İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/947 E. 2026/39 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/947
- Karar No
- 2026/39
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 28. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/947 Esas KARAR NO : 2026/39
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/09/2025 KARAR TARİHİ : 10/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı yan tarafından davalı yana nakliye hizmeti verildiğini, hizmetin eksiksiz ifa edildiğini, hizmet mukabili 17.05.2025 tarih ... no.lu 31.320,00 TL tutarlı fatura düzenlendiğini, faturanın davalı yana tebliğ edildiğini, süresinde itiraz edilmediğini, buna rağmen fatura borcunun ödememesi üzerine, alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, davalı yanın haksız ve kötü niyetli itirazı ile takibin durdurulduğunu, tüm bu nedenler ile davalarının kabulüne, borçlunun itirazının iptaline, takibin devamına, davalının; alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. DELİLLER ... 13. İcra Dairesi'nin ... İcra Dosyası uyap kayıtları, *Davacı şirket ticari defter kayıtları *Taraf şirketlere ait BA-BS (vergi kayıtları) formları *Bilirkişi Raporu *Tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava; taraflar arasında yer alan ticari ilişki nedeniyle bakiye açık hesap alacağının tahsili için İİK.nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının vaki itirazının iptali ve icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır. Yasal dayanağını İİK'nın 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli değildir. Fatura içeriği malın teslim edildiğinin/hizmetin verildiğinin, düzenleyen tarafça ispat edilmesi gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması ile diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Ek cümle: 22/7/2020-7251/23 md.) yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Ticari defterler, bazı şartların varlığı durumunda sahibi lehine delil olarak kullanılabilir. Şöyle ki: Uyuşmazlık ticari bir işten kaynaklanmalıdır. Bu iş, her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmelidir. Taraflardan yalnızca biri için ticari iş niteliğinde olan uyuşmazlıklarda, arada sözleşme olsa bile defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Uyuşmazlığın her iki tarafı da tacir sıfatını haiz olmalıdır. Taraflardan birinin ya da her ikisinin tacir olmaması halinde ticari defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Bilindiği üzere; Y. 15. HD.... E. ... K. sayılı ilamı; ".. Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." şeklindedir. ... 13. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosya uyap kayıtları dosya arasına alınarak incelenmiştir. Mahkememizce SMM Bilirkişisin'den alınan 08/05/2026 Tarihli Bilirkişi Raporunun sonuç kısmında; "...- Davacı tarafından incelemeye sunulan 2025 yıllarına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, Davalı yan incelmeye gelmemiş, ticari defterlerini ibraz etmemiştir. Davacı yanın davalı yandan takip tarihi olan 22.07.2025 tarihi itibarıyla 31.320,00 TL alacaklı olduğu, Davacı yanın 31.320,00 TL alacağı için 3095 sayılı yasaya (Md.1) istinaden icra takip tarihi olan; 22.07.2025 tarihinden itibaren yıllık %24,00 (Talep Yasal Faiz) oranında yasal faiz talep edebileceği, diğer bir ifade ile, tarafımızdan takibin ferileri ile birlikte yerinde olduğu kanaatine varıldığı, Sonuç ve kanaatine varılmıştır." şeklinde tespitlerin yapıldığı anlaşılmıştır. Yargılama kapsamında toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi ve tüm dosya kapsamında edinilen vicdani kanaat gereğince; davacı tarafın davalıya talepleri üzerine taşıma hizmeti verdiklerini, taşıma hizmeti sonucunda müvekkili olan davacı şirketin davalı borçludan alacağı bulunduğunu, davalı/borçlunun borcunu ödemediğini iddiası ile davalı ile arasında nakliye hizmetinden kaynaklı faturaya dayalı alacak istemi ile başlattığı icra takibinin, davalı şirketin ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde vaki itirazı nedeniyle durduğu, itirazın iptali davasının kanuni süre içerisinde ikame edildiği, davalı şirketin davaya cevap vermediği gibi ticari defterlerin ibrazı için mahkememizce çıkarılan meşruhatlı tebligatın tebliğine rağmen ticari defterlerini ve sair herhangi bir delili dosyaya ibraz etmediği tespit edilmiştir. Yukarıda değinilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde, mahkememizce taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun, ayrıntılı ve gerekçeli olarak hazırlamakla hükme esas alınmaya elverişli olduğu, ibraz edilen ticari defterlerin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, ibraz edilen ticari defterlerin delil vasfını haiz olduğu, davacı tarafın takibe konu alacak istemine dayalı faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, buna göre davacının bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığı kanıtlanmıştır. Ayrıca davaya konu faturanın BA-BS beyannameleri ile taraflarca karşılıklı olarak vergi dairesine beyan edildiği anlaşıldığından davalının fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir. Davalı taraf defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nun 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. İzah edilen nedenler ile somut uyuşmazlıkta, davalının cevap dilekçesi vermediği, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 31.320,00 TL alacaklı olduğu, bu durumda davalının hizmet bedelini ödendiğini ispat etmesi gerektiği, davalı şirketin ise hizmet bedelini ödediğini ve icra takibine konu faturalar nedeniyle borcu olmadığını, hizmetin doğru ve eksiksiz verilmediği iddiasını HMK 200/1 maddesi gereğince aynı kuvvet ve mahiyette herhangi bir belge ve delil ile ispatlayamadığı, tüm bu nedenlerle davacının takip tarihi itibari ile davalıdan 31.320.00 TL alacaklı olduğu, bu noktadan sonra hizmet bedelinin ödendiğinin ispat yükünün davalı/alıcı üzerinde bulunduğu, davalı şirketin ise hizmet bedelini ödediğini HMK'nın 200-(1). maddesi uyarınca yazılı delille ispat edemediği anlaşılmıştır. Anılı gerekçeler ışığında davacı tarafın davalı taraftan takip tarihi itibariyle 31.320.00 TL alacaklı olup bu tutar yönünden başlatılan icra takibine davalı takip borçlusunun vaki itirazının haksız olduğu tespit edilmiştir.Son olarak alacağın faturaya dayalı olup likit olduğu anlaşılmakla; davanın kabulüne, davacı yararına %20 icra inkar tazminatına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile, 2-... 13. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasına yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin kaldığı yerden devamına, 3-Asıl alacak olan 31.320,00-TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 2.139,46-TL karar harcından daha önce Mahkememiz dosyasına yatırılan 615,40-TL peşin harcın indirilmesi ile geriye kalan 1.524,06-TL eksik harcın davalıdan alınması ile Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.230,80-TL harcın davalıdan alınması ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 13.540,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine, 6-Arabuluculuk ücreti 4.600,00-TL'nin davalıdan alınması ile Hazine'ye gelir kaydına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 31.320,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine, 8-Kullanılmayan avansın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, kabulüne karar verilen kısım yönünden istinaf sınırının altında kaldığından kesin olmak üzere verilen karar davacı vekili (e-duruşma) yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/09/2026
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır