Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/918 E. 2026/1651 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/918
- Karar No
- 2026/1651
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/918 Esas
KARAR NO:2026/1651 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ:(Kapatılan)Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI:2021/626 Esas- 2023/407 Karar
TARİH:13/04/2023
DAVA:İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki))
KARAR TARİHİ:24/09/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile dava dışı ... arasında imzalanan 02/12/2008 tarihli distribitörlük sözleşmesi uyarınca ... Şirketi'nin doğacak borçlarına karşılık müvekkiline ait İstanbul İli, Bahçelievler İlçesi, 1.Bölge, ... Sokak, ... Mevkii, 2 Pafta, 10018 Parsel, Zemin Kat 3 ve 1. Kat 6 nolu bağımsız bölümler üzerine, ayrı ayrı 200.000'er USD bedelle davalı lehine 1.dereceden ve faizsiz ipotek tesis edildiğini, söz konusu distribitörlük sözleşmesinin, sözleşmenin 25/6. maddesi çerçevesinde 31/03/2014 tarihinde sona erdiğini ve tüm çabalarına rağmen davalıya ulaşmalarının mümkün olmadığını beyanla distribütörlük sözleşmesine istinaden kurulan ticari ilişkiden doğan borcun tespiti ile tespit edilecek borç miktarının tespit edilecek ödeme mahalline yatırılmasının ardından belirttikleri taşınmazlar üzerine konulan teminat ipoteklerinin kaldırılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı tarafça süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:Mahkemece; davanın, dava dışı firma ile davalı arasında yapılan distribütörlük sözleşmesine istinaden distribütörün borçlarının teminatını teşkil etmek üzere davacı taşınmazları üzerine konulan teminat ipoteklerin fekki istemine ilişkin olduğu, tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, taraflar arasında yapılan 02/12/2008 tarihli distribütörlük sözleşmesi, tapu kayıtları, ticaret sicil kayıtları, tarafların ticari defterleri üzerinde yaptırılan inceleme sonucunda alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına binaen; Bahçelievler l.Bölge Tapu Sicil Müd.nün 10/12/2009 tarih ... yevmiye nolu resmi senet ile; İstanbul İli Bahçelievler İlçesi, 1 Bölge, ... Sokak, ...'ı Mevki, 2 pafta, 10018 parselde kayıtlı zemin kat 3 ve 6 no'lu bağımsız bölümler üzerine, meskenin tamamı (davacı) ... adına kayıtlı iken bu defa ... adına ... vekaleten, (davalı) .... Şti.’ne 02.12.2008 Distribütörlük Sözleşmesi uyarınca (dava dışı) .... Şirketi'nin doğacak borçlarına karşılık 200.000 USD bedel mukabilinde teminat ipoteği için ....Şti. lehine 1. derecede, faizsiz faiz ve .... süre ile ipotek tesis edildiği, dava dışı .... Şirketinin davalı şirkete ipotek tesisi konusunu oluşturan 02.12.2008 distribütörlük sözleşmesi uyarınca borçlu olduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiş olup, iki adet taşınmaz üzerine konulan ipotek bedellerinin toplamının 400.000 USD olduğu, dava dışı .... Şirketinin davalı şirketten olan 90.598.46 USD ile ayıplı mal bedeli ve 9.335,75 USD depolama masrafından oluşan alacağının mevcut borçtan düşülmesi ile kalan borcun 395.041,98 USD olarak raporda tespit edildiği, istinaf kaldırma kararı gereği, heyetçe de kabul edilen bu miktarı depo etmek üzere davacı vekiline 02/03/2023 tarihli duruşmada TBK 97 ve HMK 94.maddeleri uyarınca 1 aylık kesin süre verilmiş olmasına rağmen davacı vekilinin depo bedelini yatırmadığı, ipoteğin kaldırılması bakımından yasal şartların oluşmadığı, aksine itibar edilen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının borcunun bulunduğunun tespit edildiği, ipotek bedelinin alacağı karşılayamadığı, ipoteğin temin ettiği borcun sona ermediği, davacının iddialarını destekler herhangi bir verinin bulunmadığı, dava dosyasında dava dışı distrübütörün (...) reklam-pazarlama harcamalarını davalı tarafa yansıttığı bir faturanın bulunmadığı, davacının, distribütörlük sözleşmesine istinaden kurulan ticari ilişkiden doğan borcunun bulunduğu, gerek dosyaya sunulan çeşitli icra takiplerine ilişkin bilgi ve belgeler gerekse yapılan defter incelemesindeki tespitler dikkate alındığında davalı şirketin faaliyetinin dava tarihi itibari ile aktif üretim ve satış faaliyetlerinin durduğu, fabrika binasının icrada ihale usulü satışa çıkarıldığı hususlarının sabit olduğu, davalı tarafın bunun aksine bir iddiasının olmadığı tespitinden hareketle ifa imkansızlığının söz konusu olduğu, ayrıca dava konusu ürünlerin davalıya iadesine ilişkin bir talebin ya da başkaca bir talebin de yasal olarak davalıya yapılıp yapılmadığı hususlarının dosyada tespit edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DAVACILAR VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;her ne kadar bilirkişi raporunda davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarına göre faaliyetlerine devam etmesi sebebiyle ifa imkansızlığı değerlendirmesi yapılamayacağı belirtilmiş ise de, davalı şirketin 2013 yılı sonuna doğru borca batık duruma gelerek, üretim ve ticari faaliyetini durdurmak zorunda kaldığı, üretim yerine satarak şirket merkez adresini değiştirdiğinin dosya /apsamı ile ortaya konduğu, ayrıca davalı şirketin "..." markasını 07/02/2014 tarihinde üçüncü bir kişiye devrettiği, bu hususun TPE nezdinde tescil edildiği, davalı şirketin ticari faaliyetine ve dava dışı şirket ile aralarında imzalanan distribütörlük sözleşmesi hükümlerine uyarak, mal ve yedek parça tedarikini eksiksiz olarak sürdürmeye devam etmediği, davalı şirketin Kanada'da elektrikli ev aletleri ürünlerinin satışının yapılabilmesi için yaptığı başvurusu sonucu düzenlenen sertifikasının, üretimini durdurmuş olması sebebiyle geçerliliğini yitirdiğinin tespit edildiği, mücbir sebep ve ifa imkansızlığının kabulü halinde davalı şirketin sözleşmeden doğan sorumluluklarını yerine getirmediği ve distribütörlük sözleşmesi imzaladığı dava dışı şirketin ticari hayatını zora soktuğunun kabulü gerektiği, davalının sertifikasının geçerliliğini yitirdiği veya üretimini durdurduğu konusunda dava dışı şirketi bilgilendirmediği, dava dışı şirket tarafından davalıya gönderilmiş olan maillerin delil olarak kabul edilmesi gerektiği, davalının sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle dava dışı şirket tarafından gönderilen mailde zararların bildirildiği, davalı şirketin bu bildirime duyarsız kaldığı ve dava dışı şirketin reklam ve tanıtım masraflarını ödemediği, bu hususun sözleşmeye aykırılık oluşturduğu, dava dışı şirket tarafından davalı şirkete gönderilen maillerde ayıplı ifa nedeniyle gönderilen ürünlerin satışının durdurulduğunun bildirildiği, davalının kendi kusuru ile borca batık hale geldiği, dava dışı şirket ile müvekkilinin zararına sebep olduğu, bu sebeplerle kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davalı ile dava dışı .... Şirketi arasında imzalanan distribütörlük sözleşmesi uyarınca dava dışı şirketin doğacak borçlarını teminat altına almak üzere, davacıya ait taşınmazlar üzerine tesis edilen ipoteklerin fekki