Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2099 E. 2026/1310 K. – Tapu İptali Ve

Konu: Tapu İptali Ve Tescil Olmadığı Takdirde Tazminat

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2099
Karar No
2026/1310
Karar Tarihi
Konu
Tapu İptali Ve Tescil Olmadığı Takdirde Tazminat

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/2099

KARAR NO:2026/1310

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ:31.03.2022

NUMARASI:2022/35 Esas - 2022/376 Karar

DAVA:Tapu İptali Ve Tescil veya Tazminat

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin İstanbul ili, Büyükçekmece ilçesi ... mahallesi 236 ada 1 parsel 3. Etap ... T 13 tipi 289 nolu bağımsız bölümdeki taşınmazın devri amacıyla Beyoğlu .... Noterliğinin 04.09.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde ön ödemeli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile 2,250,000 TL bedelle ...’dan devir ve teslim alındığını, ...’ın devrettiği bu hakkın davalılardan ... .... A.Ş. ile düzenlediği Bakırköy ... Noterliğinin 09.10.2018 tarih ve ... nolu düzenleme şeklinde ön ödemeli taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayandığını, ...'ın 09.10.2018 tarihli sözleşme ile hak sahibi olduğu taşınmazı teslim aldığını, ödemelerini yaptığını ve teslim sonrası taşınmazı müvekkili şirkete devrettiğini, müvekkili şirketin de halen taşınmazı kullandığını, müvekkil şirketin sözleşmeden doğan tüm hakları devralması, taşınmazı kullanması ve sözleşmeden kaynaklı ödemelerin tamamlanması nedeniyle davalılardan ... .... A.'nin de ...’ın müvekkiline yaptığı sözleşme devrine muvafakat ettiğini ve buna ilişkin Beyoğlu ... Noterliğinin 04.09.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı muvafakati ile ödemelerin tamamlandığını teyit ettiğini, sözleşme konusu taşınmazın borcu bittiği halde halen tapuda müvekkiline tescil edilmediğini, davalılara gönderilen Beşiktaş ... Noterliğinin 13.05.2020 tarihli ihtarı ile tapunun istendiğini, davalılardan ... .... A.Ş'nin cevabi ihtarında diğer davalının hukuka aykırı şekilde devri gereken ve aralarında davalı taşınmazın da bulunduğu son 83 villanın devrini yapmadığını, bu nedenle tapuda devrin gerçekleşmediğini bildirdiğini, davalı ... A.Ş'nin ise kendisi ile ... A.Ş. arasında Kadıköy ... Noterliğinin 19.06.2014 tarihli ve ... yevmiye numaralı sözleşme düzenlendiğini ve sözleşmeden doğan edimleri yerine getirmemesi nedeniyle bu sözleşmenin feshedildiğini, ... ile ... şirketi arasında bir ilgi bulunmadığından, davacıya teslim edilen villanın iade edilmesini istediğini, ancak bu davanın ihtarında belirttiği itirazların yerinde olmadığını, 83 adet villanın davalılar tarafından hasılat paylaşım sözleşmesi ile davalılardan ... A.Ş’ye teslim edildiğini ve ... A.Ş'nin de bunları iyi niyetli 3. kişilere devrederek bedellerini aldığını, bağımsız bölümlerin bulunduğu arsada yapılacak inşaatların davalılar arasında % 40 ila % 60 oranında hasılat paylaşımı yapıldığını, müvekkili dahil üçüncü kişilerce düzenleme şeklinde ön ödemeli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile devredilen villalar için yapılan hukuki işlemin adi ortaklık olduğunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 2020/192 E. - 2020/270 K. sayılı dosyasında tespit edildiğini, adi ortaklıkta iştirak halinde mülkiyet hükümleri uygulanacağından ortakların dışa karşı müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğunu, buna göre ... A.Ş. adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali müvekkili adına tescili gerektiğini ileri sürerek, İstanbul ili, Büyükçekmece İlçesi ... Mahallesi 236 ada 1 parsel 3. Etap ... T 13 tipi, 289 bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile müvekkil şirket adına tesciline, bu talebin mümkün olmaması halinde munzam zararın faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, taşınmazın devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir uygulanmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... ... A.Ş.vekili, savunmasında özetle; tacir olan davacı ile diğer davalı arasında düzenlenen sözleşmenin 3-XVI maddesinde müvekkilinden hiç bir talepte bulunulmayacağı, taşınmaz mülkiyetinin sadece davalı ...'dan talep edileceği, ...'ın bedelini ödeyerek müvekkilinden taşınmaz mülkiyetini edinmesi durumunda taşınmazın diğer davalıdan talep edileceğinin kabul edildiğini, müvekkilinin taraf olarak kabul edilmesi halinde feragat niteliğinde olan bu beyanın ve sözleşme hükmünün uygulanması gerektiğini, müvekkilinin taraf olmadığı bu sözleşme ile tacir olan davacının müvekkilinden talepte bulunmamayı üstlendiğini, basiretli bir tacirin imzaladığı sözleşme hükümleri ile bağlı olmasına rağmen, açık sözleşme hükmüne aykırı şekilde müvekkilinden talepte bulunduğunu, sözleşmenin nispiliği ilkesi gereğince de müvekkilinden talepte bulunulamayacağını, müvekkilinin davacı ile davalı ... arasındaki sözleşmeye taraf olmadığı gibi sorumluluğunu gerektiren adi ortaklık gibi hiç bir hukuki neden bulunmadığını, müvekkili ile ... arasındaki satış vaadi sözleşmesinin Kadıköy ...Noterliğinin 19.06.2014 tarihli işlemi ile yapıldığını, 23.10.2015 ve 19.07.2017 tarihinde iki adet ek sözleşme düzenlendiğini, buna göre müvekkilinin, satış bedelinin ödenmesi karşılığında 187 adet bağımsız bölümün satış ve devrini vaat ettiğini, ...'ın ise satış bedeli olarak 47.780.000 USD + KDV ödemeyi taahhüt ettiğini, 19.07.2017 tarihli ek sözleşmede ...'ın ödemesi gereken bedelin kesin vadelere bölündüğünü ve taşınmazların üçüncü kişilere satışından bağımsız olarak satış vaadi bedelinin 51.153.312 USD olarak belirlendiğini, satım vaadi sözleşmesinin adi ortaklık sözleşmesi olarak nitelendirilmesinin hatalı olduğunu, davacının 04.09.2019 tarihinde ... ile akdettiği düzenleme şeklindeki ön ödemeli taşınmaz satım vaadi sözleşmesi ile ... ile davalı ... arasındaki 09.10.2018 tarihli düzenleme şeklindeki ön ödemeli taşınmaz satım vaadi sözleşmesini devir aldığını, müvekkili ile davalı arasındaki sözleşmenin bu sözleşmelerden tamamen bağımsız olduğunu, müvekkilinin davalı ...'ın müşterileri ile ilgisi bulunmadığını, ...'ın ileride sözleşmeyi ifa ederek müvekkilinden devir alacağı taşınmazların bedeli karşılığı üçüncü kişilere sattığını, 19.06.2014 tarihli sözleşmenin tüm maddeleri ve ek sözleşmeler ile davacı ile diğer davalı arasında düzenlenen tüm sözleşmelerin müvekkilini bağlamadığını, sunulan uzman görüşlerinde de müvekkilinin bir sorumluluğunun bulunmadığının belirlendiğini, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E. 2014/10780 K. 2014/10005 T. 23.6.2014 sayılı kararında da, benzer nitelikteki her sözleşmenin adi ortaklık sayılamayacağının ifade edildiğini, davacı tarafça sunulan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararının, maddî vâkıaların açıkça farklı olması nedeniyle somut olayda emsal olmayacağını, söz konusu kararda açıkça ifade edilen, müşterek taşınmaz satışı yapma ve kârı ve zararı paylaşma unsurlarının, ... ile ... arasındaki sözleşmede bulunmadığını, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2014/10780 E., 2014/10005 K. sayılı ve 23.6.2014 tarihli kararında bu gerçeklerin açıkça ortaya konulduğunu, müvekkilinin sözleşme akdettiği yegâne kişi olan diğer davalı ... dahi müvekkilinden tescili talep etme hak ve yetkisine sahip olmadığını, davacının sadece diğer davalı ... ile sözleşme yaptığını ve bu sözleşmeden doğan tüm edimlerini diğer davalı ...’a ifa ettiğini, müvekkilinin ...’ın hiçbir müşterisine veya alacaklısına taşınmaz devretmediğini, herhangi bir hukuki ilişkiye girmediğini, ayrıca, ...'ın hiçbir zaman ...’ı temsilen hareket etmediğini, ... ile ... arasında hiçbir zaman bir temsil ilişkisi mevcut olmadığını, ...'ın davacı ile yapmış olduğu sözleşmeyi ...’ı temsilen yapmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı ... ... A.Ş vekili, savunmasında özetle; davalılar arasında düzenlenen 19.04.2014 tarihli düzenleme şeklindeki taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden sonra 23.10.2015 ve 01.07.2016 ve 19.07.2017 tarihli ek sözleşmeler ile yüklenici tarafından arsa sahibine ödenecek asgari meblağa ilişkin hükümlerde değişiklik yapıldığını, sözleşme kapsamında yüklenici tarafından inşa edilen 187 adet bağımsız bölümün üçüncü kişilere satıldığını ve inşaatın tamamlanarak alıcılara teslim edildiğini, arsa sahibi olan davalı ...'ın 83 bağımsız bölüme ilişkin olarak sözleşmede kararlaştırılan bedelin ödenmediği gerekçesiyle tapu devirlerinden imtina ettiğini, oysa sözleşme kapsamında 400 bağımsız bölümün bitirilerek arsa sahibine teslim edildiğini, tapuların halen diğer davalı adına kayıtlı olduğunu, müvekkilinden arsa alan bir çok alıcının açtığı davalarda tescil koşullarının oluştuğunu, Prof. Dr. ... düzenlenen uzman görüşünde belirtildiğini, davalılar arasında sözleşmede satış vaadi kullanılmış olsa dahi TBK'nın 19.madde hükmüne göre satış vaadi sözleşmesi değil, gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesi bulunduğunu, sözleşmenin satış vaadi olduğu izlenimini yaratmak için görünüşte kullanılan bu ibarenin, sözleşmenin geneli karşısında bir anlam ifade etmediğini, niteliği itibariyle müvekkili ile arsa sahibi arasındaki sözleşmenin asgari gelir taahhüdünü içeren gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesi olduğunu, bu hususun özellikle sözleşmenin 6.maddesi göz önüne alındığında anlaşılacağını, bu tür bir sözleşmede gerçekte satıcının yüklenici değil arsa sahibi olduğunu, bu nedenle arsa sahibinin üçüncü kişilere karşı sorumlu olduğunu, adi ortaklık sözleşmesine ilişkin hükümlerin gelir paylaşımı sözleşmelerine kıyasen uygulanacağını, emsal nitelikteki bir çok kararın Yargıtay'dan onanarak kesinleştiğini savunarak, davanın müvekkili yönünden reddine, taşınmazın davacı adına diğer davalı tarafından tescilinin sağlanmasına, dava açılmasına sebebiyet vermeyen müvekkili yönünden yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dosya kapsamındaki tüm delillerin birlikte değerlendirilmesinde, davalılar arasında düzenlenen Kadıköy .... Noterliğinin 19.06.2014 tarih, ... yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile bu sözleşmenin ekleri olan 23.10.2013 tarihli ve 19.07.2017 tarihli olan iki adet ek sözleşme kapsamında davalı ...'ın yüklenici, diğer davalının ise arsa sahibi olarak sorumlu olduğunu, davalı ... ile dava dışı ... arasındaki Bakırköy ...Noterliğinin 09.10.2018 tarih, ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde ön ödemeli taşınmaz satım vaadi sözleşmesi kapsamında dava konusu edilen bağımsız bölümün bu kişiye satıldığı, davacının da taşınmazı Beyoğlu ... Noterliğinin 04.09.2019 tarih ve ... numaralı düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile taşınmazın 2.250.000 TL'ye ...'dan devir aldığı, davalı ...'ın taşınmaz maliki olarak bu sözleşmelerde yer almadığı ve sözleşmenin nispiliği ilkesi gereğince davacı ile davalı ... arasındaki sözleşmeden kaynaklı borçtan sorumlu olmadığı, davalı ...'ın satım vaadi sözleşmesinden kaynaklı olarak diğer davalıya da bir borcu da bulunmadığı, aynı şekilde ...'ın, ... ile ilgili davacı ve davalı ...'dan taşınmaz alan diğer kişilere karşı müteselsil borçluluğunun da bulunmadığı, davalılar arasında adi ortaklık ilişkisinin ve gelir paylaşım sözleşmesinin bulunmadığı anlaşıldığından ve tapunun davalı ...'a ait olmaması nedeniyle, tapu iptal ve tescil talebinin reddine, denkleştirici adalet ilkesi gereğince davacının sözleşme kapsamında ödediği bedelin güncel değeri karşılığı taleple bağlı kalınarak 2.250.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... ... AŞ'den tahsiline karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkilince satım vaadi sözleşmesi ile alınan 289 nolu bağımsız bölümün tapusunun iptali, olmadığı takdirde munzam zararın tahsilinin istendiğini, mahkemenin tapu iptali talebini reddederek sadece davalı ...'a yönelik tazminat talebini kabul ettiğini, gerekçeli kararda davalılar arasında adi ortaklık olup olmadığı, davalıların müteselsil sorumluluklarının bulunup bulunmadığı ve davalıların arasındaki sözleşmenin gelir paylaşımlı sözleşme olup olmadığının değerlendirilerek tapu iptal ve tescil talebinin reddedildiğini, ancak ... şirketinin sorumlu olmadığına ilişkin kararın yasalara ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalılar arasında adi ortaklık ilişkisi bulunması nedeniyle her iki davalının müşterek ve müteselsil sorumluluğu bulunduğunu, müvekkilinin taşınmaza ilişkin tüm ödemeleri yaparak taşınmaz zilyetliğini devir aldığını, davalılar arasında adi ortaklık olduğuna dair aynı proje hatta yan binaya ilişkin onlarca mahkeme kararı olduğunu bir kısmı Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğini, müvekkilinin taşınmazı Beyoğlu ... Noterliğinin 04.09.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde ön ödemeli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile ...’dan devir aldığını, ...’ın devrettiği bu hakkın, davalı ... .... A.Ş. ile düzenlediği Bakırköy .... Noterliğinin 09.10.2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde ön ödemeli taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayandığını, ...'ın bu sözleşme kapsamında aldığı taşınmaza ilişkin ödemeleri yaptığını ve taşınmazı teslim aldığını, davalılardan ...'ın ...’ın müvekkili şirketle yaptığı sözleşme devrine muvafakat vererek Beyoğlu ... Noterliğinin 04.09.2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı muvafakatini imzaladığını, borcu ödenen taşınmazın müvekkili adına tescili için davalılara gönderilen Beşiktaş .... Noterliğinin 08.05.2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarı ile taşınmazın müvekkiline devrinin istendiğini, davalı ... cevabi ihtarında taşınmazın diğer davalı tarafından verilmediğinin belirtildiğini, davalı ... A.Ş'nin ise diğer davalının Kadıköy ... Noterliğinin 19.06.2014 tarihli sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle arsa payı karşılığı inşaat sözleşmenin feshedildiğini, ... şirketi ile ... şirketi arasında bir ticari ilişki bulunmadığını ve talebin diğer davalıya yöneltilmesi gerektiğinin bildirildiğini, dava konusu taşınmazın da bulunduğu 82 adet bağımsız bölümün davalılar arasındaki hasılat paylaşım sözleşmesi ile davalılardan ... A.