İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/81 E. 2026/206 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/81
- Karar No
- 2026/206
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ T.C. ANKARA 2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA Esas No : 2026/81 Karar No : 2026/206
... Dava : Markanın Kullanmama Nedeniyle İptali İle Sicilden Terkini Dava Tarihi : 11/06/2020 Karar Tarihi : 29/04/2026 Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih : 29/04/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan Markanın Kullanmama Nedeniyle İptali İle Sicilden Terkini istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçelerinde özetle; davalı firmanın ....3 sayı ile tescilli ".... markasının sahibi olduğunu, ancak davalının bu markasını Türkiye’de hiçbir zaman kullanmadığını, hal bu iken davalının davacının ... sayılı markasını tescilli olduğu emtialarda Türkiye sınırları içerisinde yoğun ve ciddi bir biçimde kullandığının ispat edilememesi nedeniyle davanın bütünüyle reddedildiğini, 11.07.2019 tarihli ve .... sayılı bu kararın istinaf yoluna başvurulmamış olması nedeniyle 10.09.2019 tarihinde kesinleştiğini, dolayısıyla davalının ... sayılı markasını Türkiye’de 5 yılı aşkın zamandır kullanmadığının kesinleşmiş bir Mahkeme kararı ile sabit olduğunu, ayrıca davalının ... ibareli markanın tescili için ... sayılar tahtında yeni başvurular dosyalamış olduğunu, davalının huzurda dava konusu edilen markanın aynısının aynı emtialarda tescili için dosyaladığı bu başvuruların kötü niyetli yapıldığının açık olduğunu, davalının kullanmadığı sabit olan markasının iptali kararının sonuçlarını bertaraf etmek için söz konusu marka başvurularında bulunuyor olduğunu ifade ederek, davalının 2...." ibareli markasının tescili kapsamına giren tüm emtialar bakımından kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı şirket vekili cevaplarında özetle; davalının huzurdaki davaya konu edilen markasını, kapsamına giren emtialarda 2004 yılından beri Türkiye’de bağlı şirketi olan .... üzerinden ve doğrudan kendi üzerinden Irak, Suriye ve sair ülkelere sattığı emtialarda kullanmakta olduğunu, davalının dava konusu edilen markayı süresi içerisinde yenileyerek bu markayı kullandığını gösterdiğini, kullanılmayan bir markanın yenilenmesi için gerekli iş ve masrafların yapmasının hayatın olağan akışına ve ticari teamüllere aykırı olduğunu, davacının taraflar arasında yargıya intikal etmiş olan uyuşmazlığa konu edilen marka ve tasarımlarından davacının davalıyı ve markalarını taklit ettiğinin açıkça anlaşılabileceğini, yani somut uyuşmazlıkta kötü niyetli olanın davacı taraf olduğunu, davacının hukuka aykırı olarak elde ettiği marka korumasını yine kötüye kullanarak davalının 19 yıldır kullandığı markasının terkinini talep etmekte olduğunu, davalının "...." markalı ürünleri Türkiye üzerinden üçüncü ülkelere satmakta olduğunu, bu cihetle davacının markası ile davalının markasının tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin de söz konusu olmadığını, davalının ürünlerini Türkiye üzerinden başka ülkelere satmasının davacı tarafın herhangi bir zararına da sebep olmadığını, dolayısıyla huzurdaki davanın hukuki yarar yokluğundan da reddedilmesinin gerektiğini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Mahkememizin 15/02/2024 tarih .... sayılı kararıyla mahkememiz kararını; "... 