Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2100 E. 2026/1267 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2100
- Karar No
- 2026/1267
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2100
KARAR NO:2026/1267
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:10.02.2021
NUMARASI:2016/716 Esas - 2021/112 Karar
DAVA:İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davalı şirkete yönelik davanın husumet nedeniyle reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı ... tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının Konya’da makine alım satım işi yaptığını ve davalı şirket ile ikinci el makine alımı konusunda anlaşma yapıldığını, bu anlaşma kapsamında 01.02.2015 tarih 32.500 Euro bedelli, 09.02.2015 tarihli 3.500 Euro bedelli, 09.02.2015 tarihli 30.250 Euro bedelli, 02.03.2015 tarihli 23.500 Euro bedelli, 13.03.2015 tarihli 44.000 Euro bedelli, 17.04.2015 tarihli 104.000 Euro bedelli, 28.07.2015 tarihli 45.000 Euro bedelli, 13.08.2015 tarihli 5000 Euro bedelli, 21.08.2015 tarihli 10.000 Euro bedelli proforma faturalara dayalı ticari ilişki bulunduğunu, davalı şirketin merkezinin Almanya’da bulunduğunu ve İstanbul'da da dava dilekçesinde belirtilen şubelerinin olduğunu, davacı şirketle yapılan ticaret karşılığı makine bedelleri olarak davalı şirket yetkilisinin talebi üzerine davalının sigortalı çalışanı olan davalı ...'nın hesabına 23.01.2015 tarihinde 10.000 Euro, 28.01.2015 tarihinde 5.000 Euro, 28.02.2015 tarihinde 3.000 TL, 28.02.2015 tarihinde 4.000 TL, 05.03.2015 tarihinde 3.800 TL, 05.03.2015 tarihinde 4.700 TL, 27.03.2015 tarihinde 18.500 TL, 05.05.2015 tarihinde 36.000 TL, 05.05.2015 tarihinde 3.400 TL, 08.05.2015 tarihinde 1.500 TL, 11.05.2015 tarihinde 12.000 TL, 18.06.2015 tarihinde 2.000 TL, 19.06.2015 tarihinde 1.100 TL, 26.06.2015 tarihinde 15.000 TL, 03.07.2015 tarihinde 11.062 TL, 03.07.2015 tarihinde 15.000 TL, 30.07.2015 tarihinde 3.000TL, 31.07.2015 tarihinde 3.000 TL ve 25.08.2015 tarihinde 5.000 Euro olmak üzere toplam 104.662 TL ve 20.000 Euro ödeme yapıldığını, davacı tarafça yapılan ödemelere rağmen davalılar tarafından makine tesliminin yapılmadığını ve davalının kötü niyetli bahaneler ile davacıyı oyaladığını, davacıya satışı gerçekleştirilen makinenin ... Makinaya satıldığının tespit edildiğini, müvekkilinin bu satışı öğrenmesi üzerine makinelerin teslimini aksi halde satım için ödenmeyen bedellerin iadesinin ihtarname gönderilerek talep edildiğini, ancak ihtara cevap verilmediğini, davalı ile yapılan ikinci el makine alımına ilişkin ödemelerin anlaşmanın haklı olarak fesih sebebiyle istirdadı için yapılan icra takibine davalıların itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek, itirazının iptali ile takibin devamına ve %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, talep ve dava etmiştir.Davalı .... Sti. Vekili, savunmasında özetle; davalı şirket ile davacı arasında ikinci el makine alım satımı konusunda herhangi bir anlaşma ve proforma faturalara dayalı ticari ilişkinin bulunmadığını, davacıdan herhangi bir para havalesi alınmadığını, davacıya taahhüt edilmiş herhangi bir malın sözkonusu olmadığını, davacının Almanya’da kurulu olan ve orada faaliyette bulunan .... Şti. ..., ... şirketi ile ticari ihtilaf yaşadığını ve yine Almanya’da bulunan avukatlar vasıtasıyla ilgili şirkete ihtarname gönderildiğini, davacının muhatabının Alman hukukuna göre faaliyet gösteren ....Şti. ..., ... olduğunu, müvekkilinin Almanya'da bulunan şirketin şubesi veya temsilcisi olmadığını ve davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, dava dilekçesi ile birlikte delillerin tebliğ edilmediğini, proforma faturaların sunulmasından sonra beyanda bulunulacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı ..., savunmasında özetle; davacının, müvekkilinin borcunu ödemek için peyderpey para gönderdiğini, davacı ile müvekkili arasında herhangi bir ticari ilişki veya satım sözleşmesi bulunmadığını, alışverişin olmadığını, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı, bilirkişi kök ve ek raporu ve talimat mahkemesi tarafından dinlenen tanık beyanları gözönüne alındığında; Davacının Almanya'da kurulu bulunan ....Şti. İle 2. El makine alım satımı konusunda sözlü olarak anlaşma sağladığı, makinelerin bedelinin bir kısmını Almanya'da bulunan şirketin hesabına, kayıt altına alınmasını istemedikleri bir kısmının ise davalı şirket çalışanı diğer davalı ... ...'nın hesabına havale edilmesi şeklinde anlaştıkları, kararlaştırılan şekilde makinelere karşılık 25/08/2015 tarihinde 5.000Euro, 30/07/2015 tarihinde 3.000TL, 31/07/2015 tarihinde 3.000TL, 05/05/2015 tarihinde 3.400TL, 08.05.2015 tarihinde 1.500TL, 05/03/2015 tarihinde 4.700TL, 05/05/2015 tarihinde 3.600TL, 03/07/2015 tarihinde 11.062TL, 27/03/2015 tarihinde 18.500TL, 18/06/2015 tarihinde 2.000TL, 93/07/2015 tarihinde 15.000TL, 26/06/2015 tarihinde 15.000 TL, 19/06/2015 tarihinde 1.100TL, 11/05/2015 tarihinde 12.000TL, 25/01/2015 tarihinde 10.000Euro, 28/01/2015 tarihinde 5.000Euro, 28/02/2015 tarihinde 3.000TL, 28/02/2015 tarihinde 4.000TL, 05/03/2015 tarihinde 3.800TL olmak üzere davacı tarafın davalı taraf ...’nın hesabına toplam 104.662 TL. ve 20.000 EURO ödeme yaptığı, gönderilen ödemelerin dekontlarında "Giden Eft" yazdığı, başkaca bir açıklamanın yapılmadığı, davalı ... ... her ne kadar cevap dilekçesinde; hesabına gönderilen paraların davacının kendisine olan borcunu ödemek için gönderdiği paralar olduğunu iddia etmiş ise de; davacı tarafından davalı ...'nun hesabına yapılan havalelerde paranın hangi amaç için gönderildiğine ilişkin bir şerh bulunmadığından dolayı, bu havalenin borcun ödenmesi amacı ile gönderildiği hususunda karine bulunmaktadır. Bunun aksini ise davacı tarafın ispat etmesi gereklidir. Tüm dosya kapsamı, dinlenen tanık beyanları, ticari defter ve kayıtları ile bilirkişi kök ve ek raporlarından; davacının davalı ...'nun hesabına gönderdiği paraların 2. El makine satışı nedeniyle kayıt altına alınmaması için ....Şti. nde sigortalı olarak çalışan ...'nun hesabına gönderdiği, gönderilen paraların borç karşılığı değil, makine bedeli olarak gönderildiği, bedel karşılığı makinelerin davalı ... tarafından davacıya teslim edildiğinin kanıtlanamadığı, bu şekilde davalı ...'nun gönderilen havale bedelleri kadar sebepsiz zenginleştiği ve iade etmesi gerektiği anlaşılmıştır. Borçlar Kanunu 77. Maddesine göre; haklı bir sebep olmaksızın bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Davalı ...'nun davacı aleyhine herhangi bir sebep olmaksızın zenginleştiği anlaşıldığından hesabına yatırılan paraların iade edilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenle; davacının davalı ... aleyhine yaptığı İstanbul 1.İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takibinde haklı olduğu, takibe davalı ... tarafından yapılan itirazın iptalinin gerektiği, alacak gönderilen havale/eft bedellerine dayalı olup likit olduğundan davalı ... aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği anlaşıldığından davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.Diğer davalı ... Makine yönünden dava değerlendirildiğinde ise; .... Şti. hesabına gönderilen bir para olmadığından ve taraflar arasında yapılmış bir sözleşme de sunulmadığından, davacının işlemleri Almanya'da bulunan şirket ile yaptığı anlaşıldığından; bu davalıya husumet yöneltilemeyeceği..." gerekçesiyle, davalı ....Şti. aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine, davalı ... ... aleyhine açılan davanın kabulü ile bu davalının İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takibine yönelik itirazının iptaline, takibin 104.662 TL ve 20.000 Euro asıl alacağa takip tarihinden itibaren TL cinsi alacağa yasal faiz, Euro cinsi alacağa 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca faiz uygulanarak devamına, hükmedilen alacağın %20’si olan 33.854 TL icra inkar tazminatının davalı ...’dan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacının, müvekkil ile arasında bir ticari satış işlemi olduğu iddiası ile müvekkiline gönderdiği borç ödemelerinin iadesi talepli dava açtığını, cevap dilekçesinde belirtildiği gibi müvekkilinin davacı ile bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, müvekkilince davacıya verilen borçların zaman içinde ödendiğini, davacının bütün ödemelerini peyderpey yapması ve bu ödemelerin hiçbirinde açıklama bulunmamasının da bu ispatladığını, TBK'nın 102. maddesine göre geçerli bir açıklama yapılmadığı takdirde, ödemenin muaccel bir borç için yapılmış sayılacağını, müvekkilinin savunmasının rastgele bir savunma olmayıp kanunun emredici hükmü olması nedeniyle bir şeyi kanıtlamasına gerek olmadığını, müvekkiline yapılan ödemenin borç ödemesi olduğunun açık olmasına rağmen hukuka aykırı şekilde karar verilediğini, mahkemenin tüm itirazlara rağmen tanık dinlediğini, yazılı bir delil olmaksızın sanki davacı ile müvekkil arasında ticari bir ilişki tespit edilmiş gibi davanın kabulüne karar verildiğini, davacının talep ettiği miktarın senetle ispat sınırının üstünde olmasına rağmen tanık dinlenilerek karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin ispat hakkı olan yemin deliline dayanmasına rağmen mahkemece bu delilin kullandırılmadığını, kısaca mahkemenin TBK'nın 102.maddesinin açık hükmüne tamamen aykırı değerlendirme yaptığını, HMK uyarınca senetle ispat kuralının hiçe sayılarak dosyada davacı lehine yazılı delil olmaksızın karar verildiğini, davacının tüm bu iddialarına karşı, davalı lehine kesin delil olarak kullanılabilecek yemin delili teklif edilmeden karar verildiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, davacı ile davalı şirket arasında düzenlenen satım sözleşmesi nedeniyle verildiği ileri sürülen satım avansının davalı şirket ile davalı şirket çalışanından tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davalı şirkete yönelik davanın husumet nedeniyle reddine, davalı çalışan ...'ya yönelik davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı ... vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava dilekçesi ile 14.02.2017 havale tarihli cevaba cevap ve delil dilekçesindeki açıklamalar dikkate alındığında davacı ile davalı şirketin Almanya'da kurulu olduğu iddia edilen merkezi arasında ikinci el makine alım satımına ilişkin bir sözleşme ilişkisi bulunduğu, düzenlenen proforma faturalarla sözleşme ilişkisinin kurulduğu, bu kapsamda bir kısım ödemelerin resmi olarak şirket adına yapıldığı, bir kısım satım bedellerinin ise şirket yetkilisinin talimatı ile davalı şirketin çalışanı olan ... adına bankadan havale edildiği, ancak emtianın teslim edilmediği belirtilerek davalı ...'ya gönderilen paraların tahsili için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istenmiştir. Davalı şirket vekili, müvekkili ile davacı arasında satım sözleşme ilişkisi bulunmadığını, davacının Almanya'da kurulu bulunan ... ŞTİ ..., ... şirketi ile ticari ilişkisi bulunduğunu belirtmiştir. Davalı ... ise peyderpey gönderilen paraların davacının, kendisine olan borçlarının ödenmesi amacıyla gönderildiğini savunmuştur. Dava dilekçesine ekli proforma faturaların yurt dışında kurulu bulunan ... Şirketince düzenlendiği görülmüştür. Davacı tarafından davalı ...'ya gönderilen havalelerin hiç birinde havale sebebine ilişkin açıklama bulunmamaktadır. Mahkeme, davacı ile davalı şirket arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmadığını kabul ederek davanın husumet nedeniyle reddine karar vermiş ve bu karar davacı tarafından istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir. Mahkeme TBK'nın 102. maddesindeki havaleye ilişkin genel ilkeyi gerekçesinde korumakla birlikte, gerekçeli kararın devam eden kısmında dinlenen tanık