Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/983 E. 2026/1471 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/983
Karar No
2026/1471
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2026/983

KARAR NO : 2026/1471

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 30/04/2026

NUMARASI : 2025/244 esas, 2026/103 karar

DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle davalı şirket, müvekkiline haksız, hukuka ve somut duruma aykırı ithamlarla patent ihlali iddiasına yönelik tamamen kötüniyetli şekilde ihtarname göndermiş ve ihtarnamede adı geçen yedi mavi ataköy projesinde müşterileriyle olan ilişkilerinin bilerek ve isteyerek sonlanmasına, müvekkili şirketin kazanmış olduğu ihalenin bozulmasına sebep olduğunu, hem tamamen haksız, hukuka ve somut duruma aykırı ithamlar altında bırakmış hem de müvekkilinin ihtarnamede adı geçen yedi mavi ataköy projesinde müşterileriyle olan ilişkilerinin sonlanmasına kazanmış olduğu ihalenin bozulmasına sebep olup müvekkilini maddi ve manevi zarara uğrattığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalının gerçeğe aykırı ve kötü niyetli eylemleri sebebiyle müvekkilin uğradığı zararın tazmini amacıyla şimdilik 10.000,-TL maddi tazminatın (belirsiz alacak) zarar tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile beraber davalıdan alınarak davacı müvekkile verilmesine, davalının gerçeğe aykırı ve kötü niyetli eylemleri sebebiyle müvekkilin uğradığı zararın tazmini amacıyla 200.000,- TL manevi tazminatın zarar tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile beraber davalıdan alınarak davacı müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;

davacının tüm beyanları asılsız ve dayanaksız olduğunu, şöyle ki davalı müvekkili...A.Ş. adına TPE’de 23.01.2012 tarihinde başvurusu yapılmış olup; tescil süreci tamamlanmış ve 21.07.2015 tarihinde tescil edilmiş bulunan TPE’de ... başvuru nolu, 23.01.2012 başvuru tarihli, ... A2 başvuru yayın nolu, 2015/07/21 Patent belgesi tarihli ... başlıklı“bir dokuma kumaş veya nonwoven tabanlı dekoratif vinyl duvar kaplaması” olarak belirtilen patentli ürün, (bir başka ifadeyle “...” inşaat sektöründe duvar kaplaması olarak kullanılmak üzere geliştirilen; anti bakteriyel ile yanmazlık özelliği olan ve ısı yalıtımı sağlaması amaçlanan dekoratif vinyl duvar kaplaması olup ... kaplama malzemenin dokuma kumaş taban veya nonwoven tabana serilerek lamine edilmesiyle karakterize edilmekte olan ürün) müvekkili tarafından üretilerek piyasaya arz olduğunu, müvekkili, tescil ettirdiği buluşuna dair ürün imalatını yapıp ticaretini yapmış ve piyasaya sattığını, müvekkilin en çok satış yaptığı şirket de davacı şirketin yetkilisi olan ...'in o dönem çalıştığı .... A.Ş. Şirketi olduğunu, davacı şirket yetkilisi olan ...'in, müvekkilin ürettiği ürünleri alan .... A.Ş. şirketindeki işinden ayrılınca, davacı şirketi kurduğu ve müvekkili şirkete gidip aynı ürünü kendisine de satmalarını istediğini, bunun üzerine davacı şirketin davaya konu ürünü müvekkilden satın almaya başladığını, müvekkilin tescil ettirdiği patentli ürünleri bir süre müvekkilinden alan davacı şirketin, daha sonra ürünün birebir aynısını kendisi üretip müvekkilin tescilli patent hakkına tecavüz ederek ürünü imal ederek sattığı ve ardından da patente vaki tecavüzünü sürdürmek için huzurdaki davayı ikame ettiğini, davacının bu ürünle ilgili halen hiçbir patenti ve tescili bulunmadığını beyan ederek öncelikle davacının davasının görevsizlik sebebiyle görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, nihayetinde soyut iddiaların ötesine geçmeyen ve kötü niyetle ikame edilen davacının maddi ve manevi tazminata ilişkin davasının öncelikle zaman aşımından nihayetinde esasa ilişkin itirazları çerçevesinde reddine, karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesi 2025/244 esas, 2026/103 karar sayılı, 30/04/2026 tarihli kararı ile; "Dava konusu somut olay incelendiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın avalı tarafın davacı taraf aleyhine keşide ettiği haksız ihtar ve ikame ettiği haksız dava dolayısıyla uğranılan zararın tazmini talebini içerdiği, her ne kadar haksız ihtarname ve haksız olduğu iddia olunan davanın konusunu patent hakkı oluşturmakta ise de huzurdaki davanın konusunu haksız ikame edilen dava dolayısıyla uğranılan zararın oluşturduğu, bu hali ile SMK ve ya da FSEK'ten kaynaklı bir uyuşmazlığın bulunmadığı, bu hali ile uyuşmazlığın çözüm yerinin genel görevli mahkeme olduğu, tarafların tacir oldukları ve uyuşmazlığın da ticari işletmelerinden kaynaklandığı dikkate alındığında uyuşmazlığın çözüm yerinin de Ticaret Mahkemesi olduğu, davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği, mahkemelerin görevinin kanunla düzenlendiği, yargılamanın her aşamasında re’sen göz önüne alınacağı, Mahkememizin yalnızca Sınai Mülkiyet Kanunu'ndan kaynaklanan davalara bakan özel yetkili mahkeme olması nedeniyle,

1-Davanın HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince GÖREVSİZLİK NEDENİYLE USULDEN REDDİNE,

2-Karar kesinleştikten itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin Mahkememize müracaatı halinde dosyanın yetkili ve görevli İSTANBUL ANADOLU ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE gönderilmesine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılacağına" karar vermiştir.

İSTİNAF:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca görevsizlik nedeniyle usulden ret kararı verildiğini, dosyanın İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine hükmedildiğini, bu tespitin hatalı olduğunu, görevli mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, verilen kararın usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin tarafından sunulan 2025/244 Esas ve 2026/103Karar sayılı ilamın hukuka aykırı olduğunu, istinaf incelemesi neticesinde ticaret mahkemesine gönderilme kararının kaldırılmasını, dosyanın İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP:

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; uyuşmazlığın esasının davalının haksız rekabet teşkil eden eylemlerinden kaynaklandığını, bu durumun Türk Ticaret Kanunu'nun 54 ve devamı maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini davalının Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu yönündeki savunmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddini, yerel mahkemenin görevsizlik kararının onanmasını, karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava; davalı tarafından davacı şirkete ve davacının müşterilerine gönderilen patent ihlali içerikli ihtarnameler nedeniyle ticari itibarının zedelenmesi, müşterileriyle olan ticari ilişkilerinin bozulması ve bu suretle oluştuğu iddia edilen maddi ve manevi zararların tazmini istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesi tarafından; somut uyuşmazlık yönünden görevli mahkemelerin Asliye Ticaret Mahkemesi olmakla görevsizlik nedeni ile davanın HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince usulden reddine karar verildiği, davalı vekilinin görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğundan bahisle yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurduğu görülmüştür.

Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 6769 sayılı Kanun'un 156. maddesi uyarınca bu yasadan doğan davalara bakmakla görevli olup sınai mülkiyet hakkına tecavüz oluşturmayan TTK'nın 55 ve 56 maddesinden doğan haksız rekabet davalarına bakma görevi TTK'nın 4 ve 6. maddesi uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerine aittir. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından herhangi bir sınai mülkiyet hak ihlaline dayanılmamış olup davalı tarafın gerçeğe aykırı açıklamaları nedeni ile ticari itibarının zedelendiği ve maddi zarara uğranıldığı iddiasına dayalı olarak maddi ve manevi tazminat talep edilmiştir.

6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesi uyarınca, ticari davalara bakma görevi ise asliye ticaret mahkemesine aittir. Nitekim ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup her iki tarafın da "Ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır. Mutlak ticari davalar ise tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ilâ f bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır ve TTK'nın 5. maddesi uyarınca bu tür davaların asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. HMK'nın 114/1-c ve 115 maddeleri gereğince görev hususu, kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olup davanın her aşamasında resen nazara alınması gereklidir.

Anılı kanun düzenleme ve açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; tarafların tacir olup her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan kaynaklanan haksız rekabet / haksız fiil hükümlerine dayalı davanın ticari dava niteliğinde olduğu, böylece Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesinin gerektiği, bu kapsamda ilk derece mahkemesinin görevsizlik nedeni ile davanın usulden reddine ilişkin kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 30/04/2026 tarih ve 2025/244 E. 2026/103 K. sayılı kararına karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı davalı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/983, K. 2026/1471, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-983-e-2026-1471-k-3ff644dbf660