İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/207 E. 2026/358 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/207
Karar No
2026/358
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/207 Esas - 2026/358 T.C. ANKARA 2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA Esas No : 2025/207 Karar No : 2026/358

.... Dava : Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin, Marka İptali ... Dava : Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin, Marka İptali Dava Tarihi : 28/07/2021 ... Dava : Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin, Marka İptali Dava Tarihi : 03/08/2021 Karar Tarihi : 16/09/2026 Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih : 16/09/2026 Asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilleri tarafından davalılar aleyhine açılan Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin, Marka İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : ASIL DAVA : Davacı vekili asıl dava dilekçelerinde ve sair beyanlarında özetle; dava konusu başvurunun 16.01.2020 tarihinde tescil altına alındığını, markanın tarihçesinin .... kadar uzandığını, günümüzde psikoloji biliminin bir alt dalı olarak gerek adli gerek psikolojik vakalarda “Jop .... “olarak iş hayatında uygulandığını, profil tanımlamanın terimsel olarak bireylerin yüz, mimik, jest, ses, koku, kıyafet hatta anatomik özellikleri ile beden dillerini deneysel yöntemler kullanarak kişilik, karakter gibi geniş, anlık duygular gibi reflektif davranış ve unsurlarını anlamak için kullanılan tekniklerin bir araya getirildiği özel bir dal olarak tanımlanabileceğini, günümüzde çeşitli amaçlarla kullanıldığını, Türkiye’de profil tanımlama eğitimi 1980'lerin sonundan itibaren yaygınlaşmaya başlamış; ....Bakanlığı, üniversiteler ve özel eğitim kuruluşları tarafından da yaygın bir şekilde uygulandığını, Profil Tanımlama Psikoloji biliminin bir alt dalı olduğunu, herhangi bir kurum tarafından kullanıldığında ayırt edici bir ibare olarak değil tanımlayıcı bir ibare olarak kullanıldığını, bu durumun serbest piyasayı engellediğini, haksız rekabete yol açtığını, davalının .... adlı internet sitesinde şahsına ait kitapların satışını gerçekleştirmekte, ticari amaçla yüz analizi yapmakta ve elektronik ortamda eğitimler sunduğunu, .... tamamlayarak sertifika almaya hak kazandığını, eğitim sonrası tescil talebinde bulunmasının kötüniyetli olduğunu, davalının, katıldığı söyleşi, seminer ve sair organizasyonlarda "psikolog" unvanını kullandığını, ancak davalının lisans derecesini.... bölümünde tamamladığını, Psikoloji bölümünden mezun olduğunu iddia ettiği .... Türkiye'de herhangi bir geçerliliği olmayan bir kurs merkezi olduğunu, davalının marka adını kullanan kurumlara ihtar çekerek lisans sözleşmesi yapılması gerektiğini ihtar ettiğini, davalı markasının ayırt edicilik unsuruna sahip olmaması, tanımlayıcı olması, ticaret alanında herkes tarafından kullanılması ve ....” olarak tanımlanan meslek grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan bir adlandırma olması sebebiyle marka olarak tescil edilemeyeceğini, davalının profil tanımlamanın psikoloji, sosyoloji ve antropoloji gibi sosyal bilimler ile biyoloji, kriminoloji, genetik ve tıp gibi pozitif bilimlerle beslendiğine yönelik ve bu adı psikoloji biliminin alt dallarından aldığına yönelik açıklamalarının olduğunu, “.... teriminin Türkçeye profilleme, profil çıkarma, profil tanımlama olarak çevrilebildiğini, iddia ederek davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi, verilememesi halinde markanın iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. BİRLEŞEN.... ESAS DAVA: Davacı ... vekili dava dilekçesi ve sair beyanlarında özetle; müvekkilinin 8 yıldır çeşitli kurumlarda eğitmenlik yaptığını, 2011, 2015 ve 2018 yıllarında Yüz Analizi ve Profil Tanımlama konulu seminerlere katıldığını, davalının prfil tanımlama kavramının ayırt ediciliğin ötesinde tanımlayıcı bir kavram olduğunu, tanımlayıcı markaların zayıf marka statüsünde değerlendirildiğini, profil tanımlama ibaresinin ticari hayatta gerek kamu kurumaları gerek özel sektörde kullanıldığını, profil tanımlama eğitimlerinin verildiğini, profil tanımlama faaliyetinin ismini taşıyan profiler meslek örgütünün genel anlamda yaptığı işi tanımlayan davaya konu markanın hukuka aykırı olarak tescil edildiğini, davalının kötüniyetli olduğunu, markanın tescilli olduğu mal veya hizmetler için yaygın hale gelmesi halinde talep üzerine Kurum tarafından markanın iptaline karar verilmesi gerektiğini, davalının “profil tanımlama ve yalan Araştırma Derneği” adı altında ticari faaliyetlerine devam ettiğini, derneklerin ticari faaliyetlerinin sürekliliği halinde iktisadi işletme kurulmasının zorunlu olduğunu, davalı faaliyetlerinin hukuka aykırı olduğunu, davalının bu sektördeki firmalara ihtarnameler göndererek maddi isteklerinin karşılanmaması halinde dava açacağını, telefonla arayarak fiziki ve psikolojik rahatsızlık verdiğini, umumi niteliğe haiz “profil tanımlama” ibaresinin kendi tekeline almaya çalıştığını ifade ederek, markanın hükümsüzlüğü aksi halde markanın iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. BİRLEŞEN.... ESAS DAVA: Davacı .... vekili dava dilekçesi ve sair beyanlarında özetle; profil tanımlama teriminin tarihçesinin çok eski olduğunu, Türkiye’de de bu alanda eğitimler verildiğini, davalının müvekkilinden 2016 yılında ....” eğitimi aldığını, eğitim sonunda Kurum tarafından davalıya sertifika verildiğini, kriminoloji alanı da dikkate alındığında davalı markasının hiçbir ayırt ediciliğinin bulunmadığını, davalının marka başvurusunda yasal sürelere uyulmadan markasının tescil edildiğini, iki aylık itiraz süresine riayet edilmediğini, markanın tüm dünyada gerek pozitif gerekse sosyal bilimler tarafından kullanılan bir terim olduğunu, 2018 yılında .... tarafından “profil tanımlama, yüz ve mimik okuma” eğitimlerinin verildiğini, davalının bu eğitime de katılarak sertifika aldığını, bunun gibi farklı üniversitlerin de eğitim verdiğini, müvekkili tarafından uzun yıllardır bu alanda çalışma yapıldığını, 2011 yılından itibarem eğitimler verdiğini, 500’den fazla makale yazdığını, 2019 yılında IRM Pusula Tasarım Ajansında Profil Tanımlama kitabının çıkarıldığını, 2021 yılında Biyometrik Yüz Okuma ve Profil Tanımlama kitabının çıktığını, 5070 sayılı kanuna göre müvekkilinin 07.01.2019 tarihinde profil tanımlama eğitim içeriğinin zaten alındığını ve tescil edildiğini davalının “biz bu işin hamallığından geldik” isimli kitabında profil tanımlamanın profilleme olduğu ve psikolojiden doğduğunu yazdığını, kendi kitabında da profil tanımlamanın tanımının yapıldığını ve bir eğitim dalı olduğunun belirtildiğini, SMK madde 5/1-d kapsamında hükümsüz kılınması gerektiğini, davalının birçok kişiye profil tanımlama uzmanlık eğitimi verdiğini, profil tanımlamayı herksin kullanımına açan kişinin kendisi olduğunu, davalının müvekkilini itibarını zedeleyici hareketlerde bulunduğunu, davalının kötüniyetli hareket ettiğini iddia ederek markanın hükümsüzlüğüne bunun olmaması halinde iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. ASIL VE BİRLEŞEN DAVALARA CEVAP : Davalı vekili asıl ve birleşen dava dosyalarında verdikleri cevaplarında özetle, müvekkilinin satış uzmanı, satış danışmanı, bölge yöneticilikleri, müşteri ile ilişkiler gibi alanlarda farklı firmalarda çalıştığını, insani bilimleri odak noktasına alarak psikoloji, kişilik psikolojisi, kişilik analizleri, davranış bilimleri, biyoloji, yüz tanıma ve antropoloji üzerine çalışmalar yaptığını, içlerinden bir tanesinin adının ....tanımlama” olduğu dört tane kitabının olduğunu, asıl davadaki davacının eğitim hizmeti verdiğini, eğitimlerden ikisinin Biyometrik Yüz Okuma ve Profil Tanımlama Temel Seviye ile Uzmanlık Eğitimleri olduğunu, eğitimcisinin ise diğer davacı Mehmet Fatih Hanoğlu olduğunu, bu şahıs ile müvekkilinin geçmişte ortak kitap yazdığını, ilişkilerinin koptuğunu, ilgili şahsın müvekkilinin markasını kullanarak eğitim vermeye başladığını, aralarında davacının da bulunduğu bir kısım şirket tarafından bu eğitimlerin verildiğini, şirketlere ihtarname gönderildiğini, müvekkilinin “yuzebakanadam” kullanıcı adı ile instagram sayfasında bu eğitimlere yer verdiğini, müvekkili markasının asıl davadaki davacının diğer akademilerin sunduğu eğitimler için kullanıldığının görüldüğünü, Google arama motorunda aratıldığında müvekkiline ait içerikler dışında başkaca sonuç çıkmadığını, markanın ilk kez müvekkili tarafından bulunduğunu, Profiling yönteminin Türkçe'ye Profilleme olarak kazandırıldığını, Profil Tanımlama ifadesinin eserde yer almadığını, profiler diye bir meslek grubunun olmadığını, davacının kötüniyetli olduğunu, asıl davadaki davacının iddialarını hiçbir somut delil sunmayarak ispat edemediğini, asıl davadaki davacının davada taraf sıfatı bulunmadığını, yine birleşen davada davacı ... yönünden husumet yokluğu sebebi ile davanın usulden reddi gerektiğini, SMK m. 5/1-d kapsamında olmadığını, profil tanımlama uzmanı ibaresinin belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan bir sözcük olmadığını, meslek grubu sayılıp sayılmayacağı hususu tartışmalı olmakla birlikte, profilleme yapan kimselerin kendilerini "Profiler" diye adlandırdığını, “Profiler" sözcüklerinin, tescilli "Profil Tanımlama" markasından farklı olduğunu, davacılardan....’in yüz okuma başlıklı makalesinde “yüz okuma, biyometri, ....” üzerine değerlendirmeler içerdiğini, müvekkilinin verdiği eğitimlerde bu araçlardan faydalanılmakla birlikte müvekkilinin bunlar üzerinde herhangi bir hak iddia etmediğini, müvekkilinin bunlardan faydalanarak ancak işleyişini ve sistematiğini kendisinin oluşturduğu eğitim hizmetleri verdiğini, markanın ayırt edici nitelik kazandığını, ... adı altında özel bir görünümü E Sem tarafından bahis konusu edilen Profiling yönteminin Türkçe'ye Profilleme olarak kazandırıldığını, "Profil Tanımlama" ifadesi herhangi bir sözlük, ansiklopedi ve/veya başkaca bir başvuru eserinde de yer almadığını, “profil Tanımlama" eğitimi kapsamında, profil oluşturmaya yönelik kullanılan araçların yüz analizi, psikotipler, metaprogramlar olduğunu, bunun davalı .... tarafından eğitimlerinde ve internet sitesinde açıkça ifade edildiğini, birleşen davada davacı .... arasındaki ilişkilerin daha sonrasında koptuğunu, ....haksız olarak müvekkilinin markasını izinsiz kullanarak eğitim vermeye başladığını, bu eğitimlerin eğitimcisi .... olacak şekilde, .... markanın tecavüzü davası açıldığını, ancak .... onursal başkanı olduğu .... üyesi diğer birleşen davada davacı ...’nin hükümsüzlük davası açtığını, davacıların aynı taleplerle müvekkiline aynı davaları açtığını, iradelerinin çokluk yaratarak ve dava açma hakkının kötüye kullanılmaması ile haksız kazançlarına zemin oluşturmak yönünde olduğunu gösterdiğini, asıl davadaki davacı ve diğer birleşen davalardaki davacıların markayı izinsiz olarak kullandığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir. Asıl ve birleşen davaların açılmasını müteakip yargılamaya katılan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı ticaret sicil kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporu alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Mahkememizin.... nolu dosya yönünden davaya konu marka tescil edilmediğinden karar verilmesine yer olmadığına, 2-Birleşen .... dosya yönünden davaya konu marka tescil edilmediğinden karar verilmesine yer olmadığına," şeklinde karar verilmiştir. Kararı Asıl ve Birleşen davalarda davalı ....Kurumundan çekildiği, belirlenmiş ise de, mahkemece varılan bu kanaati destekleyen somut bir belge veya bilgi dosya kapsamında bulunmamaktadır. Bu belirlemenin aksine davalı taraf istinafında, bu durumun, Kurumun sehven markanın itiraz sürecini beklemeksizin markayı tescil etmesi ve sonrasında da bu durumun şikayet edilmesi sonucu resen tescilin kaldırıldığı belirtilmiştir. Bu durumda mahkemece dava tarihinde tescilli bulunan ve fakat dava sırasında tescili silinen markanın tescil sürecine ilişkin bilgi ve belgelerin getirtilmesinin ardından, durumun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Zira dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığından davanın konusuz kalıp kalmadığı anlaşılamamaktadır. Diğer yandan, HMK'nın 331/1. maddesine göre, davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder. Somut olayda mahkemece alınan bilirkişi raporunda, dava konusu 2019/108991 sayılı markanın iddialara konu edilen “profil tanımlama” ibaresi açısından ve bir bütün olarak tescil kapsamında bulunan hizmetler için herhangi bir özellik bildirir nitelikte ve tanımlayıcı olmadığı, dava konusu markanın iddialara konu edilen “profil tanımlama” ibaresi açısından ve bir bütün olarak tescil kapsamında bulunan hizmetler için yaygın bir ad haline geldiği iddiasının ispat edilemediği, Profil Tanımlama ibaresinin “41. Sınıftaki “Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme” hizmetleri bakımından kimsenin tekeline bırakılamayacak işaretlerden olduğu belirlenmiş olup, bilirkişi raporu içindeki bu belirleme kendi içerisinde çelişkilidir. Zira raporda anılan ibarenin tescil kapsamında bulunan hizmetler için herhangi bir özellik bildirir nitelikte ve tanımlayıcı olmadığı, yaygın bir ad haline geldiği iddiasının ispat edilemediği belirlendikten sonra, “41. Sınıftaki “Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme” hizmetleri bakımından kimsenin tekeline bırakılamayacak işaretlerden olduğu belirlenmiştir. Görüldüğü üzere bilirkişi raporu kendi içerisinde çelişkilidir. Kaldı ki markanın kapsamında belirtilen hizmetler dışında başka hizmetler de bulunup, bu hizmetlere yönelik bir inceleme yapılmamıştır. Bu hale göre, mevcut bilirkişi raporu ile baştaki haklılık durumunun belirlenmesi de mümkün bulunmadığından mahkemece baştaki haklılık durumunun belirlenmesi için yeni bir incelemenin yapılması gerekmektedir. Bu itibarla, dava konusu markanın terkin edilmesine ilişkin belgelerin getirtilmesinin ardından, dava konusu markanın, dava tarihinde tescilli ve fakat dava tarihinden sonra terkin edildiğinin tespiti halinde HMK'nın 331/1. maddesi uyarınca davalardaki baştakı haklılık durumunun belirlenmesi ve oluşacak duruma göre bir karar verilmesi gerektiğinden, ..." şeklindeki gerekçe ile kaldırılmasına karar vermiştir. Mahkememizce kaldırma kararı gereğince dosyanın işbu esasa kaydının yapıldığı anlaşılmıştır. Toplanan delillere, benimsenen 27/08/2026 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Davaya Konu Profil Tanımlama + Şekil Markasının Tanımlayıcı Olup Olmadığı: 6769 sayılı SMK’nın 5/1-c bendine göre, “Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler” marka olarak tescil edilemez. Bir işaretin SMK m. 5/I-c kapsamında değerlendirilebilmesi için; mal veya hizmetin karakteristik bir özelliğini, vasfını, amacını hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan, mal veya hizmet ile sıkı ilişkisi sebebiyle mal veya hizmetin bir özelliğini derhal düşündürmesi ve akla getirmesi gerekmektedir. SMK 5/1-c hükmü uyarınca, marka kapsamındaki mal veya hizmetleri tanımlayıcı nitelikteki işaretler marka olarak tescil edilmek suretiyle bir şahsın inhisarına verilemez. Zira; mal veya hizmeti tanımlayıcı nitelikteki bu tür işaretler üzerinde bir kişiye marka hakkı tanınması, rekabet imkânının haksız biçimde sınırlandırılmasına yol açar. Çünkü marka üzerinde elde edilen hak, aynı zamanda bir ‘tekel hakkı’dır. Marka sahibi, kendisi dışındaki kişi ve kuruluşların, aynı işareti/tanıtma vasıtasını, başkalarının kullanmasını engelleyebildiğinden, bu, söylenebilmektedir. Dolayısıyla, üzerinde kullanılacağı mal veya hizmetin karakteristik bir özelliğini tek başına ihtiva eden, o mal veya .. kayıtlarından da anlaşılacağı üzere davaya konu "...." markası 41. Sınıfta yer alan “Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri.” bakımından tescilli olduğu için, tanımlayıcılık değerlendirmesinin de bu kapsamda yapılması gerekir. Davaya konu marka, “şekil unsuru ile kelime unsurundan oluşan karma marka” olarak nitelendirilebilir. Kelime unsuru ....”; şekil unsuru ise ayakta duran takım elbiseli 3 erkek silüetleri ile bunları çevreleyen/saran yörünge benzeri, eliptik iki mavi grafik çizgiden oluşan logodur. Markanın esas unsurları “....” kelimesinin Fransızca kökenli olduğu ve “1. Isim: yan. 2. isim İnsanın yüzünün yandan görünüşü. 3. isim Bir kişi veya eşya için ayırt edici özelliklerin bütünü. 4. isim Tutum veya eğilim. 5. isim, matematik, yanay: Profil doğrusu. Profil düzlemi. 6. sıfat İnşaat vb. işlerde kullanılan, kesiti I, H, L veya T biçiminde olan (demir vb.)” anlamlarının bulunduğu; “Tanımlama” kelimesinin ise “tanımlamak işi” olarak belirtilmiş; nihayet “Tanımlamak” kelimesi de “Bir kavramın niteliklerini eksiksiz olarak belirtmek ve açıklamak; tarif etmek.” olarak açıklanmıştır. Kavram olarak ....için yaygın olarak kabul edilmiş, tek bir standart tanımın olmadığı anlaşılmıştır. Bilirkişi heyetince yapılan araştırmada, ülkemizde bazı eğitimlerde kullanılan “profil tanımlama” ifadesinin; “…bireylerin yüz, mimik, jest, ses, koku, kıyafet hatta anatomik özellikleri ile beden dillerini deneysel yöntemler kullanarak kişilik, karakter gibi geniş, anlık duygular gibi reflektif davranış ve unsurlarını anlamak için kullanılan tekniklerin bir araya getirildiği özel bir dal” olarak kullanıldığının tespit edildiği anlaşılmıştır. Öte yandan davaya konu markanın kelime unsurlarının, İngilizce “profiling” kavramının Türkçedeki karşılıklarından biri olduğu; bir kişinin gözlemlenebilir özellikleri, davranışları veya hakkında elde edilen veriler üzerinden belirli özelliklerinin analiz edilmesi ve bir profilinin oluşturulması faaliyetini ifade ettiği anlaşılmaktadır. İngilizcede kullanılan “profiling” kavramı Türkçede genel olarak “profil çıkarma” veya “profil oluşturma” şeklinde karşılanmaktadır. Cambridge Dictionary, “profiling” kavramını bir kişi veya şey hakkında önemli ve yararlı bilgilerin toplanması faaliyeti olarak tanımlamakta; .... ise kavramı, kişilerin belirli özelliklerine göre sınıflandırılması ve davranışları hakkında tahminde bulunulması şeklinde açıklamaktadır. İngilizce-Türkçe sözlüklerde de “profiling” sözcüğünün karşılıkları arasında “profil çıkarma”, “profilleme” ve “belirleme” ifadelerine yer verilmektedir. Bu değerlendirmelerden hareketle, “profil tanımlama” ibaresinin, İngilizcedeki “profiling” kavramının Türkçede kullanılan açıklayıcı karşılıklarından biri olduğu; özgün ve davalı tarafından yaratılmış bir kavram olmadığı; dosya içeriğinden, bu konuda pek çok kişi ve kuruluş tarafından eğitim verildiği; dolayısıyla belirli bir ticari kaynağı göstermekten çok, verilen eğitimin konusunu, içeriğini ve amacını açıkladığı değerlendirilmektedir. “Profil Tanımlama” ibaresiyle karşılaşan ortalama tüketicinin, bunu belirli bir işletmenin özgün markası olarak değil; kişilerin profillerinin belirlenmesi veya analiz edilmesine yönelik eğitim, seminer, danışmanlık ya da içerik sunumu olarak anlayacakları; ibarenin, zihinsel bir çaba veya ilave açıklama gerektirmeden hizmetin ne hakkında olduğunu doğrudan bildirdiği değerlendirilmiştir. Nitekim davalının “profil tanımlama”, jest, mimik, biyometrik yüz okuma, beden dili gibi konularda eğitimler vermesi, tescil kapsamındaki hizmetlerin bir bölümünün fiilî konusu olarak kullanıldığına işaret etmektedir. Bir eğitim kuruluşunun “profil tanımlama eğitimi”, “profil tanımlama semineri” veya “profil tanımlama sertifika programı” ifadelerini kullanması halinde; burada işletmenin kimliği değil, eğitimin hangi konuda olduğunu bildirilmektedir. Yine dosya içeriğinden, Profil Tanımlama/Yüz ve Mimik Okuma Sanatı Eğitimi adı altında üniversite bünyesinde eğitim ve eğitim sonunda sertifika verildiği anlaşılmaktadır. Neticede, “Profil Tanımlama” ibaresinin, 41. sınıfın tamamı bakımından değil, ancak “Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme” bakımından tanımlayıcı olduğu, buna karşılık, “…idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri.” bakımından ise tanımlayıcı olmadığı kanaatine varılmıştır. Yukarıda belirtildiği üzere dava konusu marka şekil + kelime’den oluşan karma bir markadır. Markada yer alan, ayakta duran takım elbiseli 3 erkek silüetleri ile bunları çevreleyen/saran yörünge benzeri, eliptik iki mavi grafik çizgiden oluşan şekil unsurunun, tek başına güçlü bir ayırt edicilik sağlamadığı değerlendirilmiştir. Söz konusu insan figürleri; eğitim, iletişim, topluluk, kişisel gelişim ve insan davranışlarıyla ilgili hizmetlerde yaygın biçimde kullanılan temel görsel unsurlar olup; halkalar ise bağlantı, iletişim, etkileşim düşüncelerini anlatan ayırt ediciliği düşük grafik unsurlardır. Bu unsurların birlikte kullanılmasının, “Profil Tanımlama” ibaresinin tanımlayıcı anlamını ortadan kaldıran, tüketicinin zihninde bağımsız ve özgün bir ticari kaynak algısı oluşturan belirgin bir kompozisyon meydana getirmediği; bütünsel olarak bakıldığında tüketicinin dikkatini çeken ve hizmeti adlandıran esas unsurun yine “Profil Tanımlama” ibaresi olduğu; basit ve yaygın şekil unsurlarının eklenmesinin, tanımlayıcı bir ibare üzerinde tekel hakkı doğurmayacağı değerlendirilmiştir. Yaygın Bir Ad Haline Gelip Gelmediği: 6769 sayılı SMK madde 26/1-b hükmüne göre; “b) Marka sahibinin fiillerinin veya gerekli önlemleri almamasının sonucu olarak markanın, tescilli olduğu mal veya hizmetler için yaygın bir ad hâline gelmesi.” halinde, markanın iptaline karar verilir. Bu hükmün uygulanabilmesi için markanın tescil edildiği sırada ayırt edici niteliğe sahip olması, ancak tescil tarihinden sonra marka sahibinin davranışları veya gerekli önlemleri almaması sonucunda ilgili mal veya hizmetlerin yaygın adı hâline gelmesi gerekir. Dolayısıyla SMK m.26/1-b, başlangıçta geçerli şekilde tescil edilmiş bir markanın sonradan jenerikleşmesine ilişkin bir iptal sebebidir. Bir önceki başlık altında değerlendirildiği üzere, davaya konu markanın, 41. Sınıfta yer alan hizmetlerden bir bölümü için başlangıçtan itibaren tanımlayıcı nitelikte olması, ticari bir kaynağı değil, doğrudan mal veya hizmetin kendisini ifade etmesi karşısında, somut olayda bu hükmün uygulanamayacağı kanaatine varılmıştır. Davalının Dava Konusu İbareye “Kullanım Yolu ile Ayırt Edicilik” Kazandırıp Kazandırmadığı: 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun mutlak ret nedenlerini düzenleyen 5. maddesinin 2. fıkrası; “Bir marka, başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa bu markanın tescili birinci fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerine göre reddedilemez.” hükmünü amirdir. Dava konusu marka 2023 yılında tescil edilmiş olup, “Profil Tanımlama” ibaresi başvuru tarihi olan 2019 yılında da 41. Sınıfta yer alan profil tanımlama konulu eğitim, kurs, seminer, konferans, atölye ve sertifika hizmetleri bakımından hizmetin konusunu ve amacını doğrudan belirten tanımlayıcı bir ifade niteliğindedir. Dosya kapsamında, markanın başvuru tarihinden önceki kullanım sonucunda ilgili tüketici kesimi tarafından davalının hizmetlerini gösteren bir ticari kaynak işareti olarak algılanmaya başladığını ortaya koyan yeterli, somut ve objektif delil bulunmamaktadır. Aynı şekilde, dosya kapsamından, tescilden hükümsüzlük talebi tarihine kadar geçen dönemde de “Profil Tanımlama” ibaresinin tanımlayıcı anlamını kaybederek davalıyla özdeşleştiği sonucuna varılamayacağı değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, SMK m.25/4 kapsamında sonradan kullanım yoluyla ayırt edicilikten de söz edilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Neticede, toplanan delillerden, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından; Davaya konu ....tanımlama markasının başvuru tarihi itibariyle, tescilli olduğu 41. Sınıf’ta yer alan “eğitim ve öğretim hizmetleri, Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme,” hizmetleri yönünden tanımlayıcı nitelikte olduğu; anılan sınıfta yer alan “...idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri.” bakımından ise tanımlayıcı nitelikte olmadığı, anılan markanın, tanımlayıcı nitelikte bulunan hizmetler yönünden baştan itibaren ticari bir kaynağı işaret etmediği, dolayısıyla SMK m.26/1-b maddesi gereğince iptal koşullarının oluşmadığı, davaya konu markanın tescilli olduğu 41. Sınıf’ta yer alan “eğitim ve öğretim hizmetleri, Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme,” hizmetleri yönünden tanımlayıcı nitelikte olduğu ve dosya kapsamından 2023 yılında tescil edilen markanın dava tarihi itibariyle kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığı sonucuna varılamayacağı, dosya kapsamından, tescilden hükümsüzlük talebi tarihine kadar geçen dönemde de “Profil Tanımlama” ibaresinin tanımlayıcı anlamını kaybederek davalıyla özdeşleştiği sonucuna varılamayacağı; sonradan kullanım yoluyla ayırt edicilikten de söz edilemeyeceği değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : 1-Asıl Davanın Kısmen Kabulüne, Davaya konu markanın 41. Sınıf "eğitim öğretim hizmetleri, sempozyom, konferans , kongre ve seminer düzenleme hizmetleri" bakımından hükümsüzlüğüne, Davacı vekilinin iptal talebinin reddine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen ....’e gönderilmesine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 59,30.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 672,70-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davanın kısmen reddolunması, davalı şahsın kendilerini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 59,30.-TL ilâm harcının tamamının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davanın kabul red oranının takdiren %50 olarak belirlenmesine, Davacının yapmış olduğu harç ve giderlerden ibaret 9.297,10.-TL yargılama giderinin %50'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalının yapmış olduğu harç ve giderlerden ibaret 1.834,30.-TL yargılama giderinin %50'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 2-Birleşen .... esas sayılı dosya yönünden, Davaya konu markanın 41. Sınıf "eğitim öğretim hizmetleri, sempozyom, konferans , kongre ve seminer düzenleme hizmetleri" bakımından hükümsüzlüğüne, Davacı vekilinin iptal talebinin reddine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen ....’e gönderilmesine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 59,30.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 672,70-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davanın kısmen reddolunması, davalı şahsın kendilerini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 59,30.-TL ilâm harcının tamamının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davanın kabul red oranının takdiren %50 olarak belirlenmesine, Davacının yapmış olduğu harç ve giderlerden ibaret 22.717,10.-TL yargılama giderinin %50'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalının yapmış olduğu harç ve giderlerden ibaret 1.834,30.-TL yargılama giderinin %50'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-Birleşen 5....esas sayılı dosya yönünden, Davaya konu markanın 41. Sınıf "eğitim öğretim hizmetleri, sempozyom, konferans , kongre ve seminer düzenleme hizmetleri" bakımından hükümsüzlüğüne, Davacı vekilinin iptal talebinin reddine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen ....’e gönderilmesine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 59,30.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 672,70-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davanın kısmen reddolunması, davalı şahsın kendilerini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 59,30.-TL ilâm harcının tamamının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davanın kabul red oranının takdiren %50 olarak belirlenmesine, Davacının yapmış olduğu harç ve giderlerden ibaret 7.127,10.-TL yargılama giderinin %50'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalının yapmış olduğu harç ve giderlerden ibaret 1.834,30.-TL yargılama giderinin %50'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip yatıran taraflara iadesine, Dair, davacı ... ile asıl ve birleşen davalarda davalı vekillerinin yüzlerine karşı, diğer davacı vekillerinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.16.09.2026

Kâtip Hâkim.... ✍eimzalıdır ✍eimzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/207, K. 2026/358, T. 16.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-207-e-2026-358-k-be6976ba88c2