Diğer ·
2026/6 E. 2026/204 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2026/6
- Karar No
- 2026/204
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/6 Esas KARAR NO : 2026/204
DAVA : Endüstriyel Tasarım hakkına tecavüz ve hâksiz rekabetin önlenmesi&tazminat DAVA TARİHİ : 20/05/2021 KARAR TARİHİ : 22/09/2026
Mahkememizin ... Esas ve ...Karar sayılı 06/02/2024 tarihli ilamının istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 16 .HD'nin 25/12/2025 tarih ve... esas ve ...karar sayılı ilamıyla Mahkememiz kararı kaldırılmış olup, kaldırma sonrasında dava dosyası mahkememizin 2026/6 esas numarasına kayıtmış, kaldırma kararı uyarınca yapılan açık yargılama sonunda : GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin tescil başvurusunda bulunduğu ... numaralı Endüstriyel Tasarım Tescil Başvuru Formundaki ... numaralı tasarım ile başkaca tescilli ve tescilsiz tasarımlarının taklitlerinin davalı ... tarafından "..." markası ile üretim ve satışının yapıldığını, davalı ...Şti.'nin ise diğer davalıdan temin ettiği taklit ürünleri kendisine ait iş yerlerinde ve ...adlı instagram satış sayfalarında satışını gerçekleştirdiğini, tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet eyleminin davalı tüzel kişiliğin ticari faaliyeti çerçevesinde yapıldığından, şirket müdürü ...'un davalı tüzel kişiliğin müdürü olarak haksız fiili bizzat gerçekleştiren kişi olduğundan davaya taraf yapıldığını, müvekkiline ait orijinal ürün sunularak ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... D. İş sayılı dosyası ile davalı ...'un iş yerinde ve ... adlı ... sayfaları üzerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldığını, 25.02.2021 tarihinde yapılan keşfe ilişkin zabıtta davalı şirket müdürü ...'un beyanı alınmış olup; davalı beyanında "1 adet ürünün numune olarak alınmasına muvafakatimiz vardır. Ürünü biz ... isimli üreticiden satın aldık. Buna ilişkin fatura örneğini dosyaya ibraz ediyoruz." şeklinde beyanda bulunduğunu, bilirkişi raporunun sonuç kısmında "Aleyhine delil tespit istenene ait olduğu belirtilen ... adlı internet sitelerinde 18.02.2021 ve 19.02.2021 tarihlerinde tüketicilerin beğenisine sunulmak üzere yayınlanmış elbiseler ile ... adlı mağazada tespite konu elbiselerin tasarımların tespit isteyen ...'a ait ... sayılı çoklu tasarım tescil belgesinde yer alan (...) nolu tasarım ile benzer oldukları ve koruma kapsamında yer aldığının tespit edildiğini belirterek, davalılar tarafından gerçekleşen tecavüz ve haksız rekabetin, tespiti, durdurulması, önlenmesi, şimdilik SMK'nın 151/2-a kapsamına göre 1.000,00 TL maddi, 100,00 TL itibar, 20.000,00 TL manevi tazminatın 25/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacının davayı somutlaştırma dilekçesi: Davacı vekili Mahkemece 24/10/2023 tarihli duruşmada kendisine verilen süre içinde sunduğu 07/11/2023 tarihli dilekçesi ile; eldeki dava ile belirsiz alacak davası hükümlerine göre 1.000,00 TL olarak talep edilen maddi tazminatın 750,00 TL'sini ...'den, 250 TL'sini ... ve ...'tan talep ettiklerini, Eldeki dava belirsiz alacak davası hükümlerine göre 100,00 TL İtibar tazminatının, 75,00 TL'sinin ...'den, 25,00 TL'sinin ... ve ...'tan talep ettiklerini, Eldeki dava ile 20.000,00 TL manevi tazminatın, 15.000,00 TL'sinin ...'den, 5.000,00 TL'sinin ... ve ...'tan talep ettiklerini beyan etmiştir. SAVUNMA/CEVAPLAR: Davalı ... vekili 25.06.2021 tarihli cevap dilekçesinde; davacının iddia, talep ve beyanlarını kabul etmediklerini, davacının maddi tazminat talebini 6769 Sayılı Kanunun 151/2-a maddesinde yer alan "sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir." olarak seçtiğini, davacının kendi beyanına göre, 3000 adet x ürün başına kar talep ettiğini, bu durumda davaya konu ürün için karlılığın ne kadar olduğunun bizzat davacı tarafından bilinir olduğuna göre, asgari dava değerini belirleyerek dava açması gerekirken, belirsiz alacak davası ikame ettiğini, tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunun yeterli inceleme/araştırma yapılmadan, teknik detaylara yer verilmeden hazırlandığını, yeni ve ayırt ediciliğe sahip olmayan tasarımların koruma kapsamı altına alınmasının usul ve yasaya uygun olmadığını, dava konusu ürünün, davacıdan çok daha önce farklı firmalarca satışının ve üretiminin yapıldığının yaptıkları araştırma sonucunda tespit edildiğini, müvekkilinin üretmiş olduğu dava konusu üründen yalnızca diğer davalıya 30 adet sattığını, diğer davalı ...'un ise ürünü ilk kez 18.02.2021 tarihinde "..." isimli ... hesabında satışa sunduğunu, tespit tarihinin ise 25.02.2021 olup, ürünün satışının yalnızca 30 adet ile sınırlı kaldığını, tespit sonrası ürünleri hiçbir şekilde satışa sunmadıklarını, davacının, ortalama olarak bir tasarımdan 3000 adet üretim yapıldığı iddiasının ve taleplerinin dayanaksız olması nedeniyle kabul edilebilir hiçbir yanı bulunmadığını, her şeyden evvel dava konusu ürünün bir abiye elbise olduğunu, abiye elbiselerin, özellikleri açısından gündelik kullanımdaki kıyafetler kadar sık kullanımı bulunmayan, sadece özel davet, gece veya düğünlerde giyilebilen bayan giysileri olduğunu, 2020 yılına ait Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ile açıkça ortada olduğu üzere müvekkilinin; Küçük Ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin Tanımı, Nitelikleri Ve Sınıflandırılması Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca "Mikro İşletmeler" arasında olduğunu savunarak, dava konusu edilen her bir talebin ayrı ayrı reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ve ... vekili 25.06.2021 tarihli cevap dilekçesinde; davanın doğrudan hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini ya da davacı tarafa asgari değeri belirtmek ve harcı tamamlamak adına kesin süre verilmesini, davalı ... bakımından husumet itirazları gözetilerek davanın reddi gerektiğini, zira müvekkili ...'un davaya konu eylemler nedeniyle bir sorumluluğu bulunmadığını, ...'un yalnızca şirket ortağı olduğunu, müvekkili ...’un dava konusu ürünü diğer davalı ...'den yalnızca 30 adet satın aldığını, alıma dair fatura tarihinin 03.02.2021 olup, tespit raporu ile sabit olduğu üzere ürünü ilk kez 18.02.2021 tarihinde "..." isimli instagram hesabında satışa sunduğunu, tespit tarihinin ise 25.02.2021 olduğunu, gerçekleştirilen tespit işlemi üzerine müvekkilinin her ihtimale karşı tedbir amaçlı olarak söz konusu ürüne ilişkin yaptığı tüm satış faaliyetlerini durdurduğunu, sonuç olarak, dava konusu ürünlerin yalnızca 7 gün boyunca satışa sunulduğunu, her şeyden önce davaya konu ürünün, hukuken koruma altına alınabilecek nitelikte bir tasarım olmadığını, tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunun hiçbir şekilde işbu davada esas alınamayacağını, davacının seçim tarzına göre marka hakkına tecavüzü, fiili zararı, yoksun kalınan kazancı ve zarar miktarını ispat yükünün kural olarak davacı üzerinde olduğunu, bu yönteme göre yoksun kalınan kazanç hesabında öncelikle tasarım hakkı sahibinin ticari defterleri üzerinde ayrıntılı bir inceleme yapılması ve davacının tecavüz öncesi dönemlerdeki kar oranları ile yıllara göre bu oranlardaki artış tespit edilerek hesaplamada bu oranların gözetilmesi gerektiğini, oranlar tespit edildikten sonra geçmiş yıllardaki kar oranları ve bu oranların oluşturduğu grafik gözetilerek davacının tecavüzün gerçekleştiği dönemde eğer tasarıma tecavüz meydana gelmeseydi kar durumunun ne olabileceği belirlenip aradaki farkın yoksun kalınan kazanç olarak belirleneceğini, davacının aradaki nedensellik bağını ve bir zarara uğradığını ispatladığı ölçüde, bizzat müvekkili yüzünden azalan yahut iptal edilen satışları ile sınırlı olarak bir talepte bulunabileceğini, tüm bu hususlar ve ayrıca müvekkilin işletme hacmi, faaliyet gösterdiği il ve kapasitesinin geniş kitlelere hitap edebilecek nitelikte olmadığı ve pandemi kısıtlamalarının da göz önüne alınması gerektiğini, davalının söz konusu üründen satmış olmasının davacı satışlarına aslında hiç etki etmediğini savunarak, davacının her bir talebinin ayrı ayrı reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava konusu uyuşmazlık; endüstriyel tasarıma tecavüz ve haksız rekabetin, tespiti, durdurulması, önlenmesi, şimdilik SMK 151/2-a kapsamına göre 1.000 maddi, 100 TL itibar, 20.000 TL manevi tazminatın 25/02/2021 tarihinden işleyecek değişken oranlardaki ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsili, ihtiyati tedbir kararı verilmesi kapsamında açılan bir davadır. KALDIRMA İLAMI ÖNCESİ YARGILAMA: Mahkememizin 06/02/2024 tarihli ...E. - ... K. sayılı ilamıyla ; Davalılar dan ... ve ... dokuma ürünleri giyim inşaat ithalat ihracat san ve tic ltd şti ‘nin eylemlerinin davacı yanın tescilli tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, Davalı ... hakkındaki davanın husumet yokluğu gözetilerek REDDİNE,Tasarım hakkını ihlal nedeniyle somut olayın özellikleri ve BK hükümlerine göre 750- TL maddi tazminatın ve somut olaya uygun görülen takdiren 10.000 TL manevi tazminatın 25.2.2021 tarihinden itibaren değişir oranlı ticari faiz ile davalılardan ...’den tahsiline, keza BK hükümlerine göre 250- TL maddi tazminatın ve somut olaya uygun görülen takdiren 5.000 TL manevi tazminatın 25.2.2021 tarihinden itibaren değişir oranlı ticari faiz ile davalılardan ... şti ’den tahsiline, İtibar tazminatı istemlerinin şartları oluşmadığından bu taleplerin ayrı ayrı reddine, hükmün ilanında davacının hukuki yararı bulunduğundan Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalılar... tic ltd şti ve ...’den eşit olarak tahsiline karar verildiği ve hükmün istinaf edildiği anlaşılmıştır. İstanbul BAM 16.HD'nin... Esas ve...Karar sayılı 25/12/2025 tarihli ilamıyla; Davalı ...’un davalı ...’nin genel müdürü olduğu ve davalı şirketin iş ve eylemlerini gerçekleştiren kişi konumunda bulunması sebebiyle şirketin haksız fiil niteliğindeki eylemlerinden sorumlu olacağını, Mahkemece tekstil konusunda uzman bir bilirkişinin yer almadığı bilirkişi heyetinden alınan raporlara itibar edilerek ve davalı şirkete ait işyerinde bulunan 30 adet ürün üzerinden hesaplama yapılarak karar verildiğini, davacı taraf tazminat seçeneğini SMK’nın 151/2. maddesinin (a) bendine dayandırmış olup, buna göre davalı mütecavizin rekabeti olmasaydı, davacının satmaktan mahrum kaldığı ürünleri satacak olsaydı ne miktarda fazla ürün satacağının ve edeceği net kârın tespiti gerektiğini, Davalı ...’e ait ticari kayıtlar üzerinde yapılan incelemede davaya konu üründen kaç adet üretildiği tespit edilemediğinden, Mahkemece bu konuda gerektiğinde davacı tarafın beyan ve iddiaları da dikkate alınarak, tekstil sektöründeki asgari üretim sayısının dikkate alınıp alınamayacağı, davaya konu ürünlerin tür ve niteliği, müşteri potansiyeli ve müşteri çevresi ile gerektiğinde davalı ...’in ticari işletmesinde çalıştırdığı personel sayısı ve işletmenin büyüklüğü itibariyle en az kaç adet üretilip satışa konu yapılabileceği ve davalı bu ürünleri üretmeseydi bunlardan kaç adedinin davacı tarafından satılabilecek olduğu, davacının aynı tasarıma göre üretilen ürün başına elde ettiği karı tespit edilerek, belirlenen sayıdaki ürünün davacının satış fiyatı üzerinden satıldığında hangi miktarda kâr elde edebileceği hesaplanarak maddi tazminat hesabı yapılması gerektiğini, davalı şirketin iş yerinde bulunan ürün sayısına ve davalının karlılık oranına göre tazminat miktarının belirlenmesi ve bu doğrultuda hüküm kurulması doğru olmadığını, Mahkemenin kabulüne göre, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde davacı tarafça davalı ... aleyhin yaptırılan delil tespitine ilişkin yargılama giderlerinin işbu davada yapılan yargılama giderlerine dahil edilmemesinin uygun olmadığını , bilirkişi heyetine tekstil konusunda uzman bir bilirkişi de dahil edilerek maddi tazminatın hesaplanması için yeniden rapor alınarak, sonucuna göre değerlendirme yapılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince, ... 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 06/02/2024 tarihli ... E. - ...K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,karar verildiği anlaşılmıştır. TÜM DELİLLER BİRLİKTE İNCELENDİĞİNDE; DELİLLER: Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; ... başvuru ve tescil tarihli, ... tescil numaralı çoklu giysi tasarımının davacı adına tescilli olduğu tespit edilmiştir. ...tescil numaralı "..." markasının ... Sınıflarda, ... tescil numaralı "..." markasının ... sınıfta davalılardan ... adına tescilli oldukları tespit edilmiştir. ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin .. D.İş sayılı dosyası incelendiğinde; 19/02/2021 tarihinde davacı tarafından davalı ... aleyhine ... tescil numaralı tasarımına tecavüz edildiği iddiasıyla delil tespiti talep ettiği, Mahkemece davalıya ait işyerinde ve internet siteleri üzerinde yapılan delil tespiti sonucunda sınai mülkiyet uzmanı ... ve hukukçu ...'den oluşan bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 03/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda; Aleyhine tespit istenilene ait olduğu belirtilen ... ve ...adlı internet sitelerinde 18/02/2021 ve 19/02/2021 tarihlerinde tüketicilerin beğenisine sunulmak üzere yayınlanmış olan elbiseler ile ... adlı mağazada bulunan tespite konu elbiselerin tasarımlarının tespit isteyen ...'a ait ... numaralı çoklu tasarı tescil belgesinde yer alan (...) numaralı tasarım ile benzer oldukları ve koruma kapsamında yer aldığına dair görüş bildirildiği, raporun aleyhine tespit istenilene 24/03/2021 tarihinde ihtarlı olarak tebliğ edildiği, rapora itiraz ettiklerine dair dosyada bir belge bulunmadığı tespit edilmiştir. Kaldırma kararı öncesinde ise; tasarım uzmanı ..., mali bilirkişi ..., bilişim uzmanı ...'ten oluşan bilirkişi heyetinden alınan 22/07/2022 tarihli raporda; davacı tarafa ait ... başvuru tarihli ...numaralı tasarım tescili ile davalı tarafa ait sosyal medya hesaplarında yer alan ve tespit edilen ürün örnekleri arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıklarını, SMK'nın 6769 sayılı Kanunun 151/2- a maddesi dikkate alınarak yapılan hesaplamada maddi tazminatın 660,00-TL olabileceğini, manevi tazminatın tamamen mahkemenin takdirinde bulunduğunu bildirmişlerdir. Aynı heyetten alınan 20/03/2023 tarihli ek bilirkişi raporlarında; kök rapordaki görüşlerini muhafaza ettiklerini, görüşlerinde değişikliği gerektirir bir hususun olmadığını bildirmişlerdir. KALDIRMA İLAMI SONRASI YARGILAMA: Kaldırma ilamı sonrasında yapılan 07/04/2026 tarihli celsede önceki heyete tekstil sektör Bilirkişisi eklenerek ek rapor alınmasına karar verilmiş olup; Bilirkişiler ..., ..., ..., Birol Çelik'in 30/07/2026 tarihli bilirkişi raporlarından özetle; Davacı tarafa ait 29.01.2020 başvuru tarihli ...numaralı tasarım tescili ile davalı tarafa ait sosyal medya hesaplarında yer alan ve tespit edilen ürün örnekleri arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları, davacı tarafından satılabilecek ilave ürün miktarının 375 adet olarak değerlendirilebileceği, davacının aynı tasarıma göre üretilen ürün başına elde edebileceği 139,32 TL kazanç üzerinden yoksun kalınan toplam kazancın 52.245,00 TL olduğunu bildirmişlerdir. Davacı vekili 18/08/2026 tarihli talep artırım dilekçesinde; Belirsiz alacak davası kapsamında 1.000,00 TL olarak talep edilen maddi tazminat miktarını, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 52.245,00 TL’ye artırdıklarını, bu tutarın delil tespitinin yapıldığı 25/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlı ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş; talep artırımı nedeniyle doğan 874,00 TL bakiye harcın yatırıldığını bildirmiştir. TOPLANAN DELİLLERE GÖRE; YASAL MEVZUAT 6769 sayılı SMK'nun 56. maddesi; "(1) Tasarım yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olması şartıyla bu Kanunla sağlanan haklar kapsamında korunur. (2) Birleşik ürünün parçasının tasarımı, aşağıdaki şartları taşıyorsa yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olduğu kabul edilir: a) Parça birleşik ürüne takıldığında, birleşik ürünün normal kullanımında görünür durumda olmalıdır. b) Parçanın görünür durumda olan özellikleri, yenilik ve ayırt edici nitelik şartlarını karşılamalıdır. (3) Bu maddede yer alan normal kullanım; bakım, servis veya onarım işleri hariç olmak üzere, son kullanıcı tarafından kullanımı ifade eder. (4) Bir tasarımın aynısı; a) Tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce, b) Tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce, dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarım yeni kabul edilir. Tasarımlar sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorsa aynı kabul edilir. (5) Bir tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim; a) Tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce, b) Tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce, kamuya sunulmuş herhangi bir tasarımın aynı kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimden farklı ise bu tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olduğu kabul edilir. (6) Ayırt edici niteliğin değerlendirilmesinde, tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesi dikkate alınır." hükmü amirdir. 6769 sayılı SMK'nun 58. maddesi göre; "(1) Tasarım sahibi, kendi tasarımına kıyasla ayırt edici niteliğe sahip olmayan tasarımlara karşı bu Kanundan doğan haklarını kullanabilir. (2) Koruma kapsamının değerlendirilmesinde, tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesi dikkate alınır. (3) Bu Kanun kapsamında sağlanan tasarım koruması, 5/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda aranan şartları taşıması hâlinde söz konusu Kanunla öngörülen korumaya halel getirmez. (4) Aşağıda belirtilen hâller koruma kapsamı dışındadır: a) Kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı tasarımlar. b) Ürünün teknik fonksiyonunun zorunlu kıldığı görünüm özellikleri. c) Tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün, başka bir ürüne mekanik olarak monte edilmesi veya bağlanması için belirli biçim ve boyutlarda üretilmesi zorunlu ürünlerin görünüm özellikleri. ç) Paris Sözleşmesinin 2 nci mükerrer 6 ncı maddesi kapsamında yer alan hükümranlık alametleri ile bu kapsam dışında kalan ancak kamuyu ilgilendiren, dinî, tarihî ve kültürel değerler bakımından halka mal olmuş ve ilgili mercilerin tescil izni vermediği işaretlerin, armaların, nişanların veya adlandırmaların uygunsuz kullanımını içeren tasarımlar. (5) 56 ncı maddedeki şartları karşılamak kaydıyla farklı veya eş birimlerden oluşan modüler bir sistemde bu birimlerin birbirleriyle sonlu veya sonsuz olarak çeşitli biçimlerde bağlantı kurmasını sağlayan tasarımlar korumadan yararlanır" hükmü amirdir. 6769 sayılı SMK'nun 59.maddesi göre "Tasarımdan doğan haklar münhasıran tasarım sahibine aittir. Üçüncü kişiler, tasarım sahibinin izni olmadan koruma kapsamındaki tasarım veya tasarımın uygulandığı ürünü üretemez, piyasaya sunamaz, satamaz, ithal edemez, ticari amaçlı kullanamaz veya bu amaçlarla elde bulunduramaz ya da bu tasarım veya tasarımın uygulandığı ürünle ilgili sözleşme yapmak için öneride bulunamaz" hükmü amirdir. Bir tasarımın koruma kapsamı belirlenirken buna, o tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimle bariz bir benzerlik gösteren bütün tasarımlar dikkate alınır. Koruma kapsamının belirlenmesinde, kıyaslanan tasarımların farklılıklarından çok ortak özelliklerine ağırlık verilir ve tasarımcının tasarlama açısından seçenek özgürlüğüne sahip olduğu dikkate alınır. 6769 sayılı SMK'nun 81.maddesine göre "a) Tasarım sahibinin izni olmaksızın bu Kanun hükümlerine göre koruma kapsamındaki bir tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün aynısını veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerini üretmek, piyasaya sunmak, satmak, sözleşme yapmak için öneride bulunmak, ticari amaçla kullanmak veya bu amaçlarla bulundurmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak. b) Tasarım sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek. c) Tasarım hakkını gasp etmek. (2) Başvuru, 65 inci maddeye göre tescil edilerek yayımlandığı takdirde, tescil sahibi, tasarım hakkına yönelik olarak bu maddede sayılan tecavüzlerden dolayı hukuk davası açma hakkına sahiptir. Tecavüz eden, başvurudan ve kapsamından haberdar edilmişse başvurunun yayımlanmış olmasına bakılmaz. Tecavüz edenin kötüniyetli olduğuna mahkeme tarafından hükmolunursa yayımdan önce de tecavüzün varlığı kabul edilir. (3) Koruma kapsamındaki tasarımın tescilli olduğuna ilişkin kaydın ürün, ambalaj veya fatura üzerine konulmamış olması, bu maddede sayılan fiilleri tasarım hakkına tecavüz olmaktan çıkarmaz. (4) Tescilsiz tasarımlar için, tasarım 57 nci maddeye göre kamuya sunulduğu takdirde, hak sahibi, tasarım hakkına yönelik ihlallerden dolayı dava açmaya yetkilidir" hükmü amirdir. Ancak “özel amaçla sınırlı kalan ve ticari amaç taşımayan fiiller; deneme amaçlı fiiller; ticari uygulamadaki dürüstlük kuralları ile bağdaşır olmak, tasarımın normal kullanımını gereksiz şekilde tehlikeye sokmamak ve kaynak göstermek şartları ile eğitim veya referans amaçlı çoğaltmalar” ile belirli koşullarda onarım amaçlı fiiller tasarım hakkının kapsamı dışında kalır. (6769 sayılı SMK madde 59/3- a, b, c) 6769 sayılı SMK'nun 149.maddesi; "(1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c) Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d) Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e) (d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması. f) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi. (2) Birinci fıkranın (e) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değerin kabul edilen tazminat miktarını aşması hâlinde, aşan kısım hak sahibince karşı tarafa ödenir. (3) Birinci fıkranın (g) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda ilanın şeklî ve kapsamı kararda tespit edilir. İlan hakkı, kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer. (4) Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları bakımından manevi zararın tazmini talep edilemez." hükmü amirdir. 6769 sayılı SMK'nun 151.maddesine göre; "(1) Hak sahibinin uğradığı zarar, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar. (2) Yoksun kalınan kazanç, zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden biri ile hesaplanır: a) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir. b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç. c) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli. (3) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur. (4) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, ikinci fıkranın (a) veya (b) bentlerinde belirtilen değerlendirme usullerinden birinin seçilmiş olması hâlinde, mahkeme ürüne ilişkin talebin oluşmasında sınai mülkiyet hakkının belirleyici etken olduğu kanaatine varırsa, kazancın hesaplanmasında hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesine karar verir. (5) Mahkeme, patent haklarına tecavüz hâlinde, patent sahibinin bu Kanunda öngörülen patenti kullanma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğu kanaatine varırsa yoksun kalınan kazanç, ikinci fıkranın (c) bendine göre hesaplanır. (6) Coğrafi işarete veya geleneksel ürün adına tecavüz hâlinde bu madde hükmü uygulanmaz." hükmü amirdir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI Türk patent ve marka kurumundan ... nolu tasarım tescil belgesine ait görseller tescil belgesiyle celp edilmiştir. Tasarımın 29.1.2020 tarihinde başvurusunun yapıldığı, bültende 24.3.2020 tarihinde yayınlandığı, tescilinin 29.1.2020 tarihi olduğu anlaşılmıştır. Gerek değişik iş dosyasında gerek mahkememizce alınan raporlar kapsamına göre; davalı tarafa ait sosyal medya hesaplarında yer alan ve tespit edilen ürün örnekleri arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları anlaşıldığından tasarıma tecavüz ve haksız rekabet eyleminin gerçekleştiği anlaşılmıştır. TAZMİNAT İSTEMİNİN İNCELENMESİ Davacı maddi tazminat talebi 6769 sayılı kanunun 151/2-a maddesi uyarınca talep etmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 25.12.2025 tarihli,... Esas ve ... Karar sayılı ilamlarında da işaret edildiği üzere; maddi tazminatın davalı işyerinde tespit edilen 30 adet ürün ve davalının genel kârlılık oranı esas alınarak hesaplanmasının yeterli olmadığı, tekstil konusunda uzman bilirkişinin de heyete dâhil edilerek davaya konu ürünlerin tür ve niteliği, tekstil sektöründeki asgari üretim miktarı, davalının işletme büyüklüğü ve üretim kapasitesi, müşteri potansiyeli ve müşteri çevresi ile davalının rekabeti bulunmasaydı davacının satabileceği ürün miktarı ve aynı tasarımdan elde ettiği ürün başına net kâr dikkate alınmak suretiyle SMK’nın 151/2-a maddesi kapsamında yeniden hesaplama yapılması gerektiği belirtildiğinden ,kaldırma kararı sonrası bilirkişilerce kaldırma kararı gereğince inceleme yapılmıştır. SMK’nın 151/2-a maddesinde düzenlenen tazminat seçeneği, sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti bulunmasaydı hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelirin belirlenmesine dayanmaktadır. Bu nedenle yapılacak değerlendirmede yalnızca davalının ürettiği veya sattığı ürün miktarının belirlenmesi yeterli olmayıp, davalının söz konusu ürünleri üretip piyasaya sunmaması hâlinde davacının ne kadar fazla ürün satabileceğinin ve bu ilave satışlardan ne miktarda net kâr elde edebileceğinin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Dosya kapsamındaki bilgi, belge ve görseller incelendiğinde, davaya konu ürünün kadın dış giyim grubunda yer alan; drape uygulaması, kemer, uzun kol ve yüzey süsleme ayrıntıları bulunan abiye nitelikli bir elbise olduğu anlaşılmıştır. Bu tür ürünler, gündelik temel giyim ürünlerine kıyasla daha sınırlı ve dönemsel bir tüketici kitlesine hitap etmekle birlikte, hazır giyim sektöründe farklı renk ve beden seçenekleri oluşturularak seri veya parti üretim yöntemiyle imal edilmekte, ardından toptan veya perakende satışa sunulmaktadır. Hazır giyim üretiminde, sipariş miktarı ve beden dağılımı dikkate alınarak kumaşın verimli kullanılmasını sağlayacak bir pastal planı hazırlanmaktadır. Pastal; farklı bedenlere ait kalıp parçalarının kumaş eni üzerinde yerleştirildiği ve belirli sayıda kumaş katının üst üste serilerek birlikte kesildiği üretim düzenidir. Pastaldaki kumaş katı sayısı; kumaşın kalınlığı, kayganlığı, yüzey özelliği, modelin kesim ayrıntıları, kullanılan kesim ekipmanı ve planlanan üretim miktarına göre değişmektedir. Tekstil sektöründe her ürün ve işletme için uygulanması zorunlu, değişmez ve tek bir asgari üretim adedi bulunmamaktadır. Küçük işletmelerde, özel siparişlerde veya numune çalışmalarında düşük adetli kesim yapılabilmesi mümkün olduğu gibi, ticari siparişlerde aynı modelin yüzlerce veya binlerce adet üretilmesi de mümkündür. Bununla birlikte, bir modelin farklı renk ve beden seçenekleriyle ticari satışa sunulması, üretimin münferit numune çalışmasından ayrılarak parti üretimi niteliği kazandığını gösteren teknik unsurlardan biri olduğu sektör bilirkişisince değerlendirilmiştir. Davaya konu elbisenin drapeli ve abiye nitelikte olması nedeniyle kumaş katlarının temel gömlek veya tişört üretimindeki kadar yüksek tutulmasının her durumda uygun olmayacağı ,Ürünün modeli, kesim özellikleri ve ticari üretim koşulları birlikte dikkate alındığında, renk başına 50 kat kumaş serimi ve her pastal katında en az 5 bedene ait takım kalıbın yer alması ihtiyatlı bir üretim kabulü olarak benimsendiğinde ; tek renk için 50 kat × 5 beden olmak üzere 250 adet ürün elde edilebileceğini, Delil tespiti sırasında davaya konu elbisenin altı farklı renkte bulunduğunun belirlendiğini,farklı renklerdeki kumaşların ayrı serim ve kesim işlemine tabi tutulması gerektiği göz önüne alındığında, altı renk üzerinden gerçekleştirilecek ticari nitelikteki bir üretim partisinin 250 adet × 6 renk olmak üzere =1.500 adet düzeyinde olabileceğini, 1.500 adetlik miktarın davalının fiilen bu miktarda üretim veya satış yaptığının kesin tespiti niteliğinde olmadığını, ihlale konu ürünün gerçek üretim kayıtlarına ulaşılamaması nedeniyle bu miktar; ürünün türü, altı farklı renkte satışa sunulması, beden dağılımı ve tekstil sektöründeki parti üretim uygulamaları birlikte değerlendirilerek, maddi tazminat hesabına esas alınabilecek ihtiyatlı ve varsayımsal üretim miktarı olarak belirlendiği hususu sektör bilirkişisinin tespitleri ile denetime uygun şekilde raporlanmıştır. Davalı ...’e ait ticari defterler ve satış faturaları üzerinde yapılan önceki incelemede, ürünlerin model veya stok kodu belirtilmeksizin genel olarak “elbise” şeklinde kaydedildiği, bu nedenle dava konusu tasarımdan kaç adet üretilip satıldığının ticari kayıtlardan ayrıştırılamadığı, Ticari kayıtlarda model bazında açıklama bulunmaması, davaya konu ürünün gerçek üretim ve satış miktarının doğrudan belirlenmesine imkân vermediğini, diğer davalı ... şirketine sattığını beyan ettiği 30 adet ürün, dava konusu tasarımla ilişkilendirilebilen somut satış miktarını göstermekte olduğunu, ancak tek bir müşteriye sevk edilen veya delil tespiti sırasında bir işyerinde bulunan ürün miktarı, üreticinin bu modelden gerçekleştirdiği toplam üretim ve satış miktarının üst sınırı olarak değerlendirilemeyeceğini, dosya kapsamında bulunan 925 adet “elbise” açıklamalı faturada ise ürünlerin model, tasarım, renk veya stok kodlarına yer verilmediği ,Gerçek üretim ve satış miktarı belirlenemediğinden, ürünün türü, renk çeşitliliği ve sektörel üretim uygulamaları esas alınarak belirlenen 1.500 adetlik varsayımsal üretim miktarının bilirkişilerce somut olaya göre dikkate alınması gereken miktar olarak ele alınabileceği hususu raporda belirlenmiştir. Dava konusu ürünlerin ....tarafından diğer davalı ..... şirketine toptan olarak satıldığı ve anılan şirket tarafından mağaza ile sosyal medya hesapları üzerinden tüketicilere sunulduğu ,ürünün altı farklı renkte bulunması ve sosyal medya üzerinden tüketici beğenisine sunulması, üretimin yalnızca kişiye özel veya münferit numune çalışması niteliğinde olmadığını gösterdiği, davalının ... dışındaki müşteri sayısı, bayi veya mağaza ağı, sosyal medya erişimi, satış yaptığı coğrafi alan ve benzer ürünlere ilişkin dönemsel satış miktarları belirlenemediği anlaşılmıştır. İhlale konu ürünlerin tasarım yönünden benzer bulunması, aynı kadın dış giyim pazarında tüketiciye sunulması ve davalı ürünlerinin daha düşük fiyatla piyasaya sürülmesi, davacı ürünlerine yönelmesi muhtemel talebin belirli bir bölümünün davalı ürünlerine kaymasına neden olacağı, tarafların ürünleri arasındaki fiyat ve kalite farklılığı, satış kanalları, müşteri çevreleri, abiye ürünlerin dönemsel talebi ve davalı ürünlerinin ikame oluşturma kabiliyeti birlikte değerlendirildiğinde; varsayımsal 1.500 adetlik üretim miktarının %25’inin, davalının rekabeti bulunmasaydı davacının ürünlerine yönelebilecek ikame talebi oluşturacağı yönünde sektörel değerlendirme yapılmış bu değerlendirme Mahkememizce de hakkaniyete ve tekstil sektörü uygulamalarına uygun bulunmuştur. Sektörel gerçeklere ve dosya kapsamına göre; davalının dava konusu ürünleri üretip piyasaya sunmaması hâlinde davacı tarafından satılabilecek ürün miktarı 1.500 adet × %25 olmak üzere 375 adet olarak belirlenmiştir. Belirlenen 375 adetlik miktar, davalının fiilî satış miktarını ifade etmemektedir. Bu miktar; davalının rekabeti bulunmasaydı, tarafların müşteri çevrelerinin örtüşen bölümü içerisinde davacı tarafından satılabilecek ilave ürünlere ilişkin sektörel tahmini göstermektedir. Böylelikle varsayımsal üretim miktarının tamamı davacının satış kaybı olarak kabul edilmemiş; yalnızca davalı rekabeti ile davacının muhtemel satış kaybı arasında ilişki kurulabilen bölüm isabetli şekilde bilirkişilerce hesaplamaya dâhil edilmiştir. Davacının aynı tasarıma göre ürettiği ürünün satış fiyatı 300,00 TL olarak bildirilmiştir. Ürünün üretim giderleri ile ürün başına pazarlama ve görsel hazırlama giderleri birlikte değerlendirildiğinde toplam birim maliyetin 160,68 TL olduğu anlaşılmıştır. Buna göre davacının dava konusu tasarıma göre üretilen bir adet ürünün satışından elde edebileceği kazanç, 300,00 TL satış fiyatından 160,68 TL toplam birim maliyetin düşülmesi suretiyle 139,32 TL olarak hesaplanmıştır. Davalının rekabeti bulunmasaydı davacının satabileceği ilave ürün sayısı 375 adet, davacının aynı tasarıma göre üretilen ürün başına elde edebileceği kazanç ise 139,32 TL olarak belirlenmiştir. Buna göre SMK’nın 151/2-a maddesi kapsamında davacının davalıların eylemi nedeniyle toplamda yoksun kaldığı kazanç; 375 adet × 139,32 TL = 52.245,00 TL olarak hesaplanmıştır. Sonuç olarak, tarafların ürünleri arasındaki fiyat, kalite, müşteri çevresi ve satış kanalı farklılıkları dikkate alındığında davalının rekabeti bulunmasaydı davacı tarafından satılabilecek ilave ürün miktarının 375 adet olarak değerlendirilebileceği, davacının aynı tasarıma göre üretilen ürün başına elde edebileceği 139,32 TL kazanç üzerinden yoksun kalınan toplam kazancın 52.245,00 TL olduğunun anlaşıldığı, davacının da ıslah dilekçesinde bu bedelin tahsilini talep ettiği; hakkaniyete göre ürünleri üretip pazarlayan konumundaki tüzel kişinin maddi tazminat yönünden miktar olarak daha çoğu ile sorumlu olması gerektiği, davalı tüzel kişiliklerin ayrı yerlerde faaliyet göstermesi de gözetilerek Tasarım hakkını ihlal nedeniyle 39.183.75 TL maddi tazminatın davalılardan ...’den ; 13.061.25- TL maddi tazminatın ise daha küçük çaplı bir işletme olan davalılardan ...tic ltd şti ’den tahsiline karar verilmesi gerekmiştir. ( 13.061,25 + 39.183,75 = 52.245 TL ) Her ne kadar ...’un sorumlu olduğu iddiasıyla dava açılmış ise de; Bu davalı yönünden yapılan incelemede; gerçek kişi Davalının .. şti’nin düşük sermayeli ortağı olduğu, Kural olarak limited şirketlerde ortaklar sermaye taahhüt borçlarını ödemiş iseler, kamu borçları hariç olmak üzere şirket borçlarından şahsen sorumlu olamayacağı, huzurdaki davada davalı ...’nin ticari sicil kaydına göre şirket ortaklarının 2 kişi olarak ticari sicilde kayıtlı oldukları, diğer ortak Süleyman Bulut hakkında huzurda bir dava açılmamış olduğu anlaşılmıştır. Ticari sicil kaydına göre büyük pay sahibi ortak ... ‘dur. ...’un 29.12.2010 tarihi itibarıyla imzaya yetkili kılındığı anlaşılmışsa da; bu husus şirket adına atacağı imzalar ile sınırlı bir sorumluluk şeklinde ele alınmalıdır. Açılan tazminat davasında tüzel kişi şirket ile müteselsilen sorumlu olacağı yönünde bir uygulama hakkaniyete aykırıdır. Zira delil tespiti ... 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin... diş sayılı dosyasında tüzel kişilik tarafından işletilen işyerinde yapılmış ve delil tespitinde de davalı olarak ...’muhatap olarak gösterilmiştir. Öte yandan Limited şirket ortağının sorumluluğu ortaklık payı ile sıkı sıkıya bağlıdır. Dosyada ... Ticaret Müdürlüğünün 8.4.2022 tarihli ticari sicil kaydına göre şirket ortağı ...’un 780 payı, ...’un ise 420 payı olup, ...’un daha az paya sahip olduğu halde şirketin sorumlu olduğu bir tazminat yargılamasında kendi kişisel mal varlığı ile sorumlu tutulması hakkaniyete aykırı olduğundan , ... Yönünden husumet yokluğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir. Davacı vekilinin 7.11.2023 tarihli dilekçesinde 1000 TL lık maddi tazminatın 750 TL sının ...den, 250-TL sının ise .....’dan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Manevi tazminat talebi yönünden ise 20.000 TL manevi tazminatın 15.000 lık kısmının ...den, 5000 -TL sının ise ....ve ...’dan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Dolayısıyla maddi tazminat yönünden ¼ e tekabül eden kısım yönünden küçük işletmecinin sorumlu tutulması hakkaniyete uygundur. Islah dilekçesi de gözetildiğinde bu durumda; Tasarım hakkını ihlal nedeniyle 39.183.75 TL maddi tazminatın 25.2.2021 tarihinden itibaren değişir oranlı ticari faiz ile davalılardan ...’den , 13.061.25- TL maddi tazminatın 25.2.2021 tarihinden itibaren değişir oranlı ticari faiz ile davalılardan ... ltd şti ’den tahsiline, Keza bir tür haksız eylem niteliği taşıyan davalı tüzel kişilerin tasarıma tecavüzü sonucu, izinsiz olarak davacıya ait tasarımın kullanılması suretiyle oluşan haksız eylem manevi tazminatı da gerektirdiği sonucuna ulaşılmış bu nedenle tarafların sosyo ekonomik durumları ve manevi tazminat ile elde edilebilecek manevi tatmin, gözetilerek 10.000 TL manevi tazminatın ...’den 5.000 TL manevi tazminatın ...’dan tahsiline karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: 1-Davalılar dan ... ve .ltd şti ‘nin eylemlerinin davacı yanın tescilli tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, 2-Davalı ... hakkındaki davanın husumet yokluğu gözetilerek REDDİNE, 3-A-Tasarım hakkını ihlal nedeniyle 39.183.75 TL maddi tazminatın 25.2.2021 tarihinden itibaren değişir oranlı ticari faiz ile davalılardan ...’den tahsiline, B-10.000 TL manevi tazminatın tespit tarihi olan 25.2.2021 tarihinden itibaren değişir oranlı ticari faiz ile bu davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, 4-A-Tasarım hakkını ihlal nedeniyle 13.061.25- TL maddi tazminatın 25.2.2021 tarihinden itibaren değişir oranlı ticari faiz ile davalılardan ...ltd şti ’den tahsiline, B- 5.000 TL manevi tazminatın tespit tarihi olan 25.2.2021 tarihinden itibaren değişir oranlı ticari faiz ile bu davalıdan tahsiline, 5- İtibar tazminatı istemlerinin ayrı ayrı reddine, 6-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalılar ... ltd şti ve ...’den müteselsilen tahsiline, 7-Kaldırma kararı uyarınca ... 3.AHM’sinde delil tespit kapsamında davacı yanca yapılan yargılama giderlerinden olan toplam 2.181,4 TL'nin (Peşin Harç 97,70 TL, Başvurma Harcı 59,30 TL, Keşif Harcı: 419,90 TL, Bilirkişi Ücreti 1.500 TL, Posta Masrafı 24.50 TL, Keşif Araç Ücreti 80 TL) 'nin davalılardan eşit olarak alınarak davacıya verilmesine 8- 4.590 TL ilam harcının yatırılan kaldırma ilamı öncesi yatırılan 360,34 TL peşin harçtan ve kaldırma ilamı sonrası yatan 874 TL tamamlama harcından mahsubu ile eksik kalan 3.355,66 TL harcın davalılar ... Şti'den tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-Kabul edilen Tecavüzün tespiti talebi yönünden, Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davalı ... Tekinerden alınarak davacıya verilmesine, 10- Kabul edilen Tecavüzün tespiti talebi yönünden, Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin ... Tic Ltd Şti'den alınarak davacıya verilmesine, 11-Davalı ... hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddi nedeniyle Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, 12-Kabul edilen maddi tazminat talepleri yönünden, Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 39.183,75 TL vekalet ücretinin davalı ... alınarak davacıya verilmesine, 13-Kabul edilen maddi tazminat talepleri yönünden, Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 13.061 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, 14-Kabul edilen manevi tazminat talepleri yönünden; Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 10.000TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, 15-Kabul edilen manevi tazminat talepleri yönünden; Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 5.000 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, 16- -Reddedilen manevi tazminat talepleri yönünden; her iki davalı lehine avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına(Anayasa Mahkemesi’nin 25/12/2024 tarih ve ...E.-... K. sayılı kararı göz önünde bulundurularak) 17- Red edilen itibar tazminatı yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 100- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak eşit olarak davalılara verilmesine, 18-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 59,30 TL başvuru harcı, 360,34 TL peşin harç, 874,4 TL ıslah harcı, 5.690 TL tebligat ve 2.000 TL bilirkişi ücreti ve kaldırma ilamı sonrası yatırılan 25.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 33.984,04 TL yargılama giderinin taktiren 2/3 sinin davalılar ... ve ... Ltd Şti'den eşit olarak alınarak davacıya verilmesine, 19-Davalı ...'ın yapmış olduğu 18,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 20-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine, 21-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul Bölge İstinaf Mahkemeleri nezdinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 22/09/2026
Katip ... ¸
Hakim ... ¸