Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1529 E. 2026/1707 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1529
Karar No
2026/1707
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/1529 Esas

KARAR NO:2026/1707 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI:2024/303 Esas - 2026/295 Karar

TARİHİ:30/04/2026

DAVA:İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:24/09/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:0,0,0,0,0,0,0,0,Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Vekiledeninin Türkiye'de lojistik faaliyeti ile iştigal eden ciddi bir şirket olduğunu, faaliyet alanı ile ilgili davalılar ile ticari ilişki sonucu almış olduğu ve her biri 8.335,00-Euro bedelli olan toplam 18 adet toplam bedeli 149.970-Euro bedelli senet imzalanarak vekiledenine verildiğini, söz konusu senetlerin protesto edildiğini ancak senet bedellerinin ödenmediğini, bakiye borcun ödenmemesi üzerine İstanbul 8 İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasıyla haciz yoluyla ilamsız takibe girişildini, davalıların iş bu takibe haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz ettiklerini beyanla, davanın kabulüne, itirazın iptali ile, davalıların alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetlerine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.Davalıların usulüne uygun tebliğe rağmen davaya cevap vermedikleri, davalılardan ... Şti'nin evveliyatta Bakırköy 4 ATM'nin 2010/321 E sayılı dosyasında iflasına karar verildiği, kararın kesinleştiği anlaşıldı.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 30/04/2026 tarih ve 2024/303 Esas - 2026/295 Karar sayılı kararında;"...Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, bilirkişi kök ve ek raporu, Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/658 Esas, 2012/656 Karar sayılı kesinleşmiş kararı, tarafların ticari defter ve kayıtları, icra dosyaları ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre, yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda; dava konusu 18 adet bononun tamamının taraflar arasındaki mülkiyeti muhafaza kaydıyla araç satış sözleşmesinden kaynaklandığı, bu sözleşmenin Bakırköy 8. ATM'nin kesinleşmiş kararıyla feshedildiği ve senetlerin davacı tarafından davalıya iadesi koşulunun hükme bağlandığı, davacının kesinleşmiş karardaki iade yükümlülüğünü yerine getirmeksizin aynı senetlere dayanarak alacak talep etmesinin kesinleşmiş hükmün bağlayıcılığı (HMK m. 303) ile bağdaşmadığı, öte yandan davalılar ... ve ... Şti.'nin dava konusu bonolarda avalist sıfatıyla yer aldıkları, temel ilişkinin -mülkiyeti muhafaza kaydıyla satış sözleşmesinin- tarafı olmadıkları, zamanaşımına uğramış bonoların kambiyo senedi vasfını yitirmesiyle birlikte avalistlerin kambiyo sorumluluğunun sona erdiği anlaşılmakla davanın reddine, davalı yanın cevap dilekçesi sunmadığı, yargılama esnasında sunduğu beyan dilekçeleri ile kötü niyet tazminatı talep ettiği anlaşıldığından koşulları oluşmayan tazminat talibinin redddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.." gerekçesi ile, ''1-)Davanın REDDİNE,Davalı yanın koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı isteminin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalılar ... Şirketi ile ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin davalılar tarafından süresi içinde ve usulüne uygun şekilde ileri sürülmeyen zamanaşımı def'ini re'sen gözeterek kanuna aykırı hüküm kurduğunu, davalıların yasal süresi içinde cevap dilekçesi sunmadığını, süresinden sonraki beyanlarının dikkate alınamayacağını,HMK m.141 uyarınca iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağının ihlal edildiğini,Dosyada alınan bilirkişi raporu ile mükerrer takip iddiasının asılsız olduğunun kanıtlandığını, alacağın sabit olduğunu, bozma sonrası hazırlanan ek raporda dosyadaki senetlerin sıra numaraları, vade tarihleri ve tutarları itibarıyla tamamen farklı senetler olduğu ve mükerrer takip yapılmadığının tespit edildiğini,Yerel mahkemenin bonoların zamanaşımına uğradığı varsayımıyla avalist olan davalıların temel ilişkinin tarafı olmadıklarından bahisle sorumluluktan kurtulduklarına hükmettiğini, ancak avalistlerin sorumluluğunun devam ettiğini, zamanaşımının usulen ileri sürülmediğini, dolayısıyla yerel mahkemenin bonoları zamanaşımına uğramış kabul edip kambiyo vasfını yitirdiklerine re'sen karar veremeyeceğini, senetlerin hukuken geçerli kambiyo senedi vasfını koruduğunu, TTK m.700-702 gereği avalistlerin bağımsız kambiyo taahhüdü ve müteselsil sorumluluğunin aynen devam etmekte olduğunu, yerel mahkemenin davalıların yerine geçerek zamanaşımı yaratması ve avalistleri sorumluluktan kurtarmasının HMK'nın taraflarca yerine getirilme ilkesine aykırı olduğunu,

Yerel mahkemenin Bakırköy 8. ATM'nin 2011/658 Esas sayılı kararıyla temel ilişkinin feshedildiğini ve senetlerin iadesine karar verildiğini, bu sebeple alacak talep edilemeyeceğini belirttiğini, ancak mahkemenin söz konusu karardaki karşılıklı edimlerin iadesi kuralını göz ardı ettiğini, bahsi geçen kararda senetlerin iadesi koşuluyla araçların müvekkil davacıya iadesine hükmedildiğini, ancak araçların müvekkile iade edilmediğini, davalı uhdesinde kaldığını ve bir kısmının trafikten men edildiğini, davalı tarafın kendi iade borcunu yerine getirmediğini, temel ilişki kapsamında müvekkil şirketin malvarlığından çıkan araçların bedeli ödenmediği gibi araçların da iade edilmediğini, bilirkişi raporuyla sabit olan 133.500 Euro alacağın, bizzat davalının uhdesinde tuttuğu haksız zenginleşmenin ve ödenmeyen ticari borcun karşılığı olduğunu, ayrıcı yerel mahkemenin ilk kararında davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasının, mükerrer takip iddiasının da çürütülmesiyle müvekkil lehine usuli kazanılmış hak teşkil etmekte olduğunu, bozma öncesi zamanaşımını re'sen gözetmeyen mahkemenin, bozma sonrası hiçbir yeni usuli talep olmamasına rağmen aniden zamanaşımını re'sen gözeterek davayı reddetmesinin kendi içinde çelişkili olduğunu, belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DAVALILAR ... ŞİRKETİ İLE ... VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; davacı şirketçe kambiyo senetleri dayanak yapılarak ilamsız takip başlatılması ve itiraz üzerine itirazın iptali davası açılmasının kötü niyetli olduğunu, müvekkillerin zor durumundan yararlanmayı amaç edinilmiş mesnetsiz bir girişim olduğunu, senetlerin zaman aşımına uğraması nedeni ile davacı tarafça ilamsız takip başlatılmasından da bu takibin kötü niyetli olduğunun anlaşıldığını, davacı şirketin tamamıyla mükerrer ödeme almak adına kötü niyetli olarak davalıların zor halinden yararlanarak bu yolu denediğini, kötü niyet tazminatı için aranan şartların gerçekleştiğini, yerel mahkemece dava değerinin %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini,Yerel mahkemece hükmedilen vekalet ücretinin eksik hesaplandığını, sehven vekalet ücreti hesabına dava tarihindeki merkez bankası Euro efektif satış kuru ile vekalet ücreti tarifesi esas alındığını, oysaki mahkemece karar tarihindeki Euro merkez bankası efektif satış kuru üzerinden güncel dava değerinin TL karşılığı belirlenip vekalet ücreti hesabı yapılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, zamanaşımına uğramış bonoların tahsili talebiyle başlatılan ilamsız icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece; 1-) Davanın reddine, 2-) Davalı yanın koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı isteminin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalılar ... Şirketi ile ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Mahkemece, dairemizin 09/05/2024 tarih ve 2022/60 Esas - 2024/789 Karar sayılı kaldırma kararımız uyarınca; Davalı Müflis .... Şti. yönünden açılan davanın bu dosyadan tefrikine, yeni bir esasa kaydına karar verildiği, uyap sisteminden yapılan incelemede mahkemenin 2024/699 Esas sırasına kayıt edildiği, davalılar ... Şirketi ile ... yönünden yargılamaya devam edilerek istinafa konu kararın verildiği anlaşılmıştır.Davaya konu İstanbul 8 İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra dosyası incelendiğinde; alacaklı ... A.Ş. tarafından borçlular; ..., ... Şti, ... Şti hakkında 13.12.2017 tarihinde 27/12/2007 tanzim ve 27/10/2008 - 27/01/2011 vade tarihli keşidecisi ... Şti, kefilleri ..., ... Şti, lehtarı ... A.Ş. Olan bedeli malen ahzolunmuştur açıklamalı Euro cinsinden düzenlenen zamanaşımına uğramış bonolar dayanak gösterilerek 149.970-€ asıl alacak, 22.993,52-€ işlemiş faiz olmak üzere toplam 172.963,52-€ ile 1.784,04-TL ihtar giderinin tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe borçluların itirazı üzerine 149.970,00 Euro asıl alacak üzerinden itirazın iptali davası açılmıştır.Dairemizin kaldırma kararından sonra mali müşavir bilirkişiden alınan raporda; Davaya konu edilen İstanbul 8.İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyasına ilişkin senetler ile İstanbul 13.İcra Müdürlüğünün .... sayılı icra dosyasına konu senetlerin aynı senetler olmadığı ve mükerrer takip olmadığı belirtilmiştir.Davaya ve icra takibine konu zamanaşımına uğramış bonolarda, hakkındaki dava tefrik edilen ... Ştinin keşideci, iş bu davanın davalıları ...,... Şti'nin ise avalist olduğu anlaşılmıştır.Somut davada; davalılar ..., ... Şti. davaya konu icra takibine dayanak bonolarda, aval veren durumundadırlar. 6102 sayılı TTK’nın 702.(6762 sayılı TTK'nın 614)maddesinde aval veren kişinin kimin için taahhüt altına girmişşe, aynen onun gibi sorumlu olacağı hükme bağlanmıştır. Ne var ki, davaya konu icra takibine dayanak bonoların zamanaşımına uğramış olduğu görülmektedir. Zamanaşımına uğramış olan bonodan dolayı kambiyo hukukundan kaynaklanan haklar yitirilir ve taraflar arasında temel ilişki bulunması halinde böyle bir senede yazılı delil başlangıcı olarak dayanılabilir. Taraflar arasında temel ilişki bulunmaması halinde ise hamilin aynı Kanun’un 732. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde keşideciye başvurma hakkı bulunmaktadır.Davacı vekili davalı tarafın süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunmadığını istinaf sebebi olarak sürmüş ise de, dava itirazın iptali davası olup takip hukukuna sıkı sıkıya bağlıdır. Davaya konu icra takibi kambiyo takibi olmayıp zamanaşımına uğramış bonoya dayalı olarak başlatılan adi takip olduğu, aval kambiyo hukuku çerçevesinde yer alan bir müessese olduğu, icra takibine dayanak bonolar, zamanaşımına uğramış olduğundan hamil, kambiyo hukukundan kaynaklanan haklarını yitirdiği, temel ilişkinin de tarafı olmayan avalistin sorumluluğundan söz edilemez.Mahkemece, aval veren davalılar yönünden belirtilen bu ilkeler gözetilerek davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.(Yargıtay 19 HD. 'nin 05/10/2015 tarih ve 2015/8371 Esas - 2015/12007 Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir.)

Davalılar vekilinin lehlerine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin yerinde olmadığına yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde,Yargıtay 13. HD.'nin 03/04/2013 tarih ve 2012/26728 Esas - 2013/8605 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, İİK 67/2 maddesi, takibin haksız ve kötü niyetli olması halinde alacaklı aleyhine tazminata hükmedileceğini hükme bağlamaktadır. Anılan kanun hükmü uyarınca alacaklı-davacı aleyhine tazminata hükmedilebilmesi için davacı alacaklı tarafından yapılan icra takibinin haksız olmasının yanı sıra takibin kötü niyetle yapılması da şarttır.Dosya kapsamı itibariyle, davacının davaya konu takip yapmakta ve itirazın iptali davası açmakta haksız olduğu sabit ise de davacının kötüniyetli olduğunun kabul edilemeyeceği, dosya kapsamı itibariyle davacının kötü niyetinin ispatlanamamış olması karşısında, İİK 67/2 uyarınca kötü niyet tazminatı koşulların oluşmadığı, Mahkemece, davalıların kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmesi yerinde olup davalılar vekilinin bu yönde ileri sürdüğü istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Davalılar vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde,

Yerleşik Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere, yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden, karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti ile nisbi karar ve ilam harcının hesaplanması gerekmektedir. Bu ilkeye göre mahkemece, dava tarihindeki Merkez Bankası Euro efektif satış kuru dikkate alınarak hesaplanan TL dava değeri üzerinden davalılar lehine karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun olup, davalılar vekilinin karar tarihindeki kurun esas alınması gerektiğine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacı vekili ile davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacı ve davalıların istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ve davalılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harçları istinaf eden davacı ve davalılar tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harçların hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı ve davalılar üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 24/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1529, K. 2026/1707, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1529-e-2026-1707-k-9b3abdbe34be