Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/913 E. 2026/1652 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/913
- Karar No
- 2026/1652
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/913 Esas
KARAR NO:2026/1652 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2023/191 Esas- 2024/142 Karar
TARİH:29/02/2024
DAVA:Tazminat
KARAR TARİHİ:24/09/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
DAVA:Davacılar vekili dava dilekçesi ile; müvekkili ...'nun İngiltere'de kurulu diğer müvekkili şirketin sahibi olduğunu, müvekkilinin ...'de şahsi hesabı bulunduğunu, müvekkilinin kullandığı elektronik posta adresinin 25/04/2019 tarihinde şüpheliler tarafından ele geçirildiğini, ...’nin görevlisine sanki müvekkili ... gönderiyormuş gibi elektronik posta gönderilerek ve bir fatura ödemesi yapılacağı belirtilerek, müvekkilinin kişisel hesabından önce müvekkili şirketin hesabına oradan da şüphelinin belirttiği davalı banka nezdindeki hesaba ertesi gün 26/04/2019 tarihinde ödenmek üzere 45.950 Euro'nun gönderilmesinin sağlandığını, müvekkilinin 26/04/2019 günü 09:58'de durumu fark ederek derhal bankayı aradığını ve ödemenin durdurulmasını talep ettiğini, ... yetkililerinin, ödemenin durdurulmasını sağlamak için muhabir banka... Bank ... Bankasına saat 10.08 itibariyle talimat gönderildiğini bildirdiklerini, ... Bank ... Bankası'nın da, 26/04/2019 tarihinde saat 10.36’da davalı bankadan ödemenin geri gönderilmesini talep ettiğini, müvekkilinin hesabına paranın iade edilmemesi üzerine, 30/04/2019 tarihinde iki kez bu taleplerini, söz konusu işlemde dolandırıcılık olduğu da belirtilerek yenilediğini, daha sonra da aynı taleplerde bulunduğunu ayrıca, müvekkili tarafından davalı banka ile telefonda da irtibat kurulduğunu, swift işlemiyle müvekkili şirketin hesabından ... adına gönderilen paranın 26/04/2019 tarihinde saat 18.24’de ilgili şahsın ... hesabına girdiğini, valör tarihinin ise 29/04/2019 olduğunu, anılan kişi tarafından paranın hesaptan çekildiğini, müvekkili tarafından savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı bankanın yapılan bildirimlere rağmen suçun önlenmesi bakımından üzerine düşen ulusal ve uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmediğini, uluslararası dolandırıcılık konusunda gereğini yaparak suça konu dolandırıcılığı engellemeye yönelik hiç bir işlem yapmadığını,SWIFT işlemleri ile; farklı ülkelerde bulunan bankalar aracılığıyla gönderici taraf hesabında bulunan dövizin karşı tarafın (alıcının) farklı ülke bankasında bulunan hesabına gönderilmesi ve ödenmesinin sağlandığını, ayrıca, bu döviz transfer işlemine üçüncü bir ülkedeki banka aracılık yapmakta olup, bu bankanın muhabir banka olarak adlandırıldığını, dolayısıyla, aynı bankada bulunan hesaplar arası transfer gibi doğrudan hesaba paranın aktarımı işlemi olmadığını, bu bağlamda, gerçekte var olmadığı değerlendirilen ... isimli şahsa sahte belgelerle hesap açarak güvenlik açığına kusurlu davranışlarıyla sebep olan davalı bankanın, swift işlemi sürecinin son halkası olan ödemeyi yapacak banka olarak, gönderilen dövizin mudinin hesabına henüz girmediği aşamada, gönderici banka ve muhabir banka tarafından ödemenin durdurularak geri iadesi talimatını yerine getirmediğini, bu şekilde kusurlu davranarak müvekkilinin zararına sebep olduğunu ve zararın karşılanması taleplerinin de davalı banka tarafından kabul edilmediğini beyanla 45.950 Euro'nun davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesi ile;davanın, dava konusu eylemi yapan kişi veya kişiler ile hesabına para aktarılan kişiye yöneltilmesi gerektiğini, davacıların hesabının bulunduğu ... bankasından müvekkili bankada hesabı bulunan müşterinin hesabına geçen paranın iade alınmasının mümkün olmadığını, Bankacılık Kanunu'nun 61. maddesi kapsamında sınırlamalar hariç olmak üzere hesap üzerindeki tasarrufların ancak hesap sahibinin yazılı talimatı veya muvafakatine istinaden yapılabileceğini, davaya konu tutarın, müvekkili banka müşterisi ...’ın hesabına geçmiş olması nedeniyle müvekkili banka tarafından müşteriye ulaşıldığını ancak tutarın iadesi istenilmesine rağmen tutarın iade edilmediğini, davacı ile müvekkili banka arasında bankacılık sözleşmesi bulunmadığını beyanla davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:Mahkemece; Dairemizin kaldırma kararında işaret edilen eksikliklerin giderildiği ve bilirkişi heyetinden rapor alındığı, alınan bilirkişi kurulu raporu, paranın hesaplar arası transferi, transfer zamanı ve hesaptan çekim tarihi yönünden gerekçeli, denetlenebilir, dosya içeriğine uygun, ayrıca BAM kararı gereklerini yerine getirecek yeterlilikte, itirazları cevaplar nitelikte, uyuşmazlığı çözmeye yeterli görüldüğünden, sorumluluk harici yapılan değerlendirmeler yönünden hükme esas alındığı, davacı şirketin, yurt dışında bulunan dava dışı ... Bank... bankasındaki hesabından, şirketin e-mail adresinin ele geçirilmesi suretiyle sahte havale talimatıyla 45.950 Euro'nun, ... (fatura) bedeli açıklamasıyla davalı bankanın ... Şubesinde bulunan dava dışı ... hesabına 25/04/2019 tarihinde, 26/04/2019 valörü ile yapıldığı, şirket yetkilisi davacı gerçek kişinin durumu 26/04/2019 tarih ve saat 09:58'de fark etmesi üzerine ... Bank A.G ile iletişime geçerek ödeme işleminin durdurulması için hesaptan gönderilen havalenin iptali talimatı verdiği, dava dışı ... Bank A.G tarafından derhal (26/04/2019 tarihinde) muhabir bankaya swift mesajı gönderilerek bahsi geçen ödemenin durdurulmasının talep edildiği, bunun üzerine davalı banka tarafından, dava dışı ... hesabına gönderilen paranın 26/04/2019 tarihinde saat 13:13'te banka havuzuna alındığı, davalı banka müşterisi ...'un havalenin mobilya faturası karşılığı geldiğini beyan etmesi üzerine paranın davalı banka tarafından iadesinin gerçekleştirilmediği ve akabinde müşteriye ödendiğinin sabit olduğu, davacı şirket tarafından yurt dışındaki banka hesabından gönderilen paranın, davalı bankanın havuzunda bulunduğu ve henüz adı geçen hesabına aktarılmadan dolandırıcılık eyleminin fark edilmesi suretiyle yaptıkları ihbar üzerine, amir ve muhabir banka tarafından davalıya paranın ödenmemesi konusunda swift mesajı gönderildiği, ileri tarihli valörün, ertesi gün son saatine kadar iptal edilebilmesine ve iptal için muhabir bankadan süresi içerisinde talep gönderilmesine, davalının henüz para hesaba aktarılmadan kendisine swift mesajı gönderildiğini kabul etmesine rağmen davalı bankanın, parayı müşterisine ödediği, haksız fiilin unsurlarından olan kusurlu hareketin de bu şekilde gerçekleştiği ve bu nedenlerle davalı bankanın sorumluluğunun bulunduğu, dava konusu paranın davacı şirket hesabından davalı bankaya gönderildiği, davacı gerçek kişinin dava dışı ... Bank A.G. hesabında bulunan parasının, yine aynı bankada davacı şirket hesabına dolandırıcılık eylemleriyle virman yapılmasında, davalı bankanın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı ve davacı ...'in dava konusu eylem ile oluşan zarar nedeni ile davalıya karşı dava açma başka bir deyişle aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesi ile davacı ... tarafından açılan davanın reddine, davacı ... tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili ile davacı şirket vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
DAVACI ŞİRKET VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; Müvekkili lehine hükmedilen vekalet ücretinin tahsiline karar verilen yabancı para alacağının karar tarihi itibariyle TCMB efektif satış kuru üzerinden TL'ye çevrilerek hesaplanması gerekirken hükümde yer alan vekalet ücretinin hatalı olduğu, hükümde tahsiline karar verilen 45.950 Euro'nun TL karşılığının bu tarihte 1.556.795,19 TL olduğu ve hesaplanan vekalet ücretinin ise 196.543,62 TL olması gerektiği, bu nedenlerle müvekkili lehine eksik vekalet ücreti takdir edilmesi hatalı olup, kararın bu kısım yönünden kaldırılması gerektiğine ilişkindir.
