İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/150 E. 2026/761 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/150
- Karar No
- 2026/761
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/150 Esas KARAR NO : 2026/761 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/02/2026 KARAR TARİHİ : 16/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, spor danışmanlığı ve menajerlik alanında faaliyet gösteren bir kuruluş olduğunu, davalı şirket ile müvekkil şirket arasında, ...'na yönelik transfer süreçlerinin yönetilmesi hususunda mutabakata varıldığını, bu kapsamda futbolcular ..., ..., ... ve ...’in kulübe kazandırılması sürecinin müvekkili şirket tarafından profesyonelce tamamlandığını, transfer şartları ve ödenecek menajerlik bedelleri taraflar arasındaki e-posta yazışmalarıyla imza öncesi kesinleştiği ve hizmet müvekkilince eksiksiz ifa edildiğini, müvekkil şirket yetkilisi ..., dönemin ...Takımı Sportif Direktörü ...'in yönlendirmesi ile birlikte 08.09.2023 tarihli ve 28.000,00-TL tutarlı fatura, 08.09.2023 tarihli ve 26.000,00-TL tutarlı fatura, 08.09.2023 tarihli ve 80.000,00-TL tutarlı fatura, 08.09.2023 tarihli ve 32.000,00-TL tutarlı fatura olmak üzere toplamda 166.000,00-TL bedelinde 4 farklı fatura tanzim ettiğini, hizmetin ifasına müteakip 08.09.2023 tarihinde tanzim edilen toplam 166.000,00 TL tutarındaki 4 adet e-fatura davalıya tebliğ edildiğini, davalı tarafın, TTK m. 21/2 uyarınca 8 günlük hak düşürücü sürede faturaya itiraz etmediğini, bilakis kulüp yetkilisi ... vasıtasıyla faturaların muhasebe kayıtlarına alındığını ve ödeme listesine eklendiğini yazılı olarak beyan ettiğini, Yargıtay yerleşik içtihatları uyarınca, ticari defterlere kaydedilen ve itirazsız kesinleşen fatura borcu, taraflar arasındaki akdi ilişkinin ve borç miktarının kesin delili olduğunu, müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla ... 24. İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı ilamsız icra dosyası ile davalı şirket aleyhine fatura alacaklarının tahsili talebiyle takip başlatıldığını, davalı şirketin ise 29.08.2025 tarihinde, icra takibine konu edilen borç ve ferilerine itiraz ettiğini, bu nedenle takibin durduğunu, öncelikle davalı şirket adına kayıtlı malvarlığı üzerine ihtiyati haciz kararı verilmesini, davalı şirketin itirazları devamda yer alan nedenlerle haksız ve kötü niyetli olup işbu dava ile bahsi geçen ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali ve İİK madde 67 uyarınca davalı şirket aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında herhangi bir anlaşma bulunmadığını, her ne kadar davacı tarafın, taraflar arasında bu konuda bir yazışma olduğunu söylese de dosyaya bu konuda sunulmuş bir delilin bulunmadığını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için yazışmaların var olduğu düşünülse dahi bu yazışmaların da müvekkili şirket açısından hiçbir bağlayıcılığı olmayacağını, zira bir sözleşmenin müvekkil şirket yönünden bağlayıcı hale gelmesi için müvekkil şirketin imza sirkülerine ve esas sözleşmesine uygun şekilde biri yönetim kurulu başkanı olmak kaydı ve şartıyla iki tane a grubu yetkilisin birlikte vaz edecekleri şirket kaşe unvan ve/veya kaşesi altında konmuş müşterek imzaları ile temsil edilmesi gerektiğini, müvekkili şirkete ait imza sirküleri ile esas sözleşmeyi işbu dilekçe ekinde Sayın Mahkemeye sunduklarını, huzurdaki itirazın iptali davasına konu olan icra takibine dayanak teşkil eden belgenin faturalar olduğunu, faturalara itiraz edilmemiş olması ise Yargıtay kararları uyarınca tek başına borcun varlığını ortaya koymaya yeterli olmadığını, herhangi bir geçerliliği olmayan ve herhangi bir borç ilişkisine bağlanmamış olan faturaların dayanak yapıldığı takibe konu edilen borcun doğmadığını, dolayısıyla takibe konu borca, faizine ve tüm ferilerine itirazlarını yinelediklerini, huzurdaki uyuşmazlıkta borcun varlığının ispatı halihazırda alacaklının üzerinde olduğunu, salt faturalara itiraz edilmemiş olmasının; taraflar arasında herhangi bir sözleşmenin var olmaması ve dolayısıyla temel borç ilişkisinin ortaya koyulamaması sebebiyle ispat yükünü değiştirmeyeceğini, tüm bu sebeplerle haksız şekilde açılan davanın reddine, karşı vekalet ücreti de dahil olmak üzere tüm yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava itirazın iptali davasıdır. Davacı taraf, ...'na yönelik transfer süreçlerinin yönetilmesi hususunda mutabakata varıldığını. Bu kapsamda futbolcular..., ..., ... ve ...’in kulübe kazandırılması sürecinin davacı Şirket tarafından profesyonelce tamamlandığını, davalının menajerlik ücretini ödememesi sebebiyle davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı tarafa ise taraflar arasında herhangi bir anlaşmanın olmadığını, bir sözleşmenin davalı şirket yönünden bağlayıcı hale gelmesi için davalı şirketin imza sirkülerine ve esas sözleşmesine uygun şekilde biri yönetim kurulu başkanı olmak kaydı ve şartıyla iki tane a grubu yetkilisin birlikte vaz edecekleri şirket kaşe unvan ve/veya kaşesi altında konmuş müşterek imzaları ile temsil edilmesi gerekmekte olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. ... 24. İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklısının dosyamız davacısı ... Şirketi borçlunun dosyamız davalısı ... Şirketi olduğu, alacağın faturalardan kaynaklı 166.000,00 TL olduğu anlaşılmıştır. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır. Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Somut olayda, ispat külfeti davacı taraf üzerinde olup, davacı taraf, davalıdan alacaklı olduğunu ispat etmek durumundadır. Dosya taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması için bilirkişiye tevdi edilmiş ve bilirkişi dosyaya sunduğu 17/07/2026 tarihli raporda; Davacı ile davalı arasında ... kapsamında veya genel manada yazılı menajerlik Sözleşmesi ve menajerlik veya temsilcilik ilişkisi mevcut olmadığı, Davacının dava dışı sporcuların temsilcisi veya menajeri olduğuna dair dosyada bir sözleşme bulunmadığı, Davacıların davalı Kulüp'ten dava dışı sporcuların transferini gerçekleştirmiş olduklarına istinaden ücret talep ettikleri ve fatura tanzim ettikleri tarihlerde dava dışı sporcuların davalı spor kulübünün amatör sporcuları olduğu, Davacı ve davalı şirket 2023, 2024 ve 2025 hesap dönemi yasal defterlerinin tasdik ve defter beratlarını zamanında yüklendiği, sahipleri lehine veya aleyhine delil teşkil ettiği Taraf yasal defterlerinin birbirini destekler nitelikte olduğu takip tarihi itibariyle Davalı...A.Ş.'nin Takip tarihinde 278.000,00 TL Borçlu olduğu Takibe konu ..., ..., ... ve ...08 nolu faturaların Davalı ... A.Ş.'nin yasal defterlerinde kayıtlı olduğu, Taleple bağlılık ilkesi gereği, Davacı ...Şti.'nin takibe konu ..., — ..., ... ve ... nolu faturalara istinaden Asıl alacak yönünden 166.000,00 TL Alacaklı olduğu yönünde rapor ibraz etmiştir. Davalı taraf davacının menajerlik hizmeti sunmadığını savunmuş ise de HMK'nun 222/3 maddesi; "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmünü içermektedir. Bununla beraber Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. ...K. ...sayılı kararında; "Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatının gerektiği düzenlendiğinden, ticari defterlerin kesin delil olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde belirtildiği üzere HMK'nun 222'deki şartları oluştuğunda ticari defterlerin ispat gücü bakımından sahibi lehine kesin delil niteliği taşıdığı kabul edilecektir. Dosyaya sunulan bilirkişi raporunda taraf defterlerinin birbirini doğrular nitelikte olduğu, Takibe konu ..., ..., ... ve ... nolu faturaların Davalı ...A.Ş.'nin yasal defterlerinde kayıtlı olduğu ve Taleple bağlılık ilkesi gereği, Davacı .... Şti.'nin takibe konu ..., — ..., ... ve ... nolu faturalara istinaden Asıl alacak yönünden 166.000,00 TL Alacaklı olduğu bildirildiğinden HMK 222/3 maddesi gereği davacı defterleri davacı lehine kesin delil niteliğine haiz olup davacı taraf davalıdan alacağı bulunduğunu kesin delille ispatlamış bulunduğundan davanın kabulü ile, davalının ... 24. icra müdürlüğünün ... sas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin 166.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak 166.000,00 TL'ye takip tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilmesine, asıl alacak likit olduğundan asıl alacağın %20 oranındaki 33.200,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile, Davalının ... 24. İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının İPTALİNE, takibin 166.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak 166.000,00 TL'ye takip tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilmesine, asıl alacağın %20 oranındaki 33.200,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 11.339,46 TL harçtan başlangıçta alınan 2.004,87 TL'nin mahsubu ile bakiye 9.334,59 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 2.004,87 TL peşin harç ve 732,00 TL başvuru harcının davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan toplam 18.100,00TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesine göre 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 6-Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00 TL bedelin davalıdan tahsil edilerek Hazineye irat kaydına, 7-Artan gider avansı bakiyesinin HMK 333. md göre karar kesinleşmesi halinde ilgililere iadesine, Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 16/09/2026
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır