İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/701 E. 2026/759 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/701
- Karar No
- 2026/759
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/701 Esas KARAR NO : 2026/759
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/10/2016 KARAR TARİHİ : 17/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı-borçlunun müvekkiline olan cari hesap borcundan dolayı ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattıklarını, davalının icra dosyasına 05/10/2016 tarihinde haksız olarak icra dairesinin yetkisine ve müvekkili şirkete herhangi bir borcu bulunmadığından bahisle borcun tamamına ve fer'ilerine hiçbir gerekçe göstermeden itirazda bulunduğunu, davalının icra dairesine yaptığı itirazda taraflar arasındaki ticari ilişkiye itiraz etmediğini, taraflar arasındaki borcun para borcundan kaynaklandığını, 6098 sayılı TBK md.89'a göre para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edileceğini, bu nedenle ödeme yerinin müvekkili şirketin yerleşim yeri olup, yetkili icra dairesinin .... İcra Daireleri olduğunu, davanın miktarı itibariyle de heyet halinde görülmesi gerektiğinden yetkili mahkemenin de ... adliyesinin bağlı bulunduğu .... Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle davalı-borçlunun icra dairesinin yetkisine itirazında haksız olduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasında uzun süredir devam eden bir ticari ilişki bulunduğunu, ancak cari hesap borcunu uzun zamandır ödemediği için ticari ilişkinin de bir süredir askıya alınarak bakiye borcun ödenmesi için davalıya şirkete ... 1.Noterliğinin... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini, ihtarnamenin davalı tarafa 09/09/2016 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına karşın ihtara cevap vermedikleri gibi ödemede de bulunulmadığından davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının zaman kazanmak ve takibi durdurmak için yaptığı itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptaline, takibin 106.416,33 USD alacak ve temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle usule ilişkin olarak müvekkilinin ikametgahı ... olduğundan yetkili icra müdürlüğünün ... İcra Dairesi, yetkili mahkemenin ise ... Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, ayrıca zaman aşımı yönünden de icra takibine ve davaya itirazlarının bulunduğunu, davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği alacağın zaman aşımına uğradığını, esasa ilişkin olarak ise, davacının icra takibine konu ettiği borca ilişkin akdi ilişkiyi kabul etmediklerini, bu nedenle müvekkilinin davacıya hiçbir borcu bulunmadığını, alacaklı olduğunu iddia eden davacının bu hususu kanıtlaması gerektiğini, cari hesap alacağının dayandığı belgelerin sunulmadığını, yazılı bir cari hesap sözleşmesi sunulmadığı gibi, geçerli bir cari hesap sözleşmesi de bulunmadığını, ortada herhangi bir cari hesap sözleşmesi yokken olmayan bir cari hesap sözleşmesine dayanarak gönderilen ihtarname ve devamındaki ilamsız takibin hukuka uygun olmadığı gibi, açılan bu itirazın iptali davasının da hukuka ve kanuna aykırı olduğundan reddinin gerektiğini belirterek öncelikle yetki itirazının kabulüne, aksi takdirde davanın esastan reddine, % 20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava; İİK 67.madde ve devamı uyarınca taraflar arasındaki ticari ilişki dolayısıyla oluşan cari alacağının tahsili için yürütülen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacının davalıdan dava ve takibe dayanak alacağının bulunup bulunmadığı, var ise takip tarihi itibari ile miktarının tespiti, davalının takipten önce temerrüte düşüp düşmediği, temerrüt tarihinin tespiti ile işlemiş faiz talebinin yerinde olup olmadığı, netice itibariyle itirazın iptali koşullarının oluşup oluşmadığından kaynaklandığı anlaşılmıştır. ... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, incelenmesinde; davacı-alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 28/09/2016 tarihinde 106.085,- USD asıl alacak 331,33 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 106.416,33 USD alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 03/10/2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalı-borçlunun vekili aracılığıyla 05/10/2016 tarihinde icra dairesinin yetkisine, borcun tamamına, faiz ve fer'ilerine itiraz ettiği, itirazın yasal 7 günlük sürede yapıldığı, işbu itirazın iptali davasının da 1 yıllık süre içerisinde açıldığı görülmüştür. ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye cevap verildiği, istenen bilgi ve belgelerin gönderildiği, incelenmesinde; ...sicil nolu ...Şirketi'nin ... adresinde sicilde kayıtlı olduğu, yönetim kurulu üyelerinin ..., ..., ..., yetkililerinin ..., ...oldukları, şirketin son tescilini 13/10/2015 tarihinde yaptırdığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça ticari satım ilişkisinden kaynaklanan fatura ve cari hesap alacağının tahsili için girişilen ilamsız icra takibine vaki itirazın iptalinin istenildiği, talebin para alacağına dayandığı, davalı tarafça ticari ilişkinin açıkça inkar edilmediği gibi taraflar arasında ticari satım ilişkisinin bulunduğunun kabul edildiği, ancak borcun olmadığının ileri sürüldüğü, genel yetki kuralı yanında HMK 10, TBK 89 maddeleri uyarınca para borcunun götürülecek borçlardan olması karşısında alacaklı ikametgahının bulunduğu icra dairesinin de yetkili olduğu, davacı şirketin sicil adresinin ... olması karşısında ... İcra Dairesinin de somut olayda yetkili bulunduğu , ayrıca ... ticari davalar açısından ... Asliye Ticaret Mahkemeleri yetki alanında kaldığından mahkememizin de yetkili olduğu anlaşılmakla davalı yanın icra dairesinin ve mahkememizin yetkisine yönelik itirazının reddine karar verilmiştir. Mahkememizin ( kapatılan ) ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi"nin...Esas ... Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda "1-Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 2-Davalının ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 59.509,07 usd asıl alacak ve 71,73 usd işlemiş faiz üzerinden iptali ile takibin devamına, 3-davacının fazlaya ilişkin işlemiş faiz ve asıl alacak miktarı yönünden itirazın iptali talebinin reddine, 4-hüküm altına alınan asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanun’un 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının usd para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasına, 5-itirazın iptaline karar verilen miktar üzerinden davacı yararına takip tarihindeki usd kuru dikkate alınarak davalının %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine,..." karar verilmiş, verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43.Hukuk Dairesi'nin ...E. ...K.sayılı kararı ile "...İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının 2011 yılı defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olup olmadığı, davacının cari (açık) hesap nedeniyle alacaklı olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır. ETTK'nın 82. maddesine göre, bir tacirin tuttuğu bütün defterlerin birbirini teyit etmesi şarttır aksi takdirde defterler delil olmaktan çıkar. Aynı yasanın 86.madde uyarınca, taraflardan birinin defterleri usulüne uygun tutulmuş diğerininki usulsüz ise veya defterlerini ibraz etmezse birbirini teyit eden ve usulüne uygun tutulan defterlere sahip olanın defter kayıtları, karşı taraf aleyhine delil olur ve karşı taraf bu kayıtların aksini ancak aynı nitelikte muteber başkaca delillerle ispat edebilir. Taraf ticari defterlerinde yapılan inceleme sonunda davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalının yalnızca 2011 yılı yevmiye defterinin kapanış tasdikinin olmadığı, diğer defterlerinin usulüne uygun tutulduğu tespit edilmiş olup, icra takip tarihinde davacı, ticari defterlerinde USD hesaplarında davalıdan 196.133,05 USD alacaklı , TL hesaplarında davalıya 266.566,40 TL borçlu; davalı, ticari defterlerinde USD hesaplarında davacıdan 111.826,09 USD alacaklı, TL hesaplarında davacıdan 602.627,04 alacaklı gözükmektedir. Bu durumda taraflar arasında USD olarak 307.959,14 USD, 334.060,64 