Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1698 E. 2026/1655 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1698
Karar No
2026/1655
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2024/1698 Esas

KARAR NO:2026/1655 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI:2022/521 Esas- 2024/310 Karar

TARİH:06/05/2024

DAVA:Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:24/09/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile dava dışı .... Şti. arasında ticari bir ilişki kurulduğunu, dava dışı şirket borcundan dolayı davacı adına ... no 30.08.2015 vadeli 10.000 TL bedelli, ... no 15.09.2015 vadeli 16.000 TL bedelli, ... no 30.09.2015 vadeli 14.000 TL bedelli, ... no 30.11.2015 vadeli 11.000 TL bedelli, ... no 15.112015 vadeli 11.000 TL bedelli, ... no 30,10.2015 vadeli 11.000 TL bedelli, ... no 15,10.2015 vadeli 11.000 TL bedelli olmak üzere toplam 84.000 TL bedelli 7 adet bono düzenlendiğini, davacının bonoları vadeleri geldiğinde ödememe protestosu çekilmek üzere davalı ...'ın ... Şubesine teslim ettiğini, davalı bankanın iş bu bonoları tahsil cirosu ile cirolayarak, 15.06.2015 tarihli senet tevdi bordrosu düzenlediğini ancak ödeme vadesi geldiğinde senetler ödenmediği gibi davacıya herhangi bir teslim de yapılmadığını, sebebi bankaya sorulduğunda önce bilgi alınamadığını, daha sonra yaşanan hukuki süreçler neticesinde senetlerin bankaca kaybedildiğinin öğrenildiğini, bankaya teslim edilen senetlerin banka çalışanlarının hatası ile kayıp/tahrip olması halinde senedin tahsili için işlem başlatılmakta, senedin karşılığının borçludan tahsil edilememesi halinde bankanın sorumluluğuna gidilmekte olduğunu, bu noktada bankaya senedin iptali için başvuru yapılması ve böylece bankanın senedin iptaline ilişkin bir mahkeme kararı alması gerektiğini, müvekkilinin davalı banka ile yaptığı görüşmelerden herhangi bir sonuç alamadığını, davalı bankaya İstanbul ... Noterliği'nin 11.09.2015 tarih ve ... yevmiye nolu ve Beyoğlu ...Noterliği'nin 21.10.2015 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamelerinin gönderildiğini, davalı bankadan davacının oluşacak tüm zararlarının isteneceğinin ihtar edildiğini, ihtarnamelere davalı banka tarafından süresinde cevap verilmediğini, yasal süre geçtikten sonra vekil yerine müvekkili asile hitaben gönderilen İstanbul ... Noterliği'nin 12.11.2015 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile adı geçen 7 adet bono hakkında Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/559 esas sayılı dosyasından iptal davası açıldığının bildirildiğini, asile yapılan bildirimin hukuken geçersiz olduğunu, kendi çabalarıyla senetlerin zayi nedeniyle iptal edildiğini öğrendiklerini, senetlerin iptaline dair verilen hüküm neticesinde davacı alacağının tahsiline yönelik dava dışı ... aleyhine İstanbul 31. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasından 23.06.2016 tarihli ilamsız icra takibinin başlatıldığını, davacının icra yoluna başvurabilmesi için 1 yıl kadar zaman kaybı yaşadığını, takibin kesinleştiğini, şirket adresine fiili haciz işlemi uygulamak üzere talepte bulunulduğunu, şirketin bir malvarlığına veya alacağına rastlanılmadığını,18.05.2016 tarihinde Bakırköy 2. İcra Müdürlüğü'nün ... talimat dosyasından fiili haciz için gidilen borçlu şirket adresinin boş olarak terk edildiğinin anlaşıldığını ve hacze kabil mal tespit edilemediğini, civar soruşturmada şirketin 1 yıl öncesine kadar faaliyetine devam ettiği ancak daha sonra buradan ayrıldığının öğrenildiğini, alacağın tahsilinin imkansız hale geldiğini, 06.09.2017 tarihinde dava dışı şirket hakkında 110.022,26 TL için “borç ödemeden aciz vesikası” düzenlendiğini, dava dışı şirketin alacağı/malvarlığı olduğunu ve borcunu ödeyebileceği hususunu ispat yükünün artık davalı bankaya geçtiğini, basiretli bir tacir gibi hareket etmek zorunda olan davalı banka bu sorumluluklarını yerine getirmemiş olduğundan tazminat sorumluluğunun bulunduğunu beyanla 110.022,26 TL 'nin aciz vesikası tarihi olan 05.09.2017 tarihinden itibaren ve ayrıca ihtarname masraflarının ihtarname tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bu talep kabul görmediği takdirde senet bedeli olan 84.000,00 TL'nin senetlerin vade tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı bankadan alınarak davacıya verilmesine, ayrıca icra dosyasındaki masraf ve avukatlık ücretinin ve davalıya gönderilen ihtarname bedellerinin de ticari faizi ile davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımından reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı bankaya atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, davanın senet borçlusu aleyhine açılması gerektiğini, bankaya tahsil cirosu ile devredilen senetler ile ilgili olarak kayıp sonrasında yapılması gereken tüm hukuki işlemlerin yapıldığını, davaya konu edilen zararın meydana gelmesi ile senetlerin davalı banka elinde iken kaybolması arasında illiyet bağı bulunmadığını, müvekkili bankanın yapılması gereken tüm işlemleri yaptığını, tahsil cirosu ile devredilen 7 adet senedin iptali hususunda vakit kaybetmeksizin Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/559 esas sayılı dosyası ile senet iptal davası açıldığını ve bu durumun davacıya bildirildiğini, davacının dava dışı senet borçlusu ile arasında yer alan temel ilişkiden harekete geçme imkanı mevcut iken, bu imkanı kullanmayarak, gerekli tedbirleri almayarak, dava dışı borçlu aleyhinde gecikmiş yasal müracaatlar yaparak, zararın doğmasına bizzat kendisinin sebebiyet verdiğini, davacının tazminat talebinin haksız olarak zenginleşmesine sebebiyet verecek nitelikte olduğunu beyanla davanın öncelikle zamanaşımı sebebiyle reddine, aksi halde esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZET:Mahkemece; davanın, davacının TTK hükümleri gereği tahsil işlemeleri yapılması için davalı bankaya teslim etmiş olduğu bonoların banka şubesinden kaybolması sebebiyle davalıdan bono bedellerinin tahsili talebine ilişkin olduğu, dava konusu bonoların davacı tarafından davalı banka şubesine teslim edildiği ve şubede kaybolduğu, bilahare davalı tarafından Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/559 E. Sayılı dosyasından senetlerin iptali talepli dava ikame olunduğu ve senetlerin iptaline karar verildiği, bu karara dayalı olarak Bakırköy 2.İcra Müdürlüğü'nün .... Sayılı dosyasından davacı tarafından senet borçlusu hakkında icra takip işlemi başlatıldığı ancak haczi kabil mal varlığının tespit edilemediği ve aciz vesikası düzenlendiği, dava konusu senetlerin, vadesi 2015 yılı 8. ayından 11. ayına kadar değişen toplam 84.000,00 TL tutarlı 8 adet senet olduğu, TTK anlamında senedin kayıtsız şartsız ödeme taahhüdünü içerir kıymetli evrak olduğu, davalı banka bonoları muhafaza yükümlülüğünü ihlal ettiği için kusurlu olsa da bono bedellerinden sorumlu olabilmesi için, bonolar kaybolmayıp vadeleri geldiğinde derhal takip konusu yapılmaları halinde tahsil kabiliyetinin olduğunun ispatı gerektiği, Bakırköy 2.İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyasındaki 18.05.2016 tarihli haciz tutanağında, senet borçlusu dava dışı ... Şirketi'nin 1 yıl öncesine kadar adreste faaliyete gösterdiği, artık aktif olmadığı, gelen gidenin olmadığının komşu beyanı olarak yer aldığı, dava konusu senetlerden vadesi en erken olanın 2015 yılı 8.ay olduğu dikkate alındığında vadesinden önce dava dışı ... Şirketi'nin adresini terk etmiş olduğu, bu tespitin vergi dairesine yazılan müzekkere cevapları ile örtüştüğü, uyap taşınmaz araç sorguları, bankalara ve kurumlara yazılan müzekkerelere verilen cevaplar ile dava konusu bono tarihlerinde dava dışı ... Şirketi'nin dava konusu bono bedelleri tutarında mal varlığının bulunmadığı, hakkında bila tahsil devam eden icra takip dosyaları olduğunun anlaşıldığı, düzenlenen gerekçeli ve denetime elverişli bilirkişi raporu ile vade tarihleri itibariyle dava konusu bonoların tahsil kabiliyetinin bulunmadığının tespit edildiği, tahsil kabiliyeti bulunmayan bonoların kaybından kaynaklı bir zararın iddia edilemeyeceği, davanın açılmasına davalı tam kusurlu olarak sebebiyet verdiğinden ve dava dışı ... Şirketi'nin dava konusu bono tarihleri itibariyle ödeme kabiliyetinin olup olmadığı hususunun tespiti ancak yargılama sonucu mümkün olabildiğinden ve bunda bonoları davalıya teslim etmiş bulunan davacı sorumlu tutulamayacağından yargılama giderinin davalı tarafa yükletilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın reddine, yargılama giderlerinin ise davalıya yükletilmesine karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

DAVACI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;Her ne kadar dava dışı senet borçlusu şirketin bağlı olduğu vergi dairesince şirkete 30/11/2015 tarihinde re'sen terk işlemi uygulandığı belirtilmiş ise de,Davutpaşa Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün mahkemeye sunduğu 24/01/2023 tarihli yazı cevabında şirketin re'sen terk tarihinin 30/11/2015 değil, 30/11/2016 olduğunu bildirdiği, Mahkemece bu hususa dikkat edilmeden haksız şekilde karar verildiği, dava dışı şirkete re'sen terk işleminin 30/11/2015 tarihinde uygulandığı kabul edilse dahi senetlerin vadelerinin ilkinin 30/08/2015, sonuncusunun ise 30/11/2015 olduğu, yani senetlerin vade tarihlerinde dava dışı şirketin faal olduğu, şirket hakkında re'sen terk işlemi uygulanmış olmasının ticari faaliyetine tamamen son verdiği anlamına gelmediği, söz konusu re'sen terk işleminin sehven yapılmış olabileceği, gerekli olup olmadığı hususunda yeterli araştırma yapılmadığı,salt vergi dairesine sunulan beyannamelere göre değerlendirme yapılamayacağı, haciz tutanağında yapılan tespitte de şirketin 2015 yılında faal olduğunun belirtildiği, söz konusu tutanağın gerekçeli kararda hiç değerlendirilmediği, bilirkişi raporundan şirketin 2015 yılında kâr açıkladığının tespit edildiği, kâr açıklayan bir şirketin ticari faaliyetini sonlandırdığının düşünülemeyeceği, davalı bankanın bonoları kaybetmemiş olması ihtimalinde müvekkilinin dava dışı senet borçlusu şirketten bu bono bedellerini tahsil edebileceği, aksini ispat etme yükünün davalı bankada olduğu, davalı banka tarafından senetlerin kaybolduğu hususunda müvekkiline derhal bir bildirim yapılmadığı, yine iptal davasının sonucu ile ilgili de müvekkiline bilgi verilmediği, bu sebeple müvekkilinin 1 yıllık bir zaman kaybı yaşadığı, bu sebeplerle verilen karar hatalı olup kaldırılması gerektiğine ilişkindir.

