Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/303 E. 2026/1924 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/303
- Karar No
- 2026/1924
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/303 - 2026/1924 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/303 KARAR NO : 2026/1924
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/11/2020 NUMARASI : 2017/960 Esas - 2020/497 Karar
DAVACI : ... DAĞITIM SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. ... - .... - ... İzmit / KOCAELİ
DAVALI : ... YAPI SANAYİ VE TİCARET A.Ş VEKİLLERİ : Av. ... - .... Av. ... - ....
DAVALI : ... GENEL MÜDÜRLÜĞÜ VEKİLLERİ : Av. ... - .... : Av. ... - ....
İHBAR OLUNAN : ... ANONİM TÜRK SİGORTA ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. ... - .... - Kadıköy/ İSTANBUL
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05.10.2027 KARAR TARİHİ : 25.09.2026 YAZIM TARİHİ : 30.09.2026
Taraflar arasındaki davada ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi sonucunda Dairemizden verilen 05.01.2022 tarih ve 2021/454 Esas - 2022/7 Karar sayılı karar Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 07.07.2025 tarih ve 2022/13998 esas, 2025/11461 karar sayılı ilamıyla bozularak dosya Dairemize gönderilmekle; yapılan yargılama sonunda, dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; 06.12.2016 tarihinde davalılardan ... Genel Müdürlüğünün yüklenicisi olan davalılardan ... Yapı San. Ve Tic. A.Ş tarafından davacıya hiçbir bildirim olmaksızın ve güvenlik tedbiri alınmadan bir tek ekskavatör iş makinesi ile yapılan kazı çalışması sırasında davacıya ait 12" çelik doğalgaz hattına delinerek hasar verildiğini, davacı tarafın toplam zararının 383.317,32 TL olduğunun, davacıdan habersiz yürütülen çalışma sonucu bölgedeki 4184 servis kutusuna bağlı 16.142 abonenin kış şartlarında doğalgazsız kalmasına neden olunduğunu, davalılardan ... Yapı A.Ş'den olay nedeniyle ödeme yapılması istendiğinde önceden hatların deplase edilmesi gerektiği bildirilmiş olduğundan bahisle olumsuz yanıt verildiğini, ancak anılan yazı da işe hangi tarihlerde başlanacağının bilgisinin yer almadığını, tedbir almaksızın işi yapan yüklenicinin yanı sıra ... Genel Müdürlüğünün iş sahibi olarak kontrol yükümlülüğünün bulunduğunu, emniyet tedbirlerinin alınmaması nedeniyle 3. Kişilere verilen zarardan yüklenici ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek 383.317,32 TL alacağın hasar tarihi olan 06.12.2016 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılardan ... Yapı San. Ve Tic A.Ş vekili cevap dilekçesinde; 30.06.2016 tarihinde inşaat çalışmalarına başlanacağının davacı kuruma bildirilerek güzergahtaki hat ve tesislerin deplase edilmesi gerektiğinin bildirildiğini, çalışma yapılacak alanın belli olduğunu ve güzergah planını içeren belgenin tüm kurumlara gönderildiğini, 16.08.2016 tarihli ... Şube Müdürlüğüne düzenlenen toplantıya davacı tarafın katıldığını ve hatların deplase edilmesi gerektiğinin tutanak altına alındığını, buna rağmen davacı kurumun deplase işlemlerini tamamlamadığı gibi çalışmalara fiilen katılmadığını, hasar tutanağının ise davacı tarafından düzenlenmesi nedeniyle fahiş hesaplama yapıldığını, yapılan işlemlerin ... Genel Müdürlüğü tarafından denetlenmekte olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalılardan ... Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; Davaya bakma görevinin idare mahkemelerine ait olduğunu, kamulaştırma sahasından geçirilmiş hattın kaçak bir hat olduğunu,, deplase çalışmalarının yapılması gerektiğinin davacı kuruma bildirildiğini, yüklenici ile yapılmış protokol gereği 3. kişilere verilen zarardan yüklenicinin sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü ile 306.653,85 TL'nin 06/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili, davalı ... Genel Müdürlüğü vekili, davalı ... Yapı San. Ve Tic. A.Ş vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Dairemizin 05.01.2022 tarih ve 2021/454 Esas - 2022/7 Karar sayılı kararı ile; davacı vekili ile davalılardan ... Yapı San. Ve Tic. A.Ş vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine, davalı ... Genel Müdürlüğü vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.11.2020 tarih ve 2017/960 esas, 2020/497 karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak 306.653,85 TL'nin 06/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur. Dairemizin kararı, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 07.07.2025 tarih ve 2022/13998 esas, 2025/11461 karar sayılı ilamı ile bozularak dosya dairemize iade edilmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin Bozma gerekçesinde "Uyuşmazlık, davalıların yürüttüğü yol yapım çalışması sırasında davacıya ait doğalgaz borularına verilen hasar nedeniyle oluşan zararın tazmini talebine ilişkindir. Davalı ... Genel Müdürlüğü vekilinin temyizi yönünden; İdarenin kusura dayanan sorumluluğu, uygulamada “hizmet kusuru” kavramı ile anlatılmaktadır. Hizmet kusurunun tam ve kapsamlı bir tanımını yapmak zor olmakla birlikte genel olarak doktrinde hizmet kusuru, idarenin ifa ile mükellef olduğu herhangi bir kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenmesinde veya teşkilatında, bünyesinde, personelinde yahut işleyişinde birtakım aksaklık, hukuka aykırılık, bozukluk, düzensizlik, eksiklik, sakatlık veya ihmalin ortaya çıkması, şeklinde tanımlanmaktadır. Hizmet kusurunun üç durumda varlığı hem yargı içtihatları hem de öğreti tarafından kabul edilmiştir. Bunlar; hizmetin hiç işlememesi, hizmetin geç işlemesi ve hizmetin kötü işlemesidir. Buna göre, idare kural olarak yürüttüğü kamu hizmeti ile nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, tazmin istemiyle görülecek davalara ilişkin olarak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK) "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinde idari dava türleri sayılmıştır. Bu maddeye göre idari davalar; idari işlemler hakkında açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalardır. İdari eylem ve işlemlerden dolayı zarar gören kişiler tarafından açılacak "tam yargı" davaları idari yargı yerinde görülür ve çözümlenir. Kamu idare ve kurumlarının, kamu otoritesinin (egemenlik hakkının) bir temsilcisi olarak yaptığı faaliyetlerinde veya ondan doğan eylemlerinde hizmet unsuru söz konusu olduğu hâlde, özel hukuk tüzel kişisi olarak yürütülen faaliyetler sırasında meydana gelen zararlardan ötürü ilgili kamu tüzel kişisinin sorumluluğunun özel hukuk hükümleri ve ilkeleri uyarınca belirlenmesi gerekir. Bir kamu kurumunun görevlerinden olan bir işi yapmayı kararlaştırması idari bir karar olduğu gibi, bu kararı yerine getirmek üzere plan ve projeler yapıp, o plan ve projeler gereğince işi görmesi de kararın neticesi olan birer idari eylemdir. 11.02.1959 tarihli ve 1958/17 E., 1959/15 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı gibi, kamu kuruluşlarının verdikleri kararlar sonunda plan ve projesine uygun olmak üzere tesisler yaptırmış olmaları, bu tesisleri kullanmaları veya bu tesislere bakmaları sebebiyle fertlerin uğramış oldukları zararların tazminine yönelik davalar tam yargı davası olarak idari yargı mercilerince çözümlenecektir. Öte yandan, yapılan işlerin plan veya projelere aykırı olması hâlinde ortada idari kararın tatbikine ilişkin bir fiil bulunmadığından, bu iddia ile açılmış bir dava ancak haksız fiilden doğan bir dava olarak ele alınacaktır. O hâlde, idarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan ve projeye göre tesislerin kurulması, işletilmesi ve bakımı sırasında kişilere verdiği zararların tazmini istemiyle açılacak davaların çözümü, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları ihlal edilenler tarafından açılacak tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargı yerinde görülecektir. Somut olayda, davalı ... Genel Müdürlüğü'nün sorumluluğu, belirli bir plan ve proje kapsamında yürütülen yol yapım çalışması sırasında denetim ve gözetim yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmemesi sonucu oluşan hizmet kusurundan kaynaklanmakta olup görevli yargı yeri de idari yargıdır. Bu durumda, davalı ... Genel Müdürlüğü hakkında açılan tazminat davasının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesi hükmünce idari yargı yerinde açılması gerekir. Yargı yolu dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re’sen incelenmesi kamu düzeni ilkesi gereği olduğundan mahkemece, davanın HMK'nın 114/1-b maddesi gereği yargı yolu caiz olmadığından HMK'nın 115/2. maddesi hükmüne göre dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. Davacı vekili ile davalı ... Yapı Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekilinin temyizi yönünden; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 266. maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hakimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir. HMK’nun 281. maddesinde, tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme yaptırabileceği açıklanmıştır. Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir. Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişki varsa hâkim çelişkiyi gidermeden karar veremez. Dosyadaki bilgi ve belgelerden, alınan bilirkişi raporları arasında kusur oranı yönünden kesin bir sonuca ulaşılamadığı ve çelişki bulunduğu anlaşılmaktadır. Şöyle ki; 22.01.2019 tarihli üçlü bilirkişi raporunda her bir bilirkişi kendi yorumuna göre üç ayrı kusur oranı belirlemiştir. Tarafların kusur oranının belirlenmesi için alınan 21.01.2020 tarihli üçlü bilirkişi raporunda ise davalı ... Yapı Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin %50, ... Genel Müdürlüğü'nün %30, davacı İzmit Gaz Dağıtım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin ( İZGAZ) bu olayda doğal gaz hattı üzerinde yapılacak kazı çalışması ile alakalı deplase bildirimini dikkate almadığı için %20 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Davacının tazminat talebine dair hak kaybına uğramaması için, davalının ise sorumluluğu ile bu sorumluluğun derecesinin belirlenmesi bakımından, kusur tespitinin