Ş’ye teslim edildiğini ve ... tarafından iyi niyetli üçüncü kişilere devredilerek bedellerinin alındığını, bunların devri gerektiğine ilişkin onlarca mahkeme kararı bulunduğunu, Emsal nitelikteki bir çok davada davalılar arasındaki sözleşmenin adi ortaklık niteliğinde olması nedeniyle davaların kabul edildiğini, bu kararlarda davalılar arasında davalı ...'a ait arsa üzerinde diğer davalının yapacağı bağımsız bölümlerin %40 - % 60 oranında hasılat paylaşımı usulü ile bölüşüldüğünün belirlendiğini, davalıların ortak bir gayeyi gerçekleştirmek amacına matuf bir araya geldikleri ve bu amaç doğrultusunda çaba gösterdiklerini, arsa sahibi ...'ın arsasını ortaya koyduğunu, diğer davalı şirketin ise yapım işini üstlendiği ve elde edilen hasılatı paylaşmayı hedefleyerek ortak bir amaca yöneldiklerinin belirlendiğini, bu şekilde mağdur edilen tüketici ve şirketlerin açtığı bir çok dava bulunduğunu, açılan davalardan bir tanesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 2020/192 e. 2020/270 k. sayılı dosyasında adi ortaklık ve hasılat paylaşımının tespit edildiğini, davalıların üçüncü kişileri mağdur etmek amacıyla hukuku dolandıklarını, müvekkilin hak sahibi olduğu villa için davalı ... A.Ş’ye karşı tüm ödemelerini gerçekleştirdiği, villanın müvekkile teslim edildiği, villada elektrik su, doğalgaz gibi sözleşmelerin müvekkil adına düzenlendiğini, davalıların tüketicileri mağdur eden eylemlerinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, ekli kararlarda başka tüketiciler tarafından açılan davaların kabul edildiğini ve bu kararların Yargıtay 6. Hukuk Dairesi tarafından onandığını, bu kararlara göre tarafların iradelerinin gizli bir ortaklık üzerinde birleştiğini, arsa sahibi sermaye olarak arsasını ortaklığa vererek ticari amaç güttüğünü, iş sonunda eseri değil satış bedelini paylaşma hususunun kararlaştırıldığının tespit edildiğini, sunulan ve kesinleşen mahkeme kararları doğrultusunda müvekkilinin de davasının kabulü gerektiğini, emsal kararlarla ortada tek bir sözleşme bulunduğu, bu sözleşmenin adi ortaklık olarak gelir paylaşımlı sözleşmesi olduğunun kesinleştiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, gayrimenkul satım vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde ödenen bedelin güncel değerinin tespiti ile tahsili istemlerine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile 2.225.000 TL tazminatın davalı ... Şirketi'nden tahsiline, tapu iptal tescil talebi ile diğer davalıya yönelik davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava, yükleniciden temlik alınan taşınmazlara ilişkin tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde taşınmazın gerçek bedelinin tazmini istemine ilişkin terditli bir davadır. Eser sözleşmesinin bir türü olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, taraflara karşılıklı hak ve borçlar yüklemekte; yüklenici, finansman sağlayarak arsa malikinin taşınmazı üzerine bina yapma işini üstlenmekte, arsa maliki ise inşa edilecek binadaki bir kısım bağımsız bölümlerin mülkiyetini yükleniciye devretmeyi vaat etmektedir.Arsa maliki ile yüklenici arasında düzenlenen inşat sözleşmesi gereğince yükleniciden bağımsız bölüm temlik alınmasına dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davaları hakkında yasalarımızda bir düzenleme bulunmadığından konulardaki uyuşmazlıkların çözümünde 30.09.1988 tarihli ve 1987/2 1988/2 sayılı Yargıtay İBBGK Kararı uygulanmaktadır. Bu kararda tapuda kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetini devir borcu doğuran ve ancak yasanın öngördüğü biçim koşullarına uygun olarak yapılmadığından geçersiz bulunan sözleşmeye dayanılarak açılan bir cebrî tescil davasının kural olarak kabul edilemeyeceği, bununla beraber Kat Mülkiyeti Kanunu'na tabi olmak üzere yapımına başlanılan taşınmazdan bağımsız bölüm satımına ilişkin geçerli bir sözleşme olmadan tarafların bağımsız bölüm satımında anlaşarak alıcının tüm borçlarını eda etmesi ve satıcının da bağımsız bölümü teslim ederek alıcının onu malik gibi kullanmasına rağmen satıcının tapuda mülkiyetin devrine yanaşmaması hâllerinde, olayın özelliğine göre TMK'nın 2. maddesi gözetilerek açılan tescil davasını kabul edilebileceği benimsenmiştir.Yukarıda içeriği açıklanan İBK kararı doğrultusunda somut olay incelendiğinde; davalı yüklenici ... Şirketin'in dava konusu bağımsız bölümü Bakırköy ...Noterliğinin 09.10.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde ön ödemeli taşınmaz satım vaadi sözleşmesi ile sattığı anlaşılmaktadır. Davacı da bu satım vaadine dayanarak taşınmazı alan ... ile düzenlediği Beyoğlu .... Noterliğinin 04.09.2019 tarih ve ... nolu düzenleme şeklindeki ön ödemeli taşınmaz satım vaadi sözleşmesi kapsamında satın aldığı ve bedeli ödediği, yeri teslim aldığı ve ferağa icbar koşullarının bulunduğu dosyadaki deliller ile sabittir. Böyle bir durumda sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülmesi TMK'nın 2. maddeye aykırı olup dinlenemez. Davalılar arasındaki hukuki durumun da değerlendirilmesi gerekmektedir. Davalılar arasında 19.06.2014 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşme 23.10.2015 tarihinde Kadıköy .. Noterliğinde yapılan ek sözleşme ile toplam satış bedelinin ve ödenen kısımların belirtilmesi ile geri kalının ne şekilde tahsil edileceğinin hüküm altına alınmıştır. Davalılar arasında 19.07.2017 tarihinde yeni bir revize sözleşme yapılmıştır. Bu sözleşmenin 2.maddesinde, "Almayı vaadedenin satılacak her bir villa için bağımsız bölüm ve asgari hasılat payı listesinde belirtilen hasılat payını satmayı vaadedene sözleşmede belirtilen şekilde ödemekle mükellef olduğu almayı vaadedenin satıştan elde edilen hasılatı %40'ının ekli bağımsız bölüm ve asgari hasılat payı listesinde yer verilen asgari hasılat paylarının üzerinde bir bedele tekabül etmesi halinde almayı vaadedenin elde ettiği net hasılatın %40'ını satmayı vaadedene ödemeyi taahhüt ettiği..." şeklinde düzenleme ile dava konusu taşınmazda henüz inşaatına başlanmamış arsanın hisse devrinin bedel karşılığı kararlaştırıldığı, sözleşmenin revize hali ile 19.07.2017 tarihli ek sözleşmede hasılat paylaşımının öngörüldüğü, asgari hasılat payının ne şekilde paylaşılacağının da kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Arsa sahibi olan ... A.Ş. ile yüklenici ... ... A.Ş. arasında Kadıköy .. Noterliğinin 19.06.2014 tarihli ve ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi düzenlenmiştir. Anılan sözleşmenin konusu 1.maddesinde,, paylaşılacak taşınmazların listesi yapılmış ve satmayı vadeden yukarıda belirtilen 187 adet villayı kat irtifakı ile bağlanmış ancak henüz inşaata başlanmamış olan toplam 441.454/1068.807 hissenin tamamı toplam KDV hariç 48.780.000 ABD $ bedelle ve iş bu sözleşmede yazılı koşullarla almayı vadedene satmayı vaad kabul ve taahhüt etmiştir, almayı vadeden de yukarıda yazılı 187 adet villaya kat irtifakı ile bağlanmış ancak henüz inşaata başlamamış toplam 441.654/1.068.807 hissenin tamamını iş bu sözleşmede yazılı koşullarla 48.780.000 ABD $ + KDV bedel mukabilinde satın almayı vaad, kabul ve taahhüt etmiş şeklinde düzenleme yapılmıştır. Bu sözleşmeye göre yüklenici olan davalı ... ... A.Ş, ... A.Ş.'ye sözleşmede ön görülen satış bedelini ödeyerek mülkiyetini devralacağı kat irtifaklı villaları, tamamen kendi nam ve hesabına olmak üzere ... proje kapsamında 3. kişilere satış vaadi sözleşmesiyle satacağı kabul edilmiştir. Sözleşmede ayrıca yüklenicinin yatığı inşaat ile ilgili arsa sahibi olan ... A.Ş'nin hiç bir sıfatı sorumluluğu ve ilgisi bulunmadığı açıklanmıştır. Alıcının (müşterinin) satın alınan konut ile ilgili olarak inşa, teslim, ifa, eksik ve ayıplı işlerden dolayı sorumluluk ve sair hukuki, cezai ve mali sorumluluklar münhasıran satıcı ... ... A.Ş'ye aittir hükmü de yer almaktadır. Sözleşme içeriğinde 187 adet villanın ... ... A.Ş. tarafından yapılacağı bedelin ödenmesi halinde villaların davalı ... A.Ş. Tarafından ... ... A.Ş'ye devredileceği nitekim 104 adet villanın satış bedeli ödendiği villa tapuların ... ... A.Ş'ye ödendiği geri kalan 83 villanın satış bedelinin ödenmemesi nedeniyle davalı ... A.Ş. tarafından sözleşme 25/02/2019 tarih ve ... yevmiye numarası ile satış vaadi sözleşmesi ve ek sözleşmenin fesih yoluna gidilmiştir. Davalılar ... A.Ş. ve ... ... A.Ş. arasında Kadıköy ... Noterliğinin 19.06.2014 ve ... yevmiye numaranın satış vaadi sözleşmesinde çeşitli tarihlerde değişiklikler yapılmıştır. Bu sözleşmenin başlığında düzenleme şeklinde taşınmaz satım vaadi olduğu yazılıdır. Ancak, bir sözleşmenin hukuki niteliği belirlenirken sadece başlığa değil, tarafların o sözleşmeyle ulaşmak istedikleri amaca ve iradelerine bakmak gerekir. TBK'nın 19. maddesi uyarınca, sözleşmenin yorumlanması ve tipinin belirlenmesinde yalnızca kullanılan sözcüklerin değil, tarafların ulaşmak istedikleri amaç ve ortaya koymak istedikleri iradelerinin esas alınması gerekmektedir. Taraflar sözleşmeyi ne şekilde adlandırmış olursa olsun somut durumda hakimin sözleşmenin gerçek tipinin re'sen araştırarak karar vermesi gerekmektedir. Bu noktada sözleşmenin içeriği önemli bir yol göstericidir. Sözleşmenin içeriği belirlenirken de öncelikle sözleşmenin konusuna bakılması gerekmektedir. Taraflar arasındaki sözleşmenin içeriğine bakılacak olursa, sözleşmede yer alan ve tarafların gerçek iradesini ortaya koyan aşağıdaki hükümler sözleşmenin gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesi niteliğinde olduğunu ortaya koymaktadır. Sözleşmenin 2.2. maddesinin 2. Paragrafında, ''Müşterilerden yapılacak tahsilatlardan satmayı vadedene virman edilecek hasılat payı toplamından'' bahsedildiği 3.1.2. maddesinde tapu devri için ''İnşaatların eksiksiz ve ayıptan ari biçimde tamamlanmış olması'' şartı öngörüldüğü 13.6.1. maddesinde ''Anahtar teslimi olarak tamamlamayı kabul ve taahhüt ettiği'' sözleşmenin 4.4. maddesi hükmünde, ''pazarlama dokümanlarında, ''... A.