15/02/2024 tarihli karar duruşmasından önce davalı vekili tarafından e-duruşma isteğinin mahkemeye bildirildiği, ancak mahkemece e-duruşma ve mazeret talepleri yönünden olumlu-olumsuz bir karar verilmeden ve teknik aksaklık yaşanıp yaşanmadığı tutanakta belirtilmeden yargılamaya devam ile tahkikat aşaması sona erdirilerek sözlü yargılama aşamasına geçilip davacı vekilinin beyanı alındıktan sonra davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Bu halde; yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gözetildiğinde davalı şahıs vekilinin e-duruşma ve mazeret talepleri hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi, bu karar verildikten sonra HMK’nın 186. maddesindeki düzenleme uyarınca sözlü yargılama aşamasına geçilmesi ve işin esası hakkında hüküm tesis edilmesi gerekirken e-duruşma ve mazeret talebi hakkında herhangi bir karar verilmeden HMK’nın 27. maddesinde belirtilmiş olan hukuki dinlenilme hakkına aykırı olacak şekilde davalı vekilinin yokluğunda sözlü yargılama aşamasına geçilerek hüküm verilmiş olması usul ve yasaya uygun olmamıştır. Bu itibarla Dairemizce, davalı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir." şeklindeki gerekçe ile kaldırılmasına karar vermiştir. Mahkememizce kaldırma kararı gereğince dosya yeni esasa kaydedilmiştir. Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 6769 sayılı SMK’nın 9. maddesinde "Markanın Kullanılması" başlığı altında, birinci fıkrada; "Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir." denilmektedir. Aynı Kanunun 26. maddesinde de, "İptal Halleri ve İptal Talebi" başlığı altında, bir markanın iptaline karar verilebilecek haller arasında, birinci fıkrada; "Dokuzuncu maddenin birinci fıkrasında belirtilen hallerin mevcut olması" hali düzenlenmiştir. Aynı Kanunun Geçici 4. maddesinin 1. fıkrasına göre de; "26. madde hükmü yürürlüğe girene kadar, iptal yetkisi, anılan maddedeki usul ve esaslara göre mahkemeler tarafından kullanılır." 6769 sayılı SMK, tescilli marka hakkı sahibine markasını ciddi olarak kullanma yükümlülüğü getirmiş, 556 sayılı KHK’nın yürürlükte olduğu dönem boyunca doktrine ve Yargıtay içtihatlarına yerleşmiş olan "marka sahibinin markasını Türkiye’de ve ciddi olarak kullanma yükümlülüğü"nü 9/1-2, 19/2, 25/7 ve 29/2 maddelerinde açıkça ve lafzen de ifade ederek, tartışmasız bir biçimde marka hukukumuza yerleştirmiş, şartları varsa; daha önceki bir tarihte tescil edilmiş olmakla beraber piyasada kullanılmayan markaların, salt tescilli olmaları nedeniyle yeni başvuruların tescil edilmesini engelleme ya da sonraki tescilleri hükümsüz kıldırma imkânı ortadan kaldırılmıştır. Böylece kullanılmayan tescilli markaların yeni girişimcilere engel olmalarının önüne geçilmiştir. Yine bu sayede tescilli markaların piyasada daha etkin ve aktif olarak kullanmaları teşvik edilmiştir. Mevzuatta geçen "ciddi biçimde kullanım"ın ne olduğu mevzuatın lafzında açıklanmamış ise de, .... tarafından yayımlanan 2017 tarihli "Kullanımın İspatı Kılavuzu"nda bu kavramla, "markadan işlevlerine uygun bir tarzda yarar elde edecek, yani üzerinde kullanıldığı malın veya hizmetin piyasada tanınmasını ve diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayrılmasını sağlayacak şekilde ve yoğunlukta piyasada veya piyasaya hitap eden, piyasayı etkileyen yerlerde kullanılması"nın kastedildiği anlaşılmaktadır. Bu kavramla sembolik bir kullanımın ötesine geçen bir kullanım arandığı görülmektedir. Ciddi kullanımın kanıtlanması için kesin bir ölçüt koymak mümkün olmamakla birlikte markanın rekabete uygun ve en azından potansiyel olarak marka sahibinin faaliyette bulunduğu pazar ilişkilerini etkileyecek ölçüde kullanılması gerekir. Beklenen davranış, anılan markaların tescilli olduğu sınıflardaki kullanımını şüpheye yer bırakmayacak şekilde kurallara uygun, düzenli, aralıksız ya da kanundaki ifadesiyle "ciddi" kullanımını kanıtlamasıdır. Markanın ciddi şekilde kullanılıp kullanılmadığı belirlenirken, markanın ve marka sahibi işletmenin bir takım özellikleri de göz önünde bulundurulmalıdır. Örneğin telaffuzu, akılda kalıcılığı, dikkat çekiciliği, mal ya da hizmeti karakterize edici yanları zayıf olan bir marka için kullanımın oldukça yoğun olması gerekebilir. Bunun yanında marka sahibinin faaliyet alanının genişliği veya darlığı, ürettiği mal veya hizmetlere duyulan gereksinimin derecesi, işletmenin hacmi ve benzeri durumlar kullanımın biçim ve şartlarına etki edebilir. "Kullanma" kavramından ne anlaşılması gerektiği kısmen SMK’nın 9. maddesinde belirtilmektedir. Buna göre, tescilli markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması, markanın sadece ihracat amacıyla mal ya da ambalajlarında kullanılması, markanın marka sahibinin izniyle kullanılması kullanma olarak kabul edilir. Markanın medya ilanlarında yer alması, markayla ihalelere girilmesi, promosyonların yapılması, faturalarda markaların işletme adından farklı ve işletme adında yer alan marka unsuru öne çıkacak şekilde markasal kullanılması gibi markanın ayırt edicilik fonksiyonuna uygun kullanma halleri de SMK Madde 9 anlamında kullanım olarak değerlendirilmektedir. Kullanımın ispatına ilişkin 2017 yılına ait Kılavuzda da kullanımın, faturalar; katalog, fiyat listesi ve ürün kodları; ürün, ambalaj ve tabela örnekleri; reklam, tanıtım, promosyon, pazar araştırması, kamuoyu araştırması; reklam görselleri ve videoları, bunlara ilişkin faturalar; tanıtım ve promosyon ürünleri görselleri veya videoları ve bunlara ilişkin faturalar; fuar katılımına ilişkin deliller; pazar araştırması, kamuoyu araştırması; ticari faaliyete ilişkin bilgiler ile bilgi ve belgeleriyle ispat edilebileceği ifade edilmiştir. Yine aynı Kılavuzda, faturaların güçlü deliller olmalarının yanı sıra reklam, tanıtım ve promosyon çalışmaları ve bu çalışmalara ilişkin harcamaların kullanım ispatı sunulan markaya yapılan yatırımın önemli bir göstergesi olduğu ifade edilmektedir. Bu kapsamda her marka için tescilli olduğu mal ve hizmetin türü ve miktarı, temel işleve uygun kullanılıp kullanılmadığı, hitap ettiği müşteri çevresi, marka sahibinin tutumu ile benzer işletmelerin tutumu kendi şartları dâhilinde ciddi kullanımın oluşup oluşmadığına bakılmalıdır. Markanın en temel kullanımı, tescilli olduğu mal ve/veya hizmetlerde, tescil belgesinde yazılı olduğu, resmedildiği, gösterildiği gibi kullanılmasıdır. Markanın faturalarda, internette, kataloglarda, gazete ilan ve reklamlarında kullanılması da kullanma olarak kabul edilir. Markanın tescilli olduğu mal veya hizmetle ilgili olmak kaydıyla markanın reklam ve tanıtımının yapılması, markayı taşıyan mal ya da hizmetin bir dergi, gazete ya da televizyonda yayınlanması da markanın kullanımı olarak kabul edilir. Markanın tescil sahibi tarafından değil, lisans yoluyla 3. kişiler tarafından kullanılması halinde, salt lisans verilmesi markanın kullanıldığı savunmasını ispat bakımından yeterli değildir; kendilerine lisans verilen bu kişilerin kullanımının da ciddi