Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1232 E. 2026/1447 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1232
Karar No
2026/1447
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1232

KARAR NO : 2026/1447

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 14/03/2024

NUMARASI : 2022/85 E. - 2024/45 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin isim ve logosunun ... nezdinde marka olarak tescilli olduğunu, Müvekkilinin markası “...” in tanınmış marka statüsünde olduğunu, “...” tescil numarası ile koruma altında olduğunu, 2015/60601 ve ... tescil numaralı ve şekline ilişkin de ... tescil numaralı marka tescillerinin de bulunduğunu, ... markalarını son derece yaygın şekilde kullanıldığını, ... markalarının tanınmışlığının ve itibarının oldukça kuvvetli olduğunu, Davalı tarafça işletilen işletmede Müvekkil Şirket'in tescilli markalarının yahut ayırt edilemeyecek derecede benzerlerinin kullanıldığının tespit edildiğini, bu tespitin ardından söz konusu tecavüz eylemlerinin durdurulması amacıyla karşı tarafa Kartal 21. Noterliğinin 01.07.2021 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edildiğini, buna rağmen davalı tarafından marka hakkına tecavüz teşkil eden eylemlere devam edildiğini, Davalı aleyhine İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/195 D.İş sayılı dosyasıyla delil tespiti davası açıldığını, dosyaya sunulan raporda; “...” ibaresinin izinsiz olarak Karşı tarafça tabelada, işyeri duvarlarında, park yerine konan dubalarda kullanıldığı, bu kullanımın tanınmış marka haklarına iltibas ve haksız kullanıma sebep olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. "değerlendirmesi yapıldığını, Yapılan bu tespit sonrasında karşı taraf aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edildiğini ve verilen tedbir kararının uygulanması amacıyla işyeri adresine gidilmişse de; iş yeri dışındaki tabelanın sökülerek marka ihlaline son verildiği ancak duvardaki iki adet “...” yazısının halen sökülmediği, tedbirin uygulanması aşamasında söküldüğünün görüldüğünü, Müvekkili ... tarafından söz konusu markaların kullanılmasına hiçbir şekilde izin verilmediğini, bu kullanımların Müvekkilinin adına tescilli markalara haksız tecavüz teşkil ettiğini, bu durumun Müvekkilinin yıllarca süren markalaşma faaliyeti sonucu oluşturduğu ticari itibarını ve SMK ve TTK ile koruma altına alınmış olan haklarını ihlal ettiğini, Müvekkilinin izni olmaksızın markasının kullanılmasının ve Müvekkilinin markalarının itibarından faydalanmak suretiyle haksız kazanç elde edilmesi fiilinin, SMK Madde 7 ve Madde 29 bağlamında marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, davalının söz konusu fiillerinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitini, önlenmesini. Maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İş yerini 03.11.2016 tarihinde devraldığını, devir tarihinde ... firmasına ait tabelanın iş yerinde mevcut olduğunu, mevcut tabela ile faaliyetlerini sürdürdüğünü, 2017-2018 yılları arasında ... bayiliği yaptığını, daha sonra bayiliğinin iptal edildiğini, fakat tabelanın değiştirilmesi gerektiğini bilmediğini, kendisine ...'den Kartal 21. Noteri 01.07.2021 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin gönderildiğini ve akabinde 2021/195 D.iş ve 2121/193 Karar nolu dosyada tespit davası açıldığını, bilirkişinin ...'e ait tabelanın asılı olduğunu tespit ettiğini, tabelanın kaldırılmasına karar verildiğini, akabinde ... yazılı tabelayı kaldırıp yeni tabela astığını, ...'e ait