Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/6299 E. 2026/3170 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6299
Karar No
2026/3170
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/777 Esas, 2025/1376 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/309 E., 2022/14 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait olan dava konusu tescilsiz traktörün 25.02.2013 tarihinde şirket yetkilisinin izni ve onayı olmaksızın davalıya devredildiğini, satış faturasında şirket kaşesi üstünde atılı olan imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, araç satış ve devrinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek traktörün davacıya teslimine, bunun bunun mümkün olmaması halinde 72.500,00 TL traktör bedelinin faizi ile birlikte tahsiline, aracın kullanım bedeli olarak dava tarihinden itibaren hesaplanacak günlük ecrimisil bedelinden şimdilik 1.000,00 TL'nin yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı şirketin iş işleyişini bilemeyeceğini, düzenlenen faturaya istinaden aracın tescil edildiğini, vergi dairesine beyanların verildiğini, aradan 19 ay geçtikten sonra dava açılmasının iyiniyetle bağdaşmayacağını, dava konusu traktörün müvekkiline 26.02.2013 tarihli fatura ile verildiğini faturada davacı şirketin kaşesinin bulunduğunu, müvekkilinin imza sahteliğini anlayacak bilgisi bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu aracın satışına ilişkin 23.02.2013 tarihli sözleşmenin taraflarının ... Tarım ... ile ... olduğu, sözleşmede davacı şirket kaşesinin de yer aldığı, sonrasında davacı şirket adına düzenlenen fatura ile noter satış işlemlerinin gerçekleştirildiği, bu satış işleminden kaynaklanan bedelin dava dışı ...'a ödendiği, davacı şirket yetkilisi ...'ın Tekirdağ Cumhuriyet Savcılığında "...'in, davacı şirket yetkilisinin Tekirdağ'da bulunmadığı süre zarfında şirket işlerine baktığı" yönünde ifade verdiği, faturanın şirkete ait olduğunu ancak fatura üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını beyan ettiği, bir dönem davacı şirkette çalışan ... ... Tekirdağ Cumhuriyet Savcılığında alınan ifadesinde "kendisinin çalıştığı dönemde şirketin başında ... durduğu, kendisinin bazen Kızıltepe' de olduğu, şirketin başında olmadığı zamanlar herhangi bir araç satışı söz konusu olduğunda kendisine telefonla bilgi verildiği ve satılan ürünün faturasının şirket çalışanları tarafından kesildiği, fakat bu iş için özel olarak görevlendirilmiş veya yetkilendirilmiş herhangi bir kimsenin olmadığını" belirttiği, sözleşme tarihi itibariyle sözleşmeyi imzalayan ...'in davacı şirkette sigortalı olarak çalıştığı, dava konusu aracın davacı şirkete ait işyerinde yapılan satış işleminde, davacı şirkette çalışan ... isimli kişinin şirketi temsile yetkili olduğuna dair resmi olarak verilmiş bir temsil yetki belgesi bulunmasa da, bu kişinin davacı şirkette sigortalı olarak çalıştığı, şirket yetkilisinin şehir dışında olduğu süre zarfında şirketin işlerini yürüttüğü, davacı şirketin de dava dışı ... isimli kişinin şirketi temsil niteliğinde işlemler yapmasına muvafakat etmek suretiyle temsil ilişkisine zımnen icazet verdiğinin anlaşıldığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 40. maddesinde " Yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar.Temsilci, hukuki işlemi yaparken bu sıfatını bildirmezse, hukuki işlemin sonuçları kendisine ait olur. Ancak, karşı taraf bir temsil ilişkisinin varlığını durumdan çıkarıyor veya çıkarması gerekiyor ya da hukuki işlemi temsilci veya temsil olunandan biri ile yapması farksız ise, hukuki işlemin sonuçları doğrudan doğruya temsil olunana ait olur. " hükmünün bulunduğu, somut olayda ...'in işlemleri yapmaya yetkili temsilci olduğunun davalı tarafından kabul edilmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğu ve aksini düşünmenin iyi niyet kuralları ile bağdaşmayacağı, ayrıca davalı tarafın traktör bedelini de kendisine bildirilen kişiye ödediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tescilsiz traktörün satım faturasını düzenleyen ...'in şirketin çalışanı olduğu, satımın davacı şirketi temsilen yapıldığı bu nedenle TBK'nın 40 ve devamı maddelerindeki temsil yükümlerinin uygulanması gerektiği, ... tacir yardımcısı olup, dışarı karşı oluşturulan bu temsil durumuna göre yapılan işlemlerin üzerinden uzunca bir süre geçtikten sonra inkâr edilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, davacı şirkete ait gerçek faturanın ve kaşenin bu işte kullanılmış olmasının esasen işlemin şirketin bilgisi dâhilinde yapıldığını gösterdiği, Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığınca işlemi yapan ... ve ... hakkında sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmış olmasının davanın sonucuna bir etkisinin bulunmadığı, zira davalı şirket veya yetkililerinin herhangi bir suçu nedeniyle haklarında kamu davası açıldığına ilişkin bir bilgi bulunmadığı, tacir yardımcısının yapmış olduğu işlem nedeniyle, şirkete ait gerçek fatura ve sevk irsaliyesinin kullanılmasının, satım işleminden sonra uzunca bir süre işlere itiraz edilmeden sessiz kalınmasının satış işlemine icazet verildiği anlamına geldiği, Mahkemece değerlendirildiği üzere, bir kişinin yetkisi olmadığı halde bir işlemi yapması halde bu işlemin temsil olunanı bağlayacağı, bu temsil hükmüne göre yapılan işlemde yasaya aykırı bir yön bulunmadığı ve davalının kazanımının korunması gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalıya satılan traktörün iadesi, mümkün olmazsa bedelin tahsili ve ecrimisil bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 03.06.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/6299, K. 2026/3170, T. 03.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-6299-e-2026-3170-k-8bbe029653b3