İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/738 E. 2026/721 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/738
Karar No
2026/721
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/738 Esas KARAR NO : 2026/721 Karar

DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) DAVA TARİHİ : 16/10/2025 KARAR TARİHİ : 11/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... plakalı araç ile davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı olan ve diğer davalı ...'ın maliki bulunduğu ... plakalı araç arasında 02/11/2023 tarihinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza tespit tutanağına göre ... plakalı araç sürücüsünün %100 kusurlu bulunduğunu, bu kaza neticesinde müvekkilinin aracında değer kaybı oluştuğunu, aracın onarım süreci boyunca kullanılamaması nedeniyle müvekkilinin maddi zarara uğradığını, değer kaybı tazminatı için davalı sigorta şirketine 04/12/2023 tarihinde müracaat edildiğini ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını, ... Arabuluculuk Bürosu'nun ... numaralı dosyası ile yürütülen arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını, müvekkilinin aracını yaklaşık 30 gün boyunca kullanamadığını ve bu süreçte ulaşım için taksi ile toplu taşıma araçlarını kullanmak zorunda kalarak masraf yaptığını, HMK m. 107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılan işbu davada araç değer kaybı tutarı olan 400,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, ayrıca aracın tamiratı için geçen süreye ilişkin ikame bedeli tazminatı olan 100,00 TL'un kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı ... tarafından 02.11.2023 tarihli trafik kazası nedeniyle talep edilen araç değer kaybı ve araç mahrumiyeti tazminatlarının haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, araç değer kaybı tazminatından sigorta şirketinin poliçe limiti dahilinde birinci derecede sorumlu olduğunu, müvekkilinin sürücü sıfatıyla şahsi sorumluluğunu gerektirecek bir hukuki zemin bulunmadığını, bu nedenle değer kaybı talebi bakımından müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının aracını 30 gün kullanamadığına dair herhangi bir onarım faturası, servis giriş-çıkış belgesi veya ekspertiz raporu sunmadığını, araç mahrumiyeti tazminatının gerçek gider belgeleriyle ispatlanması gerektiğini, davacının bu süre zarfında taksi veya toplu taşıma kullandığına dair hiçbir ödeme kaydı ibraz etmediğini, iddia edilen 30 günlük tamir süresinin hasarın niteliği itibarıyla fahiş ve dayanaksız olduğunu, davacı beyanlarında çelişkiler bulunduğunu, sigorta şirketi nezdindeki ekspertiz kayıtlarının celbinin gerektiğini, değer kaybı hesaplamasının aracın yaşı, kilometresi ve hasar geçmişi gibi kriterler gözetilerek uzman bilirkişilerce yapılması gerektiğini, trafik kaza tespit tutanağının tek başına kesin delil niteliği taşımadığını, kusur oranının ancak bilirkişi incelemesiyle belirlenebileceğini, kaza tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davanın kısmi dava olarak ikame edilmesinde davacının hukuki menfaati bulunmadığını, alacağın belirlenebilir olduğu hallerde HMK 107 kapsamında belirsiz alacak davası açılmasının hukuki menfaat yokluğu doğurduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.06.2015 tarihli ve ... E. sayılı kararı uyarınca davanın usulden reddinin gerektiğini, sigortalı aracın hususi olması sebebiyle avans faizi talebinin yerinde olmadığını, tüm bu nedenlerle davanın öncelikle usulden, aksi kanaatte esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Anonim Şirketi vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Uyuşmazlığa konu kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından ... numaralı ve 31.08.2023-2024 vadeli Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, dava konusu kazanın 02.11.2023 tarihinde meydana geldiğini, hiçbir surette kabul anlamına gelmemekle beraber, kaza tarihi itibariyle ... poliçe limitleri maddi hasar araç başına 43.000,00 TL olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun her şekilde sigortalısının kusuru ve poliçe limitleri ile sınırlı olacağını, müvekkili şirketin poliçeden kaynaklanan sorumluluğunu eksiksiz olarak yerine getirdiğinden değer kaybına dair taleplerin reddini talep ettiklerini, müvekkili şirket tarafından huzurdaki başvuruya dair hasar sebebi ile başvuru sahibine ait aracın kasko sigortacısına rücuen tazminat ödemesi yapıldığını, huzurdaki davaya konu kaza sebebi ile başvuru sahibine ait aracın kaza tarihinde kasko sigortacısı olan ... Sigorta AŞ’ye 27.12.2023 tarihinde 12.222,42 TL rücuen tazminat ödemesi yapıldığını, davacının huzurdaki davayı ikame etmeden önce müvekkil şirkete usulüne uygun başvuruda bulunmadığını, zamanaşımı bakımından itirazda bulunduklarını, huzurdaki davanın kısmi dava olarak ikame edilmesinde menfaat bulunmadığını, hiçbir surette başvuruyu kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin sorumluluğu sigortalısının kusuru ile ve poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, davacının avans faizi talebi yerinde olmayıp reddi gerektiğini, öncelikle huzurdaki davanın usulden reddini, aksi halde yine izah olunan nedenlerle davanın esastan reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davacı vekili tarafından sunulan dava değerini artırım dilekçesinde özetle; dosyanın belirsiz alacak davası niteliğinde ikame edildiğini, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda dava değerinin artırılmasının zorunlu hale geldiğini, müvekkilin aracında 25.000 TL değer kaybı ve 12.500 TL ikame bedel tazminatı olmak üzere toplam 37.500 TL tutarında tazminat hesaplandığını, daha önce 400 TL olarak talep edilen araç değer kaybı tazminatının 24.600 TL artırılarak toplam 25.000 TL tutarına çıkarıldığını, bu bedelin davalılardan müştereken ve müteselsilen olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle tahsilinin istendiğini, daha önce 100 TL olarak talep edilen ikame bedel tazminatının 12.400 TL artırılarak toplam 12.500 TL tutarına ulaştığını, bu bedelin davalı ... tarafından olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle ödenmesinin talep edildiğini, 16/10/2025 tarihli dava dilekçesinde toplam 500 TL olarak talep edilen bedellerin 37.000 TL artırılarak toplam dava değerinin 37.500 TL seviyesine yükseltildiğini, eksik harç miktarının dilekçe tarihi itibarıyla tamamlandığını, bilirkişi raporunda tespit edilen araç değer kaybının davalılardan müştereken ve müteselsilen kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tahsiline karar verilmesini, ikame bedel tazminatının davalı ... tarafından olay tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tahsil edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacıya ait ... plakalı araç ile davalı sigorta şirketinin sigortaladığı ve diğer davalı ...'a ait ... plakalı aracın 02.11.2023 tarihinde kaza yapması sebebiyle davacının aracında meydana gelen değer kaybı tazminatını davalılardan müşterek ve müteselsilen, araç mahrumiyet bedelinin ise davalı ...'dan tahsiline ilişkin tazminat davasıdır. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır. Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Somut olayda davacı taraf meydana gelen kazada davalının kusurlu olduğunu ve kaza sebebiyle aracında hasar oluştuğunu, kazanç kaybına uğradığını ve aracında değer kaybı oluştuğunu ispatlamak durumundadır. Dosya bilirkişiye tevdi edilmiş ve bilirkişi dosyaya sunduğu raporda; ... plakalı otomobil sürücüsü ...'ın maddi hasar ile neticelenen dava konusu trafik kazasında % 100 (yüzde yüz) oranında asli derecede kusurlu olduğu, park halinde bulunan ... plakalı kamyonetin maliki ...'ın meydana gelen maddi hasar ile neticelenen dava konusu trafik kazasında kusursuz olduğu, 2016 model 143.699 km bulunan ... kamyonetin maddi hasarlı trafik kazasına karışması sonucu aracın iki adet karoser parçasının onarım ve boya işçiliği gördüğü, aracın orijinal boya bütünlüğü bozulduğundan dolayı, olayın meydana geldiği tarih itibari ile araçta toplam 25.000.TL değer kaybının bulunduğu tespit edilen miktarın piyasa şartlarına göre kadri maruf olduğu 2016 model 143.699 km bulunan ...kamyonetin karıştığı maddi hasarlı trafik kazası sonucu araçta oluşan hasarın giderilip onarılması için yetkili serviste 10 gün onarım için beklediği bu süre içerisinde davacı tarafın aracını çalıştırmadığından dolayı kazanç kaybının bulunduğu, yapılan piyasa araştırması ve rent car firmaları ile şifai görüşmeler sonucunda davaya konu olan aracın olay tarihi itibari ile günlik kiralama ücretinin 1.250.TL olduğu serviste onarım için bulunduğu 10 gün içerisinde 10 X 1.250 12.500.TL kazanç kaybının oluştuğu kanaatine varılmıştır. Şeklinde rapor sunmuş ve ek raporda da kök rapordaki hususların aynen geçerli olduğu yönünde rapor ibraz etmiştir. Araç mahrumiyet bedeli, meydana gelen trafik kazasında kusursuz olarak aracını kullanamaması sebebiyle zarara uğrayan araç sahibinin kusurlu olan taraftan uğradığı zararları tazmin etmek amacıyla talep ettiği tazminattır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 29.09.2022 tarihli ve... E....K. sayılı kararı uyarınca araç kazalarında tamir sürecinde araç kiralanmasa ve kiralama faturası sunulmasa bile kusurlu taraf aleyhine araç mahrumiyeti tazminatına hükmedilmesi gerekir : “Kural olarak haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 50’nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacı tarafından araç kiraladığına dair belge veya ödeme belgeleri sunulmasa da hakim zararı belirleyebilir. Bu durumda mahkemece, davacı aracında oluşan hasarın niteliğine göre makul tamir süresinin belirlenmesi, ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan ve bu süre içinde davacının (ikame araç) ödemesi gereken bedelin ne olacağı konularında alınan bilirkişi raporuna göre davacının araç mahrumiyet bedeli talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.” Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin ilgili kararları şu şekildedir; ... E.-... K. 22.09.2008 T. ilamı; “…BK’nun 105. maddesine göre, bir şeyin kısmen hasar görmesi halinde, kullanılamamasından doğacak zararlar sorumlu kişiden talep edilebilir. Motorlu araç zarar görmüş ise, aracın kullanış amacına göre araçtan mahrumiyet zararı belirlenmelidir. MK’nun 6. maddesine göre, herkes iddiasını ispat etmek zorundadır. Araç mahrumiyetine ilişkin delil sunulamaması halinde BK’nın 42. maddesi uyarınca mahkemece hakkaniyete uygun bir bedel tayin ve takdir edilmeli, sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Araç mahrumiyetine ilişkin delil sunulamaması halinde BK’nun 42. maddesi uyarınca mahkemece hakkaniyete uygun bir bedel tayin ve takdir edilmeli, sonucuna göre karar verilmelidir.” ... E. ...K. 08.03.2018 T. ilamı; “…Davacının ikame araç bedeli talebi mahkemece davacı tarafından araç kiraladığına dair belge sunulmaması nedeni ile reddedilmiş olup bu süre ile ilgili araç kiralandığına dair belge sunulmasa da B.K. 42 maddesi (50. md) uyarınca hâkim zararı belirleyebilir. Bu durumda mahkemece, davacı aracında oluşan hasarın niteliğine göre makul tamir süresinin belirlenmesi ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan, bu süre içinde davacının (ikame araç) ödemesi gereken bedelin ne olacağı konularında ayrıntılı, gerekçeli, denetlenebilir rapor almak suretiyle davacının mahrumiyet bedeli talebi hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile karar verilmesi isabetli değildir.” ....E.-... K.- 11.06.2019 T. ilamı; “…Davacı aracının hasarlandığı ve tamir gördüğü süre zarfında davacı yanca kullanılamadığı sabittir. Bu durumda aracın çalışmadığı süre içinde oluşacak gelir kaybı değil, dosyada görevlendirilecek konusunda uzman makina mühendisi bilirkişi tarafından, davaya konu kaza sebebiyle araçtaki hasarın giderilmesi için gereken makul onarım süresi belirlenerek kazanç kaybının hesaplanması gerekirken, eksik inceleme ile aracın üyesi olduğu Kooperatif tarafından çalışmadığı bildirilen 23 gün üzerinden kazanç kaybının belirlenmesi doğru olmamıştır.” ... E.-...K.- 23.10.2019 T. ilamı; “…Fatura tarihi kaza tarihinden sonraki bir tarihi taşıyabilir. Bu durumda mahkemece, davacıya ait aracın mevcut hasarına göre makul tamir süresinin ne olduğu, belirlenen makul tamir süresi içinde emsal nitelikteki bir aracın (davacı tarafından kaza olmasaydı dahi yapılması gereken yakıt vs. gibi zorunlu giderler indirildikten sonra) kiralama ücretinin miktarı ve çekici ihtiyacı konularında ayrıntılı, açıklamalı ve denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” .. E.-... K.-03.10.2019 T. ilamı; “…Davacının ikame araç bedeli talebi hakkında hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tarafından araç kiraladığına dair belge veya ödeme belgeleri sunulmaması nedeni ile hesaplama yapılmamış mahkemece de bu hesap raporu doğrultusunda yapılan hesap hükme esas alınarak karar verilmiştir. Bu süre ile ilgili araç kiralandığına dair belge sunulmasa da B.K. 42 maddesi (50.md) uyarınca hâkim zararı belirleyebilir. Bu durumda mahkemece, davacı aracında oluşan hasarın niteliğine göre makul tamir süresinin belirlenmesi ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan, bu süre içinde davacının (ikame araç) ödemesi gereken bedelin ne olacağı konularında ayrıntılı, gerekçeli, denetlenebilir rapor almak suretiyle davacının mahrumiyet bedeli talebi hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile karar verilmesi isabetli değildir.” Kaza yapan ve onarılan bir aracın değerindeki düşüşe “araç değer kaybı” denilmektedir. Yargıtay, araç değer kaybını şu şekilde tanımlamaktadır; değer kaybı zararı, aracın olay tarihindeki hasar değeriyle hasarı giderildikten sonra (tamir edilmiş hali ile) edeceği değer arasındaki farktan ibarettir (Y17HD-K....). Kazanın oluş şekline göre değişkenlik göstermekle birlikte, kazalı bir araçta hayatın olağan akışına göre değer kaybı oluşacağı muhakkaktır. Kazalı bir araçta değer kaybı oluşup oluşmadığı veya oluşan değer kaybının miktarı; aracın modeli, markası, kaza tarihindeki yaşı, kilometresi, hasarın nitelik ve niceliği vs. gibi hususlara bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Değer kaybı; bahsedilen kriterler göz önüne alınarak, aracın hasarsız hâliyle ve kaza tarihi itibariyle serbest piyasadaki ikinci el piyasa rayiç değeri ile aracın hasarı onarıldıktan sonraki hâline göre serbest piyasadaki ikinci el piyasa değeri arasındaki farkın tespit edilmesiyle bulunur. Kusur durumu gibi değer kaybı incelemesi de teknik bilirkişi incelemesini gerektirmektedir (HGK-K....). Araçta meydana gelen değer kaybının; aracın serbest piyasa koşullarına göre kaza tarihi itibariyle hasarsız haldeki ikinci el rayiç değeri ile aracın yaşı, özellikleri, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği ve daha önce karışmış olduğu kaza da dikkate alınarak kazadan sonraki onarılmış halinin rayiç değeri tespit edilip bu iki miktar arasındaki azalmaya göre hesaplanması gerekir (Y17HD-...). Yargıtay 4. Hukuk Dairesi... E. ...K. Sayılı ilamında; “Değer kaybı zararı belirlenirken yapılması gereken, aracın kaza tarihi itibariyle serbest piyasa koşullarına göre hasarsız haldeki 2. el değerinin belirlenmesi ve aracın tamir edilmesinden sonra, aracın yaşı, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği dikkate alındığında yine serbest piyasa koşullarında 2. el değerinde ne kadarlık bir azalma olacağının belirlenmesinden ibaret olduğu” Şeklinde belirtmiştir. Davacı tarafın talebi esasen TBK 49.maddesinde haksız fiil sorumluluğuna dayanmaktadır. 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesine göre, Hukuka aykırı kusurlu bir fiille başkasına zarar veren bir kimse bu zararı tazminine mecburdur. Böylece haksız fiilden sorumluluk tazminat borcunun kaynağını oluşturmaktadır. Haksız fiil sorumluluğunda genel davranış kurallarına aykırılık söz konusu olmaktadır. Özel bir sorumluluk hükmü ile düzenlenmemiş olup, bütün hallerde bir kimse için haksız fiil sorumluluğu söz konusu olması, 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesindeki şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Diğer bir deyişle, ayrık bir düzenleme bulunmadığı kusur sorumluluğu hallerinde, 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesi ve devamındaki yer alan esaslar uygulanır. Madde 49, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zararın verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile , ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de , bu zararı gidermekle yükümlüdür düzenlemesi mevcuttur. Haksız fiil sorumluluğunun ortaya çıkabilmesi için gerekli olan ikinci koşul, zarara sebebiyet veren hukuka aykırı fiilin, fail tarafından kusurlu olarak yapılmış olmasıdır. Kusur için hukuk düzeni kurallarının bilerek ve isteyerek ya da ihmal sebebiyle ihlal edilmesi gerekmektedir. Kusurun kanunumuzda tanımı yapılmamıştır. Uygulamada kabul görmüş tanıma göre kusur, hukuk düzeninde kınanabilen davranıştır. Kınamanın nedeni, başka türlü davranma olanağı varken ve zorunlu iken, bu şekilde davranmayarak, bu tarzdan sapılmış olmasıdır. Kısacası; kusur , genel tanımıyla, hukuk düzeni tarafından bir davranış tarzının kınaması olup, bu kınama o davranışın belirli koşullar altında bireylerden beklenen ortalama hareket tarzından sapmış olmasından kaynaklanmaktadır. Haksız fiil öğretide, hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Unsurları; hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, bu fiil bir zararın doğmasına neden olmalı, zarara neden olan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağı bulunması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi fiilden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişilerin maddi zararını karşılamak durumundadır. TMK 'nun 6. Maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etmek yükü davacıdadır. Davacı, zararın, davalının haksız fiili ile gerçekleştiğini, diğer söylem ile zarar ile haksız fiil arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. Dosyaya sunulan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davalı ...'e ait olup diğer davalının ... poliçesi ile sigortaladığı ... plakalı aracın 02.11.2023 tarihinde kaza yapması sebebiyle davacının aracında hasar oluştuğu davacının bu kaza sebebiyle aracından mahrum kaldığı süre sebebiyle 12.500,00 TL araç mahrumiyetinin oluştuğu ve davacının aracında kaza sebebiyle25.000 TL değer kaybı oluştuğu anlaşılmakla davanın kabulü ile, 25.000,00 TL değer kaybı tazminatının davalı ... Sigorta A.Ş.'den 15/12/2023 tarihinden, davalı ...'dan kaza tarihi olan 02/11/2023 tarihinden işleyecek kanuni faizi ile birlikte olmak üzere müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 12.500,00 TL araç mahrumiyet bedelinin ...'dan kaza tarihi olan 02/11/2023 tarihinden işleyecek kanuni faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur. HÜKÜM: Açıklandığı üzere; 1-Davanın kabulü ile, a- 25.000,00 TL değer kaybı tazminatının davalı ... Sigorta A.Ş.'den 15/12/2023 tarihinden, davalı ...'dan kaza tarihi olan 02/11/2023 tarihinden işleyecek kanuni faizi ile birlikte olmak üzere müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine b-12.500,00 TL araç mahrumiyet bedelinin ...'dan kaza tarihi olan 02/11/2023 tarihinden işleyecek kanuni faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 2.561,62 TL karar harcından peşin alınan 615,40 TL peşin ve 250,00TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 1.696,22 TL'nin (davalı sigorta şirketinin 842,35 TL'den sorumlu olması kaydıyla) davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvurma harcı, 615,40 TL peşin ve ve 250,00 TL tamamlama harç bedelinin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan; posta, tebligat müzekkere ve bilirkişi ücretlerinden oluşan toplam 7.635,00 TL yargılama giderinin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 5-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 37.500,00 TL vekalet ücretinin 25.000,00 TL'lik kısmının davalı ... Sigorta A.Ş.'den tahsili ile 12.500,00 TL'lik kısmının davalı ...'dan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 6-Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00TL bedelin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsil edilerek Hazineye irat kaydına, 7-Bakiye gider avansının HMK 333 maddesi uyarınca yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı HMK 341 maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere karar verildi. 11/09/2026

Katip e-imzalıdır

Hakim e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/738, K. 2026/721, T. 11.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-738-e-2026-721-k-4e40afb0785a