hiçbir ürün satmadığını dolayısıyla ...'den herhangi bir maddi kazancı bulunmadığını, ...'in herhangi bir zararı bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davacının ... ibareli tanınmış ...numaralı markanın tescilli sahibi olduğu, davalı tarafından işletilen iş yerinde kullanılan ... ibareli kullanımların markasal kullanımlar ve davacının muvafakati olmaksızın yapılan kullanımlar olduğu iddia edilerek tecavüzün tespiti, önlenmesi, maddi manevi tazminat talebinde bulunulduğu, davalı tarafından davaya konu iş yerini devraldığını, aldığında tabelanın varolduğunu, ... ile anlaştıklarını fakat rakam konusunda sonradan anlaşmazlık çıktığını belirterek davanın reddini talep ettiği, mahkemece öncelikle mahkemenin 2021/195 D:iş sayılı dosyasında yaptırılan tespit aldırılan bilirkişi raporunda davalı kullanımlarının markasal şekilde olup marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin belirtildiği, esas bakımından aldırılan 18/09/2023 tarihli raporda ise davalı kullanımlarının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği hesap edilen lisans bedelinin ise 98.266,40 TL olarak hesaplandığı, buna göre öncelikle marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi bakımından davalı iş yerinde yaptırılan tespit ve aldırılan her iki bilirkişi raporunda da iş yerinin tabelasının ... şeklinde olduğu yine iş yeri içerisinde ... ibarelerinin kullanıldığı, bu kullanımların davacı şirketin yetkili bir temsilcisiymiş gibi intiba uyandırdığı bu şekilde ortalama tüketici nezdinde ...' in yetkili bayisiymiş izlenimi uyandırdığı, davalı tarafından davacı şirket ile ... markalarının kullanımına yönelik herhangi bir sözleşme ibraz edemediği de dikkate alındığında, yapılan kullanımların SMK' nın 29. Maddesi kapsamında marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin anlaşıldığı, buna göre de davacının SMK' nın 149. Maddesi kapsamında maddi manevi tazminat talebinde bulunabileceği, maddi tazminat bakımından davacının lisans bedeli üzerinden tazminat talep ettiği, davacı tarafından dosyaya sunulan bir takım başka bayiilerle yapılmış sözleşmeler incelendiğinde, sunulan sözleşmelerin dava tarihinden sonraki dönemi kapsamı ve yine sözleşme içerisinde davacı tarafından sunulan bir takım materyallerin de olduğu dikkate alındığında tam olarak hesaplamaya emsal teşkil etmeyeceği, bu nedenle ...' dan gelen cevabı yazı kapsamında davalının elde ettiği cironun %10' u üzerinden hesaplanan lisans bedelinin dosya kapsamına daha uygun olacağı, tecavüzün tespit edildiği ilk tarihin 2017 yılı olduğu, bu nedenle tazminat hesaplamasının 2017' nin ilk günü ile dav a tarihi arası dönem olarak hesaplandığı, davalının cirosu üzerinden 98.266,40 TL hesaplama yapılmış ise de davaya konu iş yerinde sadece ... ile ilişkin hizmet ve faaliyet yürütülmediği bunun dışında çeşitli telefonların aksesuarlarının ve bazı teknik hizmetlerin de yapıldığı bu nedenle mahkemece bilirkişi raporundan farklı olarak Borçlar Kanunun 50. Maddesi uyarınca resen değerlendirme yapılarak davalı işletmenin küçük bir işletme olması da dikkate alınarak takdiren 50.000 TL maddi tazminatın dosya kapsamına daha uygun olduğu, manevi tazminat yönünden de davalının işletmesi, incelenen defter ve vergi kayıtları, sosyal ekonomik durum tespiti ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak 15.000 TL manevi tazminatın dosya kapsamına daha uygun olduğu anlaşıldığından bu rakam üzerinden manevi tazminatın kabulüne" karar verilmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