talebine ilişkindir.Mahkemece ilk olarak 18/04/2019 tarihli, 2014/228 Esas ve 2019/412 Karar sayılı karar ile, dava dışı şirketin davalı şirkete borcunun bulunduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 01/07/2021 tarihli, 2019/1654 Esas ve 2021/1001 Karar sayılı kararı ile ve;"Davacının, distribütörlük sözleşmesine istinaden kurulan ticari ilişkiden doğan borcun tespiti ile tespit edilecek borç miktarının tespit edilecek ödeme mahalline yatırılmasının ardından, belirttikleri taşınmazlar üzerine konulan teminat ipoteklerinin iptaline ilişkin talebi incelenip, değerlendirilmeden, ve bu husus gerekçeli kararda da tartışılmadan karar verilmesi doğru olmadığı gibi, davacının iki adet taşınmazı üzerine konulan ipotek bedellerinin toplamı 400.000 USD olduğu gözden kaçırılarak ipotek bedelinin 200.000 USD olarak kabulü ile gerekçe oluşturulması da usul ve yasaya uygun değildir.Bu durumda mahkemece, distribütörlük sözleşmesi hükümleri, taraf delilleri ve tüm dosya kapsamına göre; dava dışı firmanın davalıya borçlu olup olmadığı, borçlu ise tam miktarı, davacının, tespit edilecek borcun depo edilmesi için karar verilmesi yönündeki talebi de değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir." gerekçesi ile HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiş, Mahkemece, Dairemizin kaldırma kararı sonrası devam edilen yargılamada bu kez yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosya kapsamından; davalı ile dava dışı Kanada'da mukim .... Şirketi arasında 02/12/2008 tarihli distribütörlük sözleşmesinin imzalandığı, bu sözleşme ile dava dışı şirketin, Kanada'da davalıya ait elektrikli ürünlerin satış ve pazarlamasını üstlendiği, sözleşmede; dava dışı şirket tarafından ürün ve yedek parça siparişinin ne şekilde verileceği, fiyatların nasıl tespit edileceği, sipariş edilen ürünlerin dava dışı şirkete nerede teslim edileceği, ürün bedellerinin ne zaman ödeneceği hususlarının düzenlendiği, söz konusu sözleşme uyarınca dava dışı şirketin doğacak borçlarının teminatı olmak üzere davacıya ait iki taşınmaz üzerine, fekki bildirilinceye kadar ve faizsiz olmak üzere toplam 400.000 USD bedelli ipotek tesis edildiği, davacı tarafın dava dilekçesinde, davalı şirkete ulaşamadıklarını beyan ederek dava dışı şirketin, davalı şirkete olan borçlarının tespitini, bu borçların taraflarınca depo edilmesi neticesinde ipoteklerin fek edilmesini talep ettiği, davalının ticari defterleri, dava dışı şirket tarafından sipariş edilen ürünlerin davalı tarafça teslimine ilişkin gümrük belgeleri ve dava dışı şirket tarafından yapılan ödemelere ilişkin belgeler üzerinde inceleme yapılmak suretiyle düzenlenen kök ve ek bilirkişi raporlarında, dava dışı şirketin davalıya dava tarihi itibariyle 494.976,19 USD borçlu olduğunun tespit edildiği, davacı vekilince raporlara; yapılan hesaplamada, dava dışı şirketin yapmış olduğu reklam ve tanıtım masrafları, ürün ve ayıplı ürün bedelleri ve depolama ücretlerinin de nazara alınması gerektiği gerekçeleri ile itiraz edildiği, Mahkemece itirazlar üzerine alınan 28/11/2018 tarihli 2. ek raporda, davacı tarafın itirazına konu ettiği alacak kalemleri yönünden değerlendirme yapıldığı, Mahkemece kök ve ek bilirkişi raporları hükme esas alınarak dava dışı şirketin davalıya ipotek bedelinin üzerinde borçlu olduğu ve borcun sona ermediğinden bahisle davanın reddine karar verildiği, davacı tarafın, borcun taraflarınca depo edilmesi talebi yönünden ise bir karar verilmediği,Dairemizin