Diğer ·
2025/150 E. 2026/221 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2025/150
- Karar No
- 2026/221
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/150 Esas KARAR NO : 2026/221
DAVA : Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli) DAVA TARİHİ : 15/08/2025 KARAR TARİHİ : 29/09/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Şti. adına ... numarasıyla tescilli markanın hak sahibi olduğunu, davalı ...'ın müvekkilinin izni ve herhangi bir ticari ilişkisi bulunmaksızın, müvekkiline ait markayı taşıyan ürünleri ... internet sitesi, Instagram ve ... hesapları ile fiziki işyerinde satışa sunduğunu ve teknik servis hizmeti verdiğini, bu kullanımların tüketiciler nezdinde karışıklığa yol açtığını ve müvekkilinin ticari itibarını zedelediğini, davalının eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek; marka hakkına tecavüzün tespitine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, tecavüz oluşturan kullanımların önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve kararın ilanına karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ...’ın davacıya ait “...” markasına tecavüz etmediği, müvekkil tarafından kullanılan “...” ibaresi ve logolarının davacıya değil, uzun yıllardır sektörde faaliyet gösteren ... A.Ş., ... Şti. ve ... Tic. A.Ş. adına tescilli önceki tarihli markalara ait olduğu, müvekkilin ... A.Ş. ile akdedilen ve halen yürürlükte bulunan bayilik ve teknik servis sözleşmesi kapsamında İstanbul bölgesinde yetkili satıcı olarak faaliyet gösterdiği, işyeri, ürün, fatura, tanıtım materyalleri ve dijital mecralardaki “...” ibareli kullanımların gerçek marka sahiplerinin bilgisi, rızası ve yetkilendirmesi dahilinde gerçekleştirildiği, bu nedenle izinsiz markasal kullanım ve marka hakkına tecavüzün bulunmadığı ileri sürüldüğü, “Çay ocağı” ve “çay kazanı” ibarelerinin sektörde ürün ve hizmet türünü tanımlayan jenerik ifadeler olduğu, bu kullanımların SMK m.7/3-b kapsamında dürüst ve tanımlayıcı kullanım niteliğinde bulunduğu; davacının “...” markasının esas unsurunun “...” ibaresinden oluştuğu, “kazan” ve “çay sanatı” ibarelerinin ayırt edici niteliğinin zayıf bulunduğu, “...” ibareli önceki tarihli tescillerin ise davalı müvekkilin bağlantılı bulunduğu şirketlere ait olduğu, bu nedenle olası karıştırılma ihtimalinin davalının kullanımından değil davacının sonraki tarihli tescilinden kaynaklandığı, davacı şirket yetkilisi ...’nın 2013-2015 yılları arasında Meşale Kazan Makina bünyesinde çalıştığı, bu nedenle önceki “...” markalarını, marka portföyünü ve piyasadaki kullanımını bildiği, buna rağmen aynı esas unsuru içeren markayı sonradan tescil ettirdiği, bu sebeple davacı tescilinin sonraki tarihli ve kötü niyetli olduğu; davacının 2025 tarihli yeni marka başvurusuna da önceki hak sahiplerince itiraz edildiği ve sürecin YİDK nezdinde devam ettiğinin belirtildiği, davalının faaliyetlerinin marka sahiplerinin iznine ve bayilik ilişkisine dayandığı, bu nedenle haksız rekabetin bulunmadığı; aksine davacının önceki markaları bildiği halde aynı ibareyi sonradan tescil ettirerek yetkili bayilere karşı yasaklayıcı taleplerde bulunmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Ayrıca ...� alan adının ürün türünü tanımlayan genel bir ifade olduğu, markasal ayırt edicilik taşımadığı, internet sitesinde satışa sunulan ürünlerin gerçek marka sahiplerine ait orijinal ürünler olduğu ve bu kullanımların da marka hakkına tecavüz veya haksız rekabet teşkil etmediği, delil olarak TÜRKPATENT marka kayıtları ve tescil dosyaları, bayilik ve lisans sözleşmeleri, fatura, irsaliye ve servis kayıtları, davacı şirket yetkilisinin SGK hizmet dökümü, ticaret sicili ve MERSİS kayıtları, tanık beyanları, bilirkişi incelemesi ile davacının marka başvurularına ilişkin itiraz ve YİDK kayıtlarına dayanıldığı; neticeten, davacının sonraki tarihli ve kötü niyetli marka tesciline dayanması nedeniyle aktif dava ehliyetinin bulunmadığından bahisle davanın öncelikle usulden reddine, aksi halde müvekkilin gerçek marka sahiplerinin izni ve bayilik sözleşmesi kapsamında kullanımda bulunduğunun kabulü ile marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet iddialarının esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava konusu uyuşmazlık; Marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi talebi ile açıldığı, anlaşılmaktadır. Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılması ile ilgili ara karar oluşturulmuş ancak davacı yanın ücret yatırmadığından dosya bilirkişiye tevdii edilememiş, yargılama sırasında davalı asıl 29.9.2026 tarihli oturuma iştirak ederek davayı kabul ettiğini beyan etmiş, duruşmada imzası alınmış, celsede yapacak başkaca işlem olmadığından HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur. Türk Patent ve Marka Kurumundan marka tescil belgeleri celp edilmiş , ... esas unsurlu markanın dava dışı ...Tic Aş adına birçok tescilinin bulunduğu, davalının sunduğu bayilik sözleşmesinin ise dava dışı bir firma ile 21.4.2024 tarihinde gerçekleştiği , davacının ise marka üzerinde dava dışı firmadan daha üstün hak sahibi olduğu yönünde delil bildirmediği ve gerçek hak sahipliğinin tespiti kapsamında bilirkişi incelemesi için gerekli gideri yatırmadığı anlaşılmış ise de; davalı açılan davayı kabul ettiğini açık bir şekilde beyan ettiğinden ve hukuk yargılamasında kabul beyanı Mahkemeyi bağladığından, dolayısıyla sadece bu davanın tarafları için geçerli olmak üzere Mahkememizce başkaca bir delil takdiri ve araştırmasına gerek olmadan davalının kabul beyanına göre aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: 1-Davalı asilin duruşmada ki davayı kabul beyanı dikkate alınarak DAVANIN KABULÜNE, Davalı eyleminin marka hakkına tecavüz oluşturduğunun kabul beyanı dikkate alınarak tespitine, tecavüzün ortadan kaldırılmasına, 2-Hükmün ilanına, 3-732 TL ilam harcının yatırılan 615,40 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 99,20 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Taraflarca vekalet ücreti talep edilmediğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Davacı yanca yargılama gideri talep edilmediğinden bu hususta hüküm tesisine yer olmadığına, 6-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine, Dair karar davacı vekilinini ve davalı asilin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 29/09/2026
Katip ... ¸
Hakim ... ¸