Diğer ·

2025/38 E. 2026/210 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2025/38
Karar No
2026/210
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/38 Esas KARAR NO : 2026/210

DAVA : Marka hakkına tecavüz,ticari unvana tecavüz, haksız rekabetin önlenmesi, unvan terkini DAVA TARİHİ : 21/02/2025 KARAR TARİHİ : 22/09/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan: Marka hakkına tecavüz,ticari unvana tecavüz, haksız rekabetin önlenmesi, unvan terkini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... A.Ş.’nin ülkemizde özel mevduat bankaları arasında aktif büyüklükte ilk 10 bankadan biri konumunda olduğunu, müvekkilinin faaliyetlerini tescilli ve tanınmış niteliğini haiz “...” ibaresini münferiden ve/veya esas unsur olarak içeren markaları altında sürdürdüğünü, “...” kelimesinin aynı zamanda müvekkil şirketin ticaret unvanının kılavuz sözcüğü olduğunu, müvekkiline ait “...” markasının ... sayı ile, ...” şekil markasının ise ... sayısı ile Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tanınmış marka olarak kabul edildiğini, müvekkilinin “...” ibaresini münferiden ve/veya esas unsur olarak içeren ve ... nci sınıf hizmetler üzerinde korumadan yararlandığı marka başvuru ve tescilleri ile tanınmış markalar sicilinde kayıtlı markaların ; ..., ... ... şekil, ... ... , ... ... ,... ... ,... , ... , ... şeklinde farklı emtia sınıflarında tescilli olup, tescillerinin eski ve yaygın olduğunu ancak müvekkilinin “...” markasının https://.... biçiminde internet alan adı olarak ve bu internet sitesi içeriğinde izni olmaksızın davalı yanca kullanıma konu edildiğini, .... Sınıfta yer alan hizmetler üzerinde faaliyet verildiğini , site içeriği incelendiğinde ...linki ile erişilen “Ticari Faaliyet Bilgileri” isimli kısımda Davalıya ait bilgilerin yer aldığının tespit edildiğini, “...” markasının Davalı tarafından ... biçiminde alan adı olarak ve bu internet sitesi içeriğinde markasal kullanımı kaynak gösterme fonksiyonu yönünden Davacı markalarıyla karışıklık meydana getirdiğini, bu kullanımların davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu gibi davacının ticaret unvanından doğan haklarına da tecavüz ve dolayısıyla haksız rekabet oluşturduğunu, bunun yanı sıra, “...” markasının Davalı tarafından ticaret unvanında “... ŞİRKETİ” biçiminde kullanımı kaynak gösterme fonksiyonu yönünden Davacı markalarıyla bir karıştırma meydana getirdiğini, bu kullanımın SMK’nın 29. maddesinin yaptığı atıfla SMK 7/3-e hükmü uyarınca marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğunu, Davalı kullanımındaki ... site üzerinde delil tespiti yapılması, davacının marka ve ticari unvanından kaynaklı haklara, davalı yanca tecavüz edildiğinin tespiti, haksız rekabetin tespiti, alan adının terkini, ticaret unvanın terkini, ihtiyati tedbire(erişim engelllenmesi) hükmedilmesi ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili “...” ibaresi ile davacıya ait “.../... ” markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak farklı olduğunu, tarafların faaliyet alanları ve hitap ettikleri tüketici kesimlerinin de farklılık gösterdiğini, bu nedenle markalar arasında iltibas ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını; “...” ibaresinin bankacılık ve finans sektörünü, “Web” ibaresinin ise bilişim, hosting ve internet hizmetlerini çağrıştırdığını, ayrıca markaların logo, renk ve tasarım unsurlarının birbirinden ayrıldığını, 12/11/2025 tarihli bilirkişi raporunda markaların yeterli biçimde görsel ve işitsel karşılaştırmasının yapılmadığını, tarafların fiilen sundukları mal ve hizmetler ile hitap ettikleri müşteri çevresinin değerlendirilmediğini, davacının “... ” markasının .... sınıfta tescilli olmasına rağmen davacının bu sınıfta fiilen hizmet vermediğinin göz ardı edildiğini ve davacı markalarının tanınmış marka olup olmadığı hususunda somut bir inceleme yapılmadığını, müvekkil şirketin “...” ibaresini artık kullanmadığını, ticaret unvanının 30/05/2025 tarihinde “...A.