tereddüte yer bırakmayacak şekilde yapılması gerektiği, ayrıca bu tür uyuşmazlıklarda davacıya ait boruların yerin altında yeterli derinlikte olup olmadığı da önem arzettiğinden alınacak yeni bilirkişi raporunda bu yönde de bir inceleme yapılması gereği gözetildiğinde tarafların kusur oranlarının tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenebilmesi için, ayrıntılı, açık, denetime elverişli olacak şekilde yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir." denilmiştir. Dairemizce Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin bozma kararına uyularak yargılama neticesinde bilirkişi heyetinden davaya konu olayda tarafların ve varsa üçüncü kişilerin kusur durumunun duraksamaya neden olmayacak şekilde tespiti noktasında yeniden rapor alınmış, alınan bilirkişi raporunun olayın meydana geliş biçimine uygun olduğu anlaşılmakla kusur tespiti konusunda kanaate elverişli olduğu değerlendirilmiştir. Ancak Yargıtay bozma ilamında tarafların zararın hesabına ilişkin temyiz itirazları incelenmemiş olduğundan bu aşamada kanun yolu denetiminden geçmeyen önceki kararın değiştirilmesi doğru bulunmadığından şimdiki alınan rapordaki tazminat hesabına ilişkin olarak talep edilmediği halde yapılan hesaplamalar dışlanmak ve bozma kararı öncesi ilk derece mahkemesince aldırılan rapordaki hesaplamalar ile bağlı kalınmak suretiyle yeniden belirlenen kusur oranlarına göre davalılardan ... Yapı San. Tic.AŞ'nin tazminat sorumluluğuna gidilerek; davanın ... Yapı San. Tic. A.Ş yönünden kısmen kabulü ile, 325.819,72 TL tazminatın 06.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... Yapı San. Tic.A.Ş'den tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Davalı ... Genel Müdürlüğü hakkındaki davanın ise, bozma ilamı doğrultusunda, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle HMK'nun 114/1-b ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ... Genel Müdürlüğü hakkındaki davanın Yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle HMK'nun 114/1-b ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Davanın ... Yapı San. Tic. A.Ş yönünden KISMEN KABULÜ İLE, 325.819,72 TL tazminatın 06.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... Yapı San. Tic.A.Ş'den tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3- Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi uyarınca alınması gereken 22.256,75 TL nispi ilam harcından peşin alınan 6.546,11 TL'nin mahsubu ile bakiye 15.710,64 TL harcın davalı ... Yapı San. Tic.A.Ş'den alınarak hazineye hazineye gelir kaydına, 4- Bozma öncesi karar nedeniyle Dairemizce yazılan 24.02.2022 tarih ve 2022/28 sayılı harç tahsil müzekkeresi nedeniyle 14.401,41 TL ilam harcının davalı ... Yapı San. Tic. A.Ş'den tahsil edildiği anlaşılmakla talep halinde yatırana iadesine, 5- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 52.131,16 TL vekalet ücretinin davalı ... Yapı San. Tic.A.Ş'den tahsil edilerek davacıya verilmesine, 6- Davalı ... Genel Müdürlüğü kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücreti takdiri ile davacıdan alınarak adı geçen davalıya verilmesine, 7- Davalı ... Yapı San. Tic. A.Ş kendini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücreti takdiri ile davacıdan alınarak adı geçen davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan 6.546,11 TL harç giderinin davalı ... Yapı San. Tic. A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, 9- Davacı tarafından yapılan posta, tebligat, bilirkişi gideri olmak üzere toplam 20.396,20 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre takdiren 17.336,60 TL'sinin davalı ... Yapı San. Tic.A.Ş'den tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazla masrafın davacı üzerinde bırakılmasına, 10- Davalı ... Genel Müdürlüğü tarafından yapılan 48,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak adı geçen davalıya verilmesine, 11-Davacı istinaf aşamasında kendisini vekille temsil ettirmiş olup, istinaf aşamasında birden fazla duruşma yapıldığından yürürlükteki AAÜT'nin 2/4 maddesi ve ikinci kısım ikinci bölüm 18-c maddesi gereğince 42.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ... Yapı San Tic. A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, 12-Davalı ... Genel Müdürlüğü istinaf aşamasında kendisini vekille temsil ettirmiş olup, istinaf aşamasında birden fazla duruşma yapıldığından yürürlükteki AAÜT'nin 2/4 maddesi ve ikinci kısım ikinci bölüm 18-c maddesi gereğince 42.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak adı geçen davalıya verilmesine, 13-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının yatıranlara iadesine, 14- Kararın HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca resen taraflara tebliğine, Dair davacı vekili ile davalı ... Yapı San. Tic. A.Ş vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Dairemize dilekçe vermek sureti ile Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25.09.2026
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır
*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*