Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2070 E. 2026/1277 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2070
Karar No
2026/1277
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/2070

KARAR NO:2026/1277

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ:01.06.2022

NUMARASI:2020/681 Esas - 2022/491 Karar

DAVA:Menfi Tespit (Ticari satım ve çekten kaynaklanan)

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıdan satın almak istediği tekstil kimyasalları için, davalının üreticiden alacağı ham madde için avans istenmesi üzerine keşidecisi ... olan ... ... şubesine ait ... numaralı hesaptan keşide edilen 09.10.2020 düzenleme tarihli ... seri numaralı 52.387,00 TL bedelli çekin ciro edilerek davalıya verildiğini, ancak sipariş edilen tekstil kimyasallarının müvekkiline teslim edilmediği gibi avans çekinin de geri verilmediğini, çekin takas için bankaya verildiğini, müvekkilinden çekin ödenmesini talep edildiğini, davalı tarafından gönderilen çek suretinde müvekkilinden sonra ... isimli yabancı bir firmanın cirosu bulunduğunu ve müvekkilinin böyle bir firmayı tanımadığını, müvekkilinin çeki ciro ederek doğrudan davalıya verdiğini, çekin verilmesine neden olan siparişin teslim edilmemesi nedeniyle müvekkilinin çekten kaynaklanan borcu bulunmadığını ileri sürerek çekin ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve müvekkilinin çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığını tespiti ile çekin istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirketin davacı ile ticari ilişkisinin bulunmadığını, müvekkilinin çeki ticari ilişkisi bulunan ... menşeli ... firmasının borcuna mahsuben müvekkiline verildiğini, müvekkili şirket ile ... firması arasındaki cari hesap ekstresini müvekkilinin dava dışı firmaya kestiği ihracat faturasını ve gümrük masrafları için gönderilen ödemenin dekontunu delil olarak sunulduğunu, çekin davacıdan alınmadığının ciro silsilesinden görüleceğini, TTK'nın 818/1-s fıkrası yollaması ile TTK'nın 758.maddesi uyarınca çekin rızası dışında elinden çıkan kişinin istirdat talep edebileceğini, çekin avans olarak verildiği iddiasıyla bedelsizliğinin istendiğini, TTK'nın 818/1-e maddesi yollaması ile TTK'nın 687/1. maddesi uyarınca poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişinin, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamiline karşı ileri süremeyeceğini, ancak hamilin, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmesi halinde talepte bulunulabileceğini, bu nedenle davacı ile ciranta ... firması arasındaki ilişkiden kaynaklanan def'ilerin müvekkiline karşı ileri süremeyeceğini, çekin TTK'nın 780. maddesine göre borç ödeme vasıtası olması ilkesine aykırı olduğunu ve ispat yükünün davacıda olduğunu, öncelikle çekin dava dışı firmaya sipariş avansı olarak verildiğinin, ardından da müvekkilinin iktisabı anında çekin bedelsiz olduğunu bilerek kötü niyetli olarak devraldığını kanıtlamasını gerektiğini, çekin ödeme için kime verildiği hususunda mahkemeye yalan beyanda bulunulduğunu, çekin müvekkiline verilmediğini ve takasa ibraz edilen çekin arka yüzünün fotokopisinin ısrarla davacı tarafından istendiğini, çekin bir ticari ilişkinin avansı için verildiğinin sözleşme, makbuz veya sipariş formu ile davacı tarafından kanıtlanması gerektiğini, çekin müvekkili şirketin defterlerine 04.07.2020 tarihinde işlendiğini savunarak, ihtiyati tedbir karanının kaldırılarak, davanın reddine, %20 oranında kötü niyet tazminatına ve HMK'nın 329. maddesinin uygulanmasına karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Somut olayın incelenmesinde, davacının davaya konu çekin avans çeki olarak davalı tarafa verildiğini, çeke konu teslimatın yapılmadığını, çekten dolayı davalı tarafa borcu olmadığını iddia ettiği, menfi tespite konu bu talebin ispat yükünün davacı tarafta olduğu, davacı tarafın bu iddiasını yazılı belge ile ispat etmesi gerektiği, çek üzerindeki bilgilerden taraflar arasında doğrudan ticari ilişkinin olmadığı, davacı tarafın çeki davalıya teslim ettiğine ilişkin belge olmadığı, davacı defterinde çeke ilişkin sipariş avansı kaydının davalı defterleri ile desteklenmediği, davacı defterlerinden kendisinden sonraki ciranta ile ticari ilişki olmadığı, davalı ile bir önceki ciranta arasında ticari ilişki olduğu, çekin ihracat bedeline karşılık ... menşeli şirketten alındığı, buna ilişkin belge olduğu, her iki raporda ihracat bedellerine karşılık verilen çekin tahsil edilemeyeceğinin belirtildiği, bu durumun çeke ilişkin Türk Ticaret Kanuni düzenlemeleri etkilenmeyeceği, şöyleki çekin bir ödeme aracı olduğu, şekil şartlarını taşıdığı, davalının çek kapsamında lehdar olan davacıdan çek bedelini talep edebileceği, davacı tarafın avans çeki savunmasını ispat edemediği, davalı ile önceki ciranta arasındaki ilişkin ayrı bir dava konusu olabileceği, davacının ciro silsilesi de dikkate alınarak bu yönde defiyi davalıya karşı ileri süremeyeceği..