DAVALI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;Mahkemece alınan bilirkişi raporu tamamen müvekkili banka lehine olmasına ve müvekkil bankanın dava konusu olayda bir kusurunun bulunmadığını tespit etmesine rağmen Mahkemece üstelik bilirkişi raporunun hükme esas alındığı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, kararda bilirkişi raporundaki teknik tespitleri çürüten bir gerekçeye yer verilmediği, dava konusu swift işleminde müvekkili bankanın gerek Yerel mevzuata gerekse muhabir banka ile arasındaki ilişkiyi düzenleyen sözleşmeler ile Uluslararası mevzuata ve teamüle uygun davrandığı, herhangi bir kusurunun olmadığı,müvekkili banka tarafından şube havuzuna alınan paranın dava dışı ... isimli mudinin hesabına alacak olarak kaydedilmiş olması sebebiyle hükmen bir mevduata dönüştüğünü ve Bankacılık Kanunu'nun 61. maddesindeki sınırlamalara tabi tutulduğu, mudinin muvafakati olmadan para iadesinin söz konusu olmadığı, aksi halde müvekkilinin idari para cezası ile cezalandırılmasının söz konusu olacağı, davacı tarafın ... isimli kişinin dolandırıcı olduğuna dair iddiasının ispat edilemediği, bu hususa bilirkişi raporunda da yer verildiği, ayrıca Mahkemece, davacının bankasında kayıtlı kendisine ait e posta adresini koruyamaması sebebiyle de kusurlu olduğu, dolayısıyla iddia ettiği dolandırılık eylemine kendisinin sebep olduğu, bu sebeplerle karar hatalı olup kaldırılması gerektiğine ilişkindir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, davacı şirkete ait yurtdışında bulunan banka hesabından dolandırıcılık yapılmak suretiyle davalı banka nezdinde açılan hesaba swift işlemi ile gönderilen ve henüz hesap sahibine ödenme yapılmadığı sırada muhabir banka tarafından iadesi talep edilen paranın, davalı banka tarafından bu talimata rağmen hesap sahibine ödendiğinden bahisle uğranılan zararın tazmini talebine ilişkindir. Mahkemece ilk olarak 10/12/2020 Tarihli, 2020/174 Esas ve 2020/889 Karar sayılı karar ile davanın reddine karar verilmiş, bu kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 02/03/2023 Tarihli, 2021/313 Esas ve 2023/357 Karar sayılı kararı ile; "....Mahkemece, taraflar arasında akdi bir ilişki bulunmaması nedeniyle iddianın haksız fiil kapsamında değerlendirilmesi ve Bankacılık Kanunu'nun 61. maddesinde yer alan, mevduat ve katılım fonu sahiplerine ödenmesi gereken tutarları geri alma haklarının hiçbir suretle sınırlandırılamayacağına dair düzenleme uyarınca, davalı bankanın, paranın adı geçen ... isimli mudinin hesabına geçmesinden sonra davacıya iade ile yükümlü olmayacağına dair kabulü doğru ise de, davacı tarafından yurt dışındaki banka hesabından gönderilen paranın, davalı bankanın havuzunda bulunduğu ve henüz adı geçen hesabına aktarılmadan dolandırıcılık eyleminin fark edilmesi suretiyle yaptıkları ihbar üzerine, amir ve muhabir banka tarafından davalıya paranın ödenmemesi konusunda swift mesajı gönderildiği ve haksız fiilin unsurlarından olan kusurlu hareketin, bu mesaja rağmen paranın adı geçen hesabına aktarılması suretiyle gerçekleştiğinin iddia edilmesi, davalı banka tarafından da muhabir bankanın henüz para hesaba aktarılmadan kendisine swift mesajı ilettiği kabul edilmesine rağmen, ilgili swift mesajlarının dosyaya celbi sağlanarak, gerekli olması halinde bankacı bilirkişiden uluslararası para transferinde davalı bankanın sorumluluğuna aykırı davranıp davranmadığı hususunda rapor alınması ve buna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme neticesinde karar verilmesi hatalı olmuştur.O halde Mahkemece, davacı tarafa delil olarak dayandığı ve sunduğu yabancı dildeki tüm belgelerin HMK madde 223 gereği Türkçe onaylı tercümelerini sunmak, davalı bankaya tarafına gönderilen tüm swift mesajlarının Türkçe onaylı tercümelerini sunmak üzere süre verilmesi, gerekli olması halinde bilirkişiden, gelen belgeler üzerinde inceleme yapılarak, iddia ve savunmayı karşılar şekilde rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi" gerektiği gerekçesi ile HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiş, Mahkemece, Dairemizin kaldırma kararından sonra devam edilen yargılamada bu kez yukarıda açıklanan gerekçe ile davacı şirket tarafından açılan davanın kabulüne, davacı ... tarafından açılan davanın ise reddine karar verilmiş, karara karşı davacı şirket vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; Mahkemece, Dairemizin kaldırma kararında belirtilen eksiklikler tamamlandıktan sonra, dosya üzerinde bilirkişi heyetine inceleme yaptırılmak suretiyle rapor