DAVALI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;İlk derece mahkemesince müvekkili bankaya teslim edilen bonoların kaybedilmesinden doğan tazminat davasının reddine karar verilmesinin esas yönünden yerinde olduğu ancak dava, müvekkili banka haklı bulunarak reddedilmesine rağmen yargılama giderlerinin müvekkili banka üzerinde bırakılmasının hatalı olduğu, zira mahkemece senetlerin müvekkili bankaya verildiği anda dava dışı borçlu şirketin borcu ödeme gücünün bulunmadığı ve bu nedenle senetlerin ödenmemesinden müvekkili bankanın sorumlu tutulamayacağının kabul edildiği, müvekkili bankanın üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdiği, bu sebeplerle davanın açılmasına müvekkili banka sebebiyet vermediğinden kararın yargılama giderlerine ilişkin kısım yönünden kaldırılması gerektiğine ilişkindir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, tahsil cirosu ile davalı bankaya teslim edilen bonoların zayi edilmesi ve keşideci borçludan bedellerinin tahsil edilememesi nedeniyle oluşan zararın davalıdan tazmini talebine ilişkindir. Mahkemece ilk olarak 18/11/2019 tarihli, 2017/887 Esas ve 2019/950 Karar sayılı karar ile davanın kabulüne karar verilmiş, bu kararın davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 16/06/2022 tarihli, 2020/911 Esas ve 2022/969 Karar sayılı kararı ile; Mahkemece davalının zamanaşımı def'i hakkında olumlu/olumsuz herhangi bir karar verilmediği ve kararın gerekçesiz olduğundan bahisle HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiş ve Mahkemece, Dairemizin kaldırma kararından sonra devam edilen yargılamada bu kez yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine ve fakat yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.Dosya kapsamından; davacının hamili olduğu, keşidecisi dava dışı .... Şti. olan; 30/082015 vade tarihli 10.000 TL bedelli, 15/09/2015 vade tarihli 16.000 TL bedelli, 30/09/2015 vade tarihli 14.000 TL bedelli, 15/10/2015 vade tarihli 11.000 TL bedelli, 30/10/2015 vade tarihli 11.000 TL bedelli, 15/11/2015 vade tarihli 11.000 TL bedelli ve 30/11/2015 vade tarihli ve 11.000 TL bedelli bonoları tahsil amacıyla davalı bankaya tevdi ettiği, bonoların davalı banka zilyetliğinde iken kaybolduğu, davalı banka tarafından Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/559 Esas sayılı dosyası ile açılan dava neticesinde 01/03/2016 tarihli karar ile bonoların zayi nedeniyle iptaline karar verildiği, iptal kararı sonrasında davacı tarafından 23/03/2016 tarihinde İstanbul 31. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası ile bonoların keşidecisi aleyhine toplam 76.399,70 TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, keşideci borçlu şirketin adresinde düzenlenen 18/05/2016 tarihli haciz tutanağı ile; adresin boş olduğu ve yapılan araştırmada şirketin 1 yıl öncesine kadar adreste faal olduğu ancak artık aktif olmadığının beyan edildiğinin tespit edildiği, takip dosyasından davacı lehine 06/09/2017 tarihli aciz vesikasının düzenlendiği, Mahkemece takip ve dava konusu edilen bonoların vade tarihleri itibariyle dava dışı borçlu şirket adına kayıtlı taşınır, taşınmaz mal, banka hesabı bulunup bulunmadığının araştırıldığı ve şirket adına kayıtlı herhangi bir mal varlığı ile banka hesabının bulunmadığının anlaşıldığı, yine şirketin bağlı olduğu Davutpaşa Vergi Dairesi'nin 24/11/2023 tarihli yazı cevabından borçlu şirketin vergi kaydının 30/11/2015 tarihinde re'sen terk ettirildiğinin bildirildiği, dava dışı şirketin beyannameleri ile dosya kapsamına göre düzenlenen bilirkişi raporunda; davacının 2015 Haziran ayı sonu itibariyle 29.551,05 TL kâr elde ettiği, 2015 Eylül ayı sonu itibariyle verdiği beyannamede bildirdiği ciro ve satılan malların maliyetinin bir önceki beyannamedeki ile aynı ve bu tarih itibariyle kârının 13.178,31 TL olduğu, şirketin 2015 Haziran ayından sonra faaliyetine son verdiği ve bu tarihten itibaren bonoların tahsil kabiliyetinin kalmadığının tespit edildiği anlaşılmıştır.Davalı banka, davacı tarafından tahsil için kendisine teslim edilen bonoları kaybederek objektif özen yükümlülüğüne aykırı davranmıştır. Davacının, bonoların keşidecisi aleyhine icra takibi yapmasına ve üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmesine rağmen alacağına kavuşamadığı ve bu sebeple zarara uğradığı açıktır. Öte yandan davalı bankanın bu zarardan sorumlu tutulabilmesi için, borca aykırı eylemi ile davacının oluşan zararı arasında illiyet bağının bulunması gerekir. Davalının eylemi olmasaydı, davacının dava konusu bonoları vade tarihi itibariyle tahsil ederek alacağına kavuşma ihtimalinin bulunduğunun tespiti halinde, zarar ile davalının eylemi arasında uygun illiyet bağının var olduğu kabul edilmelidir. Dava konusu bonolar kaybedilmeseydi dahi, davacının gerekli hukuki yollara başvurmasına rağmen alacağına kavuşmasının mümkün olmadığının anlaşılması halinde ise, davalının eylemi ile zarar arasında uygun illiyet bağının varlığından bahsedilemeyecektir. Mahkemece eksiksiz olarak yapılan araştırma ve inceleme, dosyada mübrez kurum ve bankalardan gelen yazı cevapları, icra dosyası, haciz tutanağı ve alınan denetime açık, hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporundan; dava konusu bonoların borçlusu olan keşideci şirketin 2015 yılı Haziran ayından sonra ticari faaliyetine devam etmediği, işyeri adresinde aktif olarak bulunmadığı, bonoların ilkinin vade tarihinin 30/08/2015 olduğu ve bu tarih itibariyle dava dışı borçlu şirketin üzerine kayıtlı herhangi bir malvarlığı ve mevduat hesabının bulunmadığı, dolayısıyla bonolar davalı banka tarafından zayi edilmemiş dahi olsa vade tarihlerinde tahsil imkanlarının olmadığı neticesine ulaşılmakta olup, davalının eylemi ile davacının zararı arasında illiyet bağı bulunmadığından, Mahkemece, davacının tazminat talebinin reddine dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmış, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.

