Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/971 E. 2026/1439 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/971
Karar No
2026/1439
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/971 KARAR NO : 2026/1439

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/01/2023 NUMARASI : 2020/776 Esas 2023/10 Karar DAVA : MENFİ TESPİT BAM KARAR TARİHİ : 16/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 17/06/2026

Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhine davalı tarafından İzmir 17.İcra Müdürlüğü'nün 2020/4914 Esas sayılı dosyasında yapılan takibin usule aykırı olduğunu, söz konusu icra takibine konu alacakların 1.709,63 TL dışındaki 122.473,61 TL'lik kısmının haksız ve bu kısım için bir ticari ilişki ve borç bulunmadığını, ancak anılan cari hesap dökümünün gerçeği yansıtmadığı gibi, sözü geçen faturaların da dosyaya sunulmadığını, ayrıca, davalı tarafça sunulan cari hesap dökümünün kabulü anlamına gelmemesi kaydıyla, hesap dökümünde dahi görünen borç bedelinin 83.212,49 TL olduğunu, ancak, davalının başlatmış olduğu İzmir 17.İcra Müdürlüğü'nün 2020/4914 Esas sayılı takipte görünen bakiye alacak ve fatura bedelinin 83.212,49 TL ile 40.970,75 TL olarak belirlendiğini, halbuki bizzat kendi sundukları cari hesap dökümünde dahi 2. bedelin alacak olarak görünmediğini, davalı alacaklı şirket nezdinde böyle bir borcun olmadığını, icra dosyasına sunulan cari hesap dökümünün ve taleplerinin çelişkili ve tutarlı olmadığını, tarafların kendi kayıt ve defterlerinin kendi aleyhlerine kesin delil teşkil etmediğini, ayrıca bakiye alacak olarak görünen 83.212,49 TL tutarında bir borcun da yargılama sırasında ispatlanacağı üzerine bulunmadığını, sadece müvekkili firma defterlerinde eski ilk ticari ilişkinin olduğu dönemden kalma 1.719,63 TL tutarında bir alacak göründüğünü, müvekkilinin faturalarda bedellerin anlaşma dışında yüksek yazıldığı itirazını şifai olarak davalı firmaya yaptıklarını, ancak bir araya gelip yazılı mutabakat yapmadıklarını bu nedenle 1.709,63 TL'yi kabul ettiklerini, diğer 122.473,61 TL tutarındaki icra takip bedelini de kabul etmediklerini, böyle bir ticari ilişkinin, alışveriş dolayısıyla herhangi bir borcun da bulunmadığını belirterek, davanın kabulü ile, İzmir 17.İcra Müdürlüğü'nün 2020/4914 Esas sayılı icra takibinin 1.709,63 TL dışındaki 122.473,61 TL'lik kısım için borçlu olmadıklarının tespitine; alacağın % 20'sinden az olmamak kaydıyla davalının kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket aleyhine İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün 2020/4914 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını ve takibin kesinleştiğini, davacı şirketin icra dosyasına konu alacağa yönelik olarak dava açtığını, bu davanın haksız olduğunu, davacı şirketin, takip konusu ettikleri cari hesap dökümü ve faturaya dayalı icra takibindeki borç miktarına ve faize itiraz ettiğini, borç miktarının yalnız 1.709,63 TL'lik kısmını kabul ettiklerini, oysaki dosya ve ödeme ekinde sunulan cari hesap dökümünde yer alan faturaların tamamının davacı şirketin bilgisi dahilinde düzenlendiğini, fatura konusu malların tamamının davacı şirkete teslim edildiğini, takip alacak miktarları konusunda da bir ihtilaf bulunmadığını, cari hesap dökümündeki 83.212,49 TL bakiye alacak miktarı olduğunu, diğer kalem 40.970,75 TL'nin ise cari hesap dökümünün son tarihinden dava tarihine kadarki süreçte işleyen faize ilişkin olduğunu, bu kalem alacağın faiz olduğunun açıkça belirtildiğini ve takip talebinde açıkça yer aldığını, müvekkili şirket ile davacı yan arasındaki cari hesap dökümünün, yoğunluklu olarak davacı şirketin Manisa Celal Bayar Üniversitesi'ndeki ve Akhisar'daki Şantiye işlerine sağlanan mal bedellerini yansıttığını, müvekkilinin ağırlıklı olarak elektrik malzemeleri sattığını, davacı şirkete de bu yönde mal sağladığını, takibe dayanak cari hesap dökümündeki 01.01.2016 - 09.02.2017 tarihleri arasındaki düzenlenmiş tüm faturaların davalı şirketin Manisa Celal Bayar Üniversitesi'ndeki ve Akhisar'daki Şantiye işlerinde kullanılmak üzere temin edildiğini, davacı şirketin iddia ettiği üzere müvekkili şirket ile davacı arasında 01.01.2016 - 09.02.2017 tarihleri arasında ticari alışveriş olduğunu, davacının bir diğer iddiasının ise faturaların tek taraflı düzenlendiği ve davacı şirkete tebliğ ve teslim edilmediğine ilişkin olduğunu, sunulan irsaliyelerden görüleceği üzere ilgili faturaların davacı şirket tarafından teslim alındığını ve altının imzalandığını, imzalayan şahsın adının "...." olduğunu, davacının dilekçesinde bu şahsın çalışanları olmadığını, bağımsız bir elektrikçi olması hasebiyle kendi namına mal alımı yapmış olabileceğini belirttiğini, davacı şirketin fatura bedellerinden ve ilgili faturalardan haberi olduğunu, bu konunun ikrar edildiğini, zira ....'in kabul anlamına gelmemek kaydıyla şirket çalışanı olmasa bile şirket adına ve şirket yetkililerinin bilgisi dahilinde irsaliye ve fatura teslim aldığını, bu hususun şirket yetkililerince kabul edildiğini, davacının haberdar olduğu ve teslim almasına muvafakat verdiği faturalara ilişkin 8 günlük sürede itiraz etmediğini, her ne kadar şifahen itiraz edildiği söylense de bu hususun gerçeği yansıtmadığını, itirazın ancak yazılı delil ile ispat edileceğini davacının dosyaya sunduğu evraklarda böylesi bir itiraz ya da ihtirazi kayıt şerhi bulunmadığını, ayrıca .... tarafından teslim alınan faturaların yine ....'in şahsi işlerine kullanıldığı iddiasının da ispatının gerektiğini, müvekkili tarafından davacı şirket adına düzenlenen faturaların Manisa Celal Bayar Üniversitesi'ndeki ve Akhisar'daki Şantiye işlerinde kullanılmak üzere ticareti yapılan mallara ilişkin olduğunu belirterek, davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesi talep edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince ".... Dava; icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. Yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Davacı taraf, davalının İzmir 17.İcra Müdürlüğü'nün 2020/4914 Esas sayılı dosyasında davacı aleyhine başlattığı icra takibine konu alacağın 1.709,63 TL dışındaki 122.473,61 TL lik kısmının haksız olduğunu, bu kısım için bir ticari ilişki ve borç bulunmadığını, takibe konu edilen cari hesap dökümünün gerçeği yansıtmadığını belirterek davacı hakkında yürütülen İzmir 17.İcra Müdürlüğünün 2020/4914 E. sayılı icra takibinin 1.709,63 TL dışındaki 122.473,61 TL'lik kısmı için davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava ettiği, Davalı taraf ise, cari hesap dökümünde yer alan faturaların tamamının davacı şirketin bilgisi dahilinde düzenlendiğini, fatura konusu malların tamamının davacı şirkete teslim edildiğini, davalı şirket ile davacı yan arasındaki cari hesap dökümünün yoğunluklu olarak davacı şirketin Manisa Celal Bayar Üniversitesi'ndeki ve Akhisar'daki şantiye işleri nedeniyle davacıya satışı yapılan elektrik malzemeleri satışına dayalı olduğunu, faturaların davacı şirket tarafından teslim alındığı ve altının imzalandığını, imzalayan şahsın adının "...." olduğunu, ....'in kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı şirket çalışanı olmasa bile şirket adına ve şirket yetkililerinin bilgisi dahilinde irsaliye ve fatura teslim aldığını, bu hususun şirket yetkililerince kabul edildiğini, davacının haberdar olduğu ve teslim almasına muvafakat verdiği faturalara ilişkin 8 günlük sürede itiraz etmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının İzmir 17.İcra Müdürlüğü'nün 2020/4914 Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibi nedeniyle cari hesap ve faturalara dayalı olarak davalıya borçlu olup olmadığı, davalı tarafça davacıya cari hesap ve faturalara konu malların tesliminin yapılıp yapılmadığı noktasında toplandığı, taraflara ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan inceleme neticesinde hükme esas alınan kök ve ek bilirkişi raporlarına göre, davacıya ait ticari defter ve kayıtlara göre davacının davalıya 1.719,63 TL borçlu olduğu; davalı ticari defterlerine göre ise davacının davalıya 83.212,49 TL borçlu olduğunun görüldüğü, tarafların defter kayıtlarındaki faturaların birbiriyle uyumlu olmadığı, tarafların defterleri arasındaki farkın davalının düzenleyip kendi defterlerine kaydettiği 69.502,86 TL bedelli toplam 26 adet faturanın davacı defterinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığının belirtildiği, davacı defterlerinde kayıtlı olmayan 26 adet fatura içeriği ürünlerin ....'e teslim edildiğinin anlaşıldığı ancak tanık olarak dinlenen ...'in beyanlarının çelişkili olduğu tanık ....'in SGK kayıtlarına göre hem davacı hem de davalıya ait işyerlerinde çalıştığı, davalı tarafça davacıya düzenlenen faturaların düzenlendiği tarih aralığında 11.09.2015-18.02.2016 tarihleri arasında yaklaşık 5 ay davalı şirkette sigortalı olarak çalıştığının anlaşılması karşısında davacı defterlerinde kayıtlı olmayan ve tanık ....'e teslim edilen 26 adet fatura içeriği ürünün davalı tarafça davacıya teslim edildiğinin kabul edilemeyeceği, Mahkememizce davalının yemin deliline dayandığından davacıya yemin teklif etme hakkı bulunduğunun hatırlatıldığı, ancak davalı tarafça davacıya yemin teklifinde bulunulmadığı, bu durumda davalının davacı defterlerinde kayıtlı olmayan 26 adet 69.502,86 TL bedelli fatura içeriği ürünleri davacıya teslim ettiğini ispatlayamadığı, bu durumda davalının düzenlediği fatura toplamı olan 421.390,49 TL 'den teslimi ispatlanmayan 69.502,86 TL fatura mahsup edildiğinde toplam fatura bedelinin 351.887,63 TL olduğu, bundan davacı tarafça yapılan 338.178,00 TL ödeme mahsup edildiğinde 13.709,63 TL davacının borcunun bulunduğu, bu miktara göre davalının TTK 1530 maddesinin 4. Fıkrasına göre 6.779,79 TL faiz talep edebileceği, oysa davalı tarafça davacıdan İzmir 17.İcra Müdürlüğünün 2020/4914 Esas sayılı icra dosyasında 83.212,49 TL asıl alacak ve 40.970,75 TL işlemiş faiz talep edildiği anlaşılmakla, davacının davasının kısmen kabulü ile, davacının İzmir 17.İcra Müdürlüğünün 2020/4914 Esas sayılı icra dosyasında 69.502,86 TL asıl alacak ve 34.190,78 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 103.693,64 TL davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, davalının takipte kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davacının kötüniyet tazminat isteminin reddine karar verilmiş ve aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur. "şeklindeki gerekçe ile "Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile, Davacının, İzmir 17.İcra Müdürlüğünün 2020/4914 Esas sayılı icra dosyasında 69.502,86 TL asıl alacak ve 34.190,78 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 103.693,64 TL davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, fazlaya ilişkin istemin reddine, Davacının kötüniyet tazminat isteminin reddine" karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki ticari ilişkinin19/09/2015-09/02/2017 tarihlerini kapsadığını, bu süre içinde aralıksız devam eden ticari ilişki içinde müvekkili şirketten alınan mal bedelleri nedeni ile davacı şirkete toplam 72 adet satış faturası kesildiğini, fatura edilen tüm alışverişlerde satışa konu malları davacı şirket adına ....'in teslim aldığını, davacı tarafın bu faturalardan 26 tanesindeki malların kendilerine teslim edilmediği için borçlu olunmadığını iddia ettiğini, dosyada mübrez bilirkişi kök ve ek raporuna göre; taraflar arasındaki uyuşmazlığa konu faturalardaki malların tümünün .... tarafından teslim alındığını, taraflar arasındaki uyuşmazlığın bu faturalardaki malların .... tarafından teslim alınmasının davacı şirket için borç doğurup doğurmayacağı noktasında toplandığını, bir kimsenin kendisi adına yapılan işlemlerle borç altına girebilmesi bakımından genel nitelikteki Kanun olan 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'ndaki hükümlerin gözetilmesi gerektiğini, 6098 sayılı TBK'nun 40.maddesinde; "Yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar. Temsilci, hukuki işlemi yaparken bu sıfatını bildirmezse, hukuki işlemin sonuçları kendisine ait olur. Ancak, karşı taraf bir temsil ilişkisinin varlığını durumdan çıkarıyor veya çıkarması gerekiyor ya da hukuki işlemi temsilci veya temsil olunandan biri ile yapması farksız ise, hukuki işlemin sonuçları doğrudan doğruya temsil olunana ait olur." hükmünü içerdiğini, "Temsil yetkisinin içeriği ve derecesi" başlıklı TBK'nun 41 maddesinde; "...temsil hukuksal bir işlemden doğmuşsa, temsil yetkisinin içeriği ve derecesi o hukuksal işleme göre belirlenir." , "Yetkinin sınırlanması ve geri alınması" başlıklı 42.maddesinde; "Temsil olunan verdiği yetkiyi üçüncü kişilere açıkça veya dolaylı biçimde bildirmişse, bu yetkiyi tamamen veya kısmen geri aldığını onlara bildirmediği takdirde, yetkinin geri alındığını iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri süremez." hükümlerinin yer aldığını, TBK'nun "Ticari Temsilci" düzenlemesini içeren 547.maddesi ; "Ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere, açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişidir." hükmünü içermektedir. "Temsil yetkisinin sona ermesi" başlıklı 550.maddesinde ise " Temsil yetkisinin verildiği ticaret siciline tescil edilmemiş olsa bile, sona erdiği tescil edilir. Temsil yetkisinin sona erdiği ticaret siciline tescil ve ilan edilmediği sürece, bu yetki iyiniyetli üçüncü kişiler için geçerliliğini korur." hükmünün yer aldığını, taraflar arasında ihtilaf konusu olmayan tüm alımların davacı şirket adına .... tarafından yapıldığını, dosyada mübrez bilirkişi raporlarında müvekkili şirket defterlerinde davacı adına kesilmiş toplam 72 adet mal alım faturası bulunduğunun tespit edildiğini, bilirkişi raporlarında belirtildiğini ve dosyaya sunulan sevk irsaliyelerinde de açıkça görüldüğü üzere anılan 72 adet faturaya konu olan malların hemen hepsinin .... tarafından davacı şirket adına teslim alındığını, davacı şirketin, ... tarafından teslim alınan bu mal alışverişlerinden 46 tanesini kabul ettiğini, ....'in teslim aldığı 26 adet faturaya konu mal alımının ise, kabul etmediğini, taraflar arasındaki ihtilafsız alımlardaki mal teslimini .... aracılığıyla yapan ve bu alışverişleri kabul eden davacı ticari şirketin, ....'i müvekkili şirketten yapılan bu alım işlemleri için ticari temsilci veya ticari vekil olarak tayin ettiğini, ticari temsilci veya vekil sıfatıyla yapılan bu işlemlerin 46 kez tekrarlanmış olmasının ve bu durumun davacı şirketin defterleriyle sabit olmasının, davacı şirket tarafından yapılan bu temsilci veya vekil atamasının, örtülü bir atamadan çok daha güçlü bir şekilde kabul edildiğini gösterdiğini, taraflar arasındaki ticari alış veriş süresince .... tarafından yapılan alımları büyük oranda kabul eden davacı şirketin, hiçbir ihtar veya ihbarda bulunmaksızın, .... tarafından yapılan bir kısım alımları kabul etmemesinin ticari hayatın akışına ve iyiniyet kurallarına tamamen aykırı olduğunu, ayrıca TBK'nun 41.maddesine göre; "...karşı taraf bir temsil ilişkisinin varlığını durumdan çıkarıyor veya çıkarması gerekiyor..." ise "...hukuki işlemin sonuçları doğrudan doğruya temsil olunana ait olur." ve 42.maddesine göre "Temsil olunan verdiği yetkiyi üçüncü kişilere açıkça veya dolaylı biçimde bildirmişse, bu yetkiyi tamamen veya kısmen geri aldığını onlara bildirmediği takdirde, yetkinin geri alındığını iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri süremez." hükümlerini içeren yasal düzenlemelere göre de, davacı tarafından yapılan mal alımlarından sorumlu olunmadığı iddiasının dinlenilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın, kendisi adına 46 kez müvekkili şirketten yüklü miktarda mal alımı yapan ....'in , mal alım yetkisini geri aldığına dair müvekkili şirkete yazılı veya sözlü bir bildirimde bulunmadığı gibi, bu yönde bir belge veya delil de ibraz etmediğini, dolayısıyla ihtilafsız dönemde yapılan iş ve işlemlere icazet veren davacı şirketin, bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve basiretli bir tacirden beklenen uyarıyı yapmadığı sürece hukuki sorumluluğunun devam edeceğini, bu itibarla, yerel mahkemenin, taraflar arasındaki hukuki ilişkide .... tarafından teslim alınan malların bir kısmından davacı şirketin sorumlu olmadığı yolundaki kabulünün hukuki dayanaktan yoksun ve hatalı olduğunu, bilirkişi ek raporunun taraflarına tebliğ edilmediğini, müvekkilinin, dosyada görev yapan önceki vekillerini Bornova 5. Noterliği'nin 24/10/2022 tarihli, 25236 yevmiye sayılı yazısı ile azlettiğini, 28/11/2022 tarihli 2.ek bilirkişi raporunun azledilen vekillerden Avukat ....'e tebliğ edildiğini, dosyada vekaletlerinin olmasına rağmen taraflarına tebliğ edilmemesi nedeni ile bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunma imkanlarının olmadığını, savunma hakkını kısıtlayan bu uygulama nedeni ile de yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; davaya konu icra takibinden dolayı davacının davalıya dava değeri kadar borçlu olmadığının tespiti istemine yönelik menfi tespit davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde " Davacının davasının kısmen kabulü ile, davacının, İzmir 17.İcra Müdürlüğü'nün 2020/4914 Esas sayılı icra dosyasında 69.502,86 TL asıl alacak ve 34.190,78 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 103.693,64 TL davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının kötüniyet tazminat isteminin reddine" karar verilmiştir. İş bu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davaya konu İzmir 17.İcra Müdürlüğü'nün 2020/4914 esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden, davalı alacaklı tarafından, davacı borçlu hakkında 06.07.2020 tarihinde 83.212,49 TL bakiye asıl alacak, 40.970,75 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 124.183,24 TL üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, takip dayanağının ise "cari hesap dökümü ile fatura bedellerinin tahsili istemine ilişkin 83.212,49 TL" şeklinde gösterildiği görülmüştür. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; taraflara ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde hükme esas alınan kök ve ek bilirkişi raporlarına göre, davacıya ait ticari defter ve kayıtlara göre davacının davalıya kayden 1.719,63 TL borçlu olduğu, davalı ticari defterlerine göre ise davacının davalıya kayden 83.212,49 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, tarafların ticari defter kayıtlarındaki faturaların birbiriyle uyumlu olmadığı, tarafların defterleri arasındaki farkın davalının düzenleyip kendi ticari defterlerine kaydettiği 69.502,86 TL bedelli toplam 26 adet faturanın davacı ticari defterinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığının belirtildiği, davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmayan 26 adet fatura içeriği ürünlerin ....'e teslim edildiğinin anlaşıldığı, ancak tanık olarak dinlenen ...'in beyanlarının çelişkili olduğu, tanık ...'in SGK kayıtlarına göre hem davacı hem de davalıya ait işyerlerinde çalıştığı, davalı tarafça davacıya düzenlenen faturaların düzenlendiği tarih aralığında 11.09.2015-18.02.2016 tarihleri arasında yaklaşık 5 ay davalı şirkette sigortalı olarak çalıştığının anlaşılması karşısında davacı defterlerinde kayıtlı olmayan ve tanık ....'e teslim edilen 26 adet fatura içeriği ürünün davalı tarafça davacıya teslim edildiğinin kabul edilemeyeceği, davalının yemin deliline dayandığından davacıya yemin teklif etme hakkı bulunduğunun hatırlatıldığı, ancak davalı tarafça davacıya yemin teklifinde bulunulmadığı, bu durumda davalının davacı defterlerinde kayıtlı olmayan 26 adet 69.502,86 TL bedelli fatura içeriği ürünleri davacıya teslim ettiğini ispatlayamadığı, bu durumda davalının düzenlediği fatura toplamı olan 421.390,49 TL 'den teslimi ispatlanmayan 69.502,86 TL fatura mahsup edildiğinde toplam fatura bedelinin 351.887,63 TL olduğu, bundan davacı tarafça yapılan 338.178,00 TL ödeme mahsup edildiğinde 13.709,63 TL davacının borcunun bulunduğu, bu miktara göre davalının TTK 1530 maddesinin 4. fıkrasına göre 6.779,79 TL faiz talep edebileceği, oysa davalı tarafça davacıdan İzmir 17.İcra Müdürlüğü'nün 2020/4914 Esas sayılı icra dosyasında 83.212,49 TL asıl alacak ve 40.970,75 TL işlemiş faiz talep edildiği anlaşılmakla davacının davasının kısmen kabulü ile, davacının İzmir 17.İcra Müdürlüğünün 2020/4914 Esas sayılı icra dosyasında 69.502,86 TL asıl alacak ve 34.190,78 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 103.693,64 TL davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalının takipte kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davacının kötüniyet tazminat isteminin de reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/01/2023 tarih ve 2020/776 Esas 2023/10 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 7.083,31 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 1.770,90 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 5.312,41 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 7-Kararın resen taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/971, K. 2026/1439, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-971-e-2026-1439-k-5cb2ac1e0514