Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1097 E. 2026/2098 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1097
- Karar No
- 2026/2098
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1097 KARAR NO : 2026/2098
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/02/2023 NUMARASI : 2022/112 Esas 2023/104 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 01/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/10/2026
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/112 Esas ve 2023/104 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirket 1200 çalışanı olan ve yurt çapında sektöründe öncü olarak gümrük müşavirlik ve danışmanlık hizmeti veren bir firma olduğunu, davalı firmanın da gümrük müşavirlik hizmetlerini gerçekleştirmek üzere Karşıyaka 4. Noterliği 17.09.2012 tarih ve 32601 yevmiye numaralı vekaletname ile görev yapmaya başladığını, davalı firma ile gümrük müşavirliği hizmet bedelini içeren faturalar ile davalı adına müvekkili şirket tarafından gümrük, ardiye, antrepo... vb özel ve kamu kurum ve kuruluşlara yapılan ödemelerin davalıya yansıtılması şeklinde düzenlenen dekont bedelleri toplamı 28.347,05 TL davalı yanca ödenmediğini, buna ilişkin Menemen İcra Müdürlüğü 2021/3310 E. sayılı ilamsız icra takibi ile 28.347,05 TL alacak için icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, borçlunun itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek borçlunun itirazının iptali ile takibin devamına ve borçlunun haksız itirazı sonucu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin davacı şirket ile gümrük müşavirliği işlemlerini gerçekleştirme hizmeti için anlaştıklarını, Karşıyaka 4. Noterliğinin 17 Eylül 2012 tarihli, 32601 yev. sy. vekaletname ile gümrük işleri içinde yer alan ihracat konusu gönderi veya eşyanın serbest dolaşıma giriş, transit, gümrük, antrepo, dahilde ve hariçte işleme, her türlü gümrük işlemleri için gümrük idarelerine, bakanlıklara başvurma, gerekli belgeleri sunma, acentelere ödenen meblağlara ilişkin ekstreleri ve iadeleri alma gibi eşyanın gümrüklenmesi ile ilgili yasalar ve mevzuat uyarınca tüm işlemleri yapmaya davacı şirketi ve yetkililerini 16.09.2022 tarihine kadar yetkilendirildiğini, davacı şirketin, müvekkili şirkete anlaşma sağlanan gümrük hizmetinin ayıplı olması sebebiyle, müvekkili şirketin zarara uğradığını, söz konusu zarar bedeli 27.12.2021 tarih ve ZRT20210000004329 nolu ve 26.928,70 TL bedelli, yansıtma bedeli faturasıyla davacı şirkete yansıtılmasına rağmen, davacı şirket dekont bedeli olarak ileri sürdüğü 28.347,05 TL'yi haksız ve kötü niyetli olarak takip konusu yaptığını, davacı şirketin, müvekkil şirketin mallarını gümrükten geç çekmiş ve işlemleri geç yapmış bunun neticesinde müvekkil şirketten 6 günlük gecikmenin ardiye ödemesini talep ettiğini, müvekkili şirkete ait malların gümrüğe geldiğini, ancak malların dosyası 28.07.2021'de düzenlenmiş ve malların kontrolüne başlanması 02.08.2021'de olduğunu, malların gelişinden kontrole başlanmasına kadar geçen 4 günlük ekstra ardiye ücreti, müvekkil şirketten haksız şekilde talep edilmiş olup, davalı şirketin işlerin gecikmesinde hiçbir kusuru yoktur zira davalı müvekkil şirket gümrük işlerini yapabilmesi için davacı şirketle anlaşmıştır ancak davacı şirket malların kontrolünü 4 gün geciktirmiş ve gecikme nedeniyle malların ardiye ücretini davalı müvekkil şirkete yüklediğini, 30.07.2021 tarihinde izin beyannamesi onaylanmış olmasına rağmen davacı şirket izin beyannamesini 02.08.2021 tarihinde tescil ettiğini, mallar için müvekkil davalı şirket 03.08.2021 tarihinde teminatı mektubu, davacı şirkete iletilmiş ancak davacı şirket teminat mektubunu 04.08.2021 tarihinde yatırdığı için yeniden davacı şirket tarafından kaynaklanan 2 günlük gecikme olmuş ve bu gecikme nedeniyle davalı müvekkil