alındığı, bilirkişi heyetince raporda; davalı banka tarafından dava dışı ... isimli kişi adına mevduat hesabı açılması sırasında mevzuata aykırı bir işlem yapılmadığı tespit edildikten sonra, yurt dışında bulunan muhabir ...'den davalı bankaya gönderilen swift mesajlarının incelendiği, bankalar arası para transferinde valör kavramının ne olduğunun açıklandığı ve davalı bankanın, ... tarafından paranın iadesine muvafakat verilmemesi nedeniyle parayı iade etmediği gerekçesi ile kusurlu olmadığı neticesine varıldığı, bilindiği üzere HMK'nın 282. maddesinde; "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." şeklinde yer alan yasal düzenleme uyarınca bilirkişi raporunun Mahkemeyi bağlayıcı nitelikte kesin bir delil olmadığı ve bilirkişi tarafından ancak görevi kapsamındaki teknik konularda inceleme yapılarak rapor tanzim edilebileceği, Mahkemece bilirkişi raporunda yer alan ve bilgisi dışında kalan tespitler ile diğer deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle bir neticeye varılacağı, somut olayda da bilirkişi raporunda; ileri tarihli valör işleminin ertesi günün son saatine kadar iptal edilebileceği, davalı bankaya virmanın 25/04/2019 tarihinde ve 26/04/2019 valörü ile geldiği, muhabir banka tarafından 26/04/2019 tarihinde saat 10:08'de gönderilen swift mesajı ile hesap sahibinin talebi nedeniyle işlemin iptali ve paranın iade edilmesinin davalı bankaya bildirildiği, davalı banka tarafından bu ihbardan sonra saat 13:13'de paranın banka havuzuna alındığı, yani muhabir banka tarafından gönderilen talimat sırasında paranın henüz dava dışı ... isimli kişinin hesabına alacak kaydedilmemiş olduğu, bundan sonra bankanın saat 18:24'de parayı dava dışı ... isimli kişinin hesabına aktardığının tespit edildiği, her ne kadar davalı banka tarafından paranın havuz sistemine alınması ile dava dışı mudi hesabına alacak kaydedildiği ve mevduata dönüştüğü iddia edilmiş ise de, bilirkişi raporunda bu iddianın aksine, davalı bankanın parayı dava dışı ... hesabına alacak kaydetmeden önce banka havuzuna aldığı tespitine yer verildiği, buna göre işlemin iptali talimatı geldiği sırada para dava dışı ... hesabına alacak kaydedilmediği ve mevduata dönüşmediği için, davalı bankanın işlemi iptal ederek parayı iade etmesi gerektiği, bu aşamada gönderilen para dava dışı ...'a ait olmadığı gibi henüz banka hesabına geçmediğinden bu kişiye ait bir mevduat da olmadığı, davalı bankanın, Bankacılık Kanunu'nun 61. maddesinde yer alan mevduat hesabı sahiplerine ilişkin düzenleme uyarınca ...'un rızası olmadığı için paranın iade edilmediği şeklindeki savunmasına itibar edilemeyeceği, davalı bankanın parayı verilen talimata rağmen hesaba geçirmekte kusurlu olduğu ve bu eylem ile para dava dışı ...'a ödendiği ve bu kişi tarafından da hesaptan çekildiğinden, artık daha önce gerçekleştirilen usulsüz işlemler ile zarar arasındaki illiyet bağının kesildiği, bu itibarla zarara, davacının e posta adresini koruyamamış olmasının da sebep olup olmadığının tartışılmasına gerek olmadığı ve Mahkemece, kararda açıklandığı üzere, bilirkişi raporunda yer alan teknik tespit ve açıklamaların nazara alınması ve kusur durumuna ilişkin bilirkişi tespiti dışlanarak, dosya kapsamına göre davalı bankanın davacı şirketin uğradığı zarardan sorumlu olduğunun kabul edilmesinin isabetli olduğu anlaşılmıştır.Dava dilekçesinde dava değeri 45.950 Euro olarak gösterilmiş ve Mahkemece de talep edildiği üzere 45.950 Euro tazminat ödenmesine karar verilmiş ise de, dava açılırken Euro olan dava değerinin Türk Lirası'na çevrildiği ve harçların bu değer üzerinden alındığı, vekalet ücretine, harçlandırılmış olan dava değeri üzerinden ve karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hükmedileceği, bu itibarla Mahkemece davacı şirket lehine hükmedilen vekalet ücretinde usul ve yasaya aykırılık olmadığı ve davacı vekilinin vekalet ücretine esas dava değerinin, 45.950 Euro'nun karar tarihindeki TCMB kuruna göre Türk Lirası'na çevrilerek tespit edilmesi gerektiğine dair istinaf sebebinin isabetsiz olduğu anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı şirket ile davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı şirket ile davalının istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 20.778,81 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 5.194,71 TL harcın mahsubu ile bakiye 15.584,10 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
6-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 24/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.