İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/174 E. 2026/763 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/174
- Karar No
- 2026/763
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/174 Esas KARAR NO : 2026/763 Karar
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/03/2026 KARAR TARİHİ : 16/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı sigorta şirketine .... ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçe numarasıyla sigortalı ...plakalı aracın, 06.09.2024 tarihinde müvekkiline ait ... plakalı araca çarparak hasarlanmasına neden olduğunu, bu kazanın oluşumunda ...plakalı araç sürücüsü %100 kusurlu olduğunu, kaza sonrası sigorta şirketi tarafından düzenlenmesi sağlanan eksper raporunda müvekkilinin aracında 146.270,27-TL tutarında hasarın oluştuğu tespit edildiğini,... başvuru sayılı dosyada alınan bilirkişi raporunda müvekkilinin aracında oluşan hasarın 187.143,69-TL olduğu belirlendiğini, müvekkiline toplam 168.111,47-TL hasar ödemesi yapıldığını, müvekkiline 31.888,53-TL değer kaybı ödemesi yapılması ile 200.000,00-TL olan zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçe limiti dolduğunu, bilirkişi raporu esas alınsa dahi müvekkili en az 19.032,22-TL tutarında hasar kaynaklı alacağını tahsil edemediğini, müvekkilinin uğradığı gerçek hasar zararının belirlenmesi amacıyla işbu davanın açıldığını, arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlandığını, bu sebeple fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla; HMK 107/1. madde gereğince belirsiz alacak davasının kabulüne, şimdilik, 100,00-TL bakiye hasar bedelinin, poliçe limitleri dâhilinde, davalı şirketin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, ayrıca davanın görevli ve yetkili olmayan mahkemede açıldığını, huzurdaki başvurunun kısmi başvuru ya da belirsiz alacak talebi olarak açılmasında hiçbir hukuki yarar bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından dava öncesi ödeme yapıldığını, tüm sorumlulukların yerine getirildiğini, talep konusu olayın çözüme kavuşturulması için bilirkişi incelemesi yapılmasını, yapılan ödemeler nedeni ile müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu kalmadığını, huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davalının İMMS poliçesi ile sigortaladığı ... plakalı araç ile davacıya ait ... plakalı aracın 06/09/2024 tarihinde kaza yapması sebebiyle davacının davalıdan bakiye hasar tazminatı talebine ilişkin tazminat davasıdır. Davacı taraf kendilerine 168.111,47 TL hasar ödemesi yapıldığını, hasarının bu tutardan fazla olduğunu iddia etmiştir. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır. Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Davacı tarafın talebi esasen TBK 49.maddesinde haksız fiil sorumluluğuna dayanmaktadır. 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesine göre, Hukuka aykırı kusurlu bir fiille başkasına zarar veren bir kimse bu zararı tazminine mecburdur. Böylece haksız fiilden sorumluluk tazminat borcunun kaynağını oluşturmaktadır. Haksız fiil sorumluluğunda genel davranış kurallarına aykırılık söz konusu olmaktadır. Özel bir sorumluluk hükmü ile düzenlenmemiş olup, bütün hallerde bir kimse için haksız fiil sorumluluğu söz konusu olması, 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesindeki şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Diğer bir deyişle, ayrık bir düzenleme bulunmadığı kusur sorumluluğu hallerinde, 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesi ve devamındaki yer alan esaslar uygulanır. Madde 49, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zararın verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile , ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de , bu zararı gidermekle yükümlüdür düzenlemesi mevcuttur. Haksız fiil sorumluluğunun ortaya çıkabilmesi için gerekli olan ikinci koşul, zarara sebebiyet veren hukuka aykırı fiilin, fail tarafından kusurlu olarak yapılmış olmasıdır. Kusur için hukuk düzeni kurallarının bilerek ve isteyerek ya da ihmal sebebiyle ihlal edilmesi gerekmektedir. Kusurun kanunumuzda tanımı yapılmamıştır. Uygulamada kabul görmüş tanıma göre kusur, hukuk düzeninde kınanabilen davranıştır. Kınamanın nedeni, başka türlü davranma olanağı varken ve zorunlu iken, bu şekilde davranmayarak, bu tarzdan sapılmış olmasıdır. Kısacası; kusur , genel tanımıyla, hukuk düzeni tarafından bir davranış tarzının kınaması olup, bu kınama o davranışın belirli koşullar altında bireylerden beklenen ortalama hareket tarzından sapmış olmasından kaynaklanmaktadır. Haksız fiil öğretide, hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Unsurları; hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, bu fiil bir zararın doğmasına neden olmalı, zarara neden olan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağı bulunması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi fiilden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişilerin maddi zararını karşılamak durumundadır. TMK 'nun 6. Maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etmek yükü davacıdadır. Davacı, zararın, davalının haksız fiili ile gerçekleştiğini, diğer söylem ile zarar ile haksız fiil arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. Somut olayda davacı taraf meydana gelen kazada davalının kusurlu olduğunu ve kaza sebebiyle aracında hasar oluştuğunu, hasarın kendisine ödenen hasar tazminatından fazla olduğunu ispat etmek durumundadır. Dosya bilirkişiye tevdi edilmiş ve bilirkişi dosyaya sunduğu 10/08/2026 tarihli raporda; 219.200,00 TL ödenmiş olduğundan, davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından 200.000,00 TL olan .../Trafik Sigorta Poliçesi azami teminatı ve 19.200,00 TL ... teminatı tamamen ödenmiş ve poliçe limitleri tükenmiş ve tüm yasal yükümlülüğünü yerine getirmiş olması nedeniyle, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin işbu kazadan dolayı herhangi bir sorumluluğunun kalmamış olduğu yönünde rapor ibraz etmiştir. ... sigortası,... limitlerini aşan üçüncü şahıs zarar ve tazminatlarını poliçede yazılı olan azami limit kadar sorumlu olup, davalı sigorta şirketinin teminat limiti kadar davacıya ödeme yapması sebebiyle davacıya karşı bir sorumluluğunun kalmaması sebebiyle davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın reddine 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL harç peşin alındığından yeniden tahsiline yer olmadığına, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacının üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından belgelendirilen bir yargılama masrafı olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Artan gider avansı bakiyesinin HMK 333. md göre karar kesinleşmesi halinde ilgililere iadesine, Dair, Tarafların yokluğunda tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 16/09/2026
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır