İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/364 E. 2026/184 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/364
- Karar No
- 2026/184
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 27. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/364 Esas KARAR NO : 2026/184
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/07/2025 KARAR TARİHİ : 02/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkilinin şahıs şirketi üzerinden elektrik işleriyle uğraştığını, davalı şirkete verilen elektrik hizmetleri karşılığında 07.02.2025 tarihinde 59.529,60 TL, 7.494,00 TL, 16.348,80 TL ve 75.686,80 TL, 19.02.2025 tarihinde 40.154,40 TL ve 27.03.2025 tarihinde 3.900,00 TL tutarlarında faturalar düzenlendiğini, davalı şirketin Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesinde düzenlenen sekiz günlük yasal sürede faturalara itiraz etmeyerek içeriğini kabul etmesine rağmen hizmet bedelini ödemediğini, borcun ödenmesi yönündeki yazılı ve sözlü uyarılara karşın ifada bulunulmaması üzerine davalı aleyhine ... 18. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin 10.05.2025 tarihinde tebliğ edilmesinin ardından davalının borcu bulunmadığı iddiasıyla 13.05.2025 tarihinde haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, fatura alacaklarında ödeme veya borcun bulunmadığına ilişkin ispat yükünün borçluya ait olduğunu ve davalının ödeme belgesi sunamayacağını, müvekkilinin ticari defter ve kayıtları, fotoğraflar ve diğer delillerle hizmetin ifa edildiğinin ortaya çıkacağını, ... Arabuluculuk Bürosunun ... Büro ve ... Arabuluculuk numaralı dosyası kapsamında yürütülen arabuluculuk sürecinin 02.07.2025 tarihinde anlaşamama tutanağıyla sonuçlandığını, dava değeri olan 187.288,89 TL alacağın likit nitelik taşıdığını ve davalının sırf süreci sürüncemede bırakmak kastıyla itiraz ettiğini ileri sürerek davanın kabulü ile davalı şirketin 13.05.2025 tarihli itirazının iptaline, takibin devamına, gerekli incelemeler için dosyanın bilirkişiye gönderilmesine, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davalı davaya cevap vermemiştir. BİLİRKİŞİ RAPORU:Davacı tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda; cari hesap toplamının 203.294,80-TL olduğuna dair görüş ve kanaati bildirilmiştir. BİLİRKİŞİ RAPORU: Davalı tarafın ticari defter ve belgeleri ile dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; Defterlerin Açılış ve Kapanış Tasdikleri ile HMK m. 222 Kapsamında Delil Vasfı: Davalı ...Şirketi'nin 2025 yılı e-Yevmiye ve e-Kebir defterlerine ait beratların Gelir İdaresi Başkanlığı'na yasal süresi içinde yüklendiği, envanter defterinin zamanında tasdik edilmediği fakat bu konu ile alakalı Türmob'ın duyuru yayınladığı ve açılış/kapanış tasdiklerinin duyuruya göre usulüne uygun olduğu tespit edildiği, bu itibarla davalı ticari defterlerinin, 6100 sayılı HMK m. 222 uyarınca sahibi (davalı) lehine delil vasfı taşıdığı kanaatine varıldığı, Davacının Defterlerine Göre Açık Hesap Bakiyesi ve Alacak Miktarı: 02.03.2026 tarihli önceki bilirkişi raporu kapsamında yapılan incelemede davacı Muhammet Karaca'nın 120.09 hesabında davalı ...'ya ait cari hesap bakiyesi 203.294,80 TL olarak tespit edildiği, ancak bilirkişi inceleme sürecinde davalı şirketin muavin dökümünde 21.01.2025 tarihinde gerçekleştirilen 30.000,00 TL'lik ödeme kaydı tespit edilmiş; söz konusu ödeme banka dekontu aracılığıyla tarafımca doğrulandığı, davacı tarafın mali müşaviriyle iletişime geçilmiş ve davacı muavin dökümü incelenmiştir; davacının kendi resmi defterlerinde de bu ödemenin kayıtlara alındığı ve bakiyenin 173.295,60 TL olduğu teyit edildiği, önceki bilirkişi raporunda belirlenen 203.294,80 TL bakiyesi ile davalı muavin dökümündeki 173.295,60 TL arasındaki 30.000,00 TL'lik fark, davalının 21.01.2025 tarihinde yaptığı bu ödemeden kaynaklanmaktadır. Bu itibarla davacı ve davalı tarafın resmi defterleri birbirleriyle tam uyum içinde olup her iki tarafın kayıtlarında da cari hesap bakiyesi 173.295,60 TL olarak yer aldığı, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 173.295,60 TL alacağının mevcut olduğu kanaatine varıldığı, faturaların Tebliği, Defterlere Kaydı, 8 Günlük Süre ve Önceki Bilirkişi Raporuna Yönelik İtirazların Değerlendirilmesi: Davacı tarafından düzenlenen dava konusu altı adet e-fatura, GİB e-Fatura sistemi aracılığıyla davalı şirkete usulüne