İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1460 E. 2026/626 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1460
Karar No
2026/626
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1460 Esas KARAR NO : 2026/626

DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/05/2026 KARAR TARİHİ : 15/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı dava dilekçesinde özetle; Davalılar kardeşi ...'nın çocukları olduğunu, Kendilerine halı işi yapacaklarından dolayı borç olarak belirli tarihlerde peyder pey teslim edilen markaları ve miktarları yazılı olan halılar mağazada çalışanları tarafından teslim edildiğini, iş bu teslim edilen HALI bedellerini taraflarına ödenmediğini, Belirtilen bu halıları davacının yetkilisi ve sahibi olduğu ... Şirketin'den Mayıs- Haziran 2019 tarihinde Firma çalışanı..., ile kardeşi ... tarafından teslim edildiğini, Davalıların üzerinden 5 yıl gibi bir zaman geçmiş olmasına rağmen halen bu bedeli ödemediklerini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere şimdilik 100.000 TL alacağın dava tarihi itibarıyla işleyecek yasal faiz ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ... tarafından müvekkilleri ... ve ... aleyhine açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacının iddia ettiği halı teslimlerinin aile içi güvene dayalı ticari faaliyetler kapsamında gerçekleştiğini, müvekkillerinin herhangi bir sermaye veya ortaklık ilişkisi bulunmadığını, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, dava dilekçesindeki belirsizlikler nedeniyle davanın açılmamış sayılması gerektiğini, davanın sıfat yokluğu nedeniyle usulden reddinin zorunlu olduğunu, yetkili mahkemenin ... Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davacı hakkında tacir araştırması yapılarak görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, tarafları ve konusu aynı olan ... 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası nedeniyle derdestlik itirazında bulunduklarını, alacak iddiasının zamanaşımına uğradığını, tacir olan davacının basiretli davranma yükümlülüğünü ihlal ettiğini, sebepsiz zenginleşme şartlarının oluşmadığını, ... Cumhuriyet Başsavcılığı nezdindeki... Soruşturma, ... Soruşturma ve... Soruşturma numaralı savcılık dosyalarının bekletici mesele yapılması gerektiğini, müvekkillerinin babası ...'nın imzasının taklit edilerek sahte belgeler düzenlendiğini, davacının aile içi husumetler nedeniyle kumpas kurduğunu, dava dilekçesinde gösterilen ancak aslı sunulmayan belgelerin aslının ibrazı için kesin süre verilmesi gerektiğini, ihtiyati tedbir talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2026 tarihi itibariyle faaliyetinin durdurulmasına ve ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan dava ve işler ile arşiv dosyalarının ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne devrine karar verilmiş olup söz konusu karar uyarınca ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyasının ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne devredilerek söz konusu dava dosyasının ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yukarıdaki esasına kaydının yapıldığı görülmüştür. Huzurda görülen dava alacak davasıdır. Kapatılan ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yazılan müzekkereye cevap verildiği, ...Esas sayılı dava dosyasının henüz kesinleşmediğinin bildirildiği görüldü. UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede Kapatılan ... 7. ATM dosyasından gerekçeli kararın davacı asile ve davalı vekiline 18/05/2026 tarihinde tebliğ edildiği, huzurda görülen davanın ise ... 7. ATM dosyasında verilen kararın kesinleşmeden 20/05/2026 tarihinde açıldığı görüldü. Mahkememizce davacı ve davalıların tacir olup olmadığının tespiti için ilgili kurumlara müzekkereler yazılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi ancak kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Aynı Kanun'un 114/1-c maddesinde mahkemenin görevli olması dava şartları arasında sayılmış; 115/1. maddesinde mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı, 115/2. maddesinde ise dava şartı noksanlığının tespiti hâlinde davanın usulden reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemelerin doğal sonucu olarak taraflar görev kuralları üzerinde tasarrufta bulunamaz; görev itirazının süresinde ileri sürülmemiş olması, hatta tarafların mahkemenin görevli olduğu yönünde açık beyanda bulunmaları görev sorununu ortadan kaldırmaz ve bu konuda taraflar lehine usulî kazanılmış hak doğmaz (Kuru, Baki: Medenî Usul Hukuku Ders Kitabı; Pekcanıtez, Hakan / Atalay, Oğuz / Özekes, Muhammet: Medenî Usûl Hukuku). HMK'nın 2/1. maddesine göre, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Anılan maddenin ikinci fıkrası uyarınca asliye hukuk mahkemesi, kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. Buna göre asliye hukuk mahkemesi genel görevli mahkeme olup, özel görev kuralı bulunmayan hâllerde ve görev konusunda tereddüde düşülen durumlarda genel görev kuralına dönülmesi gerekir. Asliye ticaret mahkemesi ise bir ihtisas mahkemesidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Aynı maddenin 6335 sayılı Kanun'la değiştirilen üçüncü fıkrası uyarınca asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Dolayısıyla asliye ticaret mahkemesinin görev alanı, TTK'nın 4. maddesinde çerçevesi çizilen ticari dava kavramı ile sınırlıdır. TTK'nın 4/1. maddesinde ticari davalar iki grupta düzenlenmiştir. Birinci grup, tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın ticari dava sayılan mutlak ticari davalardır. Bunlar; Türk Ticaret Kanunu'nda, Türk Medeni Kanunu'nun rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinde, Türk Borçlar Kanunu'nun maddede sınırlı biçimde sayılan hükümlerinde, fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarıdır. İkinci grup ise nispi ticari davalar olup bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi şartı aranmıştır. Buna göre davanın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması durumunda ancak nispi ticari davanın varlığından söz edilebilir. Bu noktada TTK'nın 3. maddesinde tanımlanan ticari iş kavramı ile 4. maddesinde tanımlanan ticari dava kavramının birbirinden ayrılması zorunludur. Bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari iş sayılmakta ve TTK'nın 19/1. maddesi uyarınca tacirin borçlarının ticari olduğu karine olarak kabul edilmekte ise de, bir uyuşmazlığın ticari iş niteliği taşıması onu tek başına ticari dava hâline getirmez. Ticari dava kavramı, görev kuralı doğurması nedeniyle kamu düzenine ilişkin olup sınırlı biçimde ve dar yorumlanmalıdır (Arkan, Sabih: Ticarî İşletme Hukuku; Ülgen, Hüseyin / Helvacı, Mehmet / Kaya, Arslan / Nomer Ertan, Füsun: Ticari İşletme Hukuku; Bahtiyar, Mehmet: Ticari İşletme Hukuku). Aksi bir kabul, tacir sıfatını taşıyan kişilerin taraf olduğu her uyuşmazlığı asliye ticaret mahkemesinin görev alanına sokar ve bu mahkemelerin ihtisas mahkemesi olarak kurulmuş olmasının amacını ortadan kaldırır. Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalılara halı satışı yapıldığı ancak davalılar tarafından satış bedelinin ödenmediği iddiası ile huzurda görülen alacak davası açılmıştır. Huzurda görülen davanın mutlak ticari davalardan olmaması nedeni ile davacı ve davalı gerçek kişilerin tacir olup olmadığının araştırılması için ilgili kurumlara müzekkere yazılmıştır. ... Ticaret Odası'ndan gelen yazı cevabında davacı ...'nın gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı; ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen yazı cevabında davacının 2012 yılından beri GMSİ (Gayri Menkul Sermaye İrade) mükellefiyet kaydının bulunduğu ve ... Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği'nden gelen yazı cevabında davacının esnaf kaydına rastlanılmadığı bildirilmiş olup davacının tacir olmadığı açıktır. ... Ticaret Odası'ndan gelen yazı cevabında davalı ...'nın gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı; ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen yazı cevabında davalının GMSİ (Gayri Menkul Sermaye İrade) mükellefiyet kaydının bulunduğu ve ... Odaları Birliği'nden gelen yazı cevabında davalının esnaf kaydına rastlanılmadığı bildirilmiş olup bu davalının tacir olmadığı anlaşılmıştır. ....ul Ticaret Odası'ndan gelen yazı cevabında davalı ...'nın gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı; ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen yazı cevabında davalının bilanço esasına göre defter tutan 1. sınıf tacir olduğu ve .. Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği'nden gelen yazı cevabında davalının esnaf kaydının olduğu bildirilmiştir. Gelen müzekkere cevapları doğrultusunda her ne kadar davalılardan ...'nın 1. sınıf tacir olduğu anlaşılmış ise de davacı ve diğer davalı ...'nın tacir olmadığı tespit edilmiştir. Davacı ve davalı ...'ın tacir olmaması nedeniyle huzurda görülen davanın nispi ticari dava olarak kabulünün mümkün olmadığı, bu nedenle de mahkememizin görevli olmadığı; kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlendiği, taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği, takibe dayanak yapılan tutanağın tutulduğu yerin işyeri olması nedeniyle davalının tüketici olarak da kabulünün mümkün olmadığı hususları bir arada değerlendirildiğinde HMK'nın 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, uyuşmazlığın çözümünde ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna, 2-6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA, 3-HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli ... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra usulüne uygun talepte bulunulmaması nedeniyle davaya görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARINA, 5- Yargılama gideri ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine, Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı asil ile davalılar vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/09/2026

Katip ... e-imzalı

Hakim ... e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1460, K. 2026/626, T. 15.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1460-e-2026-626-k-a55ffdf1c826