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkilinin tekstil kimyasalları almak için davalıya başvurduğunu, ancak davalının üreticiden alınacak ham madde için avans istediğini ve dava konusu çekin avans olarak ciro edilerek davalıya verildiğini, davalının emtiayı teslim etmediği gibi çeki de iade etmeyerek ibraz ettiğini, müvekkiline gönderilen çekin arka yüzüne göre müvekkilinden sonraki ciranta olan ... isimli yabancı bir firma ile müvekkili arasında bir ticari ilişki bulunmadığını, bilirkişi raporunda çekin, davalı tarafından ... firmasına ait yurtdışı ihracat bedeline istinaden cari hesabından takas mahsup ettiği, çekin dış ticarete ait uluslararası ödeme şekilleri kapsamında yer almadığı, davalının davaya konu çeki ihracat bedeli olarak tahsil edemeyeceğinin tespit edildiğini, bu tespitlere rağmen mahkemenin davayı reddettiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı iddialarının aksine çekin doğrudan müvekkiline verilmediğini, müvekkilinin kendisinden önceki cirantadan çeki aldığını, davanın tarafları arasında bir ticari ilişki bulunmadığını, çekin davacının cirosu ile dava dışı ... firmasına geçtiğini, müvekkilinin de çeki bu şirketten alacağına mahsuben devraldığını, davacının ticari defterlerine çeki, davalıya sipariş avansı olarak verilmiş gibi kaydettiğini, bunun dışında davalı ile başka bir ticari hareketin defterlerde bulunmadığını, çek tevdi bordrosu gibi bir belge sunamadığı gibi, iddia edilen kimyasal alımı için sipariş verildiğini gösterir sipariş formu, e-posta, whatsapp yazışma hareketi gibi bir delil de sunulmadığını, müvekkilinin davacı ile ticari ilişkisinin bulunmadığı, ancak çekin alındığı ... şirketi ile ticari ilişkisinin bulunduğunu, ... şirketinin ... menşeli bir şirket olmasına karşın, sahibi T.C. Vatandaşı olduğunu ve çekin İstanbul'da bulunduğu esnada ödeme olarak davalıya verildiğini, davanın tarafları arasında ciranta bulunması nedeniyle davacının tüm iddialarının çürütüldüğünü, davacının delil sunmak bir yana mahkemeyi yanıltarak ticari defterine geçmişe dönük kayıt yaptığını bu nedenle davacı aleyhinde kötüniyet tazminatı ve HMK'nın 329. maddesinin işletilmemesi gerektiğini; İİK'nın 72/4.maddesine göre ihtiyati tedbir kararı verilmesi nedeniyle tazminata karar verilmesi gerektiğini, gerçeğe aykırı beyanlarla ve delil uydurarak adli mercileri meşgul eden davalı aleyhine HMK'nın 329. maddesindeki tedbirin alınması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, ticari satım avansı olarak verilen çek nedeniyle menfi tespit ve çekin istirdadı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine ve davalının icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, dava konusu çekin sipariş edilen ürünlere karşılık avans olarak verildiğini ileri sürmektedir. Çekin incelenmesinde, keşidecisi ... olan, ... Bank AŞ ... Şubesine ait ... çek nolu, 52.387 TL bedelli, 09.10.2020 keşide tarihli çekin davacı şirket emrine düzenlendiği görülmüştür. Davacı lehtar çekin ilk cirantasıdır. Cirodaki imzasını inkar etmemiştir. Ciro beyaz ciro şeklinde yapılmıştır. Bu nedenle TTK'nın 818/1/d maddesi gereğince, uygulama yeri bulunan poliçenin cirosuna ait 683 ve 985. maddesi uyarınca beyaz ciro ile çeki iktisap eden sonraki hak sahibinin iktisabının korunması gerekmektedir. Davalı, davacıdan sonraki ciranta olan, çeki beyaz ciro ile iktisap eden ve aynı şekilde beyaz ciro ile devir eden ... şirketinden olan ticari alacakları için almıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesine göre, kural olarak bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur.HMK'nın ispat yükü başlıklı 190. maddesinde; ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir düzenlemesi bulunmaktadır.Menfi tespit ve istirdat davaları İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Borçlu, menfi tespit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa davaya istirdat davası olarak devam edilir. İspat yüküne ilişkin yukarıda açıklanan genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Bu tür bir davada çekin avans çeki olarak verildiğinin ve satım konusu emtianın teslim edilmediğini kanıtlama yükümlülüğü davacıya aittir. Bilindiği gibi, çek kural olarak bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilmektedir. Çekin ödeme dışında başka bir amaçla (örneğin avans olarak) verildiğini iddiasının davacı tarafça (HMK’nın 200. maddesi gözetilerek) ispatlanması gerekmektedir. Somut olayda, davacı çekin alınacak tekstil kimyasallarının avansı olarak verildiğini ileri sürmektedir. Ancak taraflar arasında yazılı bir satım sözleşmesi bulunmadığı gibi, çekin üzerinde veya başka bir belgede bu çekin avans olarak davalıya verildiğine ilişkin hiç bir kanıt sunulmamıştır. Aksine çekte davacı ile davalı arasında başka bir cirantada bulunmaktadır. Bu durumda davacı dava konusu çeki davalıya verdiğini ve özellikle çeki avans olarak verdiğini kanıtlayamamıştır. Bu hususta davacı defterinde dahi bir kayıt