Ş. ve ... ... A.Ş. logoların birlikte yer alacağı; ... ... A.Ş. tarafından hazırlanacak tahsilatların ... A.Ş.'in yorumları ve onayı sonrası yayınlanacağı" düzenlenmiş ve sözleşmenin ''Özel hüküm'' kenar başlıklı 6. maddesinde ''...Elde edilecek net hasılatın %40'ının sözleşmede zikredilen meblağ aşması halinde aşan kısmın tamamının da satmayı vadedene, yanı arsa sahibine ödeneceği''; hükmün 2. paragrafında ise taraflar arasında paylaşılacak ''Net hasılatın'' müşterilerden tahsil edilen satış bedellerinin tamamı olduğu hükme bağlamış bulunmaktadır. Bu nedenle arsa sahibi ... A.Ş. ile yüklenici ... ... A.Ş. arasındaki sözleşmenin bir satış vaadi sözleşmesi değil, iş görme sözleşmesi temeline dayalı, yani yüklenicinin iş sahibinin arsasında bir inşaat meydana getirmeyi ve bu inşaatta yer alacak bağımsız bölümlerin satışını sağlamayı yükümlendiği ve tarafların satıştan elde edilecek geliri paylaşmayı amaçladığı bir hasılat paylaşım sözleşmesi olduğunu açıkça göstermektedir. Sözleşmenin 2.2. Maddesinin 2. Paragrafında, ''Müşterilerden yapılacak tahsilatlardan satmayı vadedene virman edilecek hasılat payı toplamı''nda bahsedilmiş olması, sözleşmenin esasında bir gelir paylaşımı sözleşmesi olduğunu açıkça göstermektedir Sözleşmede, ''rayiç bedel karşılığı taşınmaz satışına bağlanan şartlı bir satış bedeli hükmü söz konusudur. O da, yapılacak inşaatın satışlarını %40'ının tutarı, sözleşmedeki satış bedelini geçerse alıcının bedele bu kadar ekleme yapacağıdır'' sözleşmenin 6. maddesi hükmü itibari ile tarafların gerçek iradesinin bir eser sözleşmesi değil, gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesi akdetmek olduğun her hangi bir tartışmaya mahal bırakmayacak kesinliktedir. Gelir paylaşımına dayalı inşaat sözleşmesi, yüklenicinin, sözleşmede belirlenen yapı eserini meydana getirme ve bu suretle bağımsız bölümlerin satışına aracılık etme borçlarını üstlendiği, buna karşılık arsa sahibine, arsası üzerine inşa edilecek bağımsız bölümleri 3. kişilere satmayı vaad ettiği ve inşa edilen bağımsız bölümlerin satılmasıyla elde edilecek geliri yükleniciyle paylaşmayı borçlandığı sözleşmedir. Başka bir tanıma göre; gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesi, yüklenicinin bağımsız bölümler meydana getirmeye bunların satışını sağlama borcuna karşılık, arsa sahibinin bu bağımsız bölümlerin satımına ilişkin yükleniciye temsil yetkisi verme ve bu satıştan tercih edilecek geliri yükleniciyle paylaşma borcu altına girdiği sözleşmedir. Tarafların yüklendikleri asli edimler şunlardır; yüklenicinin sözleşmede belirlenen yapıyı inşa etmesi ve bağımsız bölümlerin 3. kişilere satışını sağlaması buna karşılık arsa sahibinin bağımsız bölümleri 3. kişilere satmayı vadetmesi ve elde edilecek geliri, sözleşmede belirlenen oranlara uygun olarak, yüklenici ile paylaşmasıdır. Arsa sahibi, inşa edilen bağımsız bölümlerin mülkiyetini, gelir elde etme amacına yönelik olarak devretmek için yükleniciye karşı taahhütte bulunur. Ancak mülkiyetin devri yükleniciye değil sözleşmenin kurulması aşamasında henüz kim oldukları belli olmayan 3. kişilere karşı ifa edilecektir. Arsa sahibi ile yüklenici arasındaki bir sözleşme, ''asgari gelir taahhüdü içeren gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesi'' olup, sözleşmede asgari bir meblağ kararlaştırılmış olması sözleşmenin satış vaadi sözleşmesi olması sonucunu doğurmayacağı gibi; yüklenici tarafından arsa sahibine sadece bu meblağın ödeneceği; bu meblağı aşan gelirin ise artık arsa sahibi ile paylaşılmayacağı anlamına gelmeyecektir. Sözleşmede açıkça zikredilen meblağ, satış bedelini değil, garanti edilen asgari gelir taahhüdünü ifade etmektedir. Gelir paylaşımlı inşaat sözleşmelerinde, sözleşmenin kurulması anında, bağımsız bölümlerin satışından ne kadar gelir elde edileceğinin bilinmesi mümkün değildir. Yani taraflar arasındaki gerçek amaç, arsanın satışı değil, bunun üzerine yapılacak bağımsız bölümlerin üçüncü kişilere satışından gelir elde etmek ve bundan pay almak, tarafların gerçek iradesinin arsanın satışı olduğu bağımsız bölümlerin üçüncü kişilere satışından arsa sahibine sorumluluğu bulunmadığını ileri sürmek tarafların gerçek iradeleriyle bağdaşmamaktadır. Yani arsa sahibi gerçekte bağımsız bölümleri üçüncü kişilere satılmasını istemekte ve bu amaçla yükleniciyle sözleşme akdetmektedir. Satıcı arsa sahibinin, alıcı üçüncü kişilere