bir kullanım olup olmadığına bakılmalıdır. Markanın kullanılması yükümlülüğü tescil kapsamındaki her bir sınıf ve alt sınıf mal ve hizmet için söz konusudur. Markanın birtakım mal veya hizmet bakımından kullanılması, sadece kullanımın gerçekleştiği mal veya hizmet için markayı ayakta tutar. Kullanılmayan mal ve/veya hizmet yönünden markanın iptal koşulları oluşur ve/veya markanın koruma kapsamı/korunduğu emtialar azalır. Yani; markanın benzer mal/hizmetlerde de iptal edilememesi ve/veya benzer markalara karşı korunabilmesi için bu ürünler bakımından da kullanımın ayrıca ispatı gerekir. Bu nedenle, marka tescil belgesinde yazılı mal ve hizmetlerle aynı alt grupta olsa bile, hangilerinin kullanıldığı, hangilerinin ise kullanılmadığı tek tek belirlenmelidir. Dava konusu edilen markanın tescil tarihinin 28.01.2006 olduğu, işbu dava tarihinin ise11.06.2020 olduğu ve beş yıldan fazla sürenin geçmiş olduğu; bu markanın kullanmama nedeniyle iptalinin ön koşulunun gerçekleşmiş olduğu; ayrıca, bir markanın SMK m. 26 hükmüne göre kullanmama nedeniyle iptali için, SMK m. 9/1 hükmüne göre tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde kullanıldığının ve bu kullanıma 5 yıl kesintisiz ara verilmediğinin ispat edilmesi gerektiği; davalının dava konusu edilen/kullanmama nedeniyle iptali talep edilen ... sayılı markasının davalı tarafından, tescilli olduğu emtialarda Türkiye sınırları içerisinde 11.06.2015-11.06.2020 tarihleri arasında markasal hüviyette ve pazar payı oluşturacak ölçüde ciddi bir biçimde tesciline uygun olarak kullanıldığının ispat edilip edilemediğine bakılması gerektiği anlaşılmıştır. Davalının delilleri meyanında sunmuş olduğu belgelerin mahkeme tarafından yaptırılmış olan...." markalı enerji içeceklerini yüksek sayılarda satın aldığı ve ithal ettiği görülmekle birlikte, bu ithalatın varış limanı ilgili belgelerin tercümelerinde "Merin Limanı" olarak görüldüğünden, bu ürünlerin Türkiye’ye gelip gelmediği anlaşılamamaktadır. Tercümelerde veya belgelerin orijinallerinde Mersin Limanı’nın (her seferinde) Merin Limanı şeklinde "yanlış" yazıldığı bir an için düşünülse dahi, "..." markalı enerji içeceklerinin Türkiye’ye girişi/ithali sonrasında akıbetlerinin ne olduğu, dava dosyasına davalının sunmuş olduğu belge ve delillerden anlaşılamamaktadır. Davalının "tonlarca" "..." markalı enerji içeceği Türkiye’ye giriyor ise, bunların en azından bir kısmının Türkiye’deki satış noktalarında, marketlerde, reyonlarda satışa sunulduğunun tevsik edilmesi gerektiği; ayrıca da ... ithalatına ilişkin bu belgelerden sadece 2017 ve 2018 tarihli olanların, yani üç adet sevkiyatın gerekli tarih aralığında gerçekleşmiş olduğu ve sadece tek bir sevkiyatta "enerji içecekleri"nin markasının açıkça "..." olarak belirtildiği; dava konusu edilen markanın kapsamına giren emtialar arasında "enerji içecekleri"nin bulunmadığı, yani aslında "..." markasının tescili kapsamına giren, 32.Sınıftaki "Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar, tonikler, sebze ve meyve suları, sebze ve meyve konsantreleri ve özleri, meyvelerden elde edilen toz ve granül halde içecekler, şıra, şalgam suyu, domates suyu, kolalar, gazozlar, izotonik içecekler, boza, sahlep"te kullanıldığına ilişkin dava dosyasına herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmıştır. Zira, markanın kapsamında yer alan "izotonik içecekler"; sporcu beslenmesi uzmanları tarafından, aerobik egzersiz sonrasında karbonhidrat, sıvı ve elektrolitlerin hızlı bir şekilde yerine konmasını sağlamak amacıyla formüle edilmiş, karbonhidrat ve elektrolit içeren içecek tozlarıdır. İzotonik içecekler %6-8 oranında karbonhidrat ile sıvı ve elektrolit içerirler ve sporcunun kaybettiği sıvı ve elektrolitlerle birlikte karbonhidrat da sağlayan, antrenman öncesi ve sonrası ile yarışma dönemlerinde, sporcunun performansına katkı sağlamak için tüketilirler. ...." ise; bileşimindeki yararlanılabilir karbonhidrat içeriği nedeniyle insan vücuduna enerji sağlayan ve ürün özelliklerinde limitleri belirlenen fonksiyonel maddeleri (alkol, inositol, kafein, taurin, glucronolactone), vitamin ve mineralleri de içeren içecekleri ifade etmektedir. İçeriği bu uyarıcı maddeler nedeniyle bilişsel performansı (hafıza, dikkat…) arttırırlar. Enerji içeceği aslında standart bir meşrubattan daha fazla enerji içermez, daha çok mental uyarıcı etkisi nedeniyle işe yararlar. Enerji içeceklerindeki şeker miktarı (%10-12) çoğunlukla spor içeceklerinden (%6-8) daha fazladır, bu nedenle sindirim-emilimi daha uzun sürer. Spor içecekleri yerine, enerji içecekleri tüketildiğinde yüksek şeker konsantrasyonu, rehidrasyonu yavaşlatır. Bu yüzden uzun süreli yoğun aktivitelerde uygun değildirler. Ayrıca spor içecekleri kafein içermeyip, uyarıcı etkiye de sahip değildirler. Dolayısıyla, izotonik içecekler, enerji içecekleri ve proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri; benzer ihtiyaçları karşılamadıkları gibi, birbirlerinden zıt özellikleri haizdirler ve aralarında bir ham madde ilişkisi de bulunmaz ve bu sebeplerle, benzer/türdeş emtialar olarak adlandırılabilmeleri mümkün değildir. Neticede, davalı tarafın dava dosyasına sunduğu, doğrudan Türkiye dışında hazırlanmış belgelere dayalı olarak anılan ürünlerin ülkemize ithal edildiğine dair kesin bir kanaate ulaşılamadığı, bu ürünlerin ülkemize ithal edildiği düşünülse dahi, ülkemizdeki akıbetlerine ve piyasada satıldıklarına ilişkin hiçbir delil sunulmamış olduğu, zaten de bu belgelerin davalının dava konusu edilen .... görselli markasını taşıyan ve tescili kapsamına giren 32. Sınıftaki emtiaların ithalatına değil, "enerji içecekleri"nin ithalatına ilişkin olduğu ve ithalatı gerçekleştiren... ile davalının ticari bağının ne olduğunun da dava dosyası içeriğinden anlaşılamamıştır. Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından; Davalı adına tescilli ... sayılı markanın 6769 sayılı SMK’nın 9. ve 26. maddeleri hükümlerine uygun olarak, davalı tarafından, tescilli olduğu emtialarda, Türkiye sınırları içinde, pazar payı yaratacak ölçüde/ciddi biçimde kullanıldığı hususunun yeterli nicelikte, nitelikte ve içerikte delil ile ispat edilemediği, davalı markasının tescilli olduğu tüm emtialar yönünden kullanmama nedeniyle iptali koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, markanın kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın Kabulüne, Davalı adına tescilli... sayılı markanın kullanılmama nedeniyle iptaline, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 54,40.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 677,60.-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı(yurt dışı tebliğ vb. Harç ve masraflar dahil) 5.716,60.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.29.04.2026
Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ İlk Masraf : 116,60.-TL Bilirkişi Ücreti : 2.500,00.-TL P.M. : 3.100,00.-TL TOPLAM : 5.716,60.-TL