İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/430 E. 2026/484 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/430
- Karar No
- 2026/484
- Karar Tarihi
T.C. ............ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/430 Esas - 2026/484 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ............ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2026/430 Esas KARAR NO : 2026/484 ........................... ............................. ..................................... ........................................... .................................................. .........................................................
DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) DAVA TARİHİ : 24/12/2024 KARAR TARİHİ : 11/06/2026 KARAR Y. TARİHİ : 12/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili şirket arasındaki ticari iş ilişkisi çerçevesinde düzenlenen faturaya konu borcun aralarında yapılan imzalı-kaşeli sözleşme uyarınca fatura tarihinden itibaren 1 hafta içinde ödenmesi gerekirken bugüne kadar taraflarına herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine davalı hakkında............... İcra Dairesi 2024/17056 Esas sayılı dosyasıyla faturaya dayalı olarak asıl ve ferileriyle birlikte tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takibi yapıldığını, davalının 12.12.2024 tarihinde borca, yetkiye itiraz ederek takibi durdurduğunu, bunun üzerine taraflarınca ticari iş olmasından kaynaklı olarak dava şartı arabuluculuk sürecine girildiğini ancak anlaşmanın sağlanamadığını, davalının ............ 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/826 Esas dosyasından verilen 12/12/2024 tarihli ara karar uyarınca konkordato ilan ettiklerini beyan ettiğini, alacağa vaki icra takiplerinin 04/12/2024 tarihinde başlatıldığını ve 09/12/2024'te tebliğ edildiğini, bu sebeple konkordato mühleti içinde başlatılan bir icra takibinin söz konusu olmadığını, davalının faturadan dolayı borçlu olduğunu, davalının takibe ilişkin yetki itirazında bulunduğunu, davalının yetkisizlik iddiasının yerinde olmadığını beyan ederek; borçlunun borca ve icra takibine yaptığı itirazının iptaline, takibin devamına, borçlunun takip konusu borcu işlemiş ticari faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın % 20’sindan az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; müvekkili şirket ile davacı arasında düzenlenen faturaya dayalı olarak............... İcra Dairesinde genel haciz yolu ile takip başlatıldığını, müvekkili şirketin takibe dayalı olarak gönderilen ödeme emrine yasal süresi içinde 12.12.2024 tarihinde itiraz ettiğini, aynı tarihte müvekkili şirket hakkında 13.12.2024 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 3 ay süreyle geçici konkordato mühlet kararı verildiğini, düzenlemelerle borçlu hakkında konkordato mühlet kararının verilmesiyle birlikte derdest takiplerin duracağının hükme bağlandığını, müvekkili hakkında 13.12.2024 tarihinde geçici mühlet kararı verildiğini ve bu tarih itibariyle müvekkili aleyhine başlatılan takiplerin durduğunu, 04.12.2024 tarihinde başlatılan icra takibine konu alacağın geçici mühlet verilmesinden önce doğduğunu ve icra takibinin de geçici mühlet kararından önce başlatıldığını, konkordatonun; geçici konkordato mühletinin verilmesinden önce doğmuş bulunan alacaklar bakımından mecburi olduğunu, bu durumun İİK m.294 ile birlikte dikkate alındığında başlamış olan takibe devam edilemeyeceğini, davacının talep ettiği icra inkar tazminatına hükmedilmesinin, konkordatonun hedeflenen amacına ulaşmasını ve alacaklıların konkordato ile elde etmesi beklenen yararı engelleyici mahiyette olduğunu, davacının haklı çıkması durumunda müvekkili şirketin ödemelerinin akıbetinin konkordato komiserinin sorumluluğunda olduğunu beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava ilk olarak Ticaret Mahkemesi sıfatıyla............... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 31/03/2026 gün ve 2024/529 Esas, 2026/77 sayılı yetkisizlik kararı üzerine Mahkememize tevzi edilmiş, yukarıdaki esasa kaydolunarak yargılamaya devam olunmuştur. Mahkememizin 2024/826 Esas ve 2025/644 karar numaralı kararıyla ....... İnşaat Elektrik Ticaret Ve Sanayi Limited Şirketi'nin İİK'nun 287/5 maddesi yollamasıyla İİK'nun 292. maddesi gereğince iflasına, iflasın 07/11/2025 günü saat 14.30 itibari ile açılmasına karar verildiği, ............ Bölge Adliye Mahkemesi'nin 2025/1813 Esas, 2026/716 Karar sayılı 01/04/2026 tarihli kesin kararıyla mahkememizin 2024/826 Esas ve 2025/644 karar numaralı kararının kaldırıldığı ve mahkememizin 2026/425 Esas sayısında yargılamanın devam ettiği görülmüştür. 6100 sayılı Kanun'un “Yetki itirazının ileri sürülmesi” başlıklı 19 uncu maddesi şöyledir: “(1) Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir. (2) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz. (3) Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir. (4) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir.” 6100 sayılı Kanun'un “Cevap dilekçesini verme süresi” başlıklı 127 nci maddesi şöyledir: “Cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak, durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek bir süre verilebilir. Ek cevap süresi talebi hakkında verilen karar taraflara derhâl bildirilir.” 2004 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesine göre, iflasın açılması ile kural olarak müflisin taraf olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir. İkinci alacaklılar toplantısında dava konusu alacağın masaya kabul edilmemesi halinde davaya kayıt kabul davası olarak devam edilerek bir karar verilir. Bu durumda alacak davası kanun gereğince kayıt kabul davasına dönüşür. 2004 sayılı Kanun'un 235 inci maddesine göre ise, sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar. ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 31/03/2026 gün ve 2024/529 Esas, 2026/77 sayılı kararında her ne kadar davalı şirketin takibinin iflas kararı verilmesi hasabiyle ............ İflas Dairesi tarafından yapıldığı gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiş ise de; ilk iflas kararı tarihinin 07/11/2025 olduğu, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2024/529 Esas sayılı dosyanın dava tarihinin 24/12/2024 olduğu, ayrıca mahkememizce verilen iflas kararının kaldırıldığı, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2024/529 Esas sayılı dosyasında görülen davanın henüz davalı şirketin iflasına karar verilmeden önce açılmış olduğu, iflasın açılmasından sonra iflas masasına kabul edilmeyen alacakla ilgili talep kanun gereğince kayıt kabul davasına dönüştüğünden alacak davasına bakan mahkeme yetkili olmaya devam edeceği, ayrıca davanın konusu gereği kesin yetkinin bulunmadığı ve usulüne uygun süresinde bir yetki itirazı olmadığı tespit edilmekle bu durumda davanın ilk açıldığı mahkeme yetkili hale geleceğinden uyuşmazlığın, davanın ilk açıldığı yer mahkemesi olan............... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmış olup mahkememizin karşı yetkisizliğine, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yetkili olduğunun tespitine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin karşı yetkisizliğine, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yetkili olduğunun tespitine, 2-Kararın istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde dosyanın resen yetkili mahkemenin tespiti için ilgili İstinaf Mahkemesine gönderilmesine, 3-HMK'nun 331/2. maddesi gereğince yargılama giderlerinin yetkili ve görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ............ Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.11/06/2026