uygun biçimde elektronik tebliğ edildiği, söz konusu faturaların davalı şirketin 2025 yılı yasal yevmiye defterlerine ve muavin hesaplarına borç olarak işlendiği, Karşılaştırmalı Alış-Satış Analizi Bildirim Formu'nda da bu alımlara karşılık gelen beyanların yer aldığı tespit edildiği, davalı şirketin söz konusu faturalara karşı TTK m. 21/2 kapsamındaki sekiz işgünlük yasal süre içinde herhangi bir itirazda bulunmadığı, GİB sistemi üzerinden ret bildirimi yapmadığı ve iade faturası düzenlemediğinin görüldüğü; dava dosyasında bu yönde herhangi bir belgeye rastlanmadığı, önceki bilirkişi ...'nun raporuna karşı davalı vekilince ileri sürülen; teslime dair irsaliye ve imzalı fatura bulunmadığı ile arıza formlarının bağlayıcı olmadığı yönündeki itirazların incelendiği, davalı şirketin söz konusu faturaları kendi yasal defterlerine borç olarak kaydetmiş olması ve Karşılaştırmalı Alış-Satış Analizi Bildirim Formu'nda alış olarak beyan etmiş bulunması, ticari ilişkinin fiilen gerçekleştiğine karine teşkil ettiği, bu itibarla davalının teslim gerçekleşmedi yönündeki itirazlarının, defterlerindeki kendi kayıtlarıyla çeliştiği değerlendirildiği, bu konudaki takdirin Mahkemeye ait olduğu, Taraf Defterleri Arasındaki Fark ve Hangi Tarafın Defterlerine Değer Verileceği: yapılan karşılaştırmalı inceleme neticesinde; önceki bilirkişi raporunda davacı defterlerine göre tespit edilen 203.294,80 TL bakiyesi ile davalı muavin dökümündeki 173.295,60 TL arasında 30.000,00 TL'lik bir fark bulunduğunun görüldüğü, söz konusu farkın kaynağının araştırıldığı, davalı şirketin 21.01.2025 tarihinde davacıya 30.000,00 TL ödeme yaptığı, bu ödemenin banka dekontu aracılığıyla tarafımca teyit edildiği ve her iki tarafın muavin dökümlerinde de kayıtlı olduğu tespit edildiği, davacı tarafın mali müşaviriyle de görüşüldüğü; davacının resmi defterlerinde de 30.000,00 TL'lik ödemenin işlendiği ve bakiyenin 173.295,60 TL olarak teyit edildiğinin anlaşıldığı, bu itibarla 30.000,00 TL'lik fark fiili bir hesap uyuşmazlığından değil, önceki bilirkişi incelemesinde dikkate alınmayan bu ödemeden kaynaklandığı, davacı ve davalı tarafın güncel resmi defterleri 173.295.,60 TL bakiyesiyle birbirini tam olarak teyit etmekte olup hangi tarafın defterine itibar edileceğine ilişkin ayrı bir değerlendirme ihtiyacı bulunmadığı, İşlemiş Faiz Talebi: takip öncesine ait işlemiş faiz talebi değerlendirildiğinde; TBK m.117 uyarınca muaccel bir borcun borçlusu ancak alacaklının usulüne uygun ihtarıyla temerrüde düşeceği, dava dosyasında davalı şirketin takip tarihinden önce ihtarname ya da benzeri resmi bir yolla temerrüde düşürüldüğüne dair herhangi bir belgeye rastlanmadığı, bu durum karşısında takip öncesi döneme ait işlemiş faiz talep edilmesi hukuken mümkün olmadığı, söz konusu 13.993,29 TL işlemiş faiz talebi yerinde görülmediği, bununla birlikte her ikisi de tacir olan taraflar arasındaki ticari ilişkiden doğan asıl alacak üzerinden icra takip tarihinden itibaren TTK m. 1530 kapsamında ticari temerrüt faizi uygulanması hukuka uygun olacağı, bu husustaki nihai değerlendirmenin Mahkemeye ait olduğu, İcra İnkâr Tazminatı: dava konusu alacak, tarafların yasal defterlerindeki kayıtlar ve vergi dairesi beyanları ile desteklenen, belgelenebilir nitelikte likit ve belirlenebilir bir alacak olduğu, bu niteliği itibarıyla İİK m. 67/2 kapsamındaki %20 oranındaki icra inkâr tazminatının değerlendirilmesine esas teşkil edecek koşullar teknik açıdan oluşmuş göründüğü, ancak tazminata hükmedilip hükmedilmeyeceğine ilişkin hukuki karar ve takdir münhasıran Mahkemeye ait olduğu görüş ve kanaati bildirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, fatura gereğince alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İcra dosyası uyap üzerinden celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır. Davacı taraf, bedeli ödenmeyen faturalara dayalı alacak talebinde bulunmaktadır. Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''. TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır. Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 04/06/2026 tarihli mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda; Davacı ve davalı tarafın güncel resmi defterleri 173.295,60 TL bakiyesiyle birbirini tam olarak teyit etmekte olup hangi tarafın defterine itibar edileceğine ilişkin ayrı bir değerlendirme ihtiyacı bulunmamaktadır. "şeklinde tespit ve değerlendirmelerde bulunduğu görülmüştür. Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu nazara alındığında tarafların ticari defter ve kayıtlarının birbiri ile uyumlu olduğu, her iki ticari defter ve kayıtlarında davalının davacıya 173.295,60 TL borçlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamında yapılan incelemede davacı yanın ... 18. İcra Müdürlüğü'nün ... icra dosyası üzerinden 173.295,60 TL asıl alacak ve faizi üzerinden takip başlattığı, takibin itiraz neticesinde durduğu, davacı yanın asıl alacak ve faiz olmak üzere toplam 187.288,89 TL üzerinden itirazın iptali davasını ikame ettiği, davalı vekilinin davanın reddini talep ettiği, safahatta tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelendiği, davacının davalıdan faturadan kaynaklı 173.295,60 TL alacaklı olduğu ve davacı yanca tanzim edilen faturaları davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına geçirdiği tespit edilmiştir. Bilirkişi tarafından denetime elverişli hesaplamaları rapora yansıttığı, davalı yanın 04/06/2026 tarihli bilirkişi raporuna karşı itirazda bulunduğu, itirazların soyut ve dayanaktan yoksun itirazlar olduğu, davalının davacıdan fatura alarak kayıtlarına intikal ettirmesi karşısında artık ispat yükünün davalı tarafa geçmiş olduğu ve aksinin dosya kapsamı itibariyle ispat edilemediği anlaşılmıştır. Sonuç olarak davacının takibe ve davaya konu faturalardan kaynaklı davalıdan alacaklı olduğu vicdani kanaatine ulaşılmış olup aşağıdaki şekilde davanın asıl alacak bakımından kabulü yönünde hüküm kurulmuştur. Davacının davalıyı takipten önce temerrüde düşürdüğünü ispatlayamaması karşısında faize ilişkin talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Alacağın likit olması konusunu Yargıtay Genel Kurulu ,... E. ve... K. Numaralı kararında; ''Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.” şeklinde açıklamıştır. Bir alacağın likit olup olmadığı hususu değerlendirilirken her uyuşmazlık kendi koşullarında değerlendirilecek, alacağın miktarının belli ve sabit ya da borçlu tarafından bilinebilir olduğu durumlarda söz konusu alacağın likit olduğu kabul edilecektir. Yargıtayın yerleşik kararlarına göre fatura alacakları likit niteliktedir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin ... E. ve... K. Numaralı kararına göre; “Uyuşmazlık, davacının davalıya faturayla sattığı mal bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, borcun miktarı belirlenebilir (likit, hesap edilebilir) olduğundan, dava dilekçesinde icra inkar tazminatı isteyen davacı yararına İİK.nun 67/2 nci maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu istemin reddi doğru görülmemiştir.” denilerek fatura alacağının likit niteliği belirtilmiştir. Somut olayımızda davacının talep ettiği alacağın faturaya bağlı alacak olması nedeniyle kabul edilen asıl alacağın yüzde 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; 2-Davalı borçlunun ... 18. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazın 173.295,60 TL üzerinden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-Davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından alacak olan 173.295,60 TL üzerinden % 20 oranında olmak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya VERİLMESİNE, 4-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 11.837,82 TL harçtan, peşin yatırılan 2.261,99 TL harcın düşümü ile geri kalan 9.575,83 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA, 5-Harçlar yasası uyarınca davacı tarafından yatırılan 2.261,99 TL peşin harç ile 615,40 TL başvura harcı toplam olan 2.877,39 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 13.993,29 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 8-Davacı tarafından yapılan toplam 17.440,00 TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre belirlenen 16.136,97 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya VERİLMESİNE, geri kalan bakiyenin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, kalan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer OLMADIĞINA, 9-Kabul red oranına göre belirlenen 4.256,31 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA, Kabul red oranına göre belirlenen 343,69 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin e-duruşma ortamında, Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 02/10/2026
Katip ¸
Hakim ¸