Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1823 E. 2026/1656 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1823
- Karar No
- 2026/1656
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BAM 13. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1823 - 2026/1656 T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1823 Esas KARAR NO : 2026/1656 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : NİYAZİ DENİZ (32428) ÜYE : LEYLA TEKİN PEÇEN (122282) ÜYE : MELTEM ARI (125269) KATİP : AYŞENUR KOBAY (256740)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2023/162 Esas- 2024/585 Karar TARİH : 19/09/2024 DAVACILAR : 1- ... - (T.C.K. No: 45721605202) Gedikpaşa Balipaşa Yokuşu No:50/17 Beyazıt İSTANBUL 2- ALKAN İNŞAAT ve TİC. ADİ KOM. ŞTİ. ... ve ORTAĞI- Gedikpaşa Balipaşa Yokuşu No:50/17 Beyazıt İSTANBUL VEKİLİ : Av. İSMAİL CEM HALAVURT - [16731-37265-53852] UETS DAVALILAR : 1- ... - (T.C.K. No: 32989786002)- Yıldız Mah. Yahyaefendi Sk. No:24 Beşiktaş/ İSTANBUL VEKİLİ : Av. GÜLAY ERİNAN- Abide-İ Hürriyet Cd Kocamansur Sk N:115/4 Şişli/ İSTANBUL 2-... - (T.C.K. No: 45718605376)- Akat Mh. Sedef Sk.N:3/19 Beşiktaş/ İSTANBUL VEKİLİ : Av. CENK SÖBE 3- ... - (T.C.K. No: 39250003226) -Kuruçeşme Mah. Arnavutköy Kuruçeşme Cad. No:85 D:2 Beşiktaş/ İSTANBUL VEKİLİ : Av. BANU ERDEM - DAVA : Tapu İptali ve Tescil KARAR TARİHİ : 24/09/2026 YAZIM TARİHİ : 30/09/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ortaklarının diğer müvekkili ... ile davalı ... olduğunu, şirket ana sözleşmesine göre müvekkili ... ile davalı ...'ın münferit imza yetkilisi olduklarını, müvekkili şirketin Fatih İlçesi, Çarşı Mahallesi, 2812 ada, tarihi Sarraf Han mevkiinde taşınmazlarının bulunduğunu, söz konusu taşınmazların davalı ... tarafından diğer davalılara tapuda devredildiğini, ancak alım satım bedellerinin şirket kayıtlarında yer almadığını, müvekkili şirkete ait taşınmazların diğer komandit ortak olan müvekkili ...'ın haberi olmadan değerinin altında satılması ve satış bedellerinin şirket hesaplarına konulmamasının yapılan işlemin kötü niyetli olarak ve müvekkili şirketi zarara sokma amacıyla yapıldığını gösterdiğini, davalı ...'ın müvekkillerini zarara uğratarak haksız menfaat elde ettiğini, satış işlemlerinin muvazaalı olduğunu, davalıların birlikte hareket ettiklerini ve kötü niyetli olduklarını, taşınmazların satışı konusunda şirket genel kurulunca alınmış bir karar olmadığını, satış bedellerinin şirkete ödenmediğini, gerçek bir satış olmadığını, bu nedenle davalıların birlikte sorumlu olduklarını beyanla dava konusu taşınmazlardaki şirkete ait payların satışının ve tapu senedinin iptaline, taşınmazların şirket adına tesciline, aksi halde taşınmazların rayiç bedeli belirlenerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak her biri için şimdilik 10.000 TL'nin davalıların satış tarihinden itibaren ayrı ayrı işletilecek temerrüt faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; tapuda satıcı konumunda olan davaı şirketin kendi muvazaa iddiasına dayanarak iş bu davayı açtığını, davacı şirketin kendi muvzaasına dayanamayacağını, bu nedenle davanın dava şartı eksikliğinden reddi gerektiğini, müvekkilinin tapudaki satış işleminin tarafı olmadığını, bu nedenle kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin davacı şirketin münferiden yetkili temsilcisi olduğunu, satış bedeli olan 610.000 TL'nin yarısını davacı ...'a elden verdiğini, davacı şirketin herhangi bir ticari faaliyetinin olmadığını, satış bedelinin kardeşler arasında paylaştırıldığını, davacının kötü niyetli olduğunu, satış kararının birlikte alındığını, müvekkili ile davalılar arasında muvazaalı işlem yapılmasını gerektirir bir sebep olmadığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin dava konusu taşınmaz hisselerini satış bedellerini ödeyerek hukuka uygun şekilde satın aldığını ve davanın şirket ortaklarına yöneltilmesi gerektiğini, muvazaalı işlem olmadığını, kaldı ki satıcı olan davacı şirketin kendi muvazaasına dayanamayacağını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının aktif husumetinin bulunmadığını, dava konusu taşınmazda komandit şirketin maliki bulunduğu hisselerin tamamını şirketi münferiden temsile yetkili bulunan ...'dan satın aldığını, bedelini ...'a ödediğini beyanla davanın davacı ... yönünden aktif husumet yokluğundan, davacı şirket yönünden esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; davanın davacılar tarafından davalılar aleyhine açılan dava konusu taşınmazların muvazaalı satımına dayalı tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde taşınmaz bedellerinin tahsili istemine ilişkin olduğu, davacı tarafça, şirket ortağı davalı ... tarafından şirkete ait taşınmaz hisselerinin muvazaalı olarak değerinin altında davalılara satıldığı iddiasıyla tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde taşınmaz bedelinin davalılardan tahsili istemiyle dava açılmış, davalılar tarafından taşınmazların hukuka uygun satıldığı, muvazaa olmadığı, bedellerinin hak sahiplerine ödendiği yönünde savunmada bulunulmuş olup, yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda davacı şirkete ait gayrimenkullerin satışına ilişkin ortaklar tarafından oybirliği ile alınmış bir karar olmadığından, davalılardan ... tasarruf işlemi yapmaya yetkili olmayıp tasarruf işleminin geçersiz olduğu, dolayısıyla geçerli bir kazanma sebebine dayanmayan tescilin yolsuz tescil olduğu belirtilmiş ise de, davacı şirketin esas sözleşmesine göre şirket amacının gayrimenkul alım satımını içerdiği, yine şirket sözleşmesinde şirketin temsilinin her iki ortağın münferiden imzasıyla gerçekleşeceğinin belirlendiği ve bu durumun her iki ortağın kabulünde olduğu, bu nedenle şirketin amacında gayrimenkul alım satımı olması ve şirketin temsil şekli nazara alındığında bilirkişilerin, ortaklar tarafından taşınmaz satımına ilişkin alınmış genel kurul kararı olmadığından bahisle taşınmaz satışının geçersiz ve tapu tescilinin yolsuz olduğu yönündeki tespitine itibar edilmesinin mümkün olmadığı, davalı ... tarafından esas sözleşmedeki yetkisi kapsamında şirket imza sirküleri ile tapuda satışın gerçekleştirildiği, şirketin asıl faaliyet amacının her türlü gayrimenkul alım satımı olması ve davalı ...'ın tek başına şirketi temsil ve ilzam yetkisi bulunması nedeniyle dava konusu davacı şirkete ait taşınmaz hisselerinin davalılara satım ve tapuda devir yapılmasında herhangi bir muvazaa ve hukuka aykırılık bulunmadığı, bunun için ayrıca genel kurul kararı gerekmediği, sunulan hukuki mütalaanın da bu hususu desteklediği, satış tarihi itibariyle değerinin altında bir satımdan da söz edilemeyeceği sabit olduğundan davacılar tarafından muvazaaya dayalı tapu iptal ve tescil davasının ispata elverişle delillerle ispatlanamadığı, davacının terditli talep ettiği taşınmazların bedelinin tahsiline yönelik talep yönünden ise dinlenen tanık beyanları ile dava konusu olan davacı şirkete ait taşınmaz hisselerinin davalılara satımı ve tapuda devri sonrası bedellerinin tahsil edildiği ve hak sahipleri olan davacı şirket ortaklarına ödendiğinin beyan edildiği, davacı ... ve ...'ın kardeş olmaları nedeniyle taşınmaz hisse bedelinin davacı payına düşen kısmının davacıya ödendiği hususunun ispatında yazılı belge aranmayacağı, tarafların kardeş olmaları nedeniyle ödeme hususunun tanık beyanları ile ispatlanması mümkün olup, dinlenen tanıkların da beyanlarında davacı ...'ın payına düşen kısmı aldığı yönünde beyanda bulundukları bu haliyle davacı tarafça terditli talep yönünden de ispat koşulunun sağlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. DAVACI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;Mahkemece alınan bilirkişi raporunda müvekkili şirketin ticari defterlerinde taşınmaz satışına ilişkin bir kayda rastlanmadığı, müvekkili şirkete ait taşınmazların diğer ortak olan müvekkili ...'ın haberi olmadan, değerinin altında satılması ve satış bedelinin şirket hesaplarına konulmamasının, yapılan işlemin kötü niyetli olduğunu ve şirketi zarara sokma amacı ile yapıldığını gösterdiği, TTK'nın 318/2. maddesinde yer alan emredici nitelikteki düzenleme uyarınca Noterde düzenlenmiş olan imza sirkülerinin davalı...'a şirketi temsil yetkisi vermeyeceği, somut olaya TTK'nın 223. maddesinin uygulanamayacağı, davalı ...'ın en fazla tacir yardımcısı sıfatı ile hareket ettiğinin kabul edilebileceği, bu halde de taşınmazları devretme yetkisine sahip olmadığı, davalı ...'