beyanları, ticari defterler, bilirkişi raporlarına göre davalı ...'nun hesabına gönderilen paranın ikinci el makine alım satımı nedeniyle gönderildiğini kabul etmiştir. Uyuşmazlığın miktarı itibariyle davalının muvafakati olmaksızın tanık dinlenmesi ve beyanın esas alınması HMK'nın 201.maddesine göre mümkün değildir. İşin esasına girilmeden önce, iddianın ileri sürülüş şekline göre, davalı ...'nun bu davada pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Dava ve cevaba cevap dilekçesi ile tüm aşamalarda, davacı ile davalı şirket ve yurt dışında kurulu olduğu belirtilen ana şirket arasında bir satım sözleşmesi ilişkisi bulunduğu, bu sözleşme kapsamında bir kısım paraların resmî olarak şirkete gönderildiği, kalan kısmın ise vergisel yükümlülüklerden kurtulmak için davalı şirket veya Almanya'da kurulu bulunan şirket yetkililerinin talep ve talimatı ile davalı şirket çalışanı olduğu belirtilen ...'ya gönderildiği ileri sürülmektedir. Mahkemece alınan 02.09.2019 tarihli bilirkişi raporunun 6. sayfasında, davalı ...'nun davalı şirketin çalışanı olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda davacı kendi iddiasına göre, davalı şirket ile bir ticari ilişkiye girmiş ancak satım bedelinin bir kısmını davalı şirket yetkilisinin talebi ile davalı şirketin çalışanına göndermiştir. Bu havale işlemi şirket çalışanının sözleşmenin tarafı yapmaz. Davacının sözleşmeden kaynaklı bir talebi varsa, bu talebin tamamını akidi olduğu şirkete yöneltmesi gerekmektedir. Bu tür bir davada âkit tarafların anlaşmasıyla paranın gönderildiği şirket çalışanını, sözleşmeden kaynaklı bir uyuşmazlığın tarafı hâline getirmesi mümkün değildir. Davacı ile davalı şirket arasında ifa edilmemiş bir sözleşme bulunduğu iddia edildiğinden, borçlunun temerrüdü hükümlerine göre paranın iadesi istenmelidir. Ayrıca sözleşmenin tarafı olmayan çalışandan sözleşmeye dayalı bir talepte bulunulması mümkün olmadığından, davalı ...'ya yönelik davanın pasif husumet bakımından reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmek gerekmiştir. Hüküm fıkrası yazılırken davalı şirkete yönelik davanın husumet nedeniyle reddedilmesi ve kararın istinaf edilmeksizin kesinleşmesi ve Dairemizce mahkeme kararının, davalı ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine kaldırılması gerektiği dikkate alınarak, hüküm bütünlüğünün korunması amacıyla, davalı şirkete yönelik davanın da yeni kurulan hüküm fıkrasında aynen muhafazası gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;
1-Davalı ... aleyhindeki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine,
2-Davalı şirket aleyhindeki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine,
3-Alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcının, dava açılırken peşin alınan 3.572,03 TL'den mahsubu ile artan 2.840,03 TL harcın, hüküm kesinleştiğinde ve talep hâlinde, davacıya iadesine,
4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca belirlenen 45.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Taraflarca yatırılmış gider ve delil avanslarından kullanılmayan kısımlarının, karar kesinleştiğinde, ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,
6- İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:
a-Davalı ... tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; nispi istinaf harcının ise karar kesinleştikten sonra ve talep hâlinde ilk derece mahkemesince bu davalıya iadesine,
b-Davalı ... tarafından sarf edilen 220,70 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 72,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 292,70 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınıp bu davalıya verilmesine,
7-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,
8-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açık olmak üzere, 02.07.2026 tarihinde, oy birliğiyle karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süre içinde temyiz yolu açıktır.