İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/334 E. 2026/148 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/334
Karar No
2026/148
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 27. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/334 Esas KARAR NO : 2026/148

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/11/2024 KARAR TARİHİ : 25/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin iştigal konusu gümrük müşavirliği olduğunu, davalı/borçlu davalının vermiş olduğu vekaletnameye istinaden davalı ve müvekkili şirket arasında yapılan görüşmeler mucibince, müvekkili şirket tarafından istek ve siparişe uygun olarak davalıya ait malların Gümrük Müşavirliği hizmeti sunulduğunu, gümrük müşavirliği hizmeti kapsamında davalıya ait mallara ilişkin hizmet bedeli, buna ilişkin faturalar ve ek belgeler davalıya tebliğ ediliğini, yasal süresi içinde buna itiraz etmeyen davalı borcunu da ödemekten uzun süre kaçındığını, davalıdan müvekkili davacının talepleri bu işlemlere ilişkin bedellerin ödenmesi yönünde olup davalı tarafından bu ödeme gerçekleştirilmediğini, müvekkili şirketin üzerine düşen tüm edimleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirmesine rağmen davalı, taraflar arasında kararlaştırılan işlemlere ilişkin dava konusu bedelleri ödemekten kaçındığını, davalı ile hesabi cari olarak çalişilmiş ve davalı kendisi adına yapılan işlemlerin masraf ve hizmet bedellerine mahsuben davacı şirkete çeşitli tarihlerde ödemeler yapmış ise de, kalan borcunu ödememesi sebebi ile, ... 1. İcra Müdürlüğü’nün ... E.. sayılı dosyası ile kanuni İcra takibi başlatıldığını, davalı tarafından 18.07.2024 tarihli dilekçe ile yapılan icra takibine haksız ve kötüniyetli olarak itiraz edilerek takibi durdurduğunu, borçlunun haksız ve mesnetsiz itirazlarının asıl alacak ve takip sonrası işleyecek faiz, faiz oranı, türü ve ferileri ile takip masrafları ve vekalet ücreti yönünden iptali ile takibin devamı, davalının temerrüde düştüğü icra takibi tarihlerinden itibaren Merkez Bankası reeskont avans faizi ile birlikte tahsili ile, kötüniyetli borçlunun %20’den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesi, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmili yönünde karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı firma, "..." adresinde mukim olduğunu, davacı taraf ise "..." adresinde mukim olduğunu, taraflar arasında bir sözleşme ilişkisinin bulunmadığın, HMK m. 6 uyarınca, ... (...) mahkemeleri, işbu dava bakımından münhasıran yetkili olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, taraflar arasındaki bir sözleşmesel ilişkiden kaynaklanan para borcu var olsaydı dahi, bu durum, sadece İzmir mahkemelerini de yetkili yapmaya yeteceğini, Ancak davacı taraf, işbu davayı ... ikame ettiğini, bu nedenle, mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının iddia ve talep ettiği tüm alacaklar zamanaşımına uğradığını, davacı firma, taraflar arasında bir ticari ilişki olduğunu, ilişkinin konusunun, müvekkil firmaya davacı tarafından gümrük müşavirliği hizmeti sunulması olduğunu iddia ettiğini, taraflar arasında bu nitelikte bir ticari ilişki bulunmadığını, davacı taraf da, bu hususta bir sözleşme ibraz etmediğini, davacı, iddia edilen ticari ilişkiye istinaden müvekkil firmaya hizmet verildiğini ve müvekkil firmanın masraflarının karşılandığını, bu nedenle müvekkil firmaya faturalar kesildiğini, anılan faturaların müvekkile tebliğ olduğunu iddia ettiğini, davacının tüm bu iddiaları gerçeğe aykırıdır. Müvekkile hizmet verilmemiş, müvekkil adına masraf yapılmadığını beyanla; Davanın reddini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. BİLİRKİŞİ RAPORU: Davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda; icra takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 17.708,50-TL alacaklı olabileceği, Davacı şirketin 2023-2024 yılları hesap dönemine ilişkin ticari defter kayıtları esas alınarak yapılan incelemelere göre ise; Davacının davalıdan icra takip tarihi itibari ile ticari hizmet satımından kaynaklı 12.060,00 TL alacaklı olduğu tespit edildiği kanaati bildirilmiştir. BİLİRKİŞİ RAPORU: Davalının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda; Davalı veya vekilinin 01.04.2026 Saat 10:45'te Sayın Mahkemede yapılan bilirkişi incelemesinde hazır bulunmadığı, Sayın Mahkemeye belge ve defterlerini ibraz etmediği, ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer ile inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişi bildiriminde de bulunmadığından davalı .... Ltd. Şti.'nin kanuni defterleri ve kayıtlarının incelenemediği, kayıtlarını ibraz etmeyen tarafın defter ibrazından kaçınmış ve karşı tarafın delillerini kabul etmiş sayılacakları ve haklarında 28.07.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı kanunun 23. Maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesinin 3. Fıkrası uyarınca ticari defterlerin sunulmaması halinde sunan tarafın kayıtlarına delil olarak dayanılacağı hususundaki takdirin Mahkemeye ait olduğu; Davalı ...Tic. Ltd. Şti.'nin kanuni defterleri ve kayıtları incelenemediği için davalı şirketin söz konusu faturaları ticari defterlerine işleyip işlemediğinin tespit edilemediği; Davalı .... Ltd. Şti.'nin kanuni defterleri ve kayıtları incelenemediği için taraf kayıtları arasında fark olup olmadığının tespit edilemediği; Davacı ... Şti.'nin incelenen resmi defter kayıtlarına göre, Taraflar arasında açık hesap ilişkisinin bulunduğu, 07.05.2024 tarihinden itibaren ve 18.07.2024 takip tarihinde de cari hesabın kapalı olduğu, tarafların birbirlerine borçlarının/alacaklarının bulunmadığı, ancak bilirkişi incelemesinde ve dosyaya sunulan e-faturalar, dekontlar ve ödeme belgeleri