kaldırma kararından sonra ise Mahkemece bilirkişi ek raporlarının alındığı ve 02/03/2023 tarihli celsede davacı vekiline, 22/05/2022 tarihli raporda tespit edilen 395.041,98 USD davalı alacağını depo etmek üzere 1 aylık kesin süre verildiği, verilen kesin süre içerisinde davacı vekilince alacağın depo edilmediği ve Mahkemece yeniden davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar davacı tarafça istinaf dilekçesinde, davalı şirketin kendisine ait markayı üçüncü kişiye devrettiği ve bu nedenle ticari faaliyetine devam ettiğinin kabul edilemeyeceğine dair bir istinaf sebebi ileri sürülmüş ise de, bu husus ilk kez istinaf dilekçesinde ileri sürüldüğünden HMK'nın 357. maddesi uyarınca Dairemizce değerlendirilmemiştir. Dosya kapsamına, davalı ile dava dışı şirket arasında imzalanan distribütörlük sözleşmesinin taraflarınca feshedildiğine dair bir delil sunulmamıştır. Davacının taşınmazları üzerine konan ipotekler, dava dışı şirketin sözleşmeden doğacak borçlarını teminat altına almakta olup, davalı ile dava dışı şirket arasındaki sözleşme feshedilmiş veya ifası imkansız hale gelmiş olsa dahi, daha önce doğan borçlar teminatın kapsamında olduğundan, bu borçların ödeme veya başka bir sebeple sona erdiği ispat edilmediği takdirde ipoteğin fekkine karar verilmesi mümkün değildir. Davalı şirket ticaret siciline kayıtlı olarak varlığını sürdürmekte olup, iflas ettiği, borca batık hale geldiğine dair davacı iddialarını destekler bir delil bulunmamaktadır. Davacı tarafça, dava dışı şirketin yapmış olduğu reklam ve tanıtım masrafları, sözleşmenin ifasının imkansız hale gelmesi sebebiyle elinde kalan malların bedelleri, ayıplı mal bedelleri ve bu malların muhafazası için ödenen depo ücretleri nedeniyle alacaklı olduğu iddia edilmişse de, bu iddialar alınan bilirkişi raporlarında denetime açık bir şekilde değerlendirilmiştir.Dosyaya, dava dışı şirketin, davalıdan aldığı ürünlerin ayıplı olduğuna dair teknik bir rapor sunulmamış, dava dışı şirketin deposunda yapılan sayım ve ticari kayıtları üzerinde yapılan mali incelemeye ilişkin rapor sunulmuştur. Bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere,dava dışı şirketin yapmış olup olmadığı kesin olarak ortaya konmayan reklam ve tanıtım masraflarının, distribütörlük sözleşmenin 2. maddesi uyarınca davalının alacağından mahsup edilmesi mümkün değildir, kaldı ki bu konuda dava dışı şirket tarafından davalı adına düzenlenmiş herhangi bir fatura bulunmamaktadır. Yine dava dışı şirketin, davalının kusuru ile elinde kaldığını iddia ettiği ürünlerin iadesine dair bir talebi ya da bu hususta davalıya karşı açmış olduğu bir dava da bulunmamaktadır. Bu kapsamda ürün bedellerinin davalının alacağından mahsup edilmesi mümkün olmayıp, ayıplı olduğu iddia edilen ürünlere ilişkin ise, herhangi bir teknik inceleme bulunmamasına rağmen mail yazışmaları üzerinden bilirkişi raporunda tespit edilen 90.598,46 USD ve bu ürünler için ödenen depo bedeli davalının alacağından mahsup edilmesine rağmen davalı 395.041,98 USD alacaklı çıkmış ve dava dilekçesindeki açık talebine rağmen davacı taraf verilen kesin süre içerisinde söz konusu alacağı davalıya ödenmek üzere depo etmemiş olduğundan, alacağı teminat altına alan ve fekki bildirilinceye kadar geçerli olan ipoteklerin fek edilmesi mümkün olmayıp, Mahkemece davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur.
Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 24/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.