şirketten ekstra 2 günlük ardiye ücreti talep edildiğini, davacı şirket çalışanları ve müvekkil şirket çalışanları arasında yapılan mail konuşmalarında, gecikmenin ve üzerilerine yüklenen ekstra ardiye ücretinin sebebi sorulmuş ancak davacı şirket, kendilerinden kaynaklanan bir durum olmadığını müvekkili davalı şirket tarafından yapılan tespitlerde kendilerinden mallar için talep edilen tüm belge ve teminat mektubu zamanında, davacı şirkete iletilmiş ancak davacı şirket ilgili kontrolleri zamanında yapmamış ve teminat mektubunu zamanında yatırmadığını, müvekkil davalı şirketin davacı şirkete herhangi bir borcu olmamakla birlikte gümrük hizmeti karşılığı da ayrıca ödendiğini, davacı şirketin, kendi kusuru sebebiyle yaşanan gecikmeden kaynaklanan ardiye ücretlerini müvekkil şirketten talep edebilmesi hukuken mümkün olmadığını bu nedenle davanın reddini, davacı aleyhine % 20 kötü niyet tazminatına hükmolunmasını, talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava ; İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) istemine ilişkindir. Davacı vekili delil olarak; Menemen İcra Müdürlüğü 2021/3310 E. sayılı dosyası, gümrük müşavirliği vekaleti, davacı şirket tarafından düzenlenen fatura ve dekontlar, tebliğ evrakları, hesap ekstresi, ticari defter ve bilgisayar kayıtları, tanık beyanı, yemin ve bilirkişi incelemesine dayanmış, dayanak belgelerini dosyaya sunmuştur. Menemen İcra Müdürlüğü'nün 2021/3310 sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; alacaklısının davacı, borçlusunun davalı olduğu, takibin 28.347,05-TL asıl alacak üzerinden yapılan ilamsız icra takibi olduğu, takibin dayanağının 30/11/2021 tarihli fatura alacağı olarak gösterildiği, ödeme emrinin davalı-borçluya tebliğ edildiği, takibe davalı-borçlu tarafından 30/12/2021 tarihinde borcu bulunmadığından takibe, itiraz edildiği, takibin durduğu tespit edilmiştir. Uyuşmazlık ve çözülmesi gereken sorun; davacının gümrük müşavirlik hizmetinden dolayı davalı şirketten alacaklı olup olmadığı , davacının gümrük hizmetinin ayıplı olup olmadığı ,gümrük hizmeti karşılığının ödenip ödenmediği, ardiye ücretlerini davalıdan talep edip edemeyeceği , davacının takip tarihi itibariyle Menemen İcra Dairesi'nin 2021/3310 Esas sayılı icra dosyasındaki miktar kadar alacaklı olup olmadığı, davacının icra inkar, davalının kötüniyet tazminatı talep koşullarını oluşup oluşmadığı noktalarındadır. Mahkememizin 03/06/2022 tarihli celsesinde verilen ara kararı uyarınca; dosyanın SMMM uzmanı bilirkişi ve gümrük bilirkişisine verilerek, taraf defter ve kayıtları üzerinde gerekli görülmesi halinde yerinde inceleme yapma yetkisi de verilerek uyuşmazlık konusunda rapor düzenlenmesinin istenmiştir. Bilirkişiler ... ve ... tarafından mahkememize sunulan 12/09/2022 tarihli raporda; davalı ....Şti.'nin 2021 yılı inceleme döneminde E-DEFTER tuttuğu, inceleme dönemlerine ait tutulan Yevmiye Defteri ve Defter-i Kebirin E-Defter Beratları tarafımdan incelenmiş olup, oluşturma tarihlerinin yasal süresi içinde yapıldığı; davalı resmi defterlerinde 24.12.2021 takip tarihi itibariyle davacının davalıdan -28,347.05.-TL tutarında alacaklı olduğunun, 31.12.2021 tarihi itibariyle davacının davalıdan -1,418.35.-TL tutarında alacaklı olduğunun, kaydedildiği, davalı .... tarafından Davacı ... adına düzenlenen 27.12.2021 tarihli 26.928,70.-TL toplam tutarındaki e-Fatura içeriğinin; Yansıtma Bedeli olduğu; anılan e-Faturanın altındaki açıklamada "Beyanname No: IM145335- IM169825- IM168282- IM167002- IM141494- IM171928- IM018420" denildiği görülmekle; anılan e-fatura heyetimiz gümrük müşaviri tarafından değerlendirildiğinde; dosya kapsamında yer alan tüm hususlar ve yukarıda detaylı olarak açıklanan mevzuat hükümleri göz önüne alındığında, dava konusu yapılan tüm gümrükleme işlemlerinin gümrük mevzuatında yer alan usul ve esaslara uygun olduğu, davacı firmanın davalı firma adına gümrük işlemleri hizmetini yerine getirdiği, bilirkişi .... tarafından mahkememize sunulan 01/11/2022 tarihli bilirkişi raporunda; davacı tarafa ait 2020 ve 2021 yılları ticari defterlerinin tasdik işlemleri yasal süreleri içerisinde yapıldığı, davacı taraf kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 28.347,05 TL alacaklı olduğu, bu tutarın takip talebinde talep edilen tutarla uyumlu olduğu bildirilmiştir. Tüm dosya içeriği ve delillerin özellikle bilirkişi raporunun değerlendirilmesi sonucunda: Davacı davalıya gümrük müşavirlik hizmeti verdiğini davalıdan alacaklı olduğunu bildirmiş davalı ise verilen hizmetin ayıplı olduğunu bu nedenle zarar uğradıklarını zararın alacaklı şirkete yansıtıldığını borçlu olmadıklarını beyan etmiştir. Dosyada bilirkişi incelemesi yaptırılmış davacı defterleri davalı defterleri incelenmiş gümrük müşaviri bilirkişiden kök ve ek rapor aldırılmıştır. Bilirkişiler raporlarında davalı defterleri incelendiğinde 24.12.2021 takip tarihi itibariyle davacının davalıdan -28,347.05.-TL tutarında alacaklı olduğunun, 31.12.2021 tarihi itibariyle davacının davalıdan -1,418.35.-TL tutarında alacaklı olduğunun kaydedildiğini, davacı taraf defterleri incelendiğinde ise 2020 ve 2021 yılları ticari defterlerinin tasdik işlemleri yasal süreleri içerisinde yapıldığı, davacı taraf kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 28.347,05 TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğunu her ne kadar davalı tarafça sunulan hizmetin ayıplı olduğu bildirilmiş ise de gümrük müşaviri bilirkişinin ,dava konusu yapılan tüm gümrükleme işlemlerinin gümrük mevzuatında yer alan usul ve esaslara uygun olduğunu bildirdiği, davacı firmanın davalı firma adına gümrük işlemleri hizmetini yerine getirdiği anlaşıldığından davacının takip konusu miktar kadar davalıdan alacaklı olduğu davacının itirazının haksız olduğu davalının ticari defter ve kayıtlarına göre alacağın likit ve belirlenebilir olduğu..." gerekçesi ile, davanın KABULÜ ile, davalının Menemen İcra Müdürlüğü'nün 2021/3310 esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın İPTALİNE, takibin 28.347,05-TL asıl alacak takip çıkış miktarı üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 5.669,41-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyadaki gerek kök gerekse de ek raporun, hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bilirkişi raporunun eksik olduğunu, davacının ayıplı hizmet vererek müvekkili davalıyı zarara uğrattığı savunmasının değerlendirilmediğini, davacının görevini zamanında yapmadığını, ayıplı hizmet verdiğini ve bundan dolayı da müvekkili davalının zarar gördüğünü, davacının gümrük hizmet bedelini aldığını ayrıca ardiye ücretlerini davacının kendi kusuruna rağmen müvekkili şirketten istemesinin hukuken mümkün olmadığını, alacağın likit ve belirlenebilir olmadığını, icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, gümrük müşavirlik hizmetinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre “(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir kaineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Bu açıklamalar ışığında, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, davacı tarafından davalıya gümrük müşavirlik hizmeti verdiğinin ispatlanmasına, davalının, davacının hizmeti ayıplı sunduğu ve kendisini zarara uğrattığı savunmasını yasal delillerle ispatlayamamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/02/2023 tarih ve 2022/112 Esas 2023/104 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 1.936,38.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 484,10.TL harcın mahsubu ile bakiye 1.452,28.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 01/10/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.