incelendiğinde davacı tarafından defter kayıtlarına alınmayan ve hatalı kaydedilen belgelerin olduğu görüldüğü, söz konusu bu belgeler dikkate alındığında; Davacı kayıtlarında yer almayan davacı faturalar toplamı 12.060,00-TL olduğu, davacı kayıtlarında yer almayan davacı dekontlar toplamı 15 648.50-TL olduğu, Davacının davalıya kestiği e-faturaların davalı şirkete merkezi platform (GİB) üzerinden elektronik ortamda usulüne uygun tebliğ edildiği, davalıya ait Karşılaştırmalı Alım (Ba) Analizlerinde yer aldığı, tarafların 2023 ve 2024 yılları Karşılaştırmalı Alış Satış Analizlerinde (Bs Ba) mutabık oldukları; Dava dosyasında davalı tarafından davacının kestiği e-faturalara itiraz edildiğine dair herhangi bir iade faturasının görülmediği; Dava dosyasına sunulmuş ve bilirkişi incelemesinde sunulan belgelere göre davacının davalıdan 17.531,50-TL alacaklı olacağı kanaati bildirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, genel haciz yolu ile takipte ödeme emrine itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir. İcra dosyası uyap üzerinden celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır. Davacı taraf, bedeli ödenmeyen faturalara dayalı alacak talebinde bulunmaktadır. Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''. TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır. Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. Davacı şirketinin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde 17.531,50 TL alacağının bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce 05/03/2026 tarihli üç nolu celsede davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinden inceleme yapılması amacıyla ara karar kurulduğu, duruşmada hazır olmayan davalıya gerekli ihtaratın yapıldığı, davalı yanca ticari defter ve kayıtlar mahkememize ibraz edilmediği gibi dava dosyasına ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer ile inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişiyi bildirilmediği, 6100 sayılı Hmk'nın 222/3. maddesinde, 28/07/2020 tarihli resmi gazetede yayımlanan 7251 sayılı kanunla ticari defterlerin sunulmamasına ilişkin 23. madde ile değişiklik yapılmış ve ticari defterlerin davalı tarafından sunulmaması halinde davacının ticari defter kayıtlarının lehine delil olabileceğinin belirtildiği, davacı şirketin incelenen defter kayıtlarına göre, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 17.531,50 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, davalı yanın bilirkişi raporuna karşı itirazda bulunmadığı anlaşılmakla bilirkişinin davacı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 17.531,50 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Alacağın likit olması konusunu Yargıtay Genel Kurulu ,... E. ve...K. Numaralı kararında; ''Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.” şeklinde açıklamıştır. Bir alacağın likit olup olmadığı hususu değerlendirilirken her uyuşmazlık kendi koşullarında değerlendirilecek, alacağın miktarının belli ve sabit ya da borçlu tarafından bilinebilir olduğu durumlarda söz konusu alacağın likit olduğu kabul edilecektir. Yargıtayın yerleşik kararlarına göre fatura alacakları likit niteliktedir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin... E. ve... K. Numaralı kararına göre; “Uyuşmazlık, davacının davalıya faturayla sattığı mal bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, borcun miktarı belirlenebilir (likit, hesap edilebilir) olduğundan, dava dilekçesinde icra inkar tazminatı isteyen davacı yararına İİK.nun 67/2 nci maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu istemin reddi doğru görülmemiştir.” denilerek fatura alacağının likit niteliği belirtilmiştir. Alacağın faturaya bağlı alacak olması nedeniyle kabul edilen asıl alacağın yüzde 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davada kabul ve reddedilen miktarın 2026 yılı kesinlik sınırı olan 50.000,00 TL nin altında kalması nazara alınarak kesin olarak karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-...1. İcra Müdürlüğü'nün... E sayılı dosyasına yapılan itirazın 17.531,50 TL üzerinden iptalıne ile takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Dava dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak takipte kabul edilen 17.531,50 TL alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 1.197,58 TL harçtan peşin alınan 722,35 TL harcın mahsubu ile bakiye 475,23 TL karar harcının davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA, 4- Harçlar yasası uyarınca davacı tarafından yatırılan 722,35 TL peşin harç ile 427,60 TL başvura harcı toplam olan 1.149,95 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 17.531,50 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 42.277,32 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 7-Davacı tarafından yapılan toplam 20.375,00 TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre belirlenen 5.972,43 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya VERİLMESİNE, geri kalan bakiyenin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, kalan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer OLMADIĞINA, 8-Kabul red oranına göre belirlenen 1.055,25 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA, Kabul red oranına göre belirlenen 2.544,75 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA, Dair, davacı vekilinin e-duruşma ortamında yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, dava değeri kesinlik sınırının altında kalması nazara alınarak KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.25/09/2026

Katip ¸

Hakim ¸

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/334, K. 2026/148, T. 25.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-334-e-2026-148-k-f1267be2287c