TL yönünden ihtilaf bulunmaktadır. Somut olayda, davalının 2011 yılı ticari defterlerinin envanter defterinin kapanış tasdikinin olmaması nedeniyle davalının 2011 yılı defter kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı gerekçesiyle taraf ticari defterleri arasındaki açılış bakiyesi farklılığı yönünden davacının ticari defterlerini esas alınan 02.09.2020 tarihli bilirkişi raporu mahkemece hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir .Taraflar arasındaki cari hesap uyuşmazlığı hakkında davalı defterlerinde kayıtlar bulunmakta ancak davacı kayıtları ile uyuşmamaktadır. Davalının 2011 yılına ait envanter defterinin kapanış tasdikinin olmaması sebebiyle 2011 yılına ilişkin defter kayıtları kanuna uygun tutulmamıştır. Davacının kanuna uygun tuttuğu ticari defterlerindeki kayıtların tamamı ya da bir kısmı yer almış olduğundan ticari defterleri lehine delil olarak kabul edilmekle birlikte, davacı 2011 yılı kayıtlarının doğruluğuna ilişkin iddiasını ticari defterler ile birlikte diğer deliller ile ispatlamak durumundadır. Mahkemece 2011 yılına ilişkin taraf defterleri arasındaki açılış bakiyesindeki farklılık yönünden davacının delilleri üzerinde durularak herhangi bir değerlendirme yapılmadığı gibi davacının USD hesaplarında yer alan davalı USD bakiyesi ile orijinal dövizli bakiyesi arasındaki farklılığın nedeni konusunda uzman bilirkişiden alınacak taraf ve yargı denetimine elverişli bilirkişi raporu sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetli görülmemiştir. Somut olayda davalının davacıya teslim ettiği ve davacının kendi kayıtlarında davalıya iade ettiği görünen çeklere ilişkin kayıtlar ile davalı defterindeki kayıtlar arasında uyuşmazlık bulunmakta olup, mahkemece çeklerin teslim ve iadesine ilişkin dosya kapsamına sunulan belgeler ve bu konuda bilirkişi raporlarında yer alan tespitler hakkında bir değerlendirme yapılmaksızın karar verilmesi isabetli olmadığı gibi hükme esas alınan bilirkişi raporunda cari hesap alacağı konusunda davacı tarafça iade edildiği belirtilen çekler yönünden seçenekli olarak yapılan hesaplamada mahkemece gerekçesi açıklanmaksızın ikinci seçenek üzerinden hüküm kurulması doğru görülmemiştir.1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile, istinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca usulden kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine..." karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43.Hukuk Dairesi'nin ...E. ...K.sayılı kararı sonrasında bilirkişi heyetinden alınan 22/11/2024 tarihli raporda özetle; "... İşletmesinin kayıt ve belgelerine göre(TL) Cari hesabına göre 18.230,55 TL Borçlu olup, (02.11.2015 tarihli kur:2,2357 göre Amerikan doları ($) Tutarı 8.154,30 USD ($) olarak ... borçludur -($) Dolar Cari Hesabı ise 186.885,92 Ş ... alacaklıdır. Dolar hesapları birbirinden çıkarıldığında ...'ın Alacagı ($)78.731,62 $ olarak ... alacaklıdır. ... ün 02.11.2015 tarihli bakiyelerin doğru olarak kabul edilmesi neticesinde; (TL) Cari hesaplarında:330.745,60 TL Alacaklı, 02.11.2015 tarihli Kur.2.2357 göre Dolara çevrildiğinde:147.938,27 $ (Dolar ) cinsinden Alacaklı durumda, ...'ın kayıtlarındaki ($) Dolar Cari hesabına göre ... 178.71,62 $ (Dolar ) ... den alacaklı durumdadır. Borç ve alacaklar birbirinden mahsup edildiğinde (178.731,62 $ - 147.938,27 Ş)- 30.793,35 Ş (Dolar) ...'ın alacaklı olduğu kanaatine varılmıştır. Bilirkişiden talep edilen iade çekler ve mahsup İşlemlerine ait gerekçeli izahat İade edilen çeklerin ... firmasının müşteri çekleri olduğu, kendilerine ulaştırılan çeklerin kayıtlara alındığı, varsa başka çeklerin iade edilmediği için kayıtlarında yer almasının mümkün olmadığı , ayrıca ... firmasının defterlerinde yıl sonunda yapılan kayıtların mahsup değil yıl sonu kapamış kayıt işlemleri olduğu..." rapor edilmiştir. Mahkememizin 13/09/20244 tarihli ara kararı doğrultusunda tanzim edilen 09/04/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle;"...Davacının uyuşmazlığa konu 2011-2012-2013-2014-2015 ve 2016 yılı ticari defterlerinin