Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1360 E. 2026/1678 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1360
- Karar No
- 2026/1678
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1360
KARAR NO : 2026/1678
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/05/2026
NUMARASI : 2025/961 Esas - 2026/384 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/09/2026
Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirkete sattıkları ve teslim ettikleri malzemeler için davalıdan 14.198,14 USD tutarında alacaklı olduklarını, borcun ödenmemesi üzerine İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlattıklarını ancak davalı tarafından icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini beyanla davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetkili mahkemenin Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını ve davacıdan herhangi bir mal veya hizmet almadıklarını beyanla davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "..Davalı taraf akdi ilişkiyi ve edimin ifa edildiğini inkar ettiğinden, bu hususta ispat yükü davacıya aittir. Uyuşmazlığın niteliği ve miktarı dikkate alındığında ispatın yazılı delille sağlanması gerekmektedir. Salt fatura tanzimi, akdi ilişkiyi ya da edimin ifasını kanıtlamaz ise de faturanın ticari defterlere işlenmiş olması edimin ifa edildiği anlamına gelmektedir. Bu kapsamda tarafların ticari defterleri incelenmiş ve bilirkişi raporu alınmıştır. İncelenen defterlerde takip konusu faturaların her iki tarafın da defterinde kayıtlı olduğunun görüldüğü, bu hususun edimin ifasını kanıtladığı, yasal 8 günlük süreden sonra yapılan itirazın ise sonuca etkili olmadığı, faturaya dayalı alacağın likit olduğu dikkate alınarak davanın kabulüne" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi ve karşı edimi ifa ettiğini iddia ve ispat etmediğini, cevap dilekçelerinde de belirttikleri üzere taraflar arasında TTK. m.89 vd. anlamında bir cari hesap ilişkisi bulunmadığını, bu bağlamda, davacı tarafın, iddia ettiği alacaklarını, temel hukuki ilişkileri, fer'i alacakları vs. ayrı ayrı ispat ile mükellef olduğunu, fakat davacı, soyut şekilde toplu mal satışı iddiasında bulunmaktaysa da bunu ispata dönük olarak fatura, sevk irsaliyesi yahut mal alım- satım ve teslim belgesi gibi somut hiçbir delil sunamadığını, faturanın, sözleşmenin teşekkülü aşamasına değil ifası aşamasına ilişkin bir belge olduğunu, bu bağlamda, davacı taraf fatura konusu edilen sözleşmeyi ve karşı edimi ifa ettiğini ispat ile mükellef olduğunu, bunun ispatının da, HMK. m.200 gereğince senet/kesin delil ile yapılmak zorunda olduğunu, davacının bu yönde bir iddia ve ispat girişimi olmadığından ve iddialar taraflarınca reddedildiğinden, fatura iddialarına itibar edilmesinin mümkün olmadığını, bilirkişi raporunda belirttikleri hususlara ilişkin gerekli ve yeterli irdeleme yapılmaksızın yalnızca ticari defter kayıtları üzerinden inceleme yapılarak, hatalı kanaat bildirildiğini, müvekkili şirketin davacı tarafa hiçbir borcu bulunmaması nedeniyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak hukuki dayanağı bulunmayan haksız davanın reddine, haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle davacı aleyhine takip tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, cari (açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul 20. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasında, "11.03.2025 tarih ve ... nolu fatura ile 04.04.2025 tarih ve ... nolu faturadan doğan cari hesap alacağı" sebebine dayalı olarak 14.198,14 USD alacağın tahsili istemiyle 12.05.2025 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.
Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir(TTK m. 4/2). Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.(TTK'nın 83/1,2)
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı, ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 14.198,14 USD (601.834,08 TL) alacaklı durumdadır. Davalı ticari defterlerine göre ise takip tarihi itibariyle davacıya 19.819,95 USD (735.424,77TL) borçlu görünmektedir. Ayrıca bilirkişi tarafından davacı ve davalı ticari defterlerinin, icra takibine konu açık hesap alacağını oluşturan faturalar yönünden birbirini doğruladığı da tespit edilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir.
Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Yani TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi (TTK'nın 84. ve 85. maddeleri) uyarınca ispatlamış olur(Yargıtay 23. HD'nin 09.07.2015 Tarih ve 2014/5678 E. - 2015/5377 K sayılı kararı). Buna göre borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır(Yargıtay 11. HD'nin 19/12/2018 tarih ve 2017/2642 E. - 2018/8096 K. Sayılı kararı). Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder(Yargıtay 19. HD'nin 09/11/2016 tarih ve 2016/3391 Esas - 2016/14472 Karar sayılı ilam) Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacakla ilgili olarak sonradan iade faturası düzenlenmesi ise borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir.
Dosya kapsamında taraflar arasında yazılı bir satış sözleşmesi bulunmamaktadır.Davalı tarafça TTK'nın 89. Maddesi uyarınca aralarında bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığı ileri sürülmüştür. TTK'nun 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanmayacaktır.
Eldeki uyuşmazlıkta taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığı ve takibin, cari hesap sözleşmesine dayalı olmayıp, açık hesap ilişkisine dayalı olduğu anlaşılmakla TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle davalının bu yöne ilişen istinaf sebepleri yerinde değildir.
Somut olayda davalı, davacının açık hesap alacağını oluşturan satış faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre taraflar arasında satım ilişkisi bulunduğunun kabulü gerekir. Bu durumda davalının kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekli olmakla birlikte dosya kapsamında davalı, kendi ticari defterindeki kayıtların aksini yazılı delille ispatlanamamıştır. Bu durumda denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu uyarınca davacı tarafın düzenlediği faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve davalının ticari defterlerine göre davacının takibe konu alacağın üstünde alacaklı olduğu gözetildiğinde mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 10.399,16 TL harcın, alınması gerekli olan 41.596,67 TL harçtan mahsubu ile bakiye 31.197,51 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/09/2026