin sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olacağını, Kabul anlamına gelmemek kaydıyla, mahkemece aksi kanaate varılması halinde dahi, müvekkili şirketin ödeme yapabilmesinin ilgili kurum onayına bağlı olduğunu, bu nedenle davanın açılmasına müvekkili şirketin sebebiyet vermediği, bu doğrultuda yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiği, Diğer yandan, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, bu nedenle faiz sorumluluğunun da bulunmadığı, sigorta hukukuna ilişkin yerleşik içtihatlar uyarınca sigortacının ancak gerekli bilgi ve belgelerle yapılan başvurudan itibaren 8 iş günü sonunda ödeme yapmaması halinde temerrüde düşeceği, bu nedenle faiz talebinin de yerinde olmadığını, aksi halde dahi ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanabileceğini ifade ederek, davanın reddine, kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile avukatlık vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : ... 1. İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası, taraflar arasında imzalanan sözleşme, tarafların ticari kayıt ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme ile alınan mali müşavir bilirkişi raporu, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davacı tarafından açılan dava, İİK 67.maddesine dayalı itirazın iptali davasıdır. Taraflar arasındaki ihtilaf, davacının .... 1. İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı takip dosyasında davalıdan alacaklı olup olmadığı ve miktarı hususundadır. ... 1. İcra Dairesi'nin...Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine fatura alacaklarından kaynaklanan 134.552,29 TL asıl alacak 6.919,89 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 141.472,18 TL alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun yasal süresi içerisinde sunduğu itiraz dilekçesi ile takibin durduğu, takibin yetkili icra dairesinde yapıldığı, geçerli haciz yolu ile ilamsız genel takip bulunduğu, borçlu tarafından yasal süresi içerisinde yapılmış ve takibi durdurmuş geçerli bir itiraz olduğu, davanın bir yıllık yasal süresi içerisinde açıldığı, itirazın iptali davasının koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır. İtirazın iptali davası yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İspat yükü kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda ön görülen istisnalar dışında karşı taraf kanuni karinenin aksini ispat edebilir. (HMK M.190). İtirazın iptali davasında ispat yükü kural olarak davacı alacaklıdadır. Ancak borçlunun itirazındaki beyana göre ispat yükü yer değiştirebilir. Borçlu itirazın iptali davasına karşı vereceği cevapta ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olduğu itiraz sebepleri ile bağlı değildir, borçlu her türlü borca itirazını ödeme emrine itirazından bağımsız olarak ileri sürebilir. Deliller toplandıktan sonra; tarafların ticari defter ve kayıtların usulüne uygun tutulup tutulmadığı, kapanış tasdiklerinin yasaya uygun yapılıp yapılmadığı, talep edilen alacaklarının ticari kayıtlara işlenip işlenmediği, takip talebindeki alacak ve faizin yerinde olup olmadığı, ... 1. İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı dosyasında alacaklı olup olmadığı hususlarında iddia, savunma ve icra dosyası ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek rapor düzenlemesi için dosya mali müşavir bilirkişi ...'ya tevdi edilmiş, bilirkişi mahkememize sunmuş olduğu raporunda özetle;"...Davacı ve davalının ticari defterlerinin Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca delil vasfı taşıdığı, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile taraf ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme kapsamında davacı tarafından.... 1. İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız takipte davalıdan; 134.552,29 TL asıl alacak 6.919,89 TL işlemiş faiz Toplam 141.472,18 TL talep edildiği, yapılan mali inceleme ve hesaplamalar neticesinde davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla; 132.663,34 TL asıl alacak 6.919,89 TL takip öncesi işlemiş faiz toplam 139.583,23 TL talep edebileceği hesaplanmıştır. Davalı tarafından takip tarihinden sonra; 01.08.2025 tarihinde 97.375,10 TL 08.08.2025 tarihinde 7.048,59 TL olmak üzere toplam 104.423,69 TL ödeme yapıldığı, yapılan ödemelerin takipten sonra gerçekleştirilmiş olması nedeniyle infaz aşamasında icra müdürlüğünce TBK'nın 100. maddesi kapsamında değerlendirilmesinin gerekeceği, Bu itibarla davacının dava tarihi itibarıyla; 28.239,65 TL bakiye asıl alacak yönünden talepte bulunabileceği, sonuç ve kanaate varılmıştır..." yönünde görüş ve kanaat bildirmiştir. Bilirkişi Raporu dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, açıklayıcı ve hüküm kurmaya elverişlidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (HMK 222/4) Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. Ayrıca bu durum HMK 222/5’te taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacağı şeklinde ifade edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. Maddesine göre; bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Tüm dosya kapsamı değerlendirilmekle; Uyuşmazlık kapsamında davacı ile davalı ...A.Ş. arasında doğrudan akdedilmiş bir sözleşme bulunmamakla birlikte davacı ile dava dışı ...A.Ş. arasında, davacı şirkete bağlı hastaneler ile sigorta şirketi arasındaki işlemlerin koordinasyonunun sağlanması amacıyla bir hizmet sözleşmesi akdedildiği, iş bu hizmet sözleşmesi kapsamında davacı şirkete bağlı hastanelerden hizmet alan dava dışı sigortalılar adına faturalar karşılığında davacı şirketin davalı şirkette alacağının bulunduğu, bu kapsamda davacı ve davalının ticari defterlerinin Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca delil vasfı taşıdığı, iş bu defter ve kayıtlar kapsamında davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla; 132.663,34 TL asıl alacak 6.919,89 TL takip öncesi işlemiş faiz toplam 139.583,23 TL talep edebileceği bu hususun tarafların defter ve kayıtları ile mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi raporuyla da sabit olduğu, davalı tarafından takip tarihinden sonra; 01/08/2025 tarihinde 97.375,10 TL ve 08/08/2025 tarihinde 7.048,59 TL olmak üzere toplam 104.423,69 TL ödeme yapıldığı, dava tarihinin ise 28/11/2025 tarihi olduğu görülmüştür. Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda ödenmeyen borç tutarına yönelik olarak itirazın iptali davası açılmasında hukuki yarar bulunmakta ancak icra takibine itirazdan sonra fakat davadan önce yapılan ödeme miktarı yönünden itirazın iptali talep edilmesinde hukuki yarar olmayacaktır. Bu nedenle icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından kısmi ödeme yapılması hâlinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Ancak kısmi ödeme miktarı yönünden dava açılmasa bile, kısmi ödemenin yapıldığı icra takibi kendi yasal prosedürü içerisinde devam edecek olup, faiz ve fer’îleri yönünden takip devam edeceğinden icra dosyasının kapanmasından söz edilemeyecektir. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 19.10.2011 tarihli ve ...E.,...K., 23.05.2018 tarihli ve ... E....K., 22.11.2018 tarihli ve... E., ...K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Bu kapsamda 132.663,34 TL asıl alacak, 6.919,89 TL takip öncesi işlemiş faiz toplam 139.583,23 TL bedel üzerinden dava açılmadan önce ödenmeyen bedel yönünden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve davanın kısmen kabulü ile; ... 1. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına, davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 28.239,65 TL bakiye asıl alacak üzerinden aynı koşullar ile devamına, 104.423,69 TL alacak yönünden hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, asal şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; ... 1. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı takip dosyasına, davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 28.239,65 TL bakiye asıl alacak üzerinden aynı koşullar ile devamına, 2-104.423,69 TL alacak yönünden hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine, 3-Fazlaya ilişkin istemin reddine, 4-Asıl alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 5-Yasal şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 6-Harçlar Kanununca alınması gerekli 1.929,05 TL ilam harcından peşin yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.313,65 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 7-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14. Maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.6000,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul / ret oranına göre 920,00 TL'sinin davalıdan, bakiye 3.680,00 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 9-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 28.239,65 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 45.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 11-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvuru harcı, 8.000,00 TL bilirkişi ücreti, 535,00 TL tebligat ve müzekkere giderleri olmak üzere toplam 9.150,40 TL yargılama giderlerinin davanın kabulü oranında 1.830,08 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı.16/09/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır