İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/683 E. 2026/96 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/683
Karar No
2026/96
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 27. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/683 Esas KARAR NO : 2026/96

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/01/2026 KARAR TARİHİ : 18/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki kapsamında cari hesap sözleşmesi bulunduğunu, müvekkilinin muhasebe kayıtlarına göre davalının cari hesap bakiye alacağından kaynaklanan 119.486,80 TL asıl alacak ve 5.070,00 TL faiz olmak üzere toplam 124.556,80 TL borcu olduğunu, muaccel hale gelen borcun davalı yanca ödenmemesi ve müvekkilinin ticari yönden zor duruma düşmesi üzerine alacağın tahsili amacıyla ... 25. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun ise herhangi bir borcu bulunmadığı gerekçesiyle takibe ve tüm ferilerine haksız ve kötü niyetli şekilde itiraz ettiğini, oysa ki davalı adına düzenlenen 30.06.2025 tarihli ve 119.486,80 TL bedelli faturanın davalı muhasebe kayıtlarında da yer aldığını ve ödenmediğini, alacağın likit ve muayyen nitelikte olması nedeniyle İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesi uyarınca icra inkâr tazminatı koşullarının oluştuğunu, dava şartı arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlandığını, davalının mal kaçırma ihtimali gözetilerek dava konusu alacağın tahsilini temin bakımından taşınır, taşınmaz malları ile bankalardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulması gerektiğini ileri sürerek, davanın kabulü ile davalının takibe vaki itirazının iptaline, takibin devamına, takip bedelinin %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına, davalının mal varlığı ile hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davalı davaya cevap vermemiştir. BİLİRKİŞİ RAPORU: Davacı .. A.Ş. ile davalı .... Şti.'nin incelenen ticari defterleri ve dayandığı belgeler ile yardımcı defterlerinin birbirini tamamlaması, teyit etmesi ve usulüne uygun tutulmuş olması nedeniyle TTK. md.85 ve HMK 222. madde gereğince sahipleri lehine delil niteliğinde bulunduğu; Davacı ... A.Ş.'nin incelenen defter ve kayıtlarına göre, 11.08.2025 tarihinden itibaren ve 19.09.2025 takip tarihinde de...Tic. Ltd. Şti.'den açık hesap ilişkisinden kaynaklı 119.486,80 TL alacaklı olduğu; Davalı ...Tic. Ltd. Şti.'nin incelenen 2024 yılı defter ve kayıtlarına göre 11.08.2025 tarihinden itibaren ve 19.09.2025 takip tarihinde de davacı ... A.Ş.'ne açık hesap ilişkisinden kaynaklı 119.486,80 TL borçlu olduğu; Davacının takibe ve davaya konu ettiği davalıya kestiği e-faturanın davalı şirkete merkezi platform (GİB) üzerinden elektronik ortamda usulüne uygun tebliğ edildiği, davalı .. Ltd. Şti.'nin incelenen kanuni defter ve kayıtlarında yer aldığı, faturada vade belirtilmediği, “irsaliye yerine geçer” ibaresinin yer aldığı dava dosyasında davalı tarafından davacının kestiği e-faturalara itiraz edildiğine dair herhangi bir iade faturasının görülmediği; Tarafların incelenen defter kayıtları arasında fark bulunmadığı mutabık oldukları, davacı ...A.Ş.'nin 11.08.2025 tarihinden itibaren ve 19.09.2025 takip tarihinde de ... Ltd. Şti.'den açık hesap ilişkisinden kaynaklı 119.486,80 TL alacaklı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, faturalardan kaynaklı açık hesap ilişkisine dayalı genel haciz yolu ile takipte ödeme emrine itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir. İcra dosyası uyap üzerinden celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır. Davacı taraf, bedeli ödenmeyen faturalara dayalı alacak talebinde bulunmaktadır. Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''. TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır. Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. Taraflar ticari defterlerinde yapılan incelemeye göre takip tarihi itibariyle davalının 119.486,80 TL borçlu olduğu, davacının düzenlediği faturaların, davalının ticari defterlirnde kayıtlı olduğu bilirkişi tarafından tespit edilmekle taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtlarına mahkememizce itibar edilmiştir. Sonuç olarak, tarafların ticari defter ve kayıtlarına mahkememizce itibar edilerek takip tarihi itibariyle davalının 119.486,80 TL borçlu olduğu aşağıdaki şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Her ne kadar davacı yan takipte faiz talebinde bulunmuş ise de davacının davalıyı takipten önce temerrüde düşürdüğünü ispatlayamaması karşısında faize ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir. Alacağın likit olması konusunu Yargıtay Genel Kurulu ,...E. ve... K. Numaralı kararında; ''Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.” şeklinde açıklamıştır. Bir alacağın likit olup olmadığı hususu değerlendirilirken her uyuşmazlık kendi koşullarında değerlendirilecek, alacağın miktarının belli ve sabit ya da borçlu tarafından bilinebilir olduğu durumlarda söz konusu alacağın likit olduğu kabul edilecektir. Yargıtayın yerleşik kararlarına göre fatura alacakları likit niteliktedir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin ...E. ve ... K. Numaralı kararına göre; “Uyuşmazlık, davacının davalıya faturayla sattığı mal bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, borcun miktarı belirlenebilir (likit, hesap edilebilir) olduğundan, dava dilekçesinde icra inkar tazminatı isteyen davacı yararına İİK.nun 67/2 nci maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu istemin reddi doğru görülmemiştir.” denilerek fatura alacağının likit niteliği belirtilmiştir. Alacağın faturaya bağlı alacak olması nedeniyle kabul edilen asıl alacağın yüzde 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE; davalı tarafından ... 25. İcra Dairesinin...sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 119.486,80 TL üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından kabul edilen asıl alacak olan 119.486,80 TL üzerinden % 20 oranında olmak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya VERİLMESİNE, 3-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 8.162,14 TL harçtan peşin alınan 1.504,34 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.657,80 TL karar harcının davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA, 4-Davacı tarafından yapılan 1.504,34 TL peşin harç ve 732,00 TL peşin harcın toplamı 2.236,34 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan 10.740,00 TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre belirlenen 10.302,84 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya VERİLMESİNE, geri kalan bakiyenin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, kalan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer OLMADIĞINA, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 5.070,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 8- Kabul red oranına göre belirlenen 4.412,76 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA, Kabul red oranına göre belirlenen 187,24 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA, 9-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere karar verildi. 18/09/2026

Katip ... ¸

Hakim ... ¸

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/683, K. 2026/96, T. 18.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-683-e-2026-96-k-783fce0133e6