HMK'nın 326. maddesi uyarınca; kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir ve aynı Kanun'un "Dürüstlük kuralına aykırılık sebebiyle yargılama giderlerinden sorumluluk" başlıklı 327/1. maddesi uyarınca; gereksiz yere davanın uzamasına veya gider yapılmasına sebebiyet vermiş olan taraf, davada lehine karar verilmiş olsa bile, karar ve ilam harcı dışında kalan yargılama giderlerinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir.Somut olayda; davanın, davalının kendisine tahsil için teslim edilen bonoları kaybetmesi nedeniyle açıldığı, yukarıda yapılan tespitler uyarınca davalı bankanın süresi içerisinde zayi davası açtığı, davacı tarafından başlatılan takip üzerine yapılan haciz sırasında esasen dava dışı şirketin mevcut durumunun öğrenildiği, her davadaki talebin haklı olup olmadığının ancak yapılacak yargılama neticesinde tespit edilebileceği, buna göre bonoların vadelerinde tahsil edilebilme imkanının bulunmadığının yargılama neticesinde anlaşılmış olmasının, gereksiz yere davanın uzamasına veya masraf yapılmasına sebep olmadığı da sabit olan davalı aleyhine yargılama giderlerinin yüklenmesine sebep olmayacağı, bu itibarla Mahkemece davanın reddine karar verildiğinden tüm yargılama giderlerinin davacıya yüklenmesi ve davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, usul ve yasaya aykırı gerekçe ile aksi yönde karar verilmesinin isabetsiz olduğu anlaşılmış ve davalı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması, Dairemizce esas hakkında yeniden aynı şekilde hüküm kurulması ancak yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE,

İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/05/2024 tarihli, 2022/521 Esas ve 2024/310 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,

-Davanın REDDİNE,

İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:

3-Alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 1.878,91 TL'den mahsubu ile artan 1.451,31‬ TL nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

5-Davalı tarafından yapılan 3.000 TL bilirkişi ücreti ve 129,70 TL posta ve tebligat masrafından oluşan toplam 3.129,70 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemizin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

7-Taraflarca yatırılan gider avansından geriye kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,

İSTİNAF YÖNÜNDEN:

8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,

9-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

10-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

11-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,

12-Davalı tarafından sarf edildiği anlaşılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

13-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,

14-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 24/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1698, K. 2026/1655, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1698-e-2026-1655-k-b13810a6f85b