Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/475 E. 2026/1606 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/475
Karar No
2026/1606
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/475 - 2026/1606 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/475 KARAR NO : 2026/1606

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ...(...) ÜYE : ...(...) ÜYE : ...(...) KATİP : ...(...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZ TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA) TARİHİ : 20/12/2024

NUMARASI : 2023/333 Esas - 2024/969 Karar

DAVACI : ... ANONİM TÜRK SİGORTA ŞİRKETİ - Rüzgarlıbahçe Mah. Çam Pınarı Sk. No:6 A Blok Kavacık Beykoz/İSTANBUL VEKİLİ : Av. ... - ... Merkez/KOCAELİ DAVALI : ... ANONİM ŞİRKETİ - ... Beyoğlu/İSTANBUL VEKİLİ : Av. ... - ... Beşiktaş/İSTANBUL

DAVA : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) DAVA TARİHİ : 25/04/2023 KARAR TARİH : 23/09/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 23/09/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı sigorta şirketi tarafından ... nolu ... Taşıma Sigorta Poliçesi ile sigortalı ... Elektromekanik Sanayi Tesisleri A.Ş. tarafından Almanya'da yerleşik ... firmasından 16.04.2022 tarih ve ... nolu fatura ile satın alınan ve Çin'de yerleşik ... firması tarafından sevk edilen 86 rulo soğuk haddelenmiş silisli rulo sac emtiasının, 16.04 2022 tarih ve TTSHDLO16 nolu konşimento ile Çin'in Shanghai limanından, davalı firmanın organize etmesiyle ... adlı gemi ile deniz taşıması yapılarak Gebze'de bulunan ... Limanına 16.06.2022 tarihinde tahliye edilen 3 adet soğuk haddelenmiş silisli rulo saç emtiasının işbu nakliye sonunda taşıma ve gemiye yükleme işini üstlenen davalı tarafın %100 kusuru ve sorumluluğu ile uygun istifleme ve sabitleme yapılmaması sebebiyle deniz taşıması sırasında hasara uğradığını, yapılan inceleme ve eksper raporuna göre müvekkili sigorta şirketinde 126089922-1 hasar nolu dosyası açılarak işbu dosya üzerinden sigortalıya 19.09.2022 tarihinde 175.424,00-TL hasar ödemesi yapıldığını, müvekkili şirketin, sigortalısına yaptığı ödeme ile T.T.K. 1472 ve devamı md. uyarınca sigortalısının haklarına kanuni halef olduğunu ve ödenen hasar bedelinin ödeme tarihi olan 19.09.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ve vekalet ücreti ile birlikte TTK 1472. md uyarınca halefiyet ilkesi gereğince kusurlu ve hasardan sorumlu davalıdan tahsili talepli olarak işbu rücuen tazminat davasını açtığını, dava açılmadan önce 03.03.2023 tarihinde zorunlu arabuluculuğa başvurulduğunu, Gebze Arabuluculuk Bürosu'nun 2023/183 başvuru no'lu dosyasına davalı tarafın yapmış olduğu yetki itirazına, Gebze 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2023/467 E-2023/389 K. sayılı ve 30.03.2023 tarihli kararı ile İstanbul Arabuluculuk Bürosu'nun yetkili olduğuna karar verildiğini, dosyaya sunulan gümrük beyannamesi, survey report ve gemi kaptanının imzası bulunan protesto evrakında uyuşmazlığa konu hasarın meydana geldiği sigortalı ... Çin'in Shanghai limanından yüklenerek, Gebze 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 2023 /467 E- 2023/389 K. sayılı ve 30.03.2023 tarihli yetkisizlik kararı gereğince, işbu kararın 11.04.2023 tarihinde taraflarına tebliğ edildiğini, süresi içerisinde 11.04.2023 tarihinde İstanbul Arabuluculuk Bürosu'na başvurulduğunu 2023/6607 başvuru numarası ile kayıt açıldığını, tarafların arabuluculuk görüşmelerinde uzlaşamamaları üzerine 17.04.2023 tarihinde 2023/42599 arabuluculuk nolu dosyada tarafların anlaşamadıklarının arabuluculuk son tutanağı ile tutanak altına alınması sonucu işbu davanın açıldığını, fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüne, 175.424,00.-TL maddi tazminatın ödeme tarihi olan 19.09.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin hem dava, hem de arabuluculuk için ayrı ayrı vekalet ücreti olmak üzere davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ... Anonim Şirketi'nin, Türkiye’nin en eski acentelik firmalarından biri olduğunu, taşımacılık, lojistik ve sigorta hizmetleri olmak üzere üç ana grup altında 1885 yılından bu yana deniz işleri acenteliği işlerini Türkiye’nin dört bir yanında yürütmekte olduğunu, müvekkilinin genellikle gemi maliki olan müşterilerinden gelen talimatlar aracılığıyla denizcilik kurumları nezdinde acentelik hizmeti verdiğini, brüt 307.874 metrik ton ağırlığındaki 86 adet “Silisli Rulo Sac” olduğu beyan edilen yükün Şangay Limanı, Çin’den Diliskelesi Limanı, Türkiye’ye taşınması amacıyla ... numaralı konişmento tanzim edildiğini, bu Konişmento tahtında ... Limited Şirketi'nin taşıtan, davacının sigortalısı ... Elektromekanik Sanayi Tesisleri A.Ş.'nin ise yük alıcısı sıfatına haiz olduğunu, konişmentonun, taşımanın gerçekleştirildiği ... kaptanı ... adına acentesi sıfatıyla ... tarafından imzalandığını, davaya konu taşıma kapsamında hiçbir görev üstlenmemiş olan müvekkili şirketin kendisine husumet yöneltilebilecek bir sıfatı bulunmamakta olduğunu, talep edilen hasardan da sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davacı tarafından ikame edilen işbu hukuki mesnetten yoksun davanın öncelikle usulden ve her halde esastan reddini talep ettiklerini, konişmentoyu taşıyan sıfatıyla imzayan ve konişmento kendi ad ve hesabına imzalanan kişinin taşıyan sayılacağını, bir şirkete taşıyan sıfatını izafe edebilmek için konişmentoda imzasının bulunması yahut bu hususun belgelendirilmesi gerektiğini, dosyada mübrez Konişmentonun ön ve arka yüzünde müvekkili şirketin ne adı, ne imzası, ne unvanı ne de adresinin bulunmadığını, konişmentonun acente olarak Ruida Shipping tarafından imzalandığını, taşıyanın Ruida Shipping olduğunu, müvekkili şirketin taşıyan sıfatını haiz olmadığını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının, müvekkili şirketin işbu davaya konu taşımayı gerçekleştirdiğini iddia ettiğini, ancak bu iddiasını ispatlayacak hiçbir delil ibraz edemediğini, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddini talep ettiklerini, müvekkili şirkete husumet yöneltilebileceğini kabul anlamına gelmemekle birlikte, taşıyan ile sigortalı yük alıcısı arasındaki ilişkide konişmento ve konişmentonun tabi olduğu sözleşme (çarter parti) hükümlerinin esas alınacağını, sigortalı yük alıcısının halefi olarak işbu davayı ikame eden davacı ile taşıyan arasında bu halefiyet nedeniyle Konişmentonun ve Konişmentonun tabi olduğu çarter parti hükümlerinin uygulanacağının izahtan vareste olduğunu, Konişmentonun arka yüzünde yer alan taşıma şartlarının 1. maddesinde açıkça uygulanacak hukuk ve mahkemelerin yetkisine dair hüküm de dahil olmak üzere çarter parti hükümlerinin Konişmento bakımından da uygulanacağının düzenlendiğini, hiçbir şekilde Türk Mahkemelerinin yetkili olduğunu kabul etmemekle birlikte Sayın Mahkeme aksi yönde kanaate varacak olursa dahi davacının da ikrar ettiği ve dosyada mübrez Gebze 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2023/467 E. Ve 2023/389 K. numaralı ve 30/03/2023 tarihli kararı ile de sabit olduğu üzere davaya konu uyuşmazlık bakımından İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğunu, huzurdaki uyuşmazlık bakımından Türk Mahkemelerinin yetkili olmaması ve her halde yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olması sebebiyle işbu davanın yetkisizlik gerekçesiyle usulden reddine, davanın sigorta sözleşmesine dayalı olarak hasar ödemesi yapan davacı sigortacının, sigortalının üçüncü kişilere karşı olan talep ve dava haklarına halef olması sebebiyle ikame etmiş olduğu rücuen tazminat talepli dava olduğunu, ödemenin yapılmasından itibaren 90 günlük sürenin 19 Aralık 2022 tarihinde sona ermiş olmasına rağmen işbu rücuen tazminat davasının, davaya yönelik hakkın ileri sürülmesi gereken süreden 4 ay sonra ikame edildiğini, müvekkili şirketin huzurdaki uyuşmazlığa konu taşıma hizmetinin ifasında acente olarak da bizzat taşıyan olarak da yer almadığını, müvekkili şirketin işbu dava konusu uyuşmazlığa dair hiçbir bilgi veya belgeye sahip olmadığını, öncelikle husumete yönelik taleplerin değerlendirilerek davanın usulden reddine karar verilmesini, müvekkili şirketin taşımada görev almaması nedeniyle kusurunun ve sorumluluğunun bulunmadığını, davanın pasif husumet yokluğu, yetkisizlik ve hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedenleriyle öncelikle usulden reddine, müvekkili şirketin davaya konu hasardan sorumlu tutulamayacak olması, hak düşürücü sürenin geçmiş olması ve usulüne uygun bir hasar ihbarında bulunulmamış olması nedeniyle esastan reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 172.246,57.-TL rücuen tazminatın, ödeme tarihi olan 19/09/2022'den itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının huzurdaki uyuşmazlıkta liman acentesi sıfatını haiz olduğu ve bu hususun taraflarca sunulan dosyada mübrez belgeler (ordino, Waterfront acente atama yazısı, Gümrük beyannamesi vb.), bilirkişi raporu ve hatta Mahkemenin kendi tespitleri vesilesiyle ispat edildiği göz önünde bulundurulduğunda davalı adına asaleten açılan işbu davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekmesine rağmen Mahkeme tarafından husumet itirazlarının reddine karar verilmesinin fahiş bir hata olduğunu, öncelikle huzurdaki uyuşmazlık bakımından Türk Mahkemelerinin yetkili olmaması ve her halde yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olması sebebiyle işbu davanın yetkisizlik gerekçesiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının rücuen tazminat istem hakkının TTK'nın madde 1188’in 3. fıkrası uyarınca düştüğünü, davalının taşımada görev almaması nedeniyle kusurunun yahut sorumluluğunun bulunmadığını, ancak dava dışı taşıyana da kusur veya sorumluluk yüklenebilmesinin mümkün olmadığını, davacının 153.297,83 TL’den fazlasına ilişkin taleplerinin her hâlükârda reddedilmesi gerektiğini, TTK'nın madde 1185 tahtında ihbar süresine ilişkin yükümlülüğün yerine getirilmediği, dolayısıyla tazminat talep etme hakkını kaybettiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER:Gebze 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/12/2024 tarih, 2023/333 Esas - 2024/969 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacıya ... numaralı nakliyat emtia taşıma sigorta poliçesi ile sigortalı olan dava dışı ... Elektromekanik Sanayi Tesisleri A.Ş.’nin Almanya’da yerleşik ... firmasından 16.04.2022 tarihinde soğuk haddelenmiş silisli rulo sac emtiasının 16.04.2022 tarihli TTSHDLO16 numaralı konşimento ile... Firması tarafından Çin'in Shanghai limanından sevk edildiği, taşıma işini davalının organize ettiğini, ... adlı gemi ile deniz taşıması yapılarak Gebze'de bulunan Belde Port Limanına 16.06.2022 tarihinde tahliye edilen 3 adet soğuk haddelenmiş silisli rulo saç emtiasının hasarlı olduğunun tespit edildiği, taşıma ve yükleme işini üstlenen davalının hatalı istiflemesi nedeniyle emtianın zarar gördüğünden bahisle davacı tarafından sigortalısına yapılan hasar ödemesinin kusuru olan davalıdan tahsili için eldeki davanın açıldığı; davalı tarafça Türk Mahkemelerinin görevine itiraz edildiği, yetki, hak düşürücü süre ve zaman aşımı itirazlarında bulunduğu, davalının taşıyan sıfatının bulunmadığı, davalının acente olması nedeniyle asaleten dava açılamayacağından davanın reddinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. 6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. maddesinde; "sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder" hükmüne yer verilmiştir. 6102 sayılı yasanın 102.maddesinde acente tanımlanmış olup; ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimseye acente denir. Aynı yasanın 103.maddesine göre sözleşmeleri yerli veya yabancı bir tacir hesabına ve kendi adına yapmaya sürekli olarak yetkili bulunanlar ile Türkiye Cumhuriyeti içinde merkez veya şubesi bulunmayan yabancı tacirler ad ve hesabına ülke içinde işlemlerde bulunanlar için de acentelik hükümlerinin uygulanacağının düzenlendiği görülmektedir. 6102 sayılı yasanın 105.maddesine göre ise; Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir. Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Yabancı tacirler adına acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan, bu hükme aykırı şartlar geçersizdir. Acentelerin ad ve hesabına hareket ettikleri kişilere karşı Türkiye’de açılacak olan davalar sonucunda alınan kararlar acentelere uygulanamaz. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle davada sıfat kavramı üzerinde durulması yararlı olacaktır. Sıfat, dava konusu subjektif hak ile taraflar arasındaki ilişkidir. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler şekli taraf kuramına göre o davanın tarafları iseler de, bu her zaman o kişilerin taraf sıfatına sahip oldukları anlamına gelmez. Taraf sıfatı dava şartı değildir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır (Pekcanıtez, H./Atalay, O./ÖzekesM.:Medeni Usul Hukuku, Ankara 2012, s. 248-249). Somut olayda; davalı taraf Türk Mahkemelerinin yetkisine itiraz etmiş ise de, yerel mahkemece de belirtildiği üzere iddianın ileri sürülüşüne göre davacının sigortalısının ve davalının yabancı kişilerden olmadıklarından, yabancılık unsuru taraflar arasında bulunmamakta olup davalının bu yöndeki savunmaları yerinde değildir. Davacı taraf taraflar arasındaki taşıma sözleşmesine dayanmış olup, deniz taşıma işinin ifa edildiği yerin Gebze İlçesinde bulunan Belde Port limanı olduğu, 6100 sayılı yasanın 10.maddesi gereği Gebze Mahkemelerinin de yetkili olduğu anlaşılarak davalının bu itirazı da yerinde görülmemiştir. Davalı taraf acente olduğunu ve kendisine karşı asaleten dava açılamayacağını ileri sürmüştür. Dosyaya sunulan taşımaya konu konşimentoda; göndericinin ... Limited, alıcının ve bildirim adresinin ... Elektromekanik Sanayi Tesisleri A.Ş., nakliye acentesinin Ruida Shipping&Forwarding Tianjin, yükleme limanının Shanghai/Çin, tahliye limanının Diliskelesi/Türkiye olduğu davalının konşimentoda taşıyıcı olarak yer almadığı görülmektedir. Mahkemece dosyaya alınan 30.05.2022 tarihli gümrük özet beyan formunda taşıyıcı olarak davalının isminin yazdığı görülmüştür. Mahkemece anılan yazı gereği davalının taşıyan olduğu değerlendirilmiştir. Ancak; davalı tarafından dosyaya sunulan 19.12.2023 tarihli beyan dilekçesi ekindeki Ticaret Bakanlığının E-40216608-131.99-00082689544 sayılı 10.02.2023 tarihli yazısında gümrük özet beyan formlarında acentelerin taşıyıcı olarak görünmesi nedeniyle usulsüzlük cezaları uygulandığından anılan hususun düzeltilmesi amacıyla yeni düzenlemeler yapıldığı görülmüş olup, özet formlarındaki bilgilerin hatalı olarak düzenlenebildiği görülmüştür. Davalı tarafça dosyaya sunulan waterfront isimli programdan gelen maillerde davalıya 15.06.2022 tarihli yazıda M/V TRANSTIME isimli taşımayı yapan gemiye davalının liman acentesi olarak atandığının bildirildiği görülmüştür. Yine dosyaya alınan Gümrük Bilirkişisi Ayhan Karslı’nın dosyaya sunduğu raporunda da davalının liman acentesi olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenlerle davalının taşıma sözleşmesinin her hangi bir sıfatla tarafı olmadığı taşıma sürecine dahil olduğu kısmın, tahliye limanında "yük teslim talimat formu" düzenlemekten ibaret olduğu, gümrük özet beyan formunda taşıyıcıların yanlış gösterilmesi konusundaki Bakanlık yazısı ve bilirkişi raporu dikkate alındığında davalının sözleşmenin tarafı olmadığı ve taşıyan olmadığı, acente sıfatının bulunduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda detaylandırıldığı üzere; 6102 sayılı yasanın 105.maddesi gereği davalı acente aleyhine ancak taşıyana izafeten dava açılabilmesi mümkündür. 6102 sayılı TTK'nın 105/3 maddesi hükmü de gözetilerek, doğrudan acenteye yönelik bir kişisel kusur ileri sürülüp kanıtlanmadığı ve taşıyana veya taşıyana izafeten acentesine yöneltilmemiştir. Ayrıca dosyaya sunulan bilirkişi raporlarındaki tespitlere göre emtianın istifleme hatasından kaynaklandığının tespiti karşısında tahliye limanında "yük teslim talimat formu" düzenleyen davalının eyleminin yük teslim talimat formu konişmento içeriğine göre hazırlandığından şahsi kusur da sayılmayacağı anlaşıldığından, anılan zararların acentelerin şahsi kusuru da teşkil etmediğinden davalıya doğrudan husumet yöneltilemeyeceğinden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken (Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2025/3940 esas 2026/737 karar sayılı ilamı) hükümde yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Bu nedenlerle; davalı tarafın istinaf başvurusunun anılan nedenlerle kabulü ile kaldırılmasına, diğer istinaf istemlerinin reddine, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere ; 1-Davalının ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle ESASTAN KABULÜNE, Gebze 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/12/2024 tarih, 2023/333 Esas - 2024/969 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, KALDIRILMASINA, YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA, a-Davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, b-Alınması gerekli 732,00-TL harçtan peşin alınan 2.995,81.-TL harcın mahsubu ile fazla yatırılan 2.263,81-TL harcın davacıya iadesine, c-Dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine yönelik, 3.120,00.-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili için Hazineye yazı yazılmasına, ç-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına, d-Davalı tarafından yatırılan ve tebligat, posta, talimat gideri olarak sarf edilen 800,00.-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, e-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, f-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana İADESİNE, 2-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları; a)İstinaf kanun yoluna başvuru harcının hazineye irat kaydına, b)İstinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, c)Davalı tarafından yapılan 1.683,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 1.310,00-TL bilirkişi ücreti ve posta masrafının ilk derece mahkemesince davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, ç)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, d)Davalının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, 3-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca temyizi kabil kararın Dairemizce taraflara tebliğine, İlişkin; dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.23/09/2026

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/475, K. 2026/1606, T. 23.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-475-e-2026-1606-k-ce8b58b2ec01