İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1537 E. 2026/748 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1537
Karar No
2026/748
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1537 Esas KARAR NO : 2026/748

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/09/2026 KARAR TARİHİ : 05/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının dosya üzerinden incelenmesi sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... ve annesi ... ..., yaşadıkları sağlık sorunları ve ağrılar nedeniyle davalının hizmet verdiği adresi yazılı olan kliniğe başvurarak tedavi olmak istediklerini, Davalı tarafça müvekkillerine, uygulanması planlanan tedavi kapsamında cerrahi müdahaleye gerek kalmaksızın iyileşebilecekleri yönünde beyan ve vaatlerde bulunulduğunu, bu beyanlara güvenilerek tedavi hizmetinin davalı tarafından sunulması hususunda anlaşmaya varıldığını, Bu doğrultuda müvekkilleri adına müvekkili ...'ın yetkilisi olduğu ... TEKSTİL SANAYİ VE DIŞ TİCARET LTD.ŞTİ hesabından 06.05.2025 tarihinde davalı tarafa toplam 300.000,00 TL ödeme gerçekleştirildiğini, Ödemenin gerçekleştirilmesinin ardından davalı tarafça müvekkillerine tedavi için randevu tarihi verildiğini ve müvekkillerinin 16.05.2025 tarihinde tedavi amacıyla davalının yukarıda adresi yazılı kliniğine gittiklerini, Ancak müvekkillerinin klinikte bulunduğu esnada Sağlık Bakanlığı tarafından görevlendirilen yetkililerce davalıya ait klinikte resmi denetim gerçekleştirildiğini, Gerçekleştirilen denetim kapsamında Dr. ... tarafından yapılan incelemede, klinikte doktor bulunmaksızın hasta tedavisi gerçekleştirildiği tespit edildiğini, Bu husus denetim yapan hekim tarafından müvekkillerine iletilmiş olduğunu ve durumla ilgili şikayetçi olup olmadığı sorulması üzerine müvekkilleri açıkça şikayetçi olduğunu beyan ettiğini, gerçekleştirilen denetim sırasında ortaya çıkan işbu husus, müvekkilleri bakımından davalı kliniğin sağlık hizmetini mevzuata uygun, güvenli ve gerekli mesleki koşullara uygun şekilde sunup sunamayacağı konusunda haklı ve ciddi bir güven kaybına neden olduğunu, Sağlık hizmetinin niteliği gereği, tedavinin uygulanacağı sağlık kuruluşunda mevzuata uygunluğun ve gerekli sağlık personelinin bulunmasının, hastanın can ve beden bütünlüğünün korunması bakımından temel önem taşıdığı aşikar olduğunu, Müvekkillerinin, resmi denetim sırasında ortaya çıkan durum karşısında tedavinin davalı klinikte gerçekleştirilmesinin sağlıkları açısından risk oluşturabileceğini değerlendirmiş ve haklı nedenlerle tedavinin uygulanmasından vazgeçtiklerini, bu doğrultuda tarafımızca davalı tarafa .... Noterliği'nin 27.05.2025 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderildiğini, müvekkilleri ... ve ... ... adına ödenen 300.000,00 TL ön ödeme bedelinin ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içerisinde bildirilen banka hesabına iade edilmesi talep edildiğini, anılan ihtarname davalı tarafa usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş olmasına rağmen davalı tarafından müvekkillerine herhangi bir ödeme yapılmadığını, İşbu sebeplerle alacağın tahsili amacıyla .... İcra Dairesi 2025/... E. Sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını ancak davalı-borçlu tarafından haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulduğunu, .... İcra Dairesi 2025/... E. Sayılı takip dosyasına vaki haksız ve hukuka aykırı itirazın iptali ile takibin devamını, Kötü niyetli davalı-borçlunun asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetini, Asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini, Yargılama giderleri, vekalet ücreti ve sair masrafların davalı-borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER: Dava dilekçesi, tensip tutanağı, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibariyle icra müdürlüğünce yapılan icra takibine İİK 67. maddesi uyarınca itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkindir. HMK.nun 114/c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. 26.06.2012 tarihli 6335 sayılı Yasanın 2.maddesiyle değiştirilen TTK.5.maddesinin 3.fıkrası uyarınca, ticaret mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer mahkemeler arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. 6102 sayılı TTK 'nun 4. maddesine göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın maddede altı bent halinde sayılan davalar, ticari dava sayılır. Taraflardan biri, tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Zira, TTK' nda ticari dava sayılan davalar haricinde ticari davayı, ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlenmiştir. 6335 sayılı Kanun'un 2.maddesi ile Değişik 6102 sayılı TTK' nun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı TTK’ndan ve 6102 sayılı TTK’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; Somut uyuşmazlık incelendiğinde; davanın mutlak ticari dava olmadığı, yine davalının tacir olduğuna dair bir iddia veya delilin bulunmadığı, bununla birlikte davalının hekim olduğu iddiası karşısında hekimin tacir sayılamayacağı, açıklanan sebeplerle eldeki davanın mahkememiz görev alanına girmediği, davacının şirket olması nedeni ile eldeki davanın genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından bakılması gerektiği kanaati ile görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davanın, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, 3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2.maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair karar, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 05/10/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1537, K. 2026/748, T. 05.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1537-e-2026-748-k-f533bec65429