karşı borcu ifa yükümlülüğü altında bulunduğu kabul edilmiştir.Alıcı üçüncü kişilerle akdedilen sözleşmelerin tarafının doğrudan arsa sahibi olduğu hususu kabul görmese dahi, bu kez, adi ortaklığa ilişkin, müteselsil sorumluluk esasının kıyasen uygulanması gereğince, olayda yine de arsa sahibine arsa paylarını yükümlülüğü altında bulunduğu kabul edilmiştir. Hukukumuzda adi şirketi düzenleyen mevzuat hükümleri incelendiğinde: TBK'nun 620. Maddesinde, ''adi ortaklık sözleşmesi iki veya daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir'' denilmiştir. Bu tanımdan, adi şirketin - ortaklığın - unsurlarını; kişi, sözleşme, katılım payı, amaç (müşterek gayeye ulaşmak için birlikte çalışmak unsuru) şeklinde belirtilmiştir. Adi ortaklık; Bir yönüyle borç sözleşmesi olmasının yanı sıra, bir yönüyle de ortak bir gayenin yerine getirilmesini amaçlayan sosyal bir birliktir. Bu nedenle, ticari ilişkide ortakların şahsı da önem arz etmektedir. Kanun, adi ortaklık ilişkisinin kurulması için herhangi bir şekil şartı öngörmemiştir. Kanun ortaklık sözleşmesinin geçerliliğini şekle bağlamamıştır. Adi ortaklık sözleşmesinin en önemli iki unsuru; ortak amaç ve ortak amacı gerçekleştirmek için ortak çaba unsurlarıdır. Bu iki unsur adi ortaklığın olmazsa olmaz unsurlarıdır. Ortak amacı gerçekleştirmek için ortaklar çaba harcamak, tüm ortakların bu amaç etrafında toplanmalarını, iş birliği yapıp emek ve gayret göstermelerini ifade eder. Taraflar arasındaki sözleşmeye göre arsa sahibi ... A.Ş., bahsi geçen arsayı yüklenici ... ... A.Ş. teslim ederek adi şirket ilişkisine taşınmaz sermayesi koyduğu, sözleşmenin diğer tarafı olan ... ... A.Ş. ise, yapım, tanıtım ve satış işlerini üstlenerek emek ve nakdi sermayesini koymuştur. Davalı arsa sahibi ... A.Ş. arsasını ortaya koyarak diğer davalı şirket ... A.Ş. ise yapım işini üstlenmiş ve elde edilen hasılatı paylaşmayı hedeflemişlerdir. Taraflar arasındaki sözleşmeye göre 187 adet kat irtifaklı villanın asgari satış bedeli olarak belirlenen 48.700.000 ABD $ bedelle satışı öngörülmüş satıştan elde edilen toplan net satış bedelinin %40'ı 48.780.000 ABD $ satış bedelini aşması halinde, aşan bu kısmında ... A.Ş. ödeneceği kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin 6. Maddesindeki hüküm dikkate alındığında tarafların gerçek iradesinin bir satış vaadi değil, gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesi akdetmek olduğu nitekim net hasılatın %40'ın sözleşmede arsa sahibine ödenmesi kararlaştırılmış olan asgari meblağı aşması halinde aşan kısmın tamamının satmayı vadedene yani arsa sahibine ödeneceği düzenlenmiştir.Kısaca sözleşmedeki oran dahilinde, %40 arsa sahibi %60 yüklenici olmak üzere hasılatın paylaşılacağı kabul edilmekle taraflar ortak bir gayeyi gerçekleştirmek amacıyla bir araya geldikleri adi ortaklık ilişkisinde ortak bir gayenin gerçekleştirilmesi için çabanın gösterildiği anlaşılmıştır. Bu şekilde yapılan bir sözleşme uyarınca bağımsız bölümlerin satışından elde edilecek gelir taraflar arasında paylaşılacak olması nedeni ile sözleşmenin satış vaadi değil, gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesi olduğunu göstermektedir. Gelir paylaşımlı inşaat sözlemesinde ve uyuşmazlık konusu olayda gerçekte ''satıcı'' yüklenici değil arsa sahibidir. Arsa sahibi alıcı üçüncü kişilere karşı devir yükümlülüğü altında bulunmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu olayımıza benzer bir davada, arsa sahipleri ve yüklenicileri arasında, düzenleme şeklinde satış vaadi ve hasılat paylaşımı konut yapım sözleşmesini adi ortaklık sözleşmesi olarak kabul etmiş arsa sahibine hiç bir suretle, ismiyle ve logosuyla olsun, hiç bir pazarlama dokümanında duyuru, ilan, reklam, tabela ve diğer tanıtım materyalleri başta olmak üzere, inşa, pazarlama, satış faaliyetinin hiç bir aşamasında yer almamış ve görülmemiş olmasına rağmen yargıtay arsa sahibi ile yüklenici arasındaki sözleşmeyi adi ortaklık olarak nitelemiş ve alıcı üçüncü kişilere karşı arsa sahibinin de müteselsilen sorumlu olduğuna hükmetmiş bulunmaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24/04/2013 tarih ve E. 2012/13-798, K.2013-568 sayılı kararı).Bu nedenle davalılar arasında Kadıköy ... Noterliğinde akdedilen 19.06.2014 tarihli sözleşme ile dava konusu taşınmazda henüz inşaatına başlanmamış arsanın hisse devrinin bedel karşılığı kararlaştırıldığı, sözleşmenin 23.10.2015 ve 19.07.2017 tarihlerinde revize edildiği, 19.07.2017 tarihli ek sözleşmede hasılat paylaşımının öngörüldüğü, asgari hasılat payının ne şekilde paylaşılacağının da kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.Hasılat paylaşımı yöntemini açıklamak gerekirse bu yöntemle yapılan sözleşmede arsa sahibinin arsasına karşılık yüklenicinin yapacağı bağımsız bölüm satışından belli oranda pay vermesi şeklinde ifade edilebilir.Davalı ... A.