tutulduğu, ticari defterlerin açılış tasdiklerinin süresinde yaptırıldığı, ticari defterlerinin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, davalının 6102 Say. TTK m.64 ve VUK.182 gereğince mecburi olan tabloda belirtilen 2011 yılı kapanış tasdikinin bulunmadığı bu yönüyle davalı lehine delil niteliğinin bulunmadığı, 2012-2013-2014-2015 ve 2016 yılı ticari defterlerinin tutulduğu, süresinde açılış kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, ticari defterlerinin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, davalı Şirket 2011 yılı Yevmiye Defteri Kapanış kayıtları ibraz edilmediğinden lehine delil vasfına haiz olmadığı, salt defter kayıtlarına dayanarak tespit yapılamayacağının sabit olduğu, tüm rapor içeriğinde sayılan ihtilaflı işlemlerin düzeltilmesi sonucunda, tarafların ticari kayıtlarına ve ibraz edilen belgelere göre İcra takip tarihinde davacının davalıdan; USD hesaplarında davacı davalıya 19.579,09 USD Borçlu olduğu, TL hesaplarında davacı davalıdan 68.847,37 TL alacaklı olduğu, İcra takibinde davacı TL hesapları dövize çevirip mahsup ederek davalıdan olan alacağın talep ettiği, İcra takip tarihi olan 28.09.2016 tarihinde TCMB USD Satış kuru 2,9808 TL' olduğu davacının TL alacağını icra takip tarihindeki kurdan USD 'ye çevrildiğinde 68.847,37 TL/2,9808-23.096,94USD davacının alacaklı olduğu 23.096,64 USD'den-19.579,09 USD borç düşüldüğünde icra takip tarihinde davacı davalıdan 3.517,85 USD alacağı olduğu değerlendirildiği, işlemiş faiz yönünden ise 4,24 USD hesap edildiği..." rapor edilmiştir. Mahkememizin 17/07/2025 tarihli ara kararı doğrultusunda bilirkişi heyetinden alınan 09/02/2026 tarihli raporda özetle; "Davacının ticari defter ve kayıtların yerine gidilerek 2010-2011-2012-2013-2014-2015-2016 yılı defterleri incelenmiştir. Defterler yasal süre içerisinde tasdik ettirildiği tespit edilmiştir. İstinaf kararına göre 21.05.2019 tarihli ve 02.09.2020 tarihli bilirkişi raporları karşılaştırılmış olup bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmiş, açıklanmış ve taraf İtirazları doğrultusunda değerlendirilmiştir. Ayrıca doğru sonuca giden Matematiksel doğrulamalar yapılmıştır. Heyetimizce varılan sonuca göre tarafların ticari defter ve kayıtları karşılaştırılmış olup, aradaki farklar tek tek açıklanmış neticede davacı yan takip tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olduğu tutar (129.251,92 USD 4 18.763,35 USD-) 148.015,27 USD olarak hesaplanmıştır. İş bu alacağa 180,91 USD işlemiş faiz hesap edildiği..." rapor edilmiştir. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222.maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m.222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m.222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Toplanan ve sunulan deliller, yapılan yargılama, icra dosyası, sicil kayıtları, cevabi yazılar, mahkememizce ve talimat mahkemesince alınan bilirkişi kök ve ek raporları, ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında süregelen ticari ilişkiden kapsamında fatura ve cari hesaptan kaynaklı alacağın tahsili talebiyle davalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle iş bu davanın açılmış olduğu; davacı yanın, uyuşmazlığa konu 2011-2012-2013-2014-2015 ve 2016 yılı ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin süresinde yaptırıldığı; ticari defterlerinin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu ve sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu; davalının 2012-2013-2014-2015 ve 2016 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu,2011 yılı kapanış tasdikinin bulunmadığı bu yönüyle davalı lehine delil niteliğine haiz olmadığı, mahkememizce hükme esas alınan ve denetlenebilir 09/02/2026 tarihli raporuna göre de: uyuşmazlığın taraflar arasındaki ters kayıt işlemleri USD hesabından TL hesaplarına virman yaptıkları işlemlere ilişkin ödemelerin TL hesaplarından değil de tekrar USD hesaplarında değerlendirilmesi ve davacının davalıya iade ettiği çeklerin davalının kayıtlarında olmamasından kaynaklandığı, sonuç itibariyle davacının takip tarihi itibariyle davalıdan USD hesabına göre 129.251,92 USD alacaklı TL hesabına göre ise 55.929,80 TL tutarında alacaklı durumda olduğu, davacının TL olan alacağının 55.929,80 TL'nin takip tarihi itibariyle USD karşılığının (55.929,80 TL / 2,9808 TL) 18.763,35 USD olduğu, davacı yanın takip tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olduğu tutarın ise (129.251,92USD * 18.763,35 USD-) 148.015,27 USD olduğu tespit edilmiştir. 