Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/978 E. 2026/1467 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/978
- Karar No
- 2026/1467
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/978 KARAR NO : 2026/1467
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/02/2023 NUMARASI : 2017/751 Esas 2023/149 Karar DAVANIN KONUSU : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 17/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 17/06/2026
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin Manisa ilinde faaliyet gösteren .. hastanesinin işletmecisi olduğunu, davalının ise 05/01/2012 tarihli Nükleer tıp Tetkikleri Hizmet Alım Sözleşmesi başlıklı sözleşme ile davacı şirketin yönlendirdiği hastalara Sintigrafi ismi ile anılan tıbbı hizem sunan ... ismil şubenin işletmecisi olduğunu, taraflar arasındaki iş bu akit ile davacı şirketten hizmet almakta, aldığı hizmet karşılığında davalı şirket, davacı şirkete fatura tanzim etmekte, davacı şirkette almış olduğu bu hizmeti Sosyal Güvenlik Kurumuna fatura etmekte ve tahsil ettiği hizmet bedeli ile de davalı şirkete ödeme yapmakta olduğunu işleyişlerin bu şekilde gerçekleştiğini, anlaşmanın taraflar arasında yapıldığı tarihte davacı şirkettin ortakları, ..., ...., ...., ..., ... .,.. ., ... olduklarını , şirket o tarihlerde ekonomik zorluklar yaşamata ve hastaneyi işletebilmek için çaba sarfetmekte olduğunu, davalı şirketin o tarihteki sahibi ..., davacı şirkete ortak alabileceğini beyan ettiğini bunun üzerine müvekkil şirketin diğer ortakları ile bir araya gelerek anlaşma yapıldığını , ortak olduktan sonra gerek şirkete kredi sağlamak gerekse sermaye koymak suretiyle şirketin ekonomik zorluklarını giderilmesine yardımcı olmak olduğunu, davalı şirketin sahibi ... diğer hissedarların hisselerini satın alarak davacı şirkete ortak olduğunu, peyder pey olarak toplam 378.000 TL sermaye avansı adı altında davacı şirkete para transferi yaptığını, bir süre sonra davalı şirketin sahibi ... , hisselerinin bir kısmını ..., ... ve ... e kasım 2013 yılında 522.225 TL ye devrettiğini ancak halen davacı şirket ile ortaklığının devam ettiğini, ... sahibi olduğu davalı şirket 1.298.000 TL civarında ... İzmir ...Şubesinden rotatif kredi çekerek, davacı şirkete borç verdiğini bu kredi borcu ortaklardan ... teminat olarak kendi taınmazını ipotek olarak verdiğini, bu kredinin davalı şirket tarafından çekilerek davacı şirkete borç olarak verildiği tarihinin 02/05/2012 tarihi olduğunu bu kredinin dönem sonu faizleri, davlı şirket tarafından fatura edilmiş ve davacı şirket tarafından düzenli olarak ödendiğini, kredi bora ilişkin olarak bu güne kadar toplam 200.000 TL davalı şirkete ödeme yapıldığını, davalı şirketin alacağı hizmetlere mahsup edilmek şartı ile davacı işrket borçlandırılmış ve her ay 80.300 TL tutarında davalı lehine bonolar peşinen alınmıştır, 09/09/2014 keşide tarihli 119,120 TL meblağlı bir çek ve her biri 80.300 TL meblağlı toplam 33 adet bononun davalı uhdesinde bulunduğunu, bu güne kadar davacı şirket tarafından davalı şirkete 1.286.978,95 TL ödeme yapıldığını, oysa davalı şirketten bu güne kadar alınan hizmet toplamı bu bedelin çok çok altında olduğunu beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Taraflar arasında imzalanan "Nükleer Tıp Tetkikleri Hizmet Alım Sözleşmesi" çerçevesinde ticari ilişkinin başlangıç tarihinden itibaren toplamda 4.214.624,62 TL davalı şirkete tıbbi görüntüleme hizmeti verildiği, Bu hizmetlerin 1.923.511,28 TL + KDV dahil olmak üzere toplamda 2.077.392,19 TL' Faturalı ve geriye kalan 2.137.232,43 TL kısmı da 6736 sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması Kanunu " çerçevesinde faturasız alacak olduğu, Bu ticari ilişki süresince davacı tarafından yapılan toplam ödeme miktarı 1.412.168,95 TL olduğu, davacı taraf, faturalı alacaklarından 665.223,24 TL kısmını, faturalandırılmayan 2.137.232,43 TL ve 2011 yılından devreden bakiye alacak 47.690,17 TL olmak üzere toplam 2.850.145,00 TL davalı şirketin bakiye borcu bulunmakta olduğu ihtar edidiği ve bu ihtar karşı tarafa 30.12.2016 tarihinde dava tarihinden önce tebliğ edildiği, rilen hizmetletin dökümleri hasta isimleri, verilen hizmetlerin nitelikleri, yapılacak tetkikleri belirten davacı tarafından düzenlenen istem kağıtları, hasta filmleri ve raporları her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarında mevcut olduğu, bu hususun ihtarnamede açıkça dile getirildiği, Davacı taraf kendi defter ve kayıtları ile bunu tespit etmesi mümkünken tespit davası açmasında hukuki yarar olmadığı, davalı şirketin, "Nükleer Tıp Tetkikleri Hizmet Alım Sözleşmesi"'ne istinaden davalı şirketin kredibilitesinin olmaması nedeniyle toplamda 1.415.000,00 TL kredi kullanmış ve davacı şirkete aktardığı, Davacı şirket, söz konusu kredinin sözleşme gereğince ana para ve faizlerinin ödemesi gerekirken başlangıçta bir kısım rotatif faizleri ödemiş daha sonra ödemeleri durdurması üzerine müvekkil şirket krediyi kendi adına kullanmış olması sebebiyle söz konusu krediye ilişkin ödemeleri kendi imkanları ile yapmak zorunda kaldığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...Dava, taraflar arasında yapılan sözleşmeye ilişkin alacak davasıdır. Elekronik Mühendisi ...., Finans Uzmanı ... ve SMMM ...'un 13/12/2021 Tarihli Bilirkişi Heyet Raporunda; Bankacı bilirkişi tarafından yapılan incelemede, davacının, davalıya krediden ötürü kalan borcunun 1.624.506,39 TL olduğu, elektronik mühendisi tarafından yapılan incelemede, 4.060.741,65 artı 324.859,33 %8 KDV olmak üzere toplamda 4.433.291,15 TL hizmet toplamı hesaplandığı, 280.634,25 TL davacının davalıya hizmet borcu alacağı tespit edildiği, SMMM bilirkişi tarafından yapılan incelemede, 1.905.140,64 TL davacının davalıya toplam borcu olacağı hesap edilmiş ise de; 1.905.140,64 TL hesap edilen davacının davalıya toplam borcundan, davalı defterlerinde kaydedilen, ancak davacı defterlerine kaydedilmeyen 2.890.100,00 TL tutarın da bakiyeden düşülmesi neticesinde 984.959,36 TL davalının davacıya borçlu olacağı hesap edilmiştir. Elekronik Mühendisi ...., Finans Uzmanı .... ve SMMM .....'un 02/01/2023 Tarihli Bilirkişi Heyet Raporunda; Bankacı Bilirkişi tarafından yukarıda yapılan hesaplamalara göre 2.037.985,85TL - 335.700,00TL = 1.702.285,85 TL Davacının Davalıya kalan kredi Borcu olacağı hesap edildiği, yapılan kredi KDV sine yapılan açıklamalar neticesinde, ödememesi gerektiği halde KDV’li düzenlenen finansman faturalarındaki 20.700,00.-TL tutarındaki KDV’nin Davacı ....tarafından ödendiğinden, kök raporda yapılan hesaplamada yanlışlık olmayıp, Rotatif kredi yansıtma faturalarının %18 KDV’sinden kaynaklanan 20.700 TL tutarın davacı kredi gideri geri ödemesine dahil edilmesinin hatalı olmadığının açık olduğu, davalı vekili KDV yönünden itirazının yerinde olmadığı görüş ve kanaati hasıl olup, 1.702.285,85.-TL Davacının Davalıya kalan kredi Borcu olacağı hesap edildiği, Davalı vekilinin kök rapora karşı “2.3-” beyan ve itirazı doğrultusunda tekrar hesaplama yapıldığında ise; 4.333.838,05.-TL davacının davalıya toplam borcu olacağı hesap edilmiştir. Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; davacının taraflar arasındaki alacak miktarının tespit edilerek alacaktan kimin sorumlu olduğunun tespitini talep ettiği, müspet tespit isteminin alacaklı olduğunu iddia eden kişinin ancak ileri sürebileceği, borçlu sıfatını haiz olan kişinin ancak mahkemede menfi tespit talep edebileceği, aksi durumun hukuki yarardan yoksun olduğu, zaten davacı vekiline dava dilekçesinde talep sonucunu açıklaması için süre verildiği, davacı vekilince verilen dilekçede de talep sonucunun yeterli açıklıkta bulunmadığı, ancak dilekçelerin irdelenmesi neticesinde aradaki hizmet sözleşmesi, davalı tarafa verilen bonolar, davalı şirket tarafından kullandırılan rotatif krediden dolayı davacının aradaki bakiye borçtan kimin sorumlu olduğunu tespitini istediği yönünde mahkememize talepte bulunduğunun, ancak dava dilekçesindeki açıklamalar kısmında davacı şirketin borçlu olmadığına yönelik beyanlarda bulunduğu bu haliyle talebin menfi tespit istemi olarak değerlendirildiği, finans, mühendis ve mali müşavir bilirkişi tarafından hazırlanan rapor neticesinde davacının davalıya 1.702.285,85 TL kredi borcunun, davacının davalıya aradaki hizmet ilişkisinden kaynaklı olarak 2.631.552,20 TL borcunun, finansman faturasındaki KDV den dolayı 20.700,00 TL borcunun kaldığının tespit edildiği, davacı şirket tarafından davalıya verilen bonolara dair davacının ödeme hususunu ispatlayamadığı gibi, davacı tarafça bonoların rızaen verildiği de beyanla sabit olduğu, davalı şirket yetkilisinin davacı şirkete olan borcunu ödememesi hususunun davalı şirketin yetkilisinin davada taraf olmaması ve uyuşmazlığın şirkete sermaye koyma borcuna yahut ortaklık ile ilgili bir husustan kaynaklanmadığı, dosya kapsamındaki belgeler ile birlikte davacının davalıya aradaki sözleşmeden, kıymetli evraktan ve rotatif krediden kaynaklı olarak borçlu olduğunun tespit edildiği, ilk raporda bir kısım işlem hatalarının bulunduğu, ayrıca davacı defterlerine kaydedilmediği gerekçesiyle aradaki bonolardan kaynaklı bedelin bakiye alacağa yansıtılmadığı, ancak deftere kaydedilmese dahi rızaen verilen bonolardan dolayı davacının sorumluluğunun devam ettiği, bu hususta bilirkişilerce yeniden uyuşmazlık konusu olan kredi, aradaki sözleşme ve bonolara dair hesaplama yapıldığı, yapılan hesaplama neticesinde davacının davalıya borçlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla davanın rotatif kredi, bonolar ve nüklee tıp hizmetine ilişkin davalıya borçlu olmadığının tespiti talepli olarak açtığı menfi tespit isteminin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' gerekçesi ile; HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1)Davanın REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan ve kredi kullanımından kaynaklanan 2 ayrı ilişkinin mevcut olduğunu, müvekkili şirket tarafından davalı şirkete verilen 36 adet bononun, davalının kullanmış olduğu kredilere istinaden davalı şirket tarafından teminat olarak verildiğini, söz konusu bonoların halen davalının uhdesinde bulunuyor olup, bu durumun davacı yanın da kabulünde olduğunu, ayrıca taraflar arasındaki ödeme kalemlerinden de anlaşılacağı üzere zaman zaman ödemeler söz konusu bonolara istinaden yapıldığını, davacı yanın söz konusu bonoların hizmet sözleşmesine istinaden verildiği hususunun taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, bu sebeple, bilirkişilerin hesaplama yaparken, söz konusu bonoların hizmet alım ücretine istinaden verildiğine ilişkin değerlendirme yapıp müvekkili şirketi borçlu göstermesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca, davacı yan ile müvekkili arasında imzalanan "Hizmet Alım Sözleşmesine" istinaden müvekkili şirket tarafından, belirtilen kadar hizmet alınmamasına rağmen davalı şirkete 1.286.978,95-TL ödeme yapıldığını, oysa, davalı şirketten bugüne kadar alınan hizmet toplamının bu bedelin çok çok altında olduğunu, davalı şirket tarafından verilen hizmet tutarları ve adetleri gerçek dışı olarak abartılarak fatura edildiğini ve bu nedenle gerçek dışı borç - alacak ilişkisi oluşturulmaya çalışıldığını, davacı şirketin, 08/12/2016 tarihli ve 5033 nolu toplam 427.211,01-TL'lik bir fatura tanzim ederek müvekkili şirkete gönderdiğini, ancak içerik ve miktar olarak gerçek dışı olan faturanın müvekkili şirket tarafından tanzim edilen Manisa 2. Noterliği'nin 19.12.2016 tarih ve 39984 Y. Numaralı ihtarı ile iade edildiğini, bu sefer, davacı şirket tarafından müvekkili aleyhine İzmir 23. İcra Müdürlüğü'nün 2016/17315 E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve söz konusu takibe müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, bilirkişilerin hesaplama yaparken bir hususu gözden kaçırdıklarını, davalı şirket sahibi olan ....'ın söz konusu krediyi sağlamakla davacı şirkete ortak olmak için sermaye borcunu yerine getirdiğini, dolayısıyla davalı şirketin yetkilisi ...’ın öncelikle müvekkili şirkete ortak olmak için koymuş olduğu sermaye bedelinin tespit edilmesi ve bu sermaye bedelinin söz konusu kredi borcundan mahsup edilmesi gerektiğini, zira bunun sadece bir borç alacak ilişkisi değil, aynı zamanda davalı şirket yetkilisi ...'ın söz konusu kredinin bir kısmını sermaye borcu olarak taahhüt etmesinden kaynaklandığını, bu sebeple ticaret sicil kayıtları ve müvekkil şirket sermaye kayıtlarının celp edilerek ...'ın sermaye borcunun ne kadar olduğu ve bu borcun ne şekilde ödendiği hususlarının da tespit edilmesi ve söz konusu sermaye bedelinin kredi borcundan mahsup edilmesinin gerektiğini, yerel mahkeme tarafından tüm bu hususlar gözardı edilmek suretiyle eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olup ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: Alacak istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Her ne kadar davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesince verilen karar istinaf edilmiş ise de; dosya istinaf aşamasındayken davacı şirketin Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/01/2026 tarih 2025/870 Esas, 2026/94 karar sayılı dosyasında iflasına karar verildiği, verilen kararın istinaf edilmekle Dairemizin 2026/725 esasına kaydedildiği, henüz inceleme aşamasında olduğu UYAP'tan yapılan incelemeyle anlaşılmaktadır. İİK nun 194. Maddesinde; " Acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir. Bu hüküm şeref ve haysiyete tecavüzden, vücut üzerinde ika olunan zararlardan doğan tazminat davaları ile evlenme, ahvali şahsiye veya nafaka işlerine müteallik ihtilaflara, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerle ilgili olarak açılmış olan hukuk davalarına tatbik olunmaz. Dava durduğu müddetçe zamanaşımı ve hakkı düşüren müddetler işlemez." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Dava; alacak davası olduğundan, dosya istinaf aşamasındayken davacı şirketin iflas etmesi nedeniyle İİK nun 194. Maddesi gereğince davanın durmasına karar verilmesi gerektiğinden ve davacı yönünden taraf teşkilinin de sağlanması gerektiğinden, iflasla birlikte vekalet görevi de kendiliğinden sona eren davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 355 ve 353/(1)-a-4. maddeleri gereğince ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/02/2023 Tarih,2017/751 Esas 2023/149 Karar sayılı kararın 353/1-a-4 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda yapılan açıklamalara göre davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine İADESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuran davacı vekili tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf maktu karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 6-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından alınan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 7-Davacı vekili tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/06/2026