Ş., taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olduğunu ileri sürmüşler ise de yukarıda açıklanan ek sözleşme ile taraflar arasında hasılat paylaşımı öngörülerek eser ve ortaklık sözleşmelerinin bir araya geldiği hasılat paylaşımı sözleşmesi akdedilmiştir. Kısaca bu sözleşmenin olağan bir kat karşılığı inşaat sözleşmesi olmayıp, hasılat paylaşımlı bir adi ortaklık sözleşmesi olduğu açıktır. 19.07.2017 tarihli sözleşme hükümleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, taraflar arasında hasılat paylaşımı esasına dayalı konut yapım ve satımı konusunda adi ortaklık kurulduğu anlaşılmaktadır. Adi ortaklıkta iştirak halinde mülkiyet hükümleri söz konusu olup ortaklar dışa karşı da müşterek ve müteselsilen sorumludurlar. Bu husus, dosyamızdaki davalılara karşı açılan ve kesinleşen çok sayıda dosyada tartışılarak değerlendirilmiş ve davalılar arasında hasılat paylaşımı sözleşmesi ilişkisi bulunması nedeniyle arsa sahibi olan davalı ...'ın da yüklenici olan ... tarafından yapılan devir işlemlerinden sorumluluğu belirlenmiştir. Bu hususta kesinleşen aynı konudaki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 15.03.2023 tarihli ve 2022/3982 Esas, 2023/530 Karar sayılı ilamı ile 2022/901- 1319 E. K. sayılı dosyalarında tespit edilmiş ve bu ilamlar dosyamıza eklenmiştir. Aynı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri kapsamında yapılan inşaatlardan satım vaadi sözleşmesiyle yükleniciden taşınmaz satın alan üçüncü kişiler tarafından açılan çok sayıda davaya mahkemelerce verilen ve arsa sahibi olan ... Şirketinin yukarıdaki gerekçelerle sorumlu tutan davalar Yargıtay 6 ve 7. Hukuk Daireleri tarafından onanmış olup, bu onama ilamlarındaki tespitlerin dosyamızda da dikkate alınması gerektiği anlaşılmaktadır (örnek olarak Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 2022/4308 Esas - 2023/3845 Karar, 2022/4303 Esas - 2023/3844 Karar sayılı dosyaları ile Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2021/6001 Esas- 2023/454 Karar, 2021/6001 Esas - 2023/454 Karar, 2023/3746 Esas - 2025/1069 Karar sayılı ilamları)Yapılan bu açıklamalara göre mahkemece davalı ...'ın mülkiyetin naklinden sorumlu tutulması ve aleyhine hüküm kurulması gerekirken, hatalı değerlendirme ile davalının sorumlu olmadığının kabul edilmesinin hatalı olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve davacının tapu iptali ve tescil davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve davanın asli talep bakımından kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının asli talebinin kabulü ile İstanbul ili Büyükçekmece İlçesi, ... Köyü, 236 ada, 1 Parsel, Villa tipi, 3052/1068807 arsa paylı tip 13 villa nitelikli, 289 bağımsız bölüm numaralı taşınmazın, davalı ... A.Ş. (eski unvanı ... A.Ş.) adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline,

2-Mahkemece 14.09.2020 tarihinde konulan ihtiyati tedbirin hükmün kesinleşmesine kadar devamına,

3-Taşınmazın ayni hakkında değişikliğe yol açılacak karar verildiğinden, İİK'nın 28. maddesi uyarınca, iş bu hüküm fıkrasının Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce derhal ilgili tapu sicil müdürlüğüne bildirilmesine,

4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 153.697,50 TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin alınan 38.424,38 TL'nin mahsubu ile bakiye 115.273,12 TL karar ve ilam harcının davalılardan müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlere göre belirlenen 333.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,

6-Davacı tarafça ilk derece aşamasında sarf edilen 3.858,50 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

7-Artan gider ve delil avanslarının, avansının karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine,

8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:

a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; istinaf peşin karar harcının ise, karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,

b-Davacı tarafından sarf edilen 220,70 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 120,50 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 341,20 TL kanun yolu giderinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine,

9-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,

10-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açık olmak üzere, 08.07.2026 tarihinde, oy birliğiyle karar verildi.

KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süre içinde temyiz yolu açıktır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2099, K. 2026/1310, T. 08.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2099-e-2026-1310-k-28b4dcfc3f49