-Davacı tarafla belirli bir dönem için kontör satışı yaptığını ancak daha sonra anlaşmanın yenilenmediğini ayrıca anlaşmanın da davacı tarafça sonlandırılmadığını, resimlerin davacı tarafça yapıştırıldığını, anlaşma bittikten sonra da kaldırması gerektiğini bilmediğini, kendisine böyle bir ihtar da yapılmadığını, küçük bir esnaf olduğunu,

-Asıl işinin telefon tamiri ve yedek parça olduğunu, kontör işini gelen müşteriyi geri göndermemek için yaptığını ancak bir kazancının olmadığını, satışını yapmadığı kontör için düzenlenen rapora da kabul etmediğini,

-Davacı tarafın marka tanınırlığını kullanmadığını, asıl işi sebebiyle müşterilerin kendisini tanıdığını, işyerinin en fazla 100 metre ilerisinde zaten ... abone merkezi olduğunu ve insanların oraya gittiğini, marka tanınırlığı ve bilinirliği güvenilirliğinin, cep telefonu tamiri ve bakımı ile yedek aksesuar satışı yaptığı için bir artısının olmadığını, bu nedenlerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalının, Müvekkili Şirketin tanınırlığından faydalandığını ve haksız kazanç elde ettiğini,Müvekkil Şirketin çok sayıda TPMK nezdinde tescilli markaları olup, davalı ... tarafından kullanılmak suretiyle Müvekkili Şirketin marka hakkına haksız şekilde tecavüz edildiğini ve Müvekkili Şirketin yıllar boyu oluşturmuş olduğu marka değeri ve ticari itibarından faydalanılarak bu yolla haksız kazanç elde edildiğini, faaliyet gösterdiği işletmenin tabelalarında, duvarlarında ve sair alanlarında Müvekkili Şirkete adına tescilli markalar ve ayırt edilemeyecek kadar benzerlerinin Müvekkili Şirketin izni ve bilgisi olmaksızın kullanılmak suretiyle Müvekkili Şirketin tüketiciler nezdindeki itibarı zedelendiğini, alınan bilirkişi raporları ile de sabit olduğunu, Davalı tarafça Müvekkili Şirket ... ...A.Ş.’nin marka hakkına tecavüz edildiği gerek ​​İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2021/195 D.İş Sayılı dosya üzerinden gerçekleştirilen delil tespit işlemi, gerek İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2022/85 E. Sayılı dosyası ile yapılan yargılama gerekse de davalının dosya kapsamındaki ikrarları ile sabit olduğunu, delil tespit işleminden önce davalı tarafa Kartal 21. Noterliği’nin 01.07.2021 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edildiğini, İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2022/85 E. Sayılı dosyası ile yapılan yargılama kapsamında tanzim edilen 19.09.2023 tarihli Bilirkişi Raporunda da “davalı tarafın 03/11/2016 – 04/02/2022 tarihleri arasında davacıya ait ... ibareli markaların bulunduğu tabela, afiş vs. ürünleri iş yerinde kullandığı, 08/05/2020-08/05/2021 tarihleri arasındaki marka kullanımlarının davalının sunmuş olduğu “Dijital Yükleme Noktası Taahhütnamesi” kapsamında marka hakkına tecavüz teşkil etmediği, bu bir yıllık dönem dışındaki davalı marka kullanımının yukarıdaki açıklamalar ışığında “marka hakkına tecavüz” teşkil ettiği anlaşılmıştır… Tespit edilen tabela ve afişlerin üzerindeki davacıya ait marka ve logo kullanımlarının davacı tarafa ait tescilli marka ve logolar ile iktibas derecesinde benzerlik arz ettiği, sonuç olarak davacıya ait markaların davalı tarafından ticari amaçla aynen veya çok benzer şekilde kullanıldığı bu durumun da SMK 29/1 maddesi gereğince “marka hakkına tecavüz” oluşturduğu…” görüş ve kanaatine yer verildiğini, Mahkemece kurulan hükmün hukuka uygun olup, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2022/85 E. Sayılı dosyası ile yapılan yargılama kapsamında tanzim edilen 19.09.2023 tarihli Bilirkişi Raporunda; “Davacı tarafın Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 23.11.2007 tarihli ve T/01662 numaralı “... ŞEKİL” ibareli markasının tanınmış marka olarak tescil edildiği, Davacı tarafın Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 21.07.2015 başvuru tarihli ve 2015/60601 tescil numaralı Nice 09, 35, 38, 42, ve 43. Sınıfa dahil mal ve hizmetlerinde “...” ibareli markasının tescil edildiği, Davacı tarafın Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 01.07.2015 başvuru tarihli ve ... tescil numaralı .... Sınıfa dahil mal ve hizmetlerinde “...” ibareli markasının tescil edildiği, Davacı tarafın Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 01.07.2015 başvuru tarihli ve ... tescil numaralı ... Sınıfa dahil mal ve hizmetlerinde “şekil” ibareli markasının tescil edildiği, Yukarıda yer verilenler haricinde davacı tarafın Türk Patent nezdinde tescilli 900’ün üzerinde “...” ibareli tescilli markasının bulunduğu, Tespit edilen tabela ve afişlerin üzerindeki davacıya ait marka ve logo kullanımlarının davacı tarafa ait tescilli marka ve logolar ile iktibas derecesinde benzerlik arz ettiği sonuç olarak davacıya ait markaların davalı tarafından ticari amaçla aynen veya çok benzer şekilde kullanıldığı bu durumun da SMK 29/1 maddesi gereğince “marka hakkına tecavüz” oluşturduğu, Dava konusu kullanımların tüketici gözünde davacı ile davalı arasında ticari ilişki var olduğu algısını yaratabileceği karşısında tüketicide oluşacak bu karıştırılmanın TTK 55/1-A-4 Maddesi anlamında haksız rekabet oluşturacağı…" tespitlerine yer verilmiştir.