818 sayılı BK'nun 101. maddesinde "Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur" hükmü getirilmiştir. 6098 sayılı Borçlar Kanunun 117. maddesinde bu hüküm ''Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer'' şeklinde düzenlenmiştir. Temerrüt, ya bir ihtar ile ya da dava açılması vs. suretiyle gerçekleşir. ... 1. Noterliği'nin ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ödeme bildiriminde bulunulduğu ve ihtarnamenin 09.09.2016 tarihinde davalı yana tebliğ edildiği ve davalı yanın 12.09.2016 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmış olup tebliğden sonraki süreden itibaren davacı yanın 180,91 USD işlemiş faiz talep edebileceği( takip talebinde 331,33 USD işlemiş faiz talep edildiği) anlaşılmakla davalı yanın takibe yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile taleple bağlı kalınarak takibin 106.085,00- USD asıl alacak ve 180,91 USD takibe kadar işlemiş faiz üzerinden takibin devamına, hüküm altına alınan asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanun’un 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının USD para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasına, itirazın iptaline karar verilen miktar üzerinden davacı yararına takip tarihindeki USD kuru dikkate alınarak davalının %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, reddedilen kısım yönünden şartları oluşmaması nedeniyle davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm verilmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; davalının ,,, İcra Müdürlüğü'nün,,, Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali takibin 106.085,00- USD asıl alacak 180,91 USD işlemiş faiz üzerinden DEVAMINA, davacının fazlaya ilişkin işlemiş faiz TALEBİNİN REDDİNE, 2-Hüküm altına alınan asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanun’un 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının USD para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek FAİZ ORANININ UYGULANMASINA, 3-Davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile 106.265,91 USD'nin takip tarihi (28/09/2016) itibariyle T.C. Merkez Bankası döviz kurlarına göre USD efektif satış değerine üzerinden belirlenen 316.757,43 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 63.351,48 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 22.435,46TL harçtan peşin alınan 3.831,06TL'nin ve davacı tarafça icra dosyasına yatırılan 1.586,03TL harçların toplamı olan 5.417,09TL'nin mahsup edilerek bakiye 17.018,37TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 5.417,09TL peşin harç, 29,20TL başvuru harcı gideri toplamı olan 5.446,29TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı vekil ile temsil edildiğinden davanın kısmen kabul edilen 5.179.230,42TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan AAÜT gereği takdir olunan 683.715,35TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı vekil ile temsil edildiğinden davanın kısmen red edilen 7.331,23TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan AAÜT gereği takdir olunan 7.331,23TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan toplam 38.789,00TL tebligat, posta gideri ile bilirkişi ücretinden kabul ve red durumuna göre 38.734,20TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı tarafından yapılan toplam 12.290,00TL tebligat, posta gideri ile bilirkişi ücretinden kabul ve red durumuna göre 20,00TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına, 10-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/09/2026
Başkan ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Katip ... ¸e-imza