bulunmamaktadır. Davacı defterinde sonradan oluşturulan tek yanlı avans kaydı, çekin davalıya avans olarak verildiğini kanıtlamamaktadır. Davalı çeki kendisinden önceki ciranta olan... şirketinden olan ihracat alacağına mahsuben almıştır. İhracat alacağının bu şekilde tahsilinin ilgili mevzuata aykırı olup olmadığı bu yargılamanın konusu değildir. Çeki usulüne uygun şekilde ciro ederek teslim eden davacı bu tür bir iddiayı ileri süremez. Kaldı ki davacı tarafından da ileri sürülmeyen bu iddianın bilirkişi raporunda tespit edilmiş olması, bu iddianın mahkemece dikkate alınmasını gerektirmez. Çekin avans olarak davalıya teslim edildiğinin kanıtlanmadığı gibi, davalının çeki iktisabında ağır kusurlu veya kötü niyetli olduğu, çekin bedelsiz olduğunu bilerek iktisap ettiği de kanıtlanmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Davalı vekilinin istinaf başvuru nedenlerinin incelenmesinde; ilk derece mahkemesince davacının ihtiyati tedbir talebinin %15 teminatla kabulüne ve çek hakkındaki icra takibinin durdurulmasına, 08.10.2020 tarihli ara kararla karar verilmiş olup, buna ilişkin teminat davacı tarafından 09.10.2020 tarihinde yatırılarak karar infaz edilmiştir. İİK'nın 72. maddesinde, menfi tespit ve istirdat davaları düzenlenmiştir. İİK 72/2 fıkrada; "... İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir..." düzenlemesi mevcuttur. İİK'nın 72/4. maddesinde; "Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez." düzenlemesi bulunmaktadır. Görüldüğü gibi, menfi tespit davasında davacının (borçlu) talebi üzerine mahkemece verilen tadbir kararı nedeniyle alacaklının (davalı) alacağına geç kavuşması hâlinde, alacaklının bu nedenle uğradığı zararların, talep olmasa dahi mahkemece değerlendirilerek alacaklı yararına tazminata hükmedileceği düzenlenmiştir. İİK'nın 72/4. maddesinde davalı/alacaklı yararına düzenlenen tazminat, davanın haksız olması ile ilgili olmayıp, davadaki tedbir nedeniyle alacaklının alacağını geç tahsil etmesiyle ilgilidir. Somut olayda, mahkemece 08.10.2020 tarihli ara karar ile dava konusu çekin icra takibine konu edilmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve kararın infaz edilerek 09.10.2020 tarihinde teminat yatırıldığı görülmüştür. Bu nedenle mahkemece anılan madde gereğince, çek bedelinin %20'si oranında tazminata hükmedilmesi gerektiğinden, bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.Diğer yandan davalı vekili HMK'nın 329. maddesi gereğince kötü niyetle dava açan davacının cezaya mahkum edilmesini istemiştir. Davacı, dava konusu çekte lehtar ve ciranta konumundadır. Bu nedenle çekin sonraki hamilerine karşı menfi tespit ve istirdat talebinde bulunması başlı başına kötü niyetli bir hareket olarak değerlendirilemeyeceğinden, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvuru nedeni yerinde görülmediğinden reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1. maddesi gereğince esastan reddine; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının icra inkâr tazminatı yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının icra inkâr tazminatı yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;

1-Davanın reddine,

2-İİK'nın 72/4. maddesi gereğince, dava açıldıktan sonra çeke yönelik ihtiyati tedbir kararı alınarak uygulanması nedeniyle, takdiren %20 oranında hesaplanan 10.477,40 TL icra inkâr tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

3-HMK'nın 329.madde şartları oluşmadığından, uygulanmasına yer olmadığına,

4-Alınması gereken 732,00 TL karar harcının, peşin yatırılan 894,64 TL harçtan mahsubu ile artan 162,64 TL harcın, talebi hâlinde davacıya iadesine,

5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

6-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, iş bu hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

7-Bakiye gider ve delil avanslarının yatıran taraflara iadesine,

8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,

9- İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:

a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının ise talep hâlinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,

b-Davalı tarafından sarf edilen 220,70 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 97,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 317,70 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,

c-Davacı tarafından latırılan başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılmış olan istinaf peşin karar harcının ise talebi hâlinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,

10-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,

11-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353.1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 02.07.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca dava değeri itibariyle karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2070, K. 2026/1277, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2070-e-2026-1277-k-8d6b14a2954a