Ş.” olarak değiştirildiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava konusu uyuşmazlık; Davalı kullanımındaki ... site üzerinde delil tespiti yapılması, davacının marka ve ticari unvanından kaynaklı haklara, davalı yanca tecavüz edildiğinin tespiti, haksız rekabetin tespiti, alan adının terkini, ticaret unvanın terkini, ihtiyati tedbire hükmedilmesi ve hükmün ilamı kapsamında açıldığı anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur. HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişiler ..., ..., ... tarafından düzenlenen 17/11/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı yana ait ... alan adlı web sitesinde marka adı/ logosu olarak ... görselinin kullandığı, web sitesinde yer alan açıklamalarda “...” ve “...” ibaresinin firma adı/ banka adı olarak kullanıldığı, bankacılık sektöründe hizmeti veren bir kuruluş olduğu, firma adının web sitelerinde “... Anonim Şirketi” olarak yer aldığı, “....com.tr” alan adının ilk kez “08.03.2012” tarihinde kayıt altına alındığı, davalıya ait https://.../ alan adlı web sitesinde marka adı/ logosu olarak “... ” ŞEKİL görselinin kullandığı, web sitesinde yer alan açıklamalarda “... ” ibaresini, firma adı olarak kullandıkları, bilişim sektöründe hizmet veren bir kuruluş olduğu, firma adının web sitesinde “... A.Ş” ve “...Şirketi” olarak yer aldığı, “....com” alan adının ilk kez “22.03.2013” tarihinde kayıt altın alındığının tespit edilmiş olduğunu, davalının kullanımı ile davacının markaları arasında karıştırılma ihtimalinin olduğu, davalının ticaret unvanını daha sonra ... A.Ş. olarak değiştirdiği, marka hukukunda kümülatif korumanın artık söz konusu olmadığı yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir. Heyete Mali bilirkişi ... eklenerek ..., ...,... tarafından 17/11/2025 tarihli bilirkişi raporu düzenmiş olup, bilirkişilerin EK raporlarında özetle; Davacının,...numaralı “...” ve ... numaralı “ ... '' “tanınmış markaların sahibi olduğunu, SMK 7/ll-c uyarınca markanın itibarından haksız bir yarar elde etme ihtimalinin olduğunu, davacı ... A.Ş. ticari defterlerinin mali inceleme için ibraz edilmediği yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir. Toplanan deliller, taraf iddia ve savunmaları, marka tescil belgesi, ticari sicil kayıtları, HMK 266 madde kapsamında dosyada sunulu deliller ile uyumlu, denetim ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişilerin kök ve ek raporları bir arada incelendiğinde; Gerek kurum tarafından celp edilen gerekse davacı yanca sunulu Marka Tescil Belgelerinin incelenmesinde; Davacı ... ANONİM ŞİRKETİ adına çeşitli tarihlerde marka tescil ve başvuruların bulunduğu; ... tescil numaralı “...” ibareli markanın .... Sınıflarda ... tarihinde tescil edildiği,...tescil numaralı “...” markasının ... sınıfları arasında... tarihinde tescil edildiği keza ... tescil numaralı “...” ibareli markaların ise ... sınıfların tamamında 29..12.2023 tarinde tescil edildiği, ayrıca davacının ... esas unsurlu birçok marka başvurularının bulunduğu görülmüştür. Ayrıca şirket adına ... numaralı, “...” ibaresi ile şekil unsurunu içeren ve ...numaralı tanınmış marka tescil başvurularının da bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı ... A.Ş’nin 15.3.2012 tarihinde ticaret odasına kayıt olduğu, faaliyet alanlarının bankacılık, finans konulanı olduğu,... alan adının tesis edildiği İTO kaydından anlaşılmıştır. Davalı ...A.Ş ‘nin unvan değişikliği öncesinde 20.11.2024 tarihinde ticari sicil gazetesinin ... sayı ve .... Sayfasında çok geniş bir faaliyet alanı kapsamında kurulduğu anlaşılmıştır. YASAL MEVZUAT 6769 Sayılı SMK'nın 7. maddesinde öngörülen marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları şu şekilde düzenlenmiştir. (1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. (2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye'de ulaştığı tanınmıştık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. (3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. (4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez. 6769 Sayılı SMK'nın 29. maddesinde öngörülen marka hakkına tecavüz sayılan fiiller şu şekilde düzenlenmiştir. a)Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. b)Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c)Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. MARKA HAKKINA TECAVÜZ VE HAKSIZ REKABET İDDİALARININ İNCELENMESİ; 6769 Sayılı SMK m. 29/l-(b) hükmü uyarınca markanın hak sahibinin izni olmaksızın aynı veya ayırt edilemeyecek şekilde benzerinin kullanılması yoluyla taklit edilmesi doğrudan marka tecavüzü olarak öngörülmüştür. Bununla birlikte tescilli marka ile aynı olan işaretin tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması da marka tecavüzü olarak öngörülmüştür (SMK m, 7/2-(a)), Öte yandan tescilli marka ile aynı veya benzer olan ibarenin tescilli markanın kapsadığı aynı veya benzer mal ve hizmetlerde kullanılması durumunda halk nezdinde karıştırılma ihtimalinin söz konusu olması halinde ilgili kullanım marka hakkına tecavüz teşkil edecektir (SMK m. 7/2-(b)). Öte yandan, markanın Türkiye'de belirli bir tanınmışlığa ulaşmış olması halinde, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ibarenin aynı, benzer veya farklı mal ve hizmetlerde kullanılmasına bakılmaksızın, kullanım marka tecavüzü teşkil edecektir (SMK m. 7/2-(c)). TTK MADDE 54- (1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. Bilindiği üzere TTKm.54 uyarınca '“haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır”. Kanun koyucunun ETKm.56’da yer alan “Haksız rekabet, aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimalidir” şeklindeki tarifinden çok daha geniş ve çok daha kapsamlı bir haksız rekabet hükmüne yer verdiği açıktır. Bir eylemin haksız rekabet olarak nitelendirilmesi için taraflar arasında dar anlamda rekabet ilişkisinin olmasına, yani tarafların aynı sektörde olmalarına ve birbirlerine rakip konumda olmalarına gerek yoktur (POROY R/ YASAMAN H, Ticari işletme Hukuku, 15. Bası, İstanbul 2015, s. 334; NOMER ERTAN, F, Haksız Rekabet Hukuku, İstanbul 2016, s. 115). Yasal mevzuatta da işaret edildiği üzere TTK m. 54 hükmü, haksız rekabetin tanımlanmasında “dürüstlük kuralı”nı temel kriter olarak görmüştür. Buna göre bir eylemin haksız rekabet olup olmadığının belirlenmesindeki, o eylemin dürüstlük kuralı ile örtüşüp örtüşmediğine bakılmalıdır [AYHAN, R, Ticari İş - Ticari İşletme - Tacir - Ticaret Sicili - Ticaret Unvanı - Haksız Rekabet, Sempozyum - Yürürlüğünün Birinci Yılında 6102 Sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu (12-13 Nisan 2013), Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C: XVI (2012), S: 3-4, s. 47]. Haksız rekabetin genel tanımını veren bu hükmün yanı sıra, TTK m. 55 hükmü uygulamada sıkça karşılaşılan haksız rekabet hallerini sınırlayıcı olmayacak şekilde saymıştır. Bununla birlikte TTK m. 55’te sayılan haksız rekabet hallerinin sınırlayıcı olmadığı, sadece TTK m. 54/2’de belirtilen haksız rekabet eyleminin örnekseme yoluyla sayılmış örnekleri olduğu açıktır. Ayrıca TTKm.55 özel olarak bazı haksız rekabet eylemleri sayılmıştır. Bunlardan TTK m.55/4’de yer alan “Başkasının malları, işi ürünlerini, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” şeklindeki eylem açısından davalı tarafın eyleminin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu hükmün uygulanabilmesi için, bir kimsenin bir başkasının iş ürünlerini, mallarını, faaliyet veya eylemlerini veyahut haklı olarak kullandığı işaretlerini haksız yere vere karıştırılmaya sebep olacak şekilde kullanması gerekli ve yeterlidir. Karıştırılma ihtimali incelenirken, önceki markanın tanınmış marka olup olmadığı hususu da araştırılmalıdır. Önceki marka ne kadar tanınmış ise, sonraki markanın önceki markayla karıştırılma ihtimali de o ölçüde artacaktır. Davacı yanca sunulu delillere göre davacının tanınmış marka başvurusunda bulunduğu ve ek raporda davacı markasının tanınmış marka olduğu hususu tespit edilmiştir. Bilindiği üzere Tanınmış marka korunmasında en önemli konunun tanınmışlığın belirlenmesinde izlenilecek yöntem olduğu, her ne kadar hukuki bağlayıcılığı olmasa da WIPO Kriterlerinin dikkate alınacak olması, her davada tanınmışlık olgusunun o davanın somut özelliklerine göre değerlendirilmesi gerektiği bilinmektedir. Dolayısıyla ihtilafın niteliği,ürünün sunulduğu sektör ve çevre gözetilerek bahsi geçen kriterler ek raporda bilirkişilerce incelenmiş ve davacının tanınmış markasının esas unsurunun ... olması davalı kullanımının ise birebir ... olarak kullanılması, davalının hizmetinin farklı alanlarda kullanılması halinde dahi SMK 7/ıı-c kapsamında davacının sağladığı haklı ürün davalıya transfer edileceği dolayısıyla davalının davacının tanınmış marka itibarından hasız olarak yararlanacağı hususu Mahkememizce ve atanan bilirkişilerce isabetli bir şekilde tespit edilmiştir. Ticaret unvanı altında hizmet sunulduğunda, ticari faaliyet genellikle işletmede yapıldığı için tacir ile tüketici arasında yakın bir ilişki kurulur. Bunun yanında, ticaret unvanının işletmenin girişine yazılması, alan adında markasal olarak kullanılması, fatura va iş evraklarında kullanımı halinde bu durum ticaret unvanın tüketici nazarında markasal etki uyandırmasına sebep olur. Dolayısıyla, hizmet sunan işletmelerde ticaret unvanı işlevlerine uygun olarak kullanılsa dahi tüketici tarafından marka olarak algılanır ve markanın işlevlerine zarar verilir. Sonraki tarihli ticaret unvanının önceki tarihli markayı ihlal etmesi için , Mal ve hizmetler yönünden aynılık veya benzerlik şartı aranmaksızın, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikte ticaret unvanı kullanılması durumunda ise SMK 7/3 e bendi dikkate alınmalıdır. Somut olayda toplanan delillere göre; Davalı “...” ibaresini markasal olarak kullanmaktadır. “...” ibaresinde esas unsur “...” olup, “web” ibaresi yardımcı unsur niteliğindedir. Verilen hizmetler de davacının markasının tescilli olduğu 42. Sınıftaki hizmetlerle aynı olduğu için karıştırılma ihtimali bulunmaktadır. Davalı, ... A.Ş. unvanını daha sonra, ...A.Ş. olarak değiştirmiştir. Dolayısıyla davalının gerek dava tarihi itibarıyla incelenen ... HİZMETLERİ A.Ş unvanlı ticari unvan kullanımı, gerek alan adı olarak ... ibaresi keza davalının web sitesi içindeki ... ibaresini kullanması marka hakkının ihlaline, ticari unvanına tecavüz suretiyle haksız rekabete neden olduğundan , Davalının davacıya ait marka hakkına tecavüzün , ticari unvandan kaynaklı üstün haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine karar verilmesi gerekmiştir. Davalı yargılama sırasında unvanını ...A.Ş olarak değiştirdiğinden davacının unvan terkini istemi konusuz kaldığından bu talep yönünden bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. Davalı yan her ne kadar kullanmama def’i ileri sürmüşse de; davacı yanın bankacılık alanında tanınmış bilinen bir marka olduğu, öte yandan davacının ... tescil numaralı “...” ve ... tescil numaralı “...” ibareli markalarının ....sınıf da dahil olmak üzere tescilli olduğu ve dava tarihi itibarıyla markaların tescil tarihi üzerinden 5 yıllık süre geçmediğinden davalının huzurdaki davada kullanmama def’ini ileri sürmesinin yerinde olmadığı, öte yandan davalının tescilli bir markası olmadığı halde ticari faaliyet ve alan adı kullanımında davacı markası ile iltibas yaratacak şekilde davacı markasının esas unsuru olan ve aynı zamanda ticari unvanının esas unsurunu izinsiz olarak kullandığı, davacının ulaştığı tanınmışlık nedeniyle Mal ve hizmetler yönünden aynılık veya benzerlik şartı aranmaksızın, davacının Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle davacının markasının itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikte davalının kullanımda bulunduğu hususu HMK 266 madde kapsamında alınan kök ve ek raporlar ile sabit olduğundan ; Davalının davacıya ait marka hakkına tecavüzün , ticari unvandan kaynaklı üstün haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, Davalı yargılama sırasında unvanını değiştirmiş olduğundan unvan terkini istemi konusuz kaldığından bu talep yönünden bir karar verilmesine yer olmadığına,HMK 389 vd., SMK 159 maddeleri uyarınca, davanın etkinlinliğinin sağlanması açısından ; Davalının internet sitesi içeriğinde, ürünlerinde, ticari faaliyetlerinde, reklam ve tanıtımlarında “...” markasını veya bu ibareyi içeren markayı kullanmasının önlenmesine, davalı adına ... ibareli siteye ERİŞİMİN ENGELLENMESİNE,bu amaçla Erişim Sağlayıcılar Birliğine müzekkere yazılmasına, hükmün ilanında davacının hukuki yararı bulunduğundan Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: 1-Davalının davacıya ait marka hakkına tecavüzün , ticari unvandan kaynaklı üstün haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, 2-Davalı yargılama sırasında unvanını değiştirmiş olduğundan unvan terkini istemi konusuz kaldığından bu talep yönünden bir karar verilmesine yer olmadığına, 3- HMK 389 vd., SMK 159 maddeleri uyarınca, davanın etkinlinliğinin sağlanması açısından ; Davalının internet sitesi içeriğinde, ürünlerinde, ticari faaliyetlerinde, reklam ve tanıtımlarında “...” markasını veya bu ibareyi içeren markayı kullanmasının önlenmesine, davalı adına https://... ibareli siteye ERİŞİMİN ENGELLENMESİNE, bu amaçla...Birliğine müzekkere yazılmasına, 4-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline, 5-732 TL ilam harcının yatırılan 615,40 peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 116,6 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 6-Marka hakkına tecavüzün tespiti ve ticari unvandan kaynaklı üstün haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7- Yargılama sırasında davalı yanca ticari unvan değiştirilmiş ise de ; dava tarihi itibarıyla davalı unvanının davacının unvanı ile iltibas yarattığı ve terkin koşulları oluştuğundan dolayısıyla davacının dava tarihi itibarıyla unvan terkini davası açmakta hukuki yararı bulunduğundan ve davalının unvanını yargılama sırasında değiştirilmesi gözetilerek Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 615,40 TL başvuru harcı, 615,40 TL peşin harç 567,50 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 52.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 53.798,3 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı yanın yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 10-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine, Dair verilen karar davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 22/09/2026

Katip ¸

Hakim ¸

Atıf: Diğer, E. 2025/38, K. 2026/210, T. 22.09.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2025-38-e-2026-210-k-664f40768161