ın temsil yetkisinin olduğu kabul edilse dahi yapılan satış işlemlerinin muvazaalı olduğu, müvekkili şirketin taşınmazları devretme yönünde bir iradesi ve taşınmazların satışında herhangi bir menfaatinin bulunmadığı, yine taşınmazların gerçek değerinin altında bir bedel ile satıldığı, satış sözleşmesinde satıcı tarafın müvekkili şirket olduğu, dolayısıyla taşınmaz bedelinin alacaklısının da müvekkili şirket olduğu, davalı ... tarafından bedelin tümü ile müvekkili şirkete ödenmesi gerektiği, satış bedelinin müvekkili şirkete ödendiği hususunda bir delil olmadığı, müvekkili şirket ile davalı ... arasındaki ilişkide senetle ispat kuralının istisnasının bulunmadığı, Mahkemenin satış bedelinin müvekkili ...'a ödendiğine yönelik kabulünün hatalı olduğu, ayrıca satış bedelinin davacı ...'a ödendiğine dair tanık beyanının da yalan beyan olduğu, bu hususun bizzat tanık tarafından sunulan dilekçede beyan edildiği, bu sebeplerle karar hatalı olup kaldırılması gerektiğine ilişkindir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, komandit şirket ve komandite ortak tarafından, şirkete ait taşınmaz paylarının muvazaalı olarak devredildiği ve satış bedellerinin şirkete ödenmediğinden bahisle komanditer ortak ve alıcılara karşı terditli olarak tapu iptal ve tescil ile taşınmaz pay bedellerinin tahsili talebine ilişkindir. Dava ilk olarak İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmış, Mahkemece, 09/01/2020 tarihli, 2017/12 Esas ve 2020/28 Karar sayılı karar ile davanın reddine karar verilmiş, bu kararın davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 18/12/2022 tarihli, 2020/1808 Esas ve 2022/1838 Karar sayılı kararı ile; uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu, bu nedenle Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın esasına yönelik karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile HMK'nın 353/1-a3 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiş, Dairemizin kaldırma kararından sonra yargılamaya devam eden görevli İlk derece mahkemesince bu kez yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosya kapsamından; davacılar tarafından, davacı şirkete ait taşınmaz paylarının şirketin komanditer ortağı olan davalı ... tarafından değerinin altında bir bedel ile ve davacı komandite ortak ...'a haber verilmeksizin diğer davalılara satıldığı, satış bedellerinin şirkete ödenmediği, davacı şirketin taşınmazları devretme iradesinin ve bu yönde alınmış bir kararın olmadığı, davalı ortağın şirketi ve davacı ortağı zarara uğratma amacı taşıdığı ve diğer davalıların da davalı ortak ile birlikte hareket ettikleri, yapılan işlemlerin muvazaalı olduğunun iddia edildiği, davacı şirketin iki ortaklı komandit şirket, davacı ...'ın komandite ortak, davalı ...'ın ise komanditer ortak olduğu, şirketin faaliyet konusu içerisinde taşınmaz alım satımının da yer aldığı, şirket ana sözleşmesinin 6. maddesi ile davacı ... ile davalı ...'ın şirketi her konuda münferiden atacakları imza ile temsile yetkili olduklarının kabul edildiği ve bu husus ticaret siciline tescil edilerek imza sirkülerinin çıkarıldığı anlaşılmıştır.Komandit şirketlerin dışa karşı temsili TTK'nın 318. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre komandit şirketler kural olarak komandite ortak tarafından temsil edilir ve komanditer ortaklar, ortak sıfatıyla şirketi temsile yetkili olamazlar. Aynı maddenin devamına göre, kollektif şirketin temsil yetkisinin kapsamı ve sınırlandırılmasına ilişkin yasal düzenlemeler komandit şirketler hakkında da uygulanır. Bu itibarla komandit şirkette temsil yetkisinin kapsamının TTK'nın 233. maddesi uyarınca belirlenmesi gerekir ve bu madde uyarınca şirketi temsile yetkili kişilerin, şirketin işletme konusuna giren her türlü işi ve hukuki işlemi şirket adına yapma ve şirket unvanını kullanma yetkileri vardır. Yine komandit şirketler hakkında uygulanması gereken ve kollektif şirketlerde yönetimin kapsamını tayin eden 223. madde uyarınca, şirketin faaliyet konusuna dahil olması halinde taşınmazların satışı için oybirliği ile alınmış bir karar olmasına gerek bulunmamaktadır.TBK'nın 40. maddesi uyarınca; yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar.Temsilci, hukuki işlemi yaparken bu sıfatını bildirmezse, hukuki işlemin sonuçları kendisine ait olur. Ancak, karşı taraf bir temsil ilişkisinin varlığını durumdan çıkarıyor veya çıkarması gerekiyor ya da hukuki işlemin temsilci veya temsil olunandan biri ile yapması farksız ise, hukuki işlemin sonuçları doğrudan doğruya temsil olunana ait olur.Söz konusu yasal düzenlemeler bağlamında somut olayın değerlendirilmesinde; davacı şirketin esas sözleşmesi ile davalı ...'a şirketi her konuda münferit imza ile temsil yetkisinin verildiği ve bu hususun ilan ve tescil edildiği, davacı şirketin faaliyet konusu içerisinde taşınmaz alım satımının da yer aldığı ve bu itibarla şirkete ait taşınmazların, ortaklarca oy birliği ile alınmış bir karar olmaksızın satışının davalı ...'ın yetkisi dahilinde olduğu, davacı şirketin yetkilendirdiği temsilcisi tarafından yapılan işlemlerin sonuçlarının doğrudan şirketi bağlayacağı, daha açık bir ifade ile davacı şirket tarafından davalı ...'a verilen temsil yetkisinin geçersiz olduğunun üçüncü kişi olan ve taşınmazları devralan davalılara karşı ileri sürülemeyeceği, taşınmazların devrine ilişkin işlemlerin doğrudan davacı şirket tarafından yapılmış olduğu, yani işlemin tarafı bizzat davacı şirket olduğundan, davacı şirketin tarafı olduğu işlemin muvazaalı olduğunu ileri süremeyeceği ve bu sebeple taşınmazların, devralan davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile kendisi adına tescilini talep edemeyeceği, öte yandan davalı ... tarafından, davacı şirket adına yapılan taşınmaz satış işleminin bedeli yine davacı şirket adına davalılardan tahsil edildiğinden, davacı şirketin devralan davalılar tarafından taşınmaz bedelinin kendisine ödenmediğini de iddia edemeyeceği ve bu davalılardan bedel talebinde bulunamayacağı, davacı komandite ortak tarafından, devralan davalılara karşı, devir işlemlerinin bizzat tarafı olan davacı şirketin muvazaalı işlem yaptığı iddia edilemeyeceği gibi, devralan davalılarca satış bedelleri ödenmiş olduğu ve davacı ortak bizzat işlemin tarafı olmadığından bedel talebinde de bulunamayacağı, açıklanan sebeplerle davacı şirket ve davacı komandite ortak tarafından davalılar ... ve ...'a karşı açılan davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik olmadığı, davalı ...'ın davacı şirketin yetkili temsilcisi olduğu ve şirket adına yapmış olduğu işlemde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, davacıların;taşınmazların, şirketin yetkili temsilcisi olan davalı ... tarafından şirketi zarara uğratma kastı ile devredildiği ve satış bedeli alınmış olmasına rağmen şirkete ödenmediğine yönelik iddialarının, şirket yöneticisinin sorumluluğuna dair bir iddia olduğu, TTK'da komandit şirket yöneticilerinin tazminat sorumluluğuna ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği, buna göre davacı şirket ortağının, şirket ile temsilcisi arasındaki hukuki ilişkiye aykırılık iddiası ile gerek kendisi, gerekse şirket adına bir talepte bulunamayacağı, dolayısıyla Mahkemece davacı ... tarafından, davalı ...'a karşı açılan davanın reddine karar verilmesinin de isabetli olduğu, davalı ...'ın davacı şirketin yöneticisi olması sebebiyle şirket ile aralarındaki ilişkiye vekalete ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği, her ne kadar davacı şirket tarafından, şirketin taşınmazları devretme iradesinin bulunmadığı ve taşınmaz satış bedelinin ... tarafından şirkete ödenmediği, ticari defterlere kaydedilmediği iddia edilmiş ise de, şirketin iki ortaklı olduğu ve şirketin ortakları ve kardeş olan davacı ... ile davalı ... arasındaki anlaşma uyarınca taşınmazların satıldığı, bedelinin doğrudan ortaklara ödendiği yani ortaklar arasında paylaşım yapıldığı hususları tanık beyanları ile ispat edildiğinden, davacı şirket tarafından davalı ...'a karşı vekilin vekalet yetkisi ve temsil borcunu kötüye kullandığının ileri sürülemeyeceği ve taşınmazların satış bedelinin talep edilemeyeceği, Mahkemece davacı şirket tarafından davalı ...'a karşı açılan davanın reddine karar verilmesinin de usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 24/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.