​​İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2021/195 D.İş sayılı delil tespit dosyası kapsamında alınan Bilirkişi Raporunda; “Tespit İsteyen taraf tescilli markasının tanınmış marka olduğu ayrıca 919 adet “...” esas unsurlu marka ile de 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında koruma altında olduğu görülmüştür. “...” markasının bilinirliği, tanınmışlığı ve sektör içerinde yer alan yeri sebebi ile üçüncü kişiler tarafından dayanak markası olarak kullanımının bilinirlikten ve tanınmışlıktan faydalanmaya sebep olduğu,“...” ibaresinin izinsiz olarak Karşı tarafça tabelada, işyeri duvarlarında, park yerine konan dubalarda kullanıldığı görülmüştür. Bu kullanımın tanınmış marka haklarına iltibas ve haksız kullanıma sebep olduğu…” görüşü bildirilmiştir.

Dava, markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat ile hüküm özetinin ilanı taleplidir.

Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtlardan, ... tescil numaralı "..." ve "...+ŞEKİL" ibareli markaların davacı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.

SMK m.7 maddesinde marka sahibinin izinsiz olarak yapılması hâlinde, önlenmesini talep edebileceği fiiller belirtilmiş, aynı kanunun 29. Maddede ise, marka hakkına tecavüz sayılan fiiller gösterilmiş, buna göre , marka sahibinin izni olmaksızın, tescilli olan marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan bir işaretin tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması marka hakkına tecavüz olarak gösterilmiştir.

Somut olayda, Davacının ... markasının sahibi olduğu, davalıya ait işletmede davacının marka hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin bulunduğu, adresin bulunduğu tabelada, işyeri duvarlarında, park yerine konan dubalarda ... markasının kullanıldığı, davacı yana ait markaları ihtiva eder kullanımların gerçekleştirildiği, her ne kadar davalı tarafça kendisine ihtar yapılmadığı beyan edilmiş ise de, SMK 29. Maddeye göre ayrı bir ihtarın yapılmasının gerekmediği, davacının uğradığı zararın tespit edilmesi için SMK m.151/1.2'deki sayılan seçimlik haklarından (c) bendinde geçen; “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli.” hesap yöntemi kullanılarak maddi zararının hesaplanmasını talep ettiği, bu yönteme göre hesap yapılmış ise de, davalının telefon tamiri ve yedek parça işi yaptığı dikkate alınarak Mahkemece Borçlar Kanunun 50. Maddesi uyarınca resen değerlendirme yapılarak hüküm kurulmuş olmasında da aykırılık bulunmadığı, manevi tazminatın da hukuka uygun olduğu anlaşılmakla istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre yapılan inceleme sonucunda ilk derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, sonuç olarak tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf edenin sıfatına göre davalı vekilinin istinaf talebinin, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 14/03/2024 tarih ve 2022/85 E., 2024/45 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.440,15-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.110,04-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.330,11-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1232, K. 2026/